Yazarımız Ramzan Çetiner yazdı

Advert

Günler, günlerden bıkkın. Günler, günlerden kaçıyor. Günler, bir hengamedir; düştüler bir bir. Günler, bir insan ömrüne benzediler. Ya da insan ömürleri gün geçtikçe kısalıyor. Gün, uzamaya niyetli. Gün, geceden uzun olmalı. Ki bahar gelsin. Peki bahar geldi mi uzayacak mı insan ömürleri? Umutlu musunuz?

 

Diyelim ki baharın gelmeyeceği tuttu. Bu fablımızda(bi Kurdî: çîrok) bahar da insan vasıfları üstlensin; kar da kuşlar da kurşunlar da ölüm de... Ama insan değil. İnsana, insan vasıfları yüklemeyelim. Çünki eksikse veyahut bir teoride* geçtiği üzere “kullanılmayan organlar kurur ve kaybolur” kaybolmuşsa vasıf, ne yapsın fabl yazarımız? Vicdanı, ahlakı, merhameti, insan olma gerekliliğini yitirmiş bir insan biçimine bu vasıfları verip onu kişileştirsin mi? Bu zor. Bunu yapamayacaklardan biriyim. Mesela insan öldükten sonra barışmanın gerekliliğini tartışırım. Barışın var olması için insan mı ölmeli?

 

Her insan yaşama, beslenme, güven, sağlık, eğitim, düşünebilme... haklarına sahiptir. Bu hakları hiç kimse ona bağşedemez ve kimse bu hakları olan bir insandan şükran û minnet bekleyemez. Çünki canı veren de canı alan da her din û inanç perspektifinde mevcut ve vardır. Bir insan, bir başka insanın canını alma, onu canından mahrum etme hakkına sahip değildir. Öyleyse insan öldüren(inanışlar bir yana)  herkes amaherkes(şahıs, kitle, yönetim, savaşçı...) katildir, canidir, teröristtir. Sebebi ne olursa olsun eğer kişinin fikri, vicdanının önüne geçmemişse “ben insan öldürürüm” diyen biri çıkmaz, çıkmamalı.

 

Yanıbaşımızda, ötemizde, gerimizde, illerimizde, dün, bugün, şu an insanlar ölüyor. Neden savaştığını bilmeyen, neden öldürme eylemini gerçekleştirdiğini bilmeyen resmi, gayrı resmi her görevli ölmediyse öldürüyor.

 

Şahsım, “Analar ağlamasın!” sloganından da bıkkın ve sitemkar. Yalnızca analar ağlamıyor. Ve ölümü de istatistikleştirmeyelim lütfen! Onunki çok benimki az gibisinden...

 

“Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler(...)” Cemal Süreya**

 

Bu şiiri özellikle seçtim. Bu şiiri babası ölenler daha iyi anlar. Ve elbette kimse babasının, annesinin, kardeşinin, evladının ölmesini istemez. Peki neden bu savaşlar? Neden bu cinayetler, katliamlar..?

 

Canlı tanığıyım Şırnak’ta büyüyen çocukların, babası görevde ölmüş memur çocukların ve bir başka yaramız Suriyeli halkın çocukları ve diğer... bu çocukların dünyalarını yıkmaya hiçbir kulun hakkı yoktur. Tanrılılaşma sapkınlığında değilse hiçbir beşer, şaşmaz böyle yalan yanlış...

 

Babalar öldüler, çocuklar ölüyor... Bu çocukların bir farkı var: baba olmadılar daha. İnsanlık suçudur savaş çığırtkanlığı yapmak... Nasipsizliktir ilk taşı atmak...

 

Sebeplerden umudunu kesmiş biri olarak sonuçlara yüklenmeyeceğim. Saat yedi, akşam haberleri... izlemeyeceğim. Ve izlerin karıştığı bu aylarda veyahut geniş perspektifle yıllarda dolduruşsal düşüşlere, yanılgılara gelmemeyi görev edineceğim.

 

Kişilere yüklenmemeli. Kişiler, görünendir. Gizil de görünmeyen de ne var o bilinebilse görünenin incir çekirdeği olduğu gerçeğini edineceğiz. Önce kendine sonra çevremize meşale olmalı. Ama önce meşale olarak yanabilmeyi edinmeli... Ki yarına umutla bakalım.

 

Dilerim yalancı baharlar değildir umduğumuz. Ve selam.

 

(*: Dar./ **: Şair)

 

Rmzn_Ctnr@hotmail.com

Ramazan Çetiner
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek-Hilvan Arası Kaza; 9 Aylık Bebek Hayatını Kaybetti
Siverek-Hilvan Arası Kaza; 9 Aylık Bebek Hayatını Kaybetti
Siverek'te Taşımalı Eğitim Öğrencilerine Yönelik Örnek Proje
Siverek'te Taşımalı Eğitim Öğrencilerine Yönelik Örnek Proje