Advert
Advert

Yazarımız Sedat Doğan yazdı

ORTADOĞU’DA DEĞİŞEN DÜNYA VE DEĞİŞEN İSLAMCI ALGILARDA KÜRDİSTAN NE YANA DÜŞER?
(II)

Sonra ne oldu?


Bu hesap çok katı bir şekilde işletilmeye çalışıldı. Ki, etkileri hala devam ediyor. Kürtler, her parçada ellerindeki her imkân ile yapa bildikleri kadar bu zulme karşı isyana durdular.


Bu isyanın Şehid ve kahramanları Şeyh Said, Seyit Rıza, Qazi Muhammed, M.Mustafa Barzani, Dr.Kasımlo…ve daha isimlerini sayamadığımız pek çok kürd önderi, kahramanı ve onların varisleri olan, bu gün Kürd ve Kürdistan’ın onuru için canlarını veren bütün kürd çocuklarıdır. Hepsini rahmet ve muhabbetle anıyoruz. Bu isyanlar ortalama yüz yıldır devam ediyor. Her parçadaki kendine özgü bir hal almış durumda.


Bu bağlamda Turancı Kemalist Türk ırkçılığının hâkimiyetindeki Türk devletinin, cumhuriyetin ilanından günümüze değin, Kürtlere dair kan ve gözyaşı dolu icraatlarına baktığımızda bu gerçek kendini çok daha iyi ele veriyor. Bu gün bir ilkokul çocuğu bile Kürtlere yapılanları ve nedenlerini kavramış durumda.


Bu bağlamda Türkiye ye biraz baktığımızda şunları görürüz. 1940’lara kadar toplu katliamlara maruz kalan, kurşunlanan idam edilen, uzun hapisler yatan, sürgünlere gönderilen Kürtlerin hepsi dindar idiler. Şeyh sait ve arkadaşları, Üstad Bediüzzaman saidi kürdi... Cemil paşazadeler, Milli aşireti ve diğer Aşiretler, Meşayix, Ağa ve beylerin hepsi dindar idiler. 


Şu çok ilginçtir mesela Türk devleti, Kürtlerin dini ve milli kahramanları dâhil pek çok öncüsünün mezar yerlerini bile yakınlarına ve halka göstermiyor. Bu da şu anlama geliyor ki,  bu devlet kürdün ölüsünden bile korkuyor. 


Bu gün o dindarların silindiği, sinikleştiği alan ve boşlukta bu rejimlerin “dinsiz “ diye tanımladığı Kürtlere aynı muameleyi yapıyor. Oysa Kürtlerde, gerçek anlamda dinsiz insan sayısı milyonda 10 kişi ya var ya da yoktur. Bütün bunlar da gösteriyor ki Kürtlerin dünyası, Birinci Dünya savaşından bu yana hep olağan dışı bir yöntem ile idare edildi…


Nitekim son bir yıldır Kürtlerin çoğunluğunun da hiç onaylamadığı geçen yılki o hendek yıkımları talanı ve öncesinde bu meselenin barışçıl bir şekilde halli mümkün iken devlet, barışa dair bütün seslere kulak tıkayarak eften püften bir bahane ile Kürt şehirlerine tank ve topla girerek tarumar etti. Pek çok sivilin ölümüne yol açtı. Pek çok sefalet ve drama kapı açtı.Ki, bütün tablo gösteriyor ki, Hendek sadece bir bahane idi. Amaç Büyük Kürdistan hayalinin bu parçasını öldürmekti. 


Nitekim basına yansıdı, BM(Birleşmiş Milletler), şu anda, kuzey Kürdistan’da yaşanan bu olaylara dair bir rapor hazırlıyor.


Ve İran, ırak ve Suriye’deki Kürtler de benzer şeyler yaşıyorlar… Onun için bu meselenin çözümünün önünde tarihi engellerden çok vicdani ve zihinsel engeller vardır demeliyiz… En büyük engel ise Kürtlerin de yeryüzündeki bütün insanlar ve milletler gibi temel haklara sahip olma hakkının bir türlü kabul görmeyişi.


Kürtlerin günümüz Ortadoğu’su ve İslami algılardaki konumları nedir?


İnsanlık sürekli değişim halindedir. Durmadan değişiyor. Körfez savaşı sonrasında, bir normalleşme umudu olarak Tunus’ta başlayan Arap baharı,  tam bir orta doğu cehennemi ve batağına dönüşerek içinden çıkılmaz dramlar ve geri dönülemez sonuçlara yol açıyor. Bu değişimin iki gerçeği var: 


Birincisi, ekseriyeti Birinci dünya savaşı artığı diktatörlük ve krallıklar ile yönetilen bu ülkelerden kimilerinin rejimlerini. Kimisinin sınırlarını değiştiriyor. Kimisini yok ediyor. Ve kimisinin de içinden yeni ülkeler çıkartıyor. Bu gün Irak, Suriye, Türkiye, Mısır, Libya, Tunus ve diğer Arap ülkelerinde yaşanan tam da budur.


İkincisi ise insani bir akıl ve o temiz İslami vicdanını bütünüyle yitirmiş, Türk-Arap-fars ırkçılığı ve mezhep bağnazlığından sıyrılamayan yeni İslamcılık algılı Kriminal paramiliter lejyonlar, Kürdistan’ın her tarafında kürdün can, mal, namus ve topraklarına göz dikmişler. 


En başta Şengaldeki Ezidi Kürtler olmak üzere, Güney Kürdistan’da, Irak'ta, Suriye ve Rojava Kürdistan’ında ve Türkiye’de insan aklı ve vicdanının asla kabullenemeyeceği bir barbarlıkla unutulması zor facialara imza atıyorlar.

 
Bu modern çağda kadınların köle pazarlarında satılması, sıradan bahanelerle Kürt şehirlerine tank ve toplarla girilip her şeyi yok etmeleri. İntihar bombacılarıyla Sivil halka yönelik yaptıkları bombalı eylemler tam bir canavarlık örneği. Bu şartlarda Kürdistan’ın toprakları yavaş da olsa haklarına doğru ilerliyor. Güney Kürdistan bağımsızlığa yürüyor. Suriye krizi sonrası Rojava Kürtleri kendilerini yönetmeyi öğreniyorlar.


Kürdistan’ın bu parçaları her gün yeni bir kazanımla ideale doğru ilerlerken en büyük parçası olan ve 20-25 milyon nüfusu olan kuzey Kürdistan eski usul cebri yöntemlerle, baştan savma bazı hak kırıntılarıyla artık yönetilemez olduğu bir gerçektir…


Biz Azadi mensupları 


Bu veriler ışığında şuna inanıyoruz ve bu inancımızı burada deklere ediyoruzki:


Bu gün Kürdistan’da yep yeni bir durumla karşı karşıyayız. Kürd ve Kürdistan olayı bir HAK-ADALET-HÜRRİYET ve ÖZGÜRLÜK talebi meselesidir.  Yüce Rabbimiz Hz. Âdemden bu güne kadar, göndermiş olduğu bütün kutsal emirlerde bu talepler insanlık için meşru ve gerekli görülmüştür. Teşvik edilmiştir.

 
Eğer Kürtlerin muhatapları bir insanlıktan, Bir din, iman ve ahlak felsefesinden söz ediyorlarsa bunun içinde mutlaka Kürtlerin bu gün içinde bulundukları hal ve bunun hukuku da tanımlanmalıdır. Yoksa kavramlar hiç kimseye inandırıcı gelmediği gibi Kürtlere de inandırıcı gelmeyecektir. 


Bu nedenle Kürdistan’ı sömüren kesimlerin, Kürdistanlıların meşru taleplerini bastırmak için din adına uydurdukları söylemler hiçbir şey ifade etmemektedir. 


Düşünün bir kere. Daha 1969 yılında kurulan bir İslam ülkeleri işbirliği teşkilatı var. Bu teşkilatın pek çok kuruluşu ve Milyar dolarlık bir bütçesi var. Hemen her Müslüman ülkenin temsilcisi var. Ama 50 milyona yakın bir nüfusu ile Müslüman bir millet olan Kürtler, bu teşkilatın hiçbir organında yer alamadıkları gibi, kendilerine dayatılan vahşet ve zulümden ise söz bile edilmiyor.


Onun için eğer bu topraklarda bir ümmet kardeşliği konuşulacaksa, bu ancak adil ve eşit haklar üzere bina edilerek, bir Türk-Arap veya Fars toplumu nelere sahipse Kürt toplumu da ona sahip kılınarak bu iddia gerçekçi bir zemine oturabilir.


Yoksa bu“İslamcı kardeşlik hikâyesi” bu haliyle bütünüyle havada kalır. Kürd milletine ve fertlerine yol ve hedef şaşırtmak için yollarına atılmış karartma fişeği ve göz yaşartıcı bombalardan başka bir anlam taşımaz. 


Çünkü bu ırkçı ve güya Müslüman olan rejimler, Kürtlerin topraklarını işgallerinden bu güne değin Kürtlerin hiç bir kesimine asla merhametle davranmadılar. Ne dindarına ne de dinsizine hiç acımadı. Özellikle asker kafalı- katı bürokratik zihin, kürdün bütün can damarlarını tıkadı.


İşte bütün bunlardan yola çıkarak bunlara açıkça sesleniyoruz sizler, Kürtlerin sorunlarını akıl-mantık-vicdan terazisi ve Hak-Adalet- Hürriyet-Özgürlük temelinde çözmediğiniz taktirde, Kürtlere dayattığınız bu zülüm onlardan önce sizleri bitirecektir. Onun için buralarda İnsanca yaşamak istiyorsanız Kürtlere insanca bir yaşamın kapılarını açın. Çünkü bu kavramların hayat bulmadığı yerde, hayatın kendisi de anlam kaybına uğrar.
Kürdistan, Kürtlerin helal ve meşru bir vatanıdır. Bu vatanda nasıl yönetileceklerine siz değil kendileri karar verecek… İster bağımsızlık, ister federasyon, ister başka bir şey. Kendilerine neyi uygun görüyorlarsa bu onların hakkı ve sorunudur.


Bu rejimlerin yetkililerinin Kürtlere dair okuyamadıkları, anlamak istemedikleri en temel gerçek şudur. 


Bu millet ayrı bir dili konuşuyor. Kendine özgü bir kültür ve değerleri var. Yaşamını, ölümünü, inandığı Allah’ı, peygamberi, kitabı, şeriatı, fıkhı, tefsiri, siyeri, hukuku, felsefeyi, edebiyatı, tarihi… 


Doğasını, yeryüzü ve gökyüzünü, bütün ibadet mekânlarını, ibadetlerinin tanım ve ritüellerini… Kendilerini yaratan Rab’lerinin adını bile kendi ana dili ile adlandırıp tanımlamıştır. Bu milletin % 95"i kendini Müslüman olarak tanımlıyor. 


Allah sizlere neyi hak olarak vermişse bu millete de aynısını vermiştir. Size neyi yasaklamışsa ona da yasaklamıştır. Aklınızı başınıza alın. Gelin bu meseleyi insanca konuşup çözelim.

 
Hepinizin ne yaptığını çok iyi biliyor ve görüyoruz. Bizi kandırabilirsiniz. Bize Zulüm ve katliam da yapabilirisiniz. Vatanımızı, evlerimizi param parça edip içinde kendinize sanal devletçikler de inşa edebilirsiniz. Ama biz inanıyoruz ki Allah bize, haklarımızı geri alma gücünü verecek, her şeyimizi sizden geri alacağız. Biz alamazsak, çocuklarımız alacak. 


Yine biz inanıyoruz ki siz, Allah’ı kandıramazsınız, kudretine de asla güç yettiremezsiniz.


Biz sizin olan hiçbir şeyi değil sadece bizden gasp ettiğiniz haklarımızı geri istiyoruz. Bu haklarımızı geri almak için illa da birbirimizi öldürmek zorunda değiliz. Büyük katliamlara kapı açmak zorunda hiç değiliz. Bunu gayet barışçıl bir şekilde yapabilmek son derece mümkün. Eğer gerçekten de dürüst bir Allah inancına sahip ve kitabına iman etmişseniz. Buyurun onun kitabı olan Kur'ân-ı aramızda hakem seçelim. Sizlerle ortak bağımız bu kitaptır. Gelin bu bağı hakem kılalım. Kürtler bu bağın hükmünü kabule hazırdır. 


Bunu kabul etmiyorsanız, o zaman gelin günümüz medeni dünyanın kabul ettiği evrensel kurallara göre konuşalım. 
Biz sadece hakkımız olanı istiyoruz. Onun dışında bir talebimiz yok. 


Kurânın hükmü, aynı koşullarda iki kardeşe verdiği bir şeyi birine haram diğerine helal yapmaz. Örneğin eğer bu gün Kurân Araba, Aceme ve Türke… Kendilerini yönetmeyi, dil, devlet, bayrak, ordu, polis, maliye… gibi mevhumları helal bir hak olarak görüyorsa, buna Müslüman’ım diyebilen herkes iman etmelidir ki bu  kürd için de helaldir… Yok, onlar için haramsa, bu kürd için de haramdır. Mesele bu kadar nettir. Buyurun karar sizin. 


Biz Kürtlere önerdiğiniz İslam kardeşliğini hukuki bir zemine oturtmaya yanaşmasanız, o zaman kendi adımıza şunu söylüyoruz. Bizler hiç kimseye zarar vermek istemeyen ve kimsenin de zararına uğramak istemeyen komşular olmak zorunda kalacağız.


Dünyayı Müslüman etmeye kalkışanların herkesten  önce kendilerini  Müslüman etmeleri gerekmez mi..? O zaman buyurun özü süzü bir olan temiz olan Müslümanlar olun.Yoksa adı Müslüman, fakat içi ve eli “gavur” olan birilerine kim inanabilir ?


Dünyaya da şunu diyoruz:


21’inci yüz yılın çağdaş dünyasında, nerede olursa olsun, din, mezhep, dil ve milliyetleri ne olursa olsun, temel insani haklardan bile mahrum, toprakları 4-5 parçaya bölünmüş, her parçada vicdansız bir işgal ve vahşi katliamlara maruz kalan. Vatanları, ev barkları yakılıp yıkılan, Kadınları, çocukları ahlaksız saldırılara maruz kalan,40-50 milyonluk nüfusu ile yeryüzünün en çok nüfuslu ve fakat devletsiz bir milletin dramı sizi ilgilendirmiyorsa. Bu milletin bu halini görmeden ona, hala emperyal çıkarlarınız için kullanmak gibi kötü bir niyet içre iseniz, kusura bakmayın ama sizin erdeme ve insana dair hiçbir söyleminizin temiz bir karşılığı yok demektir. 


Kürd kardeşlerimize: 


Eğer yaşadığımız bunca zulüm hepimizi gerçekten de üzüyorsa gelin mazlum bir halkın çocukları olarak, daha fazla ve daha büyük zulüm ve katliamlara maruz kalmamak için Kürdistan’ın bütün parçalarında, elimizdeki güç ve imkânları birleştirelim.

 
Çocuklarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın, yaşlılarımızın barış ve huzur içre bir dünyada insanca yaşayabilmeleri için her türlü zulme karşı bir olalım. Çözümsüz bir Kaos ve insanlık vijdanının mahkûm ettiği kriminal teröre yol açan her türlü eylemi hem zihin ve gönül dünyamızdan hem de topraklarımızdan, bir daha geri gelmeyecek şekilde söküp atalım. Herkes gibi birey ve millet olmaktan kaynaklı bütün meşru haklarımızı en meşru bir yol ve yöntem ile Dünyaya haklılığımızı haykıralım. Eylemlerimiz vahşi düşmanlarımızın eylemlerine benzemesin ki dünya aramızdaki farkı anlasın. Başımız eğilmesin ki yeryüzü de gökyüzü haklı olduğumuza inansın.


Bir yerlerde eğer meşru bir silah ve şiddet kullanmak gerekiyorsa bunu halkımızın onay ve desteğiyle ve halkımızın zarar görmeyeceği bir yöntem ile hep birlikte yürütelim.


Bu temelde Rojava Kürdistan’ındaki Özgürlük yürüyüşünü, Güney Kürdistan’daki bağımsızlık yürüyüşünü ve bütün Kürdistan’ın vahşi örgütlenmelerin işgalinden kurtarılmasını biz Azadi hareketi olarak canı gönülden istiyoruz ve selamlıyoruz. Bu uğurda canlarını vermiş bütün kürd çocuklarını ve kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyoruz.
Saygılarımızla.

 

Sedat Doğan



---------------------------------------
(1)Altan tan-kürt sorunu timaş y.(s.24)
(2) Aynı eser.(s.67)
(3) İslam’a göre çoğulculuk ve ötekiler-Prof. Kadri yıldırım.(s.113)
(4)Cengiz Çandar-Mezopotamya Ekspresi- ilgili bölümler. İleti şim yay.-2012

Sedat Doğan
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Menfaatçilerin Kurbanı Olan Siverek
Menfaatçilerin Kurbanı Olan Siverek
AK Parti İlçe Teşkilatında Bayramlaşma
AK Parti İlçe Teşkilatında Bayramlaşma