AK Parti umudun adı oldu

Ortadoğu Halklarının Birliğini Koruma, Kalkındırma ve Strateji Araştırmalar Derneği { OHAK-DER } Başkanı M. Burhan Hedbi’yle 1 Kasım seçimlerinden çıkan sonuçları gerçek hayat dergisine anlattı.

AK Parti umudun adı oldu
Advert

1 Kasım’da sandıktan büyük bir farkla AK Parti iktidarı çıktı.  Sizce Türk halkının 7 Haziran’dan sonra AK Parti’yi tekrar iktidara taşımasındaki sebep nedir?

 

Ak Parti IMF borçlarını bitirerek ekonomik anlamda özgürlük ve bağımsızlığı sağladı. Borçlandırma ile Osmanlı gibi bir imparatorluğu bağımlı hale getirdikten sonra yıkmayı başaranların uzantılarının her türlü engellemelerine rağmen bunu başarmak; elbette ki küçümsenmemelidir. Ayrıca yıllardır kardeş kanının dökülmesine sebep teşkil eden sorunları bir bir çözerek, kardeş kanının dökülmesinin durmasına ön ayak olmuş ve bu bağlamda siyasi risk de alarak Türkiye adına tam bağımsız olma yolunda büyük bir başarı sağlamıştır. Bu gelişmeler İslam coğrafyasında da yeni bir umut yeşertmeye başladı.

 

 

 

AK PARTİ’NİN İSLAM ALEMİ VURGUSU ÇOK ÖNEMLİ

 

AK Parti’nin ekonomideki istikrarı devam ettirmesi ve doğudaki sorunları çözmeye yönelik adımlar seçimde önemli rol oynadı diyebilir miyiz?

 

Bu seçimde de belirleyici başat faktör ekonomideki istikrar olmakla beraber iç barış, huzur, kardeşlik ve içe kapanma yerine AK Parti’nin İslam âlemine olan vurgusu da önemli rol oynadı. Bundan sonra yapılması gereken ilk iş, ister başkanlık sistemine göre veya parlamenter sisteme göre dizayn edilsin mutlaka daha özgürlükçü, daha adil yeni bir sivil anayasa olmalıdır. Zira bu adım, atılmak istenen diğer tüm gelişmelerin önünü de açacaktır.

 

 

 

Terör örgütüne desteğini açıkça dile getiren HDP ve ırkçılık üzerine siyaset yapan MHP’nin oy kayıplarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Milli olmak; halkını sevmek, Milliyetçi olmak; başkasından nefret etmektir! Doğuda da, batıda da her seçim sonrası halkın iradesi kendilerinden yana olmayınca seçmeni eleştiren, hatta hadlerini aşarak halkın iradesini ‘aşağılayacak’ dereceye varan açıklamalarda bulunanlar oluyor.  Çoğunluğu satılmış, cahil, çıkarcı, maneviyatsız veya bilinci kapalı olan bir halk veya toplum yoktur. Halkının değerlerinden uzaklaşmış, inancına saygı duymayan,  maneviyatına cevap vermeyen, müstakbel tasavvuruna hitap etmeyen ve duygu dünyasına dokunamayan lider veya anlayış vardır. Halka inmeyi başaramayan hiçbir düşünce-ideoloji ve hareket dünyaya mâl olmaz!

 

 

 

HDP BÜYÜK HATA YAPTI

 

Çözüm Süreci’yle birlikte iki yıl da olsa bölgeye huzur, barış ve güven getiren AK Parti’ye rağmen süreci baltalayan HDP ve süreci bitiren PKK’ya halk dur dedi diyebilir miyiz?

 

Hak aramak, elbette ki kutsaldır. Ama hak arama metodu da en az hak arama erdemini göstermek kadar hayati öneme haiz. Bu bağlamda Kürtler, Çözüm Süreci’ne destek adına 7 Haziran’da sivil siyasete evet, 1 Kasımda da şiddete, savaşa ve istikrarsızlığa hayır dedi diyebiliriz. 80 milletvekili alıp Çözüm Süreci’nin mimarı AK Parti’yle koalisyon yapmayacaklarını belirtmesi HDP’nin en büyük yanlışıydı. ‘Bu meseleyi kiminle çözeceksiniz’ sorusunun cevabı bölgede çokça tartışıldı.

 

 

 

Sizce Çözüm Süreci’ne tekrar geri dönülmeli mi?

 

1915 Çanakkale’de Kürt ve Türk ittifakı tarihin seyrini değiştirmiştir. Kıbrıs ve daha niceleri… Şayet siyasiler yani yönetenler sorumluluklarını bilip yerine getirirse, halk sorumluluğunun ne olduğunu ve zamanında yerine getirmeyi bildiğinin bir işareti olarak okunabilir! Artık insanımızın kayba tahammül edebilecek limitinin sonuna gelindi. Çaldıranda, Çanakkale’de ve Kıbrıs’ta omuz omuza savaşanların torunları artık birbirini öldürmesin! Kaybedilmiş canlara yeni canların eklenmemesi için çözüm/barış sürecinde tüm taraf ve sorumluların sorumluluklarını acil bir şekilde yerine getirmeleri gerektiğine inanıyor ve yükümlülüklerin tez elden yerine getirilmesini diliyorum.

 

 

 

KÜRT-TÜRK İTTİFAKI SAĞLANMALI

 

Bölgedeki sorunların çözülmesi Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyaya da etki eder mi?

 

Türkiye Ortadoğu’da, özellikle de Irak ve Suriye’de barışın, sükûnetin ve huzurun mimarı olacak. Türkiye için en büyük istikrar Kürt-Türk ittifakın sağlanmasında. Bu ittifak ekonomide büyümeyi ve ilerlemeyi sağlayacağı gibi demokratikleşmeyi de beraberinde getirecektir. 1514, 1915 ve 2015. Yeni Türkiye ile yeni bir Kürt-Türk ittifakı neden olmasın? Artık umut vaat etmenin ötesinde, umut olmanın zamanı geldi! Bizi birbirimize bağlayan çaresizlik değil, bir bağ var kendimize bile itiraf etmeyip inkâr etsek de. Ezelden yazılmış bir bağ var bunu biliyoruz. Bizi birbirimize bağlayan çaresizlik değil; birçok dönemde olduğu gibi 21. asrın çaresizlerinin derdine de çare olabilme bağı ve sorumluluğudur.

 

 

 

PKK’nın tüm serhildan çağrıları ve provokatif eylemlerine rağmen doğu halkı sükûnetini korudu, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtlerin, Halepçe katliamıyla Irak’tan ve Suriye’den duygusal olarak kopuşu sağlandı. Şiddet mi, düşük yoğunluklu savaş mı, terörist eylemler mi veya serhildan mı dersiniz, tanımlamanın pek de bir öneminin olmadığını düşünüyorum. 40 yılı aşkın yaşanan sürecin hala Irak ve Suriye’de yaşandığı gibi Kürt ve Türk halkları arasında bir duygusal kopuşa varmadığının değeri de, sebepleri de iyi anlaşılmalı ve değerlendirilmelidir. Değeri ve ilerleme sebepleri anlaşılınca o sebepler üzerinde çözüme yaklaşılmasının hayati öneme haiz olacağını düşünüyorum.

 

 

 

ÇÖZÜM DEVAM ETTİRİLMELİ

 

AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesini Doğu halkı nasıl karşıladı? Sizce Çözüm Süreci umutları yeniden yeşerir mi?

 

Kürt sorununun çözümünde gelinen noktanın önemsenmesi, sahiplenmesi ve devam ettirilmesi gerekiyor ve atılacak adımların artık ‘öldürme-ölme’ siyaseti üzerinden değil ‘yaşatma-yaşama’ siyaseti üzerinden atılması lazım. Çatışmasızlık döneminde kazanılan hak ve kazanımların çatışma döneminde kazanılmadığı, alevlenmek istenen çatışmanın sadece Kürt ve Türk etnisitesi üzerinden olmadığı, artık işin içinde başka şeylerin de olduğu gözden kaçırılmamalı.

 

 

 

1 Kasım’dan çıkan sonuç itibarıyla şiddetten yana olan oluşum ve bu oluşumları destekleyen partilere bölge halkı destek vermeyecek diyebilir miyiz?

 

Herkesin ve her kesimin bireysel olarak sorumluluk alarak büyütülmek istenen bu ateşe kaynak sağlamak yerine söndürülmesi için çaba sarf etmesi ve bu bilinçle hareket etmesi gerekiyor. Son dönemde meydana gelen olaylar, coğrafyamızdaki halkların huzuru ve selameti için gerekli olan birlik ve bütünlüğü açısından son derece kaygı vericiydi. Zira çatışmanın birlik ve bütünlüğümüze bir yarar sağlamadığını defalarca, acı verici dramlarla tecrübe ettik. Barış umuduyla birkaç yıllık müzakere yolculuğu Türkiye insanını ümitlendirdi. Bütün bir millet olarak barış için güçlü bir irade ortaya koymuş olduk. Bu süreçte çatışmasızlığın, müzakerenin çatışma halinden hepimiz için daha huzurlu bir yaşam alanı açtığını gördük. Barış sürecinde elde edilen kazanımların kaybedilmemesi ve bu kazanımların anayasal güvence altına alınması konusunda bütün tarafları sağduyuya davet ediyoruz. İnsanımızın ortak kanısının bu yönde olduğu konusunda şüphemiz yok.

 

 

 

ELİ GÜÇLÜ OLAN BARIŞI TESİS EDER

 

Barış Doğu’da tekrar konuşulmaya başlandı mı?

 

Ancak eli güçlü olan barışı tesis edebilir. Güçlü taraf, öncelikle gücün kendisine sağladığı avantajlarla, zayıf veya güçsüz gördüğü tarafa karşı güç kullanmaktan açıkça vazgeçerek barışın zeminini karşı tarafa hissettirmeli ve güvenini kazanmalı.

 

 

 

AK Parti’nin seçimden zaferle çıkması Suriye ve Gazze olmak üzere Balkan ülkelerinden Lübnan’a kadar İslam coğrafyasında büyük bir coşkuyla karşılandı. Siz bu coşkuyu neye bağlıyorsunuz?

 

İnsanlığın yakılıp viran edilmesinde sadece zalimler değil, zulüm işlenirken sessiz kalanlar da sorumludur! Derdinizi dert edinmeyen; dost değildir! Vatandaşı nezdinde saygı duyulması, sahiplenmesi ve korunması gereken devlet; toplumunun, halklarının, vatandaşının ve duygudaşının "İnanç, düşünce, huzur, can, mal ve namusunu" koruyabilen devlettir. Türkiye bu tavrıyla Suriye halkının yanında olduğunu açık bir şekilde haykırdı. Bu diğer mazlum ve mağdur halklarının da gözünü ve yüzünü Türkiye’ye çevirdi. Batı bundan rahatsız oldu.

 

 

 

 

 

AK PARTİ KİRLİ TUZAKLARA BAŞKALDIRI HAREKETİDİR

 

Türkiye, İslam dünyası üzerindeki etkisini önümüzdeki günlerde nasıl sürdürebilir ve sürdürmeli?

 

Bugüne kadar Mısırdaki darbeye daha darbe diyemeyen batılıların gerçek yüzünü ve oynamak istedikleri oyunları deşifre etmek ve Müslümanların uyanmasını sağlayarak birlikteliğin oluşmasına önayak olmalıyız. Günümüz emperyalist ve küresel güçleri, içi boşaltılmış olan kardeşliği yeniden tesis eden, gücünü dış mihraklardan değil de halktan alan ve ekonomik istikrarla birlikte İslam âlemine kaybettikleri maziyi ve sahip olmaları gereken sorumluluk ve özgüveni hatırlatan Sayın Erdoğan ve Davutoğlu’nun varlığından rahatsız oluyor. Zira AK Parti, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’yla birlikte siyasi bir parti olmaktan ziyade; “batıcı ve gayri milli bürokrasiyi, millileştirme” hareketine dönüştü. Bugün artık AK Parti, tarihte yaşanmış olan müessif ve müessir olayların, gelişmelerin güncellenmesini arzu edenlerin heveslerinin kursaklarında bırakılması ve bu minvalde karşı bir atak ve başkaldırı hareketidir.

Kaynak: Gerçek Hayat Dergisi

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek-Hilvan Arası Kaza; 9 Aylık Bebek Hayatını Kaybetti
Siverek-Hilvan Arası Kaza; 9 Aylık Bebek Hayatını Kaybetti
Siverek'te Taşımalı Eğitim Öğrencilerine Yönelik Örnek Proje
Siverek'te Taşımalı Eğitim Öğrencilerine Yönelik Örnek Proje