Yazarımız Dilek Azad yazdı

 İnsanlar savaşır ve kaybeder; uğruna savaştıkları şey yenilmelerine rağmen gerçekleşir, ama ortaya çıkan düşündüklerinden başka bir şeydir; başka insanlar başka bir adla onların davası için savaşmak zorunda kalır. (William Morris)

              Kürdistan’da iktidar merkezinin yokluğu Kürdistan’ı bir sömürge statüsünden bile mahrum etmiştir. İmparatorluk’ta M.Hardt ve A.Negri 3 dünyadan bahseder: üç dünyanın(Birinci, İkinci ve Üçüncü Dünya) uzamsal bölünmeleri öyle bir karıştı ki, sürekli olarak Birinci Dünya’yı Üçüncü Dünya’da, Üçüncü Dünya’yı Birinci Dünya’da görüyoruz; İkinci Dünya’nın yerindeyse yeller esiyor. (Hardt&Negri, 2015,S.16-17).

Kürdistan Siyasi, sosyal ve ekonomik  olarak  üçüncü dünyanın üçüncü dünyasında yer almaktadır. İlk iki dünya ülkeleri ise varlığı kabul edilen fakat sömürge konumunda olup tanınan ülkelerdir. Kürdistan otonomisini elinde bulunduran devletler Kürdistan’ı bir sömürge olarak görmemekle sömürge statüsünü dahi ellerinden almaktadır.

Dünya ülkeleri ulus-devletleşme sürecinde konumlarını ve sınırlarını belirlerken stratejik bir konuma sahip olan Kürdistan bu ulus devletlerin strateji aracı haline getirilmiştir. Yersiz yurtsuzlaştırılmaya çalışılan Kürtler sömürgecisi olan devletlerle bir bütünleşme sürecine maruz bırakılmıştır. Bu maruz bırakılma ulusal bilinci gittikçe yok etmekte ve zihinsel köleliği doğurmaktadır.

Bu zihinsel kölelik; kontrol toplumu dediğimiz, komuta mekanizmalarının giderek daha fazla “demokratik”, giderek daha fazla toplumsal alana içkin hale geldiği, yurttaşların beyinleri ve bedenleri üzerinden dağıldığı bir toplum anlaşılır.(Hardt&Negri, 2015, S.44) Bu süreç zarfında tarihi hafıza yok edilmekte içinde bulunulan topluma entegre sürecine girilmektedir.

Entegre sürecinde kullanılan iletişim sistemleri, enformasyon ağları Biyo-İktidarın kontrolünde tarihi-kültürel hafızayı silikleştirme aracı olarak kullanılmaktadır. Böylece toplumdaki farklılıklar  (biçimsel) demokrasi adı altında tek bir potada eritilir.

Ulus, birleşik cemaatin otonom gücünü (biçimsel) demokrasi ile temsil ederken bünyesinde bulunan bu güçlerin ayrılma ve otonomisini elde etme istekleri karşısında totaliter bir yapıya dönüşmektedir. Bu totaliter yapı belirli hak ve imtiyazlar sağlayarak kendisini meşru bir zemine oturtmaktadır fakat bu haklar ve imtiyazlar hiçbir zaman otonomiye kapı aralamamaktadır.

Bir diğer boyutu ise milli şuurunu kaybeden bir millet de artık böyle bir hak talebinde bulunmamaktadır. (Biçimsel) Demokrasi çerçevesinde otonomi isteğinden vazgeçen, milleti için bir aydın olma vasfını yitirmiştir.

Bu gün Kürdistan coğrafyasında birçok “entelektüel” bulunmakla birlikte “aydın” yok vasfındadır. Aydın olmak toplumu tanımak, içinde yaşadığı halkla empati kurmak, yaşadığı zamanı bilmek ihtiyaç ve isteklere göre hareket etmek ve toplumun sorunlarına angaje olmaktır. Aydının vasfı, İçinde yaşadığı dönemi iyi bilmek ve halkına bilinç ve sorumluluk kazandırmaktır.

Kürdistan bu gün zaman ve uzamdan bağımsız silik bir coğrafya konumundadır. Kürt milleti tarihi ve toplumsal hafızadan yoksun olarak vasıfsız entelektüeller tarafından (biçimsel) demokrasi içerisinde bütünleşme yoluna gitmektedir.

Bu bir milletin yok hükmünü daha da kuvvetlendiren yegâne temelleri atmaktır.

Ve bu milletin entelektüellere değil aydınlara ihtiyacı vardır.

DİLEK AZAD

Dilek Azad
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek Belediyesinden İmar Planında Keyfi Uygulama
Siverek Belediyesinden İmar Planında Keyfi Uygulama
(GÜNCELLENDİ) Siverek'te Silahlı Kavga: 1 Ölü 2 Yaralı
(GÜNCELLENDİ) Siverek'te Silahlı Kavga: 1 Ölü 2 Yaralı