BİR SEÇİMİN ARDINDA/ MEDİNE KERPİÇ

PKK ise tekrardan silaha sarılmasıyla mevcut düzenin değirmenine su taşımış oldu. Dikta rejimine kendi eliyle katkı sağlamakla kendi kendini cezalandırdı.

BİR SEÇİMİN ARDINDA/ MEDİNE KERPİÇ

Bir kasım seçimleri Erdoğan'nın yedi haziran seçim sonuçlarını beğenmeyip, baskıyla, korkutarak, katlederek, sindirerek halkı emri vaki  bir şekilde yeniden seçime götürdüğü, demokrasi sistemini yine elinin tersiyle ittiği, kendi lehine çevirmek için bütün kozların oynandığı ve bunun sonucunda kazanılmış bir seçimdir.

 

 

Hırsızlığa, yolsuzluğa ve üst üste işlenen katliamların üstüne perde çekip aydınlanmasını istemeyen, kökü karanlığa batmış bir partinin ne halka nede bu ülkeye olumlu bir getirisi olamaz. Demokrasinin ve özgürlüğün olmadığı bir yerde gelişim ve değişim beklenemez. Eğer bir yerde hukuk gerçek anlamda işlemiyorsa barıştan, eşitlikten, sevgiden, kardeşlikten insan haklarından söz etmek yersiz olur.

 

Halkı kutuplaştıran ayrıştırıcı, dini siyasi amaçları için kullanan, kendi ideolojilerini refahın, huzurun üstünde tutan ve bunun için her türlü kirliliğe bulaşan zulmetmekten kaçınmayan bir sistemin oyuncularını bizler tekrar başrol yapmış bulunuyoruz .

 

Türkiye yönetimi ve toplumu sorunları konuşarak değil de şiddetle, baskıyla çözmeye çalışmakta. Evet hepimizin bildiği gibi bu anti demokratik zihniyet yıllarca Kürd halkının kanını emdi, onu görmezden geldi, inkara dayalı politikaları güçlendirecek her türlü bulvarda saf tuttu, cephe oluşturdu.

 

PKK ise tekrardan silaha sarılmasıyla mevcut düzenin değirmenine su taşımış oldu. Dikta rejimine kendi eliyle katkı sağlamakla kendi kendini cezalandırdı.

 

PKK silahların ve hendeklerin gölgesinde öz yönetim ilan ederek, adeta devlet güçlerinin saldırısına davetiye çıkararak olayların daha da büyümesine kentlerin, kasabaların çatışma atında kalmasına, yakılıp, yıkılıp viran olmasına, halkın olumsuz yönde düşünmesine sebep oldu. Yine bundan zarar gören, incinen, ölen maalesef yine yoksul, masum sivil halk oldu. Bu işten çıkarı olmayanlardı.

 

Bütün bunların sonucunda HDP oy kaybına uğradı. AK Parti ise Türk toplumunun milliyetçi muhafazakar kesimi üzerindeki etkisini artırarak tek başına iktidara gelmeyi başardı.

 

Sistemin yapmış olduğu yanlışları dile getirirken,

Birde Kürd siyasi cephesine bakmak gerekir.

 

Bugün tekçi, ırkçı zihniyetin yanlışlarını sorgulayan, bütün halkların, azınlıkların, kadın, çevre sorununun çözümünü dile getiren, fakat diğer taraftan da kendisinden olmayan farklı bakış açılarına sahip olan Kürd sorununun siyasal zeminde çözüme kavuşturulması çağrısında bulunan bunun için mücadele veren  Kürd'leri kabul etmeyen dışlayan bir örgüt ve halk kitlesi de mevcut. Bu durumun bugünkü  otoriter, baskıcı sistemden  çok farklı  bir yanı olduğu söylenemez.

 

Bu tavır ve davranışlar kendi içinde bir çelişki yumağı oluşturuyor. Büyük çoğunluk silahlı mücadelenin Kürd sorununun tanıtılmasında büyük etkili olduğu konusunda hem fikir olsa da, sadece Kürd sorunun duyurulması için (50 000) kişinin ölmesi mi gerekiyordu?

Yine sormak gerekir ki: çözüm için daha kaç bin kişinin ölmesi gerekiyor?

Gencecik insanların kanı üzerinden hak aramak barışçıl ve adil değildir.

 

 

Çoğulculuğa karşı duran, bunu parçalanmışlık olarak gören bir taban ve siyasal anlayış var. Bu son derece yanlış bir tutumdur.

 

Şunu görmek lazım bugün Kürd halkının büyük çoğunluğu halen düzen partilerine oy vermektedir. Şu anda fikirleri kalıplaşmış ve bunun dışına çıkamayan, kendisi gibi düşünmeyenlere karşı nefret, kin, besleyen hatta saldırı mekanizması geliştiren ve bunu bizzat uygulayan dışlamaya çalışan, yapılan eleştirilere de kulak tıkayan kesinlikle bu hareketin dışında başka oluşumları, örgütlenmeleri, mücadeleleri kabul etmeyen red eden  olayların perspektifini daraltan  ve bu kabuktan sıyrılmayan zihniyetlerin öncelikle bu tekçi  diktatoryal  anlayıştan arınmaları gerekiyor.

 

Olayları sosyolojik boyutuyla ele alıp ona göre hareket etmek gerekir. Kürd hareketleri, partileri ne kadar çoğalırsa Kürd sorununun çözümünde o kadar etkili ve faydalı olur. Dışlamak yerine birbirimize bu konuda saygı duymayı öğrenmeli ve destek vermeliyiz. Kürdistan sorunu 200 yıllık bir sorundur kirli bir takım emeller için terörize edilmiş içeride ve dışarıda bu şekilde lanse edilerek bastırılmaya çalışılmıştır.

 

Kürd halkının haklı taleplerinin demokratik yollarla barış ve eşitlik temelinde çözümü federasyondur. Kürd ve Kürdistan sorunu çözülmedikçe Türkiye'nin de demokratikleşmesi mümkün olmaz. Bu nedenle bir partinin programında öncelikle ilk sırada yer alması gereken konu Kürd halkının ulusal talepleri olmalıdır diğer sorunlar tali planda yer almalı.

 

Bugün demokratik cumhuriyet, ortak vatan talebiyle yola çıkarsanız kendinizi ve Kürd halkını kandırmış olursunuz... Otuz yıllık çatışma sürecindeki tabloda sürgünler, açlık, ölüm, metropollere zorunlu göç etme durumunda bırakılan yoksul, köylü halkın iki kültür arasında sıkışıp kalması, aile içi şiddet, yetersiz iş olanakları sınıflar arasındaki uçurum farkı, eğitim ve bütün bu olumsuzlukların insanlar üzerindeki negatif etkilerini görebiliriz. Kendi toprağından koparılmış, kültüründen soyutlanmış kendine yabancılaştırılmış, horlanmış, ezilmiş, aşağılanmış ikinci sınıf insan muamelesinin insanlar üzerinde yarattığı psikolojinin etkisiyle, uçurumun kenarında yaşam mücadelesi veren bir halkın dramıdır.

 

Bu durum tabi ki mevcut sistemin Kürd halkına dayatmış olduğu asimilasyoncu, ırkçı, milliyetçi, faşist politikalarının ürünüdür. ......

 

Medine Kerpiç/

Medine Kerpiç
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
Siverek'te Yangın Korkuttu
Siverek'te Yangın Korkuttu