Advert
Advert

AZADÎ: NEREDEN NEREYE

Yavuz Delal yazdı

AZADÎ: NEREDEN NEREYE

 

Kürdistan Seçim İttifakı Mutabakat Metni çerçevesinde 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye destek veren ve teklifin gereği olarak bir milletvekili kontenjanı sahibi olan ve 7 Haziran seçim sürecininin 1 Kasım seçimlerinde de devamı yönünde karar alan Azadî Hareketi 2015 yılı boyunca çok ciddi tartışmalar yaşadı ve çok ciddi tartışmaların konusu oldu.

Sürece ilişkin olarak benim açımdan bir takım açıklamalar zaruret halini aldı. Daha önce aynı kaygılarla 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra “Azadî Hareketini Tanımak” başlığıyla bir dizi yazı kaleme aldım. Bu yazılar facebook sayfamda duruyor. İhtiyaca mebni bir dizi yazıyı da Haziran’dan bu yana yaşanan gelişmeler üzerine kaleme almam gerekti. Okuyacağınız bu yazı dizinin ilkidir. Çok kısa ve toplam üç yazı olacak; ve fakat sebep ve amaca dair öze ilişkin olduğundan işlenen temaya dikkat edilmesi gerekecektir.

Birincisi, AZADÎ’nin hareket noktasını belirginleştiren bir yazı olacak ki; AZADÎ’nin hangi gerekçeyle ortaya çıktığı net biçimde anlaşılsın. İkinci yazı, AZADÎ projesini uygulamaya kalkışan ekip ve uygulama amacıyla yapılan örgütlenme hakkında olacak. Üçüncü yazı ise, Azadî Hareketi’nin ittifak yaklaşımı ve ittifakla başlayan süreç hakkında olacak.

1.Yazı

AZADÎ Projesi

Dindar Kürtler, İslami referanslarıyla milli kimliğine ilişkin meseleler arasına sıkışmış bir halde uzun bir dönem geçirdi. Bu dönemi etki-tepki dikotomisinde içine girdiği üç ayrı yaklaşımla formüle etmek mümkün.

Etki-tepki dikotomisi, dindar Kürdün kendisinin dahi engel olamadığı içten gelen güçlü bir istekle kalkış noktasından birbirini doğuran farklı savrulmalar veya uzantılar halinde hareket etmesine olanak verdi.

Etki-tepki içerisinde öncelenen bakış açılarının ağırlığı çerçevesinde aynı hareket noktasından kalkıp birbirinden farklılaşan uzantılardan biri, kimliğine ilişkin meseleleri füru sayıp asıl olanın dindar kimliğini belirleyen dini referanslar olduğu kanaatinin onu milli kimlikten uzaklaştırması; diğeri ise bunun tam tersi uzantı olan asıl olanın milli kimliğine ilişkin yaklaşımların olduğu kanaatinin onu dini kimlikten uzaklaştırmasıydı. Bu iki formülün sonuçları itibariyle sadra şifa olmayacağını anlamak zor olmasa gerek. Öyle ki bu her iki uzantı da zımnen içine girdikleri bu durumun çözümsüzlüğün dayattığı çaresizlikten kaynaklandığını açıklıyordu.

Birbirinden ayrılarak yeni yanlışlara kapı açtığı düşünülen ve bu yüzden bu iki uzantıyı yaklaştırmak isteyen üçüncü yol ise bugün Azadî Hareketi Konsept Metni’yle kristalize olan dini referanslara bağlı kalarak milli kimliğe ilişkin yükümlülükleri yerine getirecek yeni bir paradigma inşa etmek şeklinde tebarüz eden yaklaşımdı ki, bu yükümlülükler hem kendilerini hem de kendi özgül güçlerini birlikte elverişli kılacak olan siyasi bir hareket olmakla mümkün olacaktı.

Bu üçüncü formül diğer iki formüle göre zor ve zahmetli bir süreç halinde işledi. Zira dini veya milli kimliğe sığınmak mevcut hazır şablonist “İslamcı” veya “Kürtçü” paradigmaların varlığının sağladığı imkânla sadece bir tercih meselesiydi. Hâlbuki üçüncü yol, tercihin inşa edilme süreciydi ve ne şablonist “İslamcı” ne de şablonist “Kürtçü” yaklaşımlara sığınmadan hem İslam’ın hem de millet iradesinin meşru göreceği maruf bir paradigmayı tesis etmeyi hedeflemişti.

Gerçekten zor ve zahmetli bir süreç oldu ki, bu süreç epey bir mesafe aldıysa da henüz tam olarak kendini inşa ettiği söylenemez.

İşte bu dini ve milli ihtiyaçtan kaynaklanarak başlayan süreç bu bakımdan oldukça tabii bir biçimde halkın bağrından çıkan bir proje olarak Azadî Hareketi ismiyle kendini Konsept Metni çerçevesinde kamuoyuna 2012 Haziranı’nda deklare etti.

Yani Azadî Hareketi nereden çıktı veya AZADÎ nereden hareket etti sorusunun cevabı tam olarak budur.

İşte bu, AZADÎ’nin ne olduğunun da cevabıdır. Yani AZADÎ yukarıda üçüncü yol olarak formüle edilen kaygı ve endişeleri taşıyan herkesin ortak projesidir. Bu projenin sahibi bu paradigmayla kendini ifadeye imkân bulan herkestir. 
***
Not 1: Azadî Hareketi Konsept Metni, tr.hereketaazadi.org web sayfasında bulunmaktadır.

Not 2: Yazıdaki şablonist İslamcı ve Kürtçü tabirler tartışılır tabirlerdir. Fakat meseleyi uzatmadan anlaşılır kılmak için bu kategorik kavramsallaştırmaları kullanmam gerekiyordu.

 

2.Yazı

AZADÎ projesini uygulamaya kalkışan ekip ve ekibin sevk ve idare ettiği örgüt:

Birinci yazıda belirtiğimiz dini ve milli kimliği birbirinin karşıtıymış gibi gösteren pratiğin yanlışlığına inanan ve İslam’ı, üretilmesi gereken siyasette temel referans olarak kabul eden Kürtler çerçevesinde AZADÎ, İslami Hareket içerisinden çıkmış “Kürt sorunu” merkezinde siyaset üreten ve kendileriyle özgül güçlerini çelişkisiz biçimde yaşayabilecekleri ve yaşatabilecekleri müstakil bir mekân olan siyasi bir harekettir.

Ortağı olduğu medeniyet havzasıyla ve bu havzanın etkisinde sahibi olduğu gelenekle tarihsel iradeleri olan tabii ve siyasi hak talepleri arasındaki bağın koptuğunu düşünen Kürtlerin, bunu ifade eden AZADÎ projesinin bağ kurma amacının uygulanma sürecine dönük çalışması teorik olarak 2005 yılında “beroj.com” adlı internet sitesiyle ve yanı sıra eşlik eden etkileşim halindeki diğer çalışmalarla başladı.

AZADÎ 2012 yılında ise, bu teorik çalışmalarda yer almış veya bu teorik çalışmaları takip etmiş ve etkilenmiş inorgonik kişilerin “Kürt sorunu” merkezli müstakil siyaset üretme ortak amacı çerçevesinde bir araya gelmesiyle Diyarbakır’da "inisiyatif" olarak kamuoyuna deklare edildi.

Bu, AZADÎ projesinin somuta indirgenmesine ilişkin önemli bir girişim oldu. Burada yer alan ekip yalnızca projeye inanan ve projeyi uygulamaya aday olan ekipti. Ekibin başarısı projenin ve projeyi ortaya çıkaran temel ihtiyaçların ve ihtiyaçlara mebni argümanların gereği gibi anlaşılmasına, içinin doldurulmasına ve bu doğrultuda örgütlenmesine bağlıydı.

Bu süreç zihni ve ameli imkânlar oranında işledi ve nihayet adına “Konsept Metni” denen daha spesifik bir içerikle kristalize edilmeye çalışılan projenin üzerine kurulduğu bağlayıcı paradigma, 2014 yılında kongre kararıyla Diyarbakır’da ilan edildi ve "inisiyatif", aynı ekiple "hareket" yapıldı.

2012 yılından itibaren merkezi Diyarbakır olmak üzere örgütlenme çalışmaları başladı. Örgütlenme çalışmaları da imkânların elverdiği ölçüler çerçevesinde oluştu.

Birbirinden ayrımı çok zor olsa da önemle vurgulanması gereken konu, AZADî projesi bakımından bağlayıcı olan pratiğin ekip ve örgütün temel politik üretimini paradigması olan "Konsept Metni"ne bağlı kalarak yapma mecburiyeti olduğudur. Bu bakımdan örgüt ve örgütü sevk ve idare eden ekibin başarısını veya başarısızlığını anlayabileceğimiz ve ekibin AZADÎ projesiyle uyumu hakkında kesine yakın bilgi sahibi olabileceğimiz ölçüt “Konsept Metni”dir.

Yani örgütün ve örgütü sevk ve idare eden ekibin kurduğu ilişkiler, geliştirdiği atraksiyonlar ve elverişli kıldığı siyasi sonuçların AZADÎ projesinin gerektirdiği ilişkiler ve sonuçlar olup olmadığı bunların “Konsept Metni”ne bağlı oluşup oluşmadığıyla anlaşılır.

Eğer “Konsept Metni” çerçevesinde AZADÎ projesiyle örgüt ve ekip arasında makas açılmışsa, projeyi doğuran temel kaygı ve endişelere sahip Kürdistanlı herhangi bir kişiye veya kişilere örgüt ve ekibe projeye otomatik sahiplik hakkı adına itiraz yükümlülüğü doğmuş olur.

AZADÎ’yi takip edenler bilir, 2012’den bu yana AZADÎ’nin tamamlanmış bir proje olmadığını, dini ve milli kimlik ayrıştırmasından rahatsız olan ve bundan kaynaklanan dini ve milli yükümlülükleri yerine getirmek isteyen herkesin AZADÎ projesinin sahibi olduğunu, bu kaygı ve endişelerle hareket eden her Kürdistanlı’nın, o bunu bilse de bilmese de, AZADÎ projesi üzerinde hakkı olduğunu söyleyip durmuşuzdur.

Hulasa söylemek istediğimiz şey örgüt ve ekibin yalnızca AZADÎ projesini uygulamaya kalkışmış olduğudur; eğer örgüt ve ekip “Konsept Metni”yle uyumluluk kuramamışsa, bunu sorgulama, AZADÎ’yi doğuran kaygı ve endişelere sahip her Kürdistanlı’nın hakkıdır.

Buradan HDP’ye desteğin AZADÎ projesinin bir gereği olup olmadığı ve destek sonucu elde edilmiş olan milletvekili kontenjanının AZADÎ projesiyle uyumlu hareket edip etmediği mevzusunu işleyeceğimiz üçüncü ve son yazımıza geçeceğiz.

***

3.Yazı

Azadî Hareketi’nin İttifak Yaklaşımı ve İttifakla Başlayan Süreç

a) Politik İttifak Yaklaşımı

Kürtleri millet yapan imkânlarla şu dünya devletinde layık olduğu yeri talep eden tarihsel iradesinin aktüel yorumu ve pratiği arasında bağ kurmayı ve bu niyetle İslami Hareket içerisinden “Kürt Sorunu” merkezli siyaset üretmek gibi bir yerden yola çıkan birinci yazıda bahsettiğimiz projeyi, Azadî Hareketi ismiyle örgütlenerek somut bir sürece sokan ikinci yazıda bahsettiğimiz ekibe, 2015 yılının 30 Ocak’ında DTK, DBP ve HDP tarafından resmi bir ziyaretle 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye destek için ittifak teklifinde bulunuldu.

“Konsept Metni”nde, “İradesinin Temel Esasları” başlığı altında; “Hak dışında hiçbir şeyi değişmez ölçüt olarak kabul etmez. Hakkı sabit, diğer her şeyi değişken olarak görür” diyerek ana fikrini ve “Kürdistan mücadelesi içinde yer alan ve onu bugüne taşıyan bütün kişi ve hareketlere saygıyı esas alır. Fakat saygıyı sorgulamaya engel görmez” diyerek de demokratik siyasi rekabet yöntemini belirgin biçimde ortaya koyan ve “şiddeti bir politika yapan tüm yapıları ret eden” Azadi Hareketi’nin yine aynı başlık altındaki 5. Maddesi şöyledir:

“Milli kimliği Kürdistanlı olarak belirler. Bütün dünyanın bir kısmını dinde kardeşi, diğer kısmını da insanlıkta eşiti olarak görür. Kimlik veya varoluşsal mücadelesini dinde ve insanlıkta kardeş olduğu halklara karşı değil zulüm siyasetini yürüten sosyo-politik mekanizmalara ve rejimlere karşı yürütür. Mücadele için örgütlenmeyi temel bir hak olarak hem kendisi için hem tüm Kürdistanlılar için elzem görür. Kürdistan’da sosyal ve siyasal dayanışmayı politik yöntem bilir. Bunlar arasındaki siyasal, yol, yöntem ve bakış farklılıklarından kaynaklanan sorunların demokratik ve medeni yöntemlerle çözümünü benimser. Halklarla dayanışmayı, birlikte mücadeleyi asla dışlamaz.”

Bu maddeden de anlaşılacağı gibi sosyo-politik dayanışmayı tarihsel irade çerçevesinde ilke edinen AZADÎ’nin bunu pratikleştiren ittifak teklifini kabul etmesi “Konsept Metni”nin bir gereği idi. Ancak bu “gerek” ilgili bileşenlerin şiddetin dışlanması, çözüm ve siyasal sürecin devamı ve silahların devre dışı bırakılması “şartını” kabul etmesine bağlı kılınmıştı. Kürdistan Seçim İttifakı bileşenleri, aralarında bunların kabul edildiğine dair mutabakat sağladıktan sonra AZADÎ’nin politik bir ilke olarak ittifak kabulü “Kürdistan Seçim İttifakı” ismiyle fiili ittifak olarak da doğmuş oldu. Böylece 7 Haziran seçimleri için HDP’ye destek kararı alındı.

Kürt siyaseti adına buradaki birlik, çözüm sürecinin devamına yönelik bileşenlerin ortak politikasına ilişkin olarak gerçekleşti. Yani Kürt siyaseti çözüm süreci çerçevesinde birlik oldu. 7 Haziran öncesinde “baraj geçilmezse çatışmanın başlama olasılığının çok yüksek olacağı” yönünde baskılanan ortam da düşünüldüğünde AZADÎ’nin ittifak bileşenleri arasında bulunmasının doğru ve sorumluluk sahibi bir girişim olduğu anlaşılacaktır. Yani ittifak bileşenleri arasında yer almak AZADÎ açısından gayri meşru bir durum değildi. Ayrıca Azadî Hareketi kurumsal olarak yaptığı 7 Haziran seçim ziyaretlerinde ilkesel olarak HDP’ye değil çözüm sürecine destek verdiğini belirtmiştir. Ziyaretlerde barajın geçilmesi için pratik olarak HDP’ye verilen desteğin ilkesel olarak ise çözüm süreci yanı sıra AKP’ye verilen destek anlamını taşımakta olduğu açık biçimde anlatılmıştır.

Böylece AZADÎ’nin politik ittifak yaklaşımı yukarıda kısaca özetlenmiş oldu. İslami kesimi siyaseten temsil etme iddiasıyla yola çıkan Azadî Hareketi 7 Haziran’a bu yaklaşımla geldi. Şimdi ise 7 Haziran’dan sonraki süreci kısaca özetleyip Azadî Hareketi’nin yolculuğunun nereye doğru olduğu meselesini sonuca bağlamaya çalışacağız.

b) Politik İttifak Süreci:

Azadî Hareketi, ittifak teklifinin çözüm süreci bağlamında politikasına uygun gelmesinin yanı sıra halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili imkânının kendi siyasi hayatına ivme kazandıracağını ve seçilmişliğin sağlayacağı artı meşruiyetle de bunun daha da bir mümkün olacağını düşündü. Süreç yetkili organlarda işletildi ve 8 Şubat 2015 tarihinde ittifakın HDP’ye 7 Haziran seçimleri için desteği resmen kabul edildi. Ve nihayet 7 Nisan 2015 tarihinde HDP’nin yüksek seçim kuruluna teslim ettiği milletvekili aday listesi ile birlikte AZADÎ HAREKETİ de ''Kürdistan Seçim İttifakı”nın bir bileşeni olarak, seçim çalışmalarını başlattı.

7 Haziran seçimleri ve sonrası için Azadî Hareketinin izleyeceği yol ana hatlarıyla şöyle belirginleşti:

- Seçim çalışmalarını Azadî Hareketi bağımsız biçimde yürütecektir. 
Bu karar tabi ki imkânlarla ilgiliydi. Mümkün oldukça HDP’den bağımsız bir kampanya yapılacaktı. Kaçınılmazlıklar karşısında ise mümkün olduğunca görüntüyle öne çıkılmayacaktı. Bununla birlikte Diyarbakır ve İstanbul’da imkânların el verdiği ölçülerde bağımsız çalışmalar yapıldı.

- Mutabakat Metni çerçevesinde seçimlerden sonra milletvekili kontenjanı HDP’den ayrılarak bağımsız milletvekili pozisyonu oluşturacak ve Azadî Hareketi milletvekili olarak kamuoyuna deklare edilecektir.

Bu karar çözüm süreci içerisinde çok daha mümkün olan siyaset üretme ve yapma sürecini hızlandıracaktı. Bu yüzden milletvekili kontenjanının kabulü söz konusu oldu. Azadî Hareketi kontenjan milletvekili TBMM’de değil alanda, yani Kürdistan’da faaliyet yürütecek, Azadî Hareketi’nin yetkili kurullarının hazırlayacağı yol haritasıyla saha, kadro ve örgüt çalışmasını hızlandırarak partileşme sürecini sağlıklı bir zemine kavuşturacaktı.

Ancak 7 Haziran seçimleriyle ortaya çıkan tablo, Azadî Hareketi’nin, “AKP iktidarda, HDP mecliste” öngörüsünün aksine hükümet kurma sorununu doğurdu. TBMM’deki aritmetik tablo yüzünden ve hem HDP’nin hem de kontenjan adayımızın önerisi ile HDP’den istifa kararı hükümet kurma sürecinin belirginleşmesine kadar ertelendi. Hükümet krizine çatışma süreci yeni bir kriz olarak eklendi. 1 Kasım’da erken veya yeniden seçim kararı verildiği zaman HDP’den ayrılma kararı bu kez çatışmanın yarattığı kriz yüzünden HDP’yle yapılacak görüşmelerle sonuca bağlanması kararlaştırıldı.

Bu süreçte iki yaklaşım söz konusu oldu:

Birinci yaklaşım, hem kontenjan adayımızın Azadî Hareketi’nin Konsept Metnine uygun söylem ve eylemle politik bir sürecin içinde olması hem de alınan kararları uygulaması konusunda sıkıntı doğurması yüzünden güven sorunu yaşatması, hem de siyasi birliğin etrafında oluştuğu çözüm sürecinin ortadan kalkıp şiddetin siyaseti vesayet altına almış bulunması dolayısıyla her hâlükârda ittifakın bitirilmesi yaklaşımıydı.

İkinci yaklaşım ise, kontenjan adayımızın AZADÎ’ye, şiddetin ise siyasete yaşattığı sıkıntılara daha fazla kontenjan ayrılması halinde AZADÎ’nin Konsept Metni çerçevesinde çözüm üreteceğini ve dolayısıyla bu çerçevede 1 Kasım seçimleri için HDP’yle müzakere edilmesi gerektiğini düşünen yaklaşımdı.
Bu iki yaklaşımla muhataplarımızla konuşuldu. Fakat çatışma şartları uygun yer, zaman ve yetkili konusunu çok olumsuz etkiledi. Konuşmalar müzakere şeklinde gerçekleşmedi. Bilgi aktarma biçiminin ötesine geçemedi. Nihayet HDP’den gelen “7 Haziran ile 1 Kasım aynıdır, bu yüzden 1 Kasım sonrasında 7 Haziran sonrasında yapmayı düşündüklerinizi yapın” manasındaki önerileri ve kontenjan adayımızın Konsept Metnine ve AZADÎ’ye bağlılık konusunda yanlış anlaşılmaktan kaynaklanan sıkıntılar adına özür ve bağlılık beyanı dolayısıyla 1 Kasım seçimleri için 7 Haziran seçim sürecinin devamı yönünde “oy çokluğuyla” karar verildi.

Hulasa; nereden geldiğini iyi bilen AZADÎ nereye varmak istediğini de daha baştan “Kürdistan Seçim İttifakı Mutabakat Metni”nde belirlemişti. Bu metne göre gereğinin yapılması ve 1 Kasım sonrası sürecin Azadî Hareketi Konsept Metni ve siyasete başlama nedeni doğrultusunda işletilmesi Azadî Hareketi’nin mesuliyetindedir ve bu mesuliyeti gerçekleştirecektir.

AZADÎ

HDP ile 2 Kasım itibarıyla fiilen sona eren seçim için ittifak sürecini bitiren ve bunun bir gereği olarak yetkisinde ve emrinde olan milletvekili kontenjanın HDP’den istifasını öngören yol haritasını gerçekleştirecektir.

Zira Azadî Hareketi, tamamıyla bağımsız bir harekettir. Ömrü 7 Haziran (1 Kasım) seçimlerine kadar geçerli olan “Kürdistan Seçim İttifakı” haricinde başkaca hiçbir yapının bir bileşeni de değildir. Kürdistan Seçim İttifakı da 8 Haziran itibarıyla sona ermiştir. AZADÎ ne Halkların Demokratik Kongresinin ne de Demokratik Toplum Kongresinin bir bileşenidir. Onu bağlayan kendi Konsept Metni dışında hiçbir metin söz konusu değildir. HDP de ittifak teklifi yapılan 30 Ocak’tan bu yana AZADÎ ile ne tür bir süreç izlemek istediği yönünde hiçbir girişimde bulunmamış, hiçbir hukuk oluşturmamıştır. Böyle bir girişimleri olmadığı da düşünüldüğünde AZADÎ’nin müzakere edeceği hiçbir durum yoktur ve izleyeceği yol açık biçimde önünde durmaktadır.

Yavuz Delal (Kürdistan İslami Hareketi / AZADÎ HAREKETİ GYK Üyesi)

Azadi Yavuz Delal
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek'te Zırhlı polis aracı devrildi: 6 yaralı
Siverek'te Zırhlı polis aracı devrildi: 6 yaralı
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti