Yazarımız Mehmet Güllü Orman Yazdı

Advert

Ademoğlu farklıdır. Tektir ve özeldir. İnsanları değerli yapan da  bu farklı özellikleridir. Her insanın da insanlığa  katkısı farklı yönlerdedir. İnsanlar arasındaki fiziksel, zihinsel ve duygusal farklılıklar, sanıldığından çok fazladır. Bunlar, genetik  ve çevresel faktörlerdendir. Eğitim süreçlerindeki durumlar ve hayattaki deneyimler de çok farklı olduğundan, insanlar arasındaki farklılaşma artarak devam eder. İnsanların yaşadıklarından etkilenme biçimi de bu farklılaşmayı derinleştirir.

İnsanlar açıkça izlenimlerine, daha önceki deneyimlerine ve beklentilerine göre farklı ve kendine özgü düşünceler üretir. Bu da insan sayısı kadar farklı koşullanmış insan olduğu anlamına gelir İnsanoğlunun duyguları, düşünceleri, değerleri, istekleri ve gelecekten beklentileri farklıdır. İnsanların kişiliği, algılama kapasitesi, farklı durumsallıklara karşı koşullamaları ve davranış tarzları da farklılaşabilir. İnsanlar farklı, ayrıksı, ilginç ve özgün yönleriyle dikkat çeker, fark edilirler, tanınırlar ve hatırlanırlar.

Heyecanlanmak, kızgınlık duymak, çabuk samimiyet kurmak, sıkılmak vb. bireylere göre değişen durumlar, kişinin mizaç ya da huy özellikleridir. Belirli sınırlar içinde değişkenlik gösterir. Tekrar eder. İnsanlar karakterlerini, şahsiyetlerini kişiliklerini çoğunlukla buna göre belirler

dünyadaki insan sayısı kadar kişilik özelliği vardır. Hiç birimizin kişilik/karakter özellikleri diğerine benzemez.

Allahu Teala ayette de bunu ifade etmiştir:  “O'nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır.” (Rum, 30/22)

Kur'an-ı Hakim, temel bazı farklılıklara vurgu yapmış, bunların ilahî  hikmetin bir yansıması olduğuna, ayrılık-gayrılık, kin , nefret ve düşmanlık vesilesi yapılmaması gerektiğini ifade etmiştir.

Kur’an dan anlaşılan bir diğer husus  farklı diller ve farklı renkler hakikatidir. Aynı topraktan yaratılmalarına rağmen insanların siyah ,beyaz, ,kumral , sarı, esmer, kırmızı, buğday rengi gibi farklı renklerde olmaları, Yüce Allahın kuşatıcı ilim ve kudretini gösterir..

Bu hakikati , inkar etmek, görmezlikten gelmek  hem Allah’ın hem Kur’ana karşı bir isyan, bir başkaldırı anlamına gelir. Bu isyanın dünyadaki cezası ,ahiretteki cezası olacak.

 Elbetteki ahiretteki ceza  daha şiddetlidir.

 Ayrıca Hucurât sûresinin 13. âyetinde "insanlığın değişik halklara ve oymaklara ayrılmasının amacı, onların tanışmasının sağlanması" şeklinde açıklanmıştır ki, bunun tabiî sonucu karşılıklı beşerî ilişkilerin kurulmasıdır. Şayet bu farklılıklar bulunmasa ve insanlar tek tip olarak yaratılmış olsaydı dünyada yaşam mümkün olmaz, düzenin yerini kaos alırdı..  

İnsan arasındaki bu fitne ateşinin körüklenmemesi  için peygamberimiz  şiddetle ve defalarca şöyle buyurmuştur.
"Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz."
( Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 315)

"Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir. Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın."
(Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 425)


"Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab'a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teala katında en üstününüz, Allah Teala'dan en çok korkanınızdır."
(Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 5/411 )

İslam, düşünce hürriyetini ve hoşgörüyü savunur.

İnsanların fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğünü açıkça sağlayan ve güvence altına alan bir din olan İslam, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi (zan) dahi engelleyen ve yasaklayan emirler getirmiştir.

 Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığını yüzyıllarca devam ettirebilmesindeki en önemli nedenlerden biri, İslam'ın getirdiği hoşgörü ve anlayış ortamının yaşanması olmuştur. Asırlardır hoşgörülü ve şefkatli yapılarıyla tanınmış olan Müslümanlar, her zaman dönemlerinin en merhametli ve en adil kişileri olmuşlardır. Bu çok uluslu yapı içerisindeki tüm etnik gruplar, yıllarca mensubu oldukları dinleri özgürce yaşamışlar, üstelik dinlerini ve kültürlerini yaşayabilecekleri tüm imkanlara da sahip olmuşlardır.
Tüm bunlar, İslam'ın insanlara öğütlediği ahlak özelliklerinin, dünyaya barış, huzur ve adalet getirecek erdemler olduğunu göstermektedir.

İslâm, barış ve esenlik demektir. Müslüman da barış ve esenliğe ermiş, barış ve esenliği hedeflemiş kimse demektir.

"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, size âyetlerini böyle açıklar ki, doğru yolu bulasınız."(Âl-i İmran, 3/103)

Rabbim bu şuur ve erdemle yaşamayı ve yaşatmayı bizlere nasip eylesin...

Siverek Siverek Haber Siverek Son Haber
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Motosiklet Pikapa Çarptı: 2 Yaralı
Motosiklet Pikapa Çarptı: 2 Yaralı
Kendi İsminin verildiği Okula Kitap yardımı yaptı
Kendi İsminin verildiği Okula Kitap yardımı yaptı