Yazarımız Serdest Özgül yazdı

Advert

Ekolojik suiistimalin odak noktası dünyadan herkese çınar yaprağı boyutunda selamlar.

Evrendeki 8 gezegen arasında en bencili şüphesiz ki Dünya.

Dünya'da yaşayan sekiz milyon yediyüz bin canlı türü arasında bu evreni yok etmeye çalışan tek bir tehdit unsuru var oda ; İNSAN !!

 

Çarpık kentleşme ile birlikte insanlar sözde modernleşme adı altında doğal varlıklarımızın katili olarak beton ve demir yığınlarından oluşan F tipi evlere torunlarımızı maruz bıraktılar. Küreselleşmenin getirisi ile birlikte 20 Milyar yaşında olan evren her geçen gün parça parça yok oluyor.

 

 

Düşünebiliyor musunuz? 4,5 Milyar yaşında olan güneş sistemi artık evren üzerinde ciddi etkiler yaratmaya başladı.

 

 

Küresel felaketizm nedeniyle geçmişteki canlı türlerinin her geçen gün yok yolması, insanlardan bile üstün olan birçok canlının neslinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ap açık bir gerçek.

 

 

Atmosferin delinmesinden başlayarak hormonlu biberlerden domatesin yeşermesine kadar bir çok can alıcı nokta leş gibi ağır bir koku yayıyor.

 

 

Ayak tırnaklarımızın eskisi gibi sürekli olarak uzamadığının farkın damısınız?

 

 

 

Artık insan fiziki boyunun çok düşük seviyelerde olduğunu görebiliyor musunuz?

 

 

Göllerimizin artık çekildiğini ve nehir yataklarının artık kertenkele ve diğer sürüngenler tarafından istilaya uğradığı hakkında bilginiz var mı?

 

 

Sokak hayvanlarındaki dengesiz popülasyon artışına ne diyorsunuz?

 

 

Evren hızla yok oluyor. Biz sadece seyirci kalmıyoruz. Yok olması için elimizden geldiği kadar çalışıyoruz.

 

 

Sera gazı etkisi yapan bir çok elementin ani süreçlerde atmosfere kurşun gibi dönüp delmesi, doğal varlıkların yok olması, asit yağmurları küresel felaketizmin göstergeleridir.

 

 

Kutuplardan başlayarak buzulların ve buzul denizlerinin hızla erimesi, bundan dolayı insan vücudundaki kanserojen maddelerin hızla üremesi, kanserin çok küçük yaş sınıflarında bile görülmesi evrenin ne denli ağır bir sancı içerisinde olduğunun ıspatıdır.

 

 

 

Küresel ısınma olayı, genellikle fosil yakıt kullanımından meydana gelen yoğun karbondioksit emisyonu ile özdeşleşmiş bulunmaktadır. Atmosferdeki karbondioksitin artışına karşıt olarak hava sıcaklığının 1860 yılından peyder pey artmışı görülmüştür. Bu nedenle, böyle bir olayın varlığını kabul etme ve zararlarının önlenmesi, fosil yakıt kullanımının kısıtlanması anlamına gelecektir. Bu ise, özellikle sanayileşmiş ülkeler ekonomisi için çok yönlü olumsuz sonuçlar doğuracağından, bu ülkeler uzun süre küresel ısınma olayını inkâr etmişlerdir. Daha sonraları, bilim insanlarının ortaya koydukları kanıtlarla, böyle bir ısınma sürecinin başladığını kabul etmişler ancak, nedeninin fosil yakıt olmadığına ait çeşitli savlar ortaya atmışlardır. Bu ekolojik afetin önüne geçmek için uğraş veren bilim insanları, söz konusu bu savların doğru olmadığını somut örneklerle kanıtlamaya çalışmışlardır. Bunların başlıcaları aşağıda verilmiştir. ? Son yüzyılın en sıcak yazları son 10 ? 15 yıl içinde yaşanmıştır. Örneğin 1990?lı yılların dört yılı içinde ölçülen sıcaklıklar (1991, 1994, 1995 ve 1998) meteoroloji ölçmelerinin yapıldığı 1860 ? 1996 yılları arasında ölçülen sıcaklıkların en yüksek değerlerine sahiptir. 1998 yılında, son 1400 yılın en sıcak yılı yaşanmıştır (Kadıoğlu 2004). Son 15 ? 20 yılda ölçülen küresel sıcaklıkların ortalaması ise, çeşitli özel yöntemlerle belirlenen son 600 yılın en yüksek sıcaklık ortalaması olarak hesaplanmıştır. ? Küresel ısınmanın çok önemli başka bir kanıtı da kutuplarda ve yüksek dağlarda (Alpler, Himalayalar gibi) buzulların erimeye başlamış olmasıdır.

 

 

Amerikan Kar ve Buz Verileri Merkezi (NSIDC) ölçümlerine göre, küresel ısınma ile ilgili şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır (Hürriyet Gazetesi, Dış Haberler Servisi, 20.03.2002):

 

 

1) Antarktika?da son 50 yıl içinde hava sıcaklığı 2,5?C artmış ve 7 dev buzul kitlesinin alanı, 1974 yılından bu yana 13500 kilometrekare daralmıştır.

 

 

2) Yaklaşık 12 bin yıllık olduğu tahmin edilen 3250 kilometrekarelik, 200 metre derinliğinde, 750 milyon ton ağırlığında buz kütlesi ana parçadan ayrılmış ve binlerce

aysberge bölünmüştür.

 

 

3) Larsen-B buzulu, son 5 yılda 5700 kilometrekarelik bölümünü kaybetmiştir. ?

 

 

 

İzlanda Üniversitesi profesörlerinden Helgi Björnson, yaptığı araştırmalara dayanarak, İzlanda'nın % 8?ini kaplayan ve kutuplar dışındaki en büyük buzul olan Vatna dev buzulunun, 1930 yılından bu yana en yüksek erime hızına eriştiğini ve küresel ısınmanın böyle devam etmesi halinde, bu dev buzulun 100 yıl sonra yok olacağını ve bütün İzlanda?nın sular altında kalacağını, Ocak 2002 yılında bildirmiştir.

 

 

Güney Kutbundaki Thwaites büyük buzulundan 3400 kilometre karelik (Mayorka Adası kadar) buz kütlesi kopmuştur.

 

Bu olayın siyasetçilerimiz tarafından gündeme alınması gerekmektedir. Kamu kurum ve kuruluşları bu olayın ciddiyetinin farkına varmalı ve bu konuyla ilgili toplumu bilinçlendirmelidir. Billboard- afiş- reklam- sosyal paylaşım sitelerinden bu konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapılmalıdır. İnsanların doğanın efendisi olmadığını sadece bir parçası olduğunu anlamaları ve anladıklarını kamuoyuna anlatmaları gerekmektedir.

Serdest Özgül

Serdest Özgül Analiz
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şanlıurfa'da Arazi Anlaşmazlığı: 2 Ölü
Şanlıurfa'da Arazi Anlaşmazlığı: 2 Ölü
Siverek'te Okullar Arası Anlamlı Yardımlaşma
Siverek'te Okullar Arası Anlamlı Yardımlaşma