ANAMIN DİLİ

Yazarımı Şahin Doğan yazdı

ANAMIN DİLİ
Advert

Malatya’nın kenar mahallerinin birinde geçti çocukluğum. Mahalleye uzaktı evimiz. Daha çok köyüme yakındı. Üç beş evin kümelendiği tatlı ve samimi bir mekândı bu uç beylik. İki katlı kerpiç bir evde açmışım dünyaya gözlerimi. Evimiz kocamandı o yıllarda. Biz büyüdükçe o küçüldü hayallerimiz gibi… Yine o yıllarda yıldızlara, aya güneşe, ulaşıyorken büyüdükçe zorlandık tepeleri aşmada. Aynı yıllarda kuşların, böceklerin dilini anlamaya hecelemeye çalışırken şimdilerde anamızın nefesinin sese dönüştüğü ‘’anamın dilini’’ anlamada zorlanır olduk.

O yıllarda evimizin tek resmi dili ‘’anamın diliydi.’’ Tanıdığım herkes bu dili konuşurdu. Evden çıkıp mahalleye doğru gittiğimizde sokakların iç taraflarında farklı sesler duyardık. Oradaki çocuklar anlamadığımız kelimelerle konuşurlardı meraklı bakışlarımıza aldırış etmeden. Kuşdilini konuşmaya çalıştığımız gibi bu sesleri çıkarmaya çalışırdık. Nedendir bilinmez bizler bu yeni dili anlamaya, heceleri sökmeye gayret gösterirken, bu esrarengiz dili konuşan çocuklar ‘’anamın dilinden’’ küfrediyorlardı bize. Hatırladığım ilk anım buydu.
….
Sonra bir gün, sarı bir taksinin bagajından büyük bir kutuyla çıkageldi babam. Kutunun yanında tarağı andıran demir bir çubuk da vardı. Ben, anam, kardeşlerim hatta yaşlı nenem bile kutunun içinde ne olduğunu merak ederken, babam ‘televizyon’ dedi. Üç dört saatlik uğraştan sonra, evimizin uzağında duyduğumuz sesler odanın içinde yankılanmaya başlamıştı. Herhalde Nail Armstrong için aydaki ilk adım nasıl unutulmazsa ben ve kardeşlerim için cam ekrandan yansıyanlar aynıydı. İlkler hep kalıcı izler bırakır. Siyah beyaz kelimelerinin geçtiği her cümle bana o anı anlatır.

Bizler için ayrı bir dünya vardı. Televizyon dünyası. Çizgi film, arkası yarın, haberler ha bide edi büdü vardı.


Babam her akşam saat sekizde dini bir ritüeli eda edercesine haberleri izlerdi. Haberlerde her zaman insanlar ölürdü. En çok duyduğum kelimeler, güneydoğu, çatışma, PKK, şehit… O yıllarda aklımda yer eden başka bir görüntü, tabutların sloganlarla taşındığı anda takım elbiseli adamların parmaklarını sallayarak beni korkutmalarıydı. Onlar ekrana çıktıklarında gözlerimi kapatırdım.


Annem ve ablam öğlen ortasında uzun boylu kadınların, yakışıklı adamların buralarda göremediğimiz villalardaki yaşantılarının anlatıldığı pembe dizileri izlerdi. İlk defa öpüşmeyi orda görmüş içgüdüsel bir hareketle gözlerimi kapatmıştım.

Bu kutudan çıkan seslere kulak vermeyen tek kişi nenemdi. Yatsı namazını kılar kılmaz çekerdi televizyonun fişini. Bizim nenemizden yarım saat bir saat diye başlayan izinlerimiz on iki saate yayılmıştı çoktan. Hem artık yalnız da değildik. Komşularımızda ortaktı bize. Televizyon birleştirmişti bizi. Seneler sonra bir daha kavuşturmamak üzere.

Televizyonun evimize gelmesinden birkaç hafta sonraydı. Evde kavga vardı. Anam benim okula gitmemi, nenemle babam hiç gerek olmadığını söyleyip bir türlü anlaşamıyorlardı. Bu tartışmalar sürerken okula başladım. Rahmetli nenem son nefesini verene kadar tartışma sürüp gidiyordu diğer kardeşlerim için.

Okulda, evimizden uzakta duyduğum daha sonra babamın hanemize getirdiği yeni dil konuşuluyormuş. Heyecanlıydım. O yaşlarda garip bir duyguyla anlaşılamamaktan korkuyordum.

Acaba okulda ‘’anamın dilindeki’’ küfürleri söyleyen Murat’ta olacak mıydı? İnşallah olmaz diyordum. 
Okul acayip bir yerdi. Öğretmen ‘’anamın dilini’’ yasaklamıştı. Konuşanı şiddetle cezalandırıyordu. Rüyamızda konuşmaya kalksak rüyamıza girip uyandırıyordu bizi. Okulun ilk senesi bu yeni dili öğrenmeyle geçti. 


Günler birbirini kovalarken seneler gelip geçti. Attığım her adım, soluduğum hava, okuduğum kitaplarla yabancılaştım ‘’anamın diline.’’ Önce dilim sonra rüyalarım dönüşüverdi bu yeni lisana. Her ne kadar uzaklaşmışsam da ‘’anamın dilinden’’, konuşurken ‘’anamın dili’’ görünüyor hecelerimden.

Şive diyorlar buna. Daha sonra bunun Yaradan’ın her kavme verdiği ve o kavme mensup tüm bireylerin taşıdığı bir mühür olduğunu anladım. Bu ontolojik bir imzaydı. O türün genetik kodlarında saklı bir şifreydi.


Babamlara ne zaman gitsem anamın yeni dille konuşmasına fırsat vermeden beni sarıp sarmalayan içinde beni var eden ve bana ait aidiyetlerin tümünü barındırdığına inandığım ‘’anamın diliyle’’ konuşurum, anamla. İçten ,sıcak ,samimi…

Şahin Doğan

Şahin DOĞAN yazıları
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
murat     0000-00-00 Dediğin gibi o genetik bizim damarlarinizda akan kanda mevcut. Ne yapsalar nafile. Unutmayacağız anamizin dilini
Veysel     0000-00-00 Kral adamsın abi ne kadar zorlasalarda asimile etmeye çalışsalarda anamızın dilinden vazgeciremezler bizi.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek-Hilvan Arası Kaza; 9 Aylık Bebek Hayatını Kaybetti
Siverek-Hilvan Arası Kaza; 9 Aylık Bebek Hayatını Kaybetti
Siverek'te Taşımalı Eğitim Öğrencilerine Yönelik Örnek Proje
Siverek'te Taşımalı Eğitim Öğrencilerine Yönelik Örnek Proje