Azadî'den Halepçe katliamı için basın açıklaması

halepçe katliamının 28 yıl dönümünde Azadi Hareketi bir basın açıklaması yayınladı

Azadî'den Halepçe katliamı için basın açıklaması
Advert

Kürdistan ve Dünya Kamuoyuna

Bismillahirrahmanirrahim

16 Mart 1988 günü, güney Kürdistan’ın Halepçe kentinin kimyasal gazlarla saldırıya uğradığı ve binlerce Kürdistanlı’nın şehid olduğu tarihtir.

Birinci ve ikinci paylaşım savaşında statüsüz bırakılan Kürdistan coğrafyası ve halkı, uluslararası güçler tarafından Kürdistan’a komşu devletlerin insafına terk edilmiştir. Bu durum insanlık âlemi için bir utanç olduğu gibi, Kürdistan’ı işgalleri altında tutan devletlerin tamamı ‘İslam Ülkesi’ olarak tanımlandığı için de İslam dünyası da bu utanca ortaktır.

Son yüzyılda; bölünmüşlük ve temel insani hak ve özgürlüklerden yoksun olmanın yanında, adil olmayan uluslar arası sistemin gözleri önünde Kürdistan halkı nice zulümlere maruz kaldı. Koçgirî, 1925 Şeyh Said Kıyamı sonucu yaşanan katliamlar, Agirî Ayaklanması sonucu Zîlan deresinde yaşanan katliam, 1937-38 yıllarında gerçekleştirilen Dêrsim soykırımı, Doğu Kürdistan’da Mehabad Kürd Cumhuriyeti’nin İran tarafından işgali ve yıkılması, Enfal ve Halepçe katliamları, Suriye‘de BAAS rejimi tarafından 2004 yılında yapılan Qamişlo katliamı ve Roboskî katliamı gibi insanlık dışı katliamlar Kürdistan halkının hafızasında halen tazeliğini korumaktadır.

Halepçe soykırımı, sömürgeci-ırkçı BAAS rejiminin Kürd milletine dönük sıradan bir saldırısı değildir. O, adına “Enfal Harekâtı” denilen katliamlar dizisinin son halkasıdır. Halepçe katliamı planlı olup, belirlenmiş amaç doğrultusunda yürütülmüştür. BAAS rejiminin belirlenmiş amacı Kürd milletini kadim topraklarından söküp atmak, yani bitirmekti. Bu açıdan bakıldığında, bu saldırı Kürd milletine dönük bir soykırımdır!

BAAS rejimi, Kürd milletini toprağından sürerek, asimile ederek bitirme hedefini “Enfal Harekâtı” adı altında sistemli bir şekilde geliştirmiştir. Enfal Harekâtı boyunca 4.500 köy yakılıp yıkılarak insansızlaştırılmış, 182 bin insanımız katledilmiştir. Bu katliamlar dizisinin son halkası olan Halepçe’de, tüm dünya devletlerinin ve halklarının gözü önünde, 16 Mart 1988 tarihinde Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS rejimi tarafından gerçekleştirilen kimyasal gaz bombardımanı sonrası çoğunluğunu çocuk ve kadınların oluşturduğu 6.357 kişi zehirlenerek ya da yanarak katledilmiş, 14.765 kişi ağır yaralanmıştır.

43.753 kişinin ölümüne, 61.200 kişinin de sakat kalmasına sebep olduğu bu kimyasal saldırılar, dünyanın en büyük insanlık trajedilerinden biridir. Buna rağmen uluslararası sistem, BM, NATO, İslam Konferansı Örgütü ve Arap Birliği Kürdistan halkının temel insani haklardan mahrum yaşamasına ses çıkarmadığı gibi, katliamlara uğramasına da ses çıkarmamıştır. Bunun tek istisnası Güney Kürdistan halkının katliama uğramasından yıllar sonra ilan edilen güvenli bölge uygulamasıdır. Bu uygulama sayesindedir ki Güney Kürdistan halkı kendi kendini idare etme yolunda mesafe almış ve bugün Federe Kürdistan Bölgesi, Ortadoğu’nun en istikrarlı bölgesi olmaya namzettir.

Bu da göstermektedir ki Suriye, Türkiye ve İran’daki Kürdistan halkına da kendi kendini idare etme hakkı engellenmezse hem Kürdistan’a istikrar gelecek hem de Ortadoğu huzura kavuşacaktır. Kürdistan halkının kardeş halklarla bir sorunu yoktur. Fakat Kürdistan’ı işgal altında tutan ve adil olmayan devletlerin siyasetleri ve uygulamaları yüzünden hem Kürdistan halkı hem de kardeş halklar acı çekmekte, Ortadoğu’daki istikrarsızlık dünya barışını da tehdit edecek boyutlara ulaşmaktadır.

Bu gün bir bütün olarak dinsel ve etnik aidiyetlerinden dolayı Kürdler, DAİŞ çetelerinin işkence ve cinayetlerine maruz kalmaktadır. Ne yazık ki bu baskı, zulüm, köleleştirme ve katliam gibi sistematik insanlık dışı politikalar tüm dünyanın gözü önünde meydana gelmektedir.

Halepçe Katliamı'nın 28. yıldönümü münasebetiyle, tarih boyunca Kürdistan halkının hak ve özgürlüğü için canını veren ve hak, adalet ve hürriyetin ikamesi için bedel ödemiş başta Halepçe şehidleri olmak üzere tüm şehidlerimizi, rahmetle ve minnetle anarken; benzer katliamların son bulması için Kürdistan halkına özgürlüğün şart olduğunu belirtmek istiyoruz. Keza kendi kendini yönetmek, Kürdistan halkının en tabii insani, milli ve İslami hakkı olduğu gibi, benzer trajedi, katliam ve soykırımlardan korunmak için de en doğru çözümdür.

Hak, Adalet ve Hürriyet İçin Kürdistan İslami Hareketi / AZADÎ HAREKETİ

Azadi Hareketi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Motosiklet Pikapa Çarptı: 2 Yaralı
Motosiklet Pikapa Çarptı: 2 Yaralı
Kendi İsminin verildiği Okula Kitap yardımı yaptı
Kendi İsminin verildiği Okula Kitap yardımı yaptı