Adem Geveri: Sahip çıkmamak ihanet!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van milletvekili ve AZADİ Hareketi eski Genel Sekreteri Adem Geveri, Güney Kürdistan’daki federal sisteme sahip çıkmamanın nankörlüğün ötesinde, ihanete tekabül ettiğini dile getirdi.

Adem Geveri: Sahip çıkmamak ihanet!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van milletvekili ve AZADİ Hareketi eski Genel Sekreteri Adem Geveri, Güney Kürdistan’daki federal sisteme sahip çıkmamanın nankörlüğün ötesinde, ihanete tekabül ettiğini dile getirdi.

Hendek siyasetinin Kürtler’in literatüründe yer almasının negatif bir durum olduğu söyeyen Geveri, “Hendekler ilk defa Kürdistan politikasında ortaya çıktı. Bu da PKK değil, Yurtsever Devrimcilik Gençlik Hareketi (YDG) üzerinden açığa çıktı. YDG’nin hendekler boyutunda şekillenip sokaklara taşınması, bir taraftan meşru olan özerklik talebimizin önünde aslında gölge olarak kaldı” dedi.

Adem Geveri, silahtan, şiddetten uzak sivil bir mücadele amaçladıklarını belirtti.

Geveri, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı...

Bildiğimiz kadarıyla üniversite döneminde Türk - İslam geleneğiyle de ilgilendiniz. Sizce, Kürt İslam ile Türk İslam gelenekleri arasında nasıl bir fark var?

Biz de İslamcılık serüveninde o süreçten geçtik. O dönemde Milli Görüş Teşkilatı ve ona paralel sivil siyaset yürüten Refah Partisi’yle Erbakan geleneği vardı.  Şükür ki o dönemde organik bir bağımız olmadı. Ancak sempati bağımız vardı. Daha çok sivil yapılarla ilişkimiz oldu. Kürdi hassasiyetimizden dolayı, cemaatle, özellikle de Türk İslam geleneğindekilerle bir bağ oluşturmamız mümkün olmuyordu.

Türkiye’de İslami camia bir gelenekten öte, özellikle de devleti şekillendiren ideolojik bir yapılanma üzerine kendi varlığını geliştirdi. Milli Görüş, Türk Talebe Birliği, Akıncılar Cemiyeti bunların hiçbiri klasik bir İslami yapılanma değildir. Yüzyıllara tekabül eden gelenek ve geçmişe sahip değiller. 1950’li yıllardan sonra CHP’nin tek parti iktidarının yıkılmasıyla, Türkiye’de Adalet Partisi (AP) ile muhafazakar siyasi kesimler kendilerini var etti.

Ancak Kürdistan’da öyle değildi! Kürtler’de siyasi İslamcılık’tan önce de gelenek vardı. Kürtler’deki medrese geleneği çok eskilere dayanıyor. Yani Selçuklular’dan da çok daha öncesine dayanıyor. Bizde bu konuda bir süreçten geçerek kendi yapımıza ve doğallımıza geri dönerek bugünlere geldik.

Kürt parti ve grupları bir süredir birçok alanda, birlikte hareket etmeye başladı. Birleşme sözkonusu olabilir mi?

Birkaç hareketin ve grubun dönemsel olarak biraraya gelmesi anlamlı gelişmelerdir. Aynı şey Batı ile Doğu Kürdistan için de geçerli, her ne kadar sürekli biraraya gelinmese de bunlar olumlu girişimlerdir. Partilerin biraraya gelmesi, birliktelik değil, ittifaktır. Sözkonusu ittifaklar da halkı kuşatmayabilir. Asıl amaç ise halk birliktliğine tekabül eden birlikteliktir.

Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili düşünceniz nedir?

Tahir Elçi gibi, Kürdistan davasını koruyan birinin faili meçhul demek belki alışılagelmiş bir ifade ama, bizce faili bellidir. Çok ilkel ve hunharca bir şekilde bir insanımızı katledilerek aramızdan ayrılması bizleri çok üzdü. Tahir Elçi son kurbanımızdı. Kürtler’in ulusal mücadelesi devam ettikçe bu tür kirli oyunlarla, insanlarımızı kaybedeceğiz. Umarız Tahir Elçi olayı Kürtler’e gözdağı veya sindirme girişimi de değildir. Eğer öyleyse hiçbir şekilde yerini bulmayacaktır.

Hendeklerle ilgili düşünceniz nedir?

Bu tür ifadelerin litaratürümüzde yer alması bizim için negatif bir durum olduğu gibi, uygun da değil. Kürtler’in haklı özgürlük mücadelesi elbette ki her ortam ve yerde sürdürülebilir. Kimi diktatör rejimlerde silahlı mücadele esas görülebilir. Demokrasinin tökezlediği ya da demokratik yöntemlerde iktidara anlatılamadığı durumlarda sivil itaatsizliğe tekabül eden eylemlerin şehirlerde, köylerde yapılması demokratik ve meşru hakkımızdır.

Hendekler ilk defa Kürdistan politikasında ortaya çıktı. Bu da PKK değil, Yurtsever Devrimcilik Gençlik Hareketi (YDG) üzerinden açığa çıktı. YDG’nin hendekler boyutunda şekillenip sokaklara taşınması, bir taraftan meşru olan özerklik talebimizin önünde aslında gölge olarak kaldı.

HDP içinde düşüncelerinizi rahat bir şekilde ifade edebiliyor musunuz?

İstersek HDP içinde düşüncelerimizi rahat birşekilde ifade edebiliriz. Fakat siyasi sorumluluğu olan insanlarız.  Toplumun hassasiyetine ve maslahatına yönelik çalışan insanlarız. Ne HDP bir ting-tang kuruluşudur, ne de bizler birer entelektueliz. Tabii ölçülü olmak durumundayız. Nitekim HDP kendisi için siyaset yapmıyor. Kürtler ve demokratik çevreler için siyaset yapıyor. Bizim de ortak ve doğal kaygılarımız var. Ancak bizim kendimize yaptığımız oto-kontrol dışında herhangi bir baskı sözkonusu değildir.

21 kişilik “Kürt Ulusal Kongresi” hazırlık komitesi üyesisiniz. Ulusal Kongre gerçekleşecek mi?

Somut olarak herhangi bir tarih veremiyoruz. Ancak bu kongre mutlaka gerçekleşecek. Çünkü Kürtler için her geçen gün daha umut verici bir hale geliyor. Bunu da mutlaka taçlanması gerekiyor. KYB, KDP, PKK ve diğer gruplar arasında diyaloglar devam ediyor. Umut ediyoruz en kısa zamanda gerçekleşir.

Kürdistan Bölgesi’ne ve özellikle de Mesud Barzani’ye verdiğiniz desteklerle biliniyorsunuz…

Örgütsel, kişisel ve siyasal inancımız gereği ön kabulümüz vardır. Ancak önyargıya sahip değiliz. Kürtler’in maslahatına olan her adımı da desteklediğimiz gibi yanlışları da eleştiririz. Kuzey’de PKK’nin verdiği mücadeleyi ve kazanımları görmemek sahiplenmemek nankörlük olur. Kürt siyasetinin elde ettiği kazanımları görmemek, mümkünse bunları ilerletmemek ve desteklememek de nankörlüktür.

100 yıllık mücadelenin en billurlaşmış başarısı, Güney Kürdistan’dandaki federal sistemdir. Buna sahip çıkmamak nankörlüğün ötesine, ihanete tekabül eder. Özelde Barzani hareketinin emeğiyle açığa çıkan bu başarıyı gerek iç kamuoyunda, gerekse uluslarası arenada desteklememiz şart. Sayın Barzani’den, Sayın Celal Talabani’ye, Şeyh Osman’a diğer siyasi oluşumlara kadar hatta, defakto da olsa PKK’ye dahi minnettarız.

Genel anlamda uluslararası arenadan Kürtler’i sesi olan Sayın Barzani’yi desteklememiz bir farziyattır. Ancak yanlışlıkları da, Kürt medyasında da bize söz hakkı verildiği müddetçe, eksikliklerini söylemeye çalışırız. Bunu da düşmanlar sevinsin diye değil, dostlarımız üzülmesin ve haklı endişelerimizi dile getirmek için.

Meclis yemin töreninde, HDP milletvekili Leyla Zana Kürtçe, Mehmet Ali Aslan ise Arapça kelimeler kullandı. Komuoyu sizden de İslami bir litaratürde yaklaşım bekliyordu. Ancak böyle bir durum yaşanmadı…

İslam’a inandığımız ve İslam’ın bizden bekledikleri dışında bir niyetle davranarak İslamı bir “ant” istismarı olarak kullanmamız haramdır. İslamcılık ya da İslam siyaseti yapmıyoruz. Popüler ve günübirlik çıkarlara da İslamı alet edemeyiz.

Şimdi orada meşru olmayan bir yemin sözkonusu, biz ona “Kemalizm” andı diyoruz. Biz bu Kemalizm andını kabul etmiyoruz. Mecburen ve düz metin olarak okuyoruz. İnanmıyoruz. Bundan önce de belirttik. Bundan sonrada söylemeye devam edeceğiz. İlk yasal düzenlemede de öncelikli talebimiz faşizan, tekçi, inkarcı, İslami ve insani hukuka bağdaşmayan Kemalizm andını ortadan kaldırmaktır.

PORTRE / Adem GEVERİ

1977 yılında Hakkari'nin Yüksekova (Gever) ilçesinde doğdu.  Antakya Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ve Marmara Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği bölümlerinde okudu. Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü’nde yüksek lisans yaptı. Nûbihar dergisi ve çeşitli yayın kuruluşlarında İdarecilik ve editörlük yaptı. Hak-Par’ın kurucularındandır. AZADÎ İnisiyatifi Genel Koordinatörlüğü ve AZADÎ Hareketi Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Adem Geveri, İslam camiasında bilinen gazeteci - yazar Sabiha Ünlü ile evlidir.

 

Azadi Adem Geveri
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bıçakçılar Bayram mesaisine başladı
Bıçakçılar Bayram mesaisine başladı
Siverek'te Kurbanlıklar Pazara İndi
Siverek'te Kurbanlıklar Pazara İndi