BÖLGE HALKININ MEZARLIK, TÜRBE VE BAZI ZİYARET YERLERİNE BAKIŞ AÇISI

ilahiyatçı yazarımız Mehmet Kehtavi yazdı

BÖLGE HALKININ MEZARLIK, TÜRBE VE BAZI ZİYARET YERLERİNE BAKIŞ AÇISI
Advert

Bu çalışmada ülkemizde ve özellikle Bölge halkının mezarlık, türbe ve bazı ziyaret yerlerine bakışı ve bu bu ritüellerle ilgili inançlar ela alınmıştır. Ayrıca, bu inançların fenomolojik özellikleri, tarihçesi ve bunların kültür üzerindeki etkilerine değinilmektedir. Ziyaretler sosyolojik, kültürel ve dini faktörlere bağlı olarak çeşitli amaçlarla yapılıp zamanla birtakım usuller kazanarak bir inanç halini almış ve toplumsal geçerliliğimiz içinde yer almıştır.

Toplumsal hayatımızda yer alan bu inançların oluşmasında o kültürel çevrenin dâhil olduğu medeniyetler ve inançların etkisi yadsınamaz. Fakat bu unsurların da sahip olunan milli kültür içinde eritilenler, ona kendi kültürel ve dini rengini vermesi kaçınılmaz bir gerçektir.

 

En genel anlam ile bakacak olursak ziyaret; bir yeri veya bir kişiyi görmek anlamına gelir. Anadolu da ise kutsal mekânlara gitme davranışını içerir. Ziyaret; türbe, tekke, dede-baba mezarı, mezarlık ve bazı ziyaret yerleri isimlerle anılan, manevi güç ve meziyetlerine inanılan kişilerin yattıkları yerlere belli istek, dua, dilek yapılan ziyaretlere ve bu alanda bir olgu halini alan inanç ve uygulamaları içerir. (GÜRAY ve GÖRGÜ 2001, s.46 )

Kutsalın tezahür ettiği yerler olan türbe, mezarlık, bazı ziyaret yerleri, ağaç, taş, su vs. yerler adak ve ziyaret yerleri ile paraleldir. Halk dindarlığının karakteristik bir boyutu olarak da ve ziyaret dindarlığı olgusu gelişmiştir. Türbe, adak ve ziyaret dindarlığı toplum kültürü ve yaşanan dinin çok önemli yönünü oluşturmaktadır.

Türbe, mezarlık, yatır ve bazı ziyaret mekânları gibi isimlerle anılan yerler; toplumun dini duygularını harekete geçiren inanç merkezlidir. İnanç merkezlerine bağlı kültür değerleri, yaşayan kültür toplumu dünya görüşüne ve değerler sistemine göre şekillenir.

      İnsanların dini-sosyal ve kültürel yaşayışının incelenmesi bakımından Adıyaman/ Kâhta , Siverekte mezar, ziyaret, türbe üzerine yaptığımız araştırma önemli bir örnektir. Araştırmamızda yerinde gözlem ve tespit, mülakat gibi yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Türbe, mezar ve ziyaretlerde ip bağlamak, eşarp, seccade, tespih bırakmak, şeker ve bisküvi atmak vs dinsel halk inançlarında ki halk hekimliğinin manevi metodları olarak bakılır.

 

 

 

              Halk İnançlarına Genel Bir Bakış

 

    Din, insanın var olduğu her yerde kendini gösterir. Din var olan inançlar bütünüdür. Nathan Süderblom’a göre dindar insan; ‘kendisine göre olağanüstü bir şeyin kutsal olduğu kişidir.’ Kutsallık bir dinde en önemli özelliklerden biridir. Aslında bu açıdan bakmak gerekirse kutsallık anlayışı tanrıdan daha köklüdür. Kutsal; kutsal ile alakalı olan, kutsalın kendisi, onunla ilgili her şey kutsal mekân, kutsal zaman, bazı eşya, mabet mezarlık gibi her şey dâhildir. Bunun dışında olan bir de kutsalın dışında umuma açık olan her şeydir. Bu iki olgunun birleştiği noktaya kutsalın tezahürü diyebiliriz. Kutsalın belirlenmesinde iki nokta vardır: birincisi, insandır. Çünkü kutsalın asıl belirleyicisi insan düşüncesidir. İkincisi ise, kutsalın kendisidir. Sonuç olarak kutsalın varlığını kabul eden ve O’na en yakın varlık insandır. (GÜÇ, Ahmet; 1998, s.65 )

İnsan her zaman kutsala muhtaç ve onunla irtibatta olmak ister. Tanrı ile bağlantısının her zaman olmasını ister bu da insanın psikolojik bir varlık olduğunu gösterir. Zamanla sahip olduğu kutsallık bu kutsallık alanının genişletmiştir. Kutsalla ilişkiye geçerken kutsala en yakın, onun özelliklerine benzer bir varlığa bu düşüncelerini atfederek ona inanmıştır. Böyle yaparak kutsalı somutlaştırmıştır. Hak din İslamiyet’te ki Allah fikri bir ve tektir. Onun eşi benzeri yoktur. O ne doğmuş nede doğruluştur. Burada açıkladığımız bu düşünce sonradan kültür ve kurum haline gelmiştir. Bunu ziyaret, türbe ve mezarlık olgusu ile açıklayabiliriz.

 

Ziyaret, Kutsal Mekân, Türbe Anlamı

Ziyaret sözcüğü Arapçada olan ziyaret kelimesi ile aynı anlama gelmektedir. Arapçada ‘zevr’ kelimesi hem ziyaret etmek hem de ziyaret eden anlamına gelir.

Ziyaret kendisinde beşer üstü güç bulunulduğuna bir takım mezar, türbe vs. yerleri çeşitli niyetlerle ziyaret etmektir. İnsanları burada gerçek kutsalla aralarına bir öğe koyarak o, öğede olduğuna inanılan güç, kudret, feyiz, bereket onun düşüncesine en yakın cevap verenin o olduğu düşüncesidir. Çünkü eğer onunla temasa geçilirse kişinin sıkıntılarına dertlerine yardım eli uzatacağı düşüncesi vardır. Kutsal tanrıya adanmış, tanrısal olan (Türk Dil Kurumu 1988, s.) anlamda olup, kutsallık ise, özü itibariyle gizemli ve tabiatüstü güçte olan temas sebebiyle bir kısım eşyaya, bazı insanlara, bazı hayvanlara bazı yerlere atfedilen üstünlük (GÜÇ, Ahmet; 1998, s.121 ) söz konusu yerlere gösterilen ilgi M. .Eliade ye göre; bunlara yapılmış bir tapınma değil onların kutsal bir tezahürü olmasıdır. (ELİADE 1991, s.96). Kutsal nesne ile temasa geçen kimsenin, kendisine kutsallık tayin edilen güçle temasa geçmesi psikoloji ile yakından ilgilidir. (GÜNGÖR, Türk Alevi-Bektaşi İnançlarında Şamanlığın İzleri 1997, s.87)Tanrının bir zuhurunun olmasına gerek yoktur. Kutsal kabul edilen yerler ve öğeler bizim dünyamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Geçmişten günümüze kadar toplumsal yaşam alanları kutsal olanın etrafında öbeklenmiştir. Çünkü kutsalın yoğun olarak hissedildiği yerlerde insanlar için daha çok güven söz konusudur. (OYMAK 1990, s.56 )Ziyaret inancı toplumsal hayat ile bütünleşmiştir. Hastalık, çaresizlik, sıkıntı vs. konularda insanların son çaresidir. Sünnet evlenme, çocuk isteme. Sınav vs. konularda son ümittir.

 

Ziyaret, Kutsal Mekan, Türbelerin Tarihi Arka Planı

 Bu olgular, kitabi dinlerden süzülüp gelen kavramlar ve inançlarla birlikte eski kültürlerin ve çok tanrılı inançların bir karışımıdır. (ARSLAN 2004, )

Ziyaret, türbe ve mezarlıklara kutsallık eski Türk dini tarihine kadar uzanır. İlk başta kendi kültürü içinde yaşanılan olgular daha sonra bazı kültürlerle etkileşim içine girmiştir. Bu olay İslami dönem içinde de vuku bulmuştur. İslamiyet’e girmeden önce ki kültür ve inancı İslamiyet’in içine sokarak yeni şeyler ortaya çıkarılmıştır. (OCAK, Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri 2009, s.24 ) İslamiyet Öncesinde

 

Müslümanların dinleri; Budizm, Zerdüştlük, Nasturi Hıristiyanlık, Yahudilik, Manilik ve İslam gibi evrensel veya bölgesel dinleri kabul etmiş olmakla birlikte bazılarının kendi geleneksel dinlerinde devam etmiş olan Türkler ve Kürtler  uzun bir deneme döneminden sonra, “koruyucu” gücünü fırsat bilerek, İslamiyet’i kabul edince, Kuran’ın kesinlikle inanılması ve yapılmasını emrettiği farzları, istenildiği şekilde yerine getirmeye gayret göstermişlerdir. Ancak bunun yanında, diğer uygulamaları, özüne bağlı kalarak farklı bir biçimde yorumlamışlardır. Bu ziyaret olgusu İslamiyet Öncesine kadar dayanır. Türklerin Müslüman olmadan önceki dini Şamanizm’dir. Ziyaret, Kutsal mekan, Türbe inancının Şamanizm ile başladığı olgusu mevcuttur. (OCAK, Kültür Tarihi Olarak Menâkıbnâmeler 1992) Şamanizm sihir ve büyünün ön plana çıktığı bir olgudur. Gelecekten haber verme, hastalığı iyileştirme gibi yönlerde keramet gösteren Türk veli imajına benzer. Türbe ziyaretleri eskiden var olan Atalar kültüne benzerlik gösterir.

Bölge Halkının Mezarlık, Türbe ve Ziyaret İnancı

Ziyaretin Amacı

Halk, az da olsa, mezarda yatan evliyanın feyzinden yararlanmanın yanında, başka  amaçlarla ziyaretini gerçekleştirir. İlk giriş mahiyetinde olarak Kahta’da ziyaretin belli başlı amaçları şöyledir: Çocuk sahibi olmak, ölümden korunmak ,musibet ve beddualardan muhafaza olmak, dua etmek, sınav için başarı istemek, hastaların şifa bulması dilemek,zihin engelli çocukların sağlıklı hale gelmesi dilemek, kötülüklerin uzak durulması, şeyhi veyahut mezarda yatanın duasını almak yada onun adına hayır yapmak..

Ziyaret Töreni

Hayvanlarla, ev eşyası ve yiyeceklerle, düşlerle, hastalıklarla, astrolojik olaylarla, tabii olaylarla vs. bağlantılı etmek için birtakım uygulamalar var olmakla birlikte, bundan başka, aynı maksatla veya yukarıdaki ölümü def etmek niyetlerin gerçekleşebilmesi için, adap ve erkâna göre mezar ve türbe çevresinde yapılması gerekli, bir takım törenler vardır ki, bu amaçlar doğrultusunda, Bölge  halkı insanları şunları yaparlar: Önce Kuran’dan sure veya ayetler okunur ve orada yatan zatın ruhuna bağışlanır. Arkasından namaz kılınır ve istenilen dua yapılır. Şeyh efendiden ya da kabirde yatan kişiden dua istenir. Ziyaret başında sadaka dağıtılır, kurban kesilir, mevlit okutulur. Salavatlar okunur ve burada şunlar için dua edilir: iş, aş ve eş sahibi olmak, mal mülk sahibi olmak, kazalardan korunmak, bahtın açılması vs. türbenin etrafında yedi defa dönmek lazım.

 

 Röportaj yaptığımız Hanım Orman şöyle demektedir:

“ Çocuk yaşlarda zihin engeli olduğu tespit edilen çocuklar türbelere götürülür onları orda yatırırlar. Annesi veya yakın akrabası ihtiyacını gidermek için orda bulunur. Sonradan zihin engelli olanlar içine böyle yapılır.

Çocukları olmayanın çocuklarının olması için, zenginlik, evde kalan kızların kısmetinin açılması için kızın kendisi veya yakın akrabası ip bağlar”.

Bu inanç yapılması farz olan hac ibadetinde ki tavafa benzemektedir ve buradan esinlenerek bu hale gelmiştir. Kendisiyle röportaj yaptığımız diğer bir şahıs olan

 

Emine Işık ise bu konuda şunlara söyledi:

“Türbeyi öpen ya da vücudunu herhangi bir yerini süren kişinin yarası iyileşir, ağrıyan yeri geçer inancı vardır. Mezar ya da türbeden alınan toprak uğur, bereket olsun diye eve götürülür. Ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır. Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişiler çarpılır

Peygamber efendimiz döneminde olmayan, İslam’ın aslında olmayan bu inançlar bir şekilde Adıyaman kültürünün içine yerleşmiştir.

 

Ziyaret Ederken Uyulması Gereken Kurallar

Ziyaret edilen türbe, mezarlık ve ziyaret yerinde ne kadar amaç ve yapılan tören önemliyse bunlar kadar önemli olan diğer bir inançta ziyaret edilen yerde uyulması gereken bazı kurallardır. Bunlar orada yatan kişinin ruhuna ve bedenine saygı olarak yapılması gereken davranışlardır. Her şeyde olduğu gibi besmele ile ziyaret yerine girilir. Ziyaret yerlerine bedenen pis gelmemek gerekir. Abdestli bir şekilde ve kıyafetin de temiz olması gerekir. Bu İslamiyet de var olan cami mescit gibi yerlere gusül abdestsiz girilmez inancının kılıf değiştirilmiş halidir. Burada namaz kılmakta yine bir ziyaret esnasında yapılması gerekildiği düşünülen inançlardan biridir.

Halk ziyaret yerlerine, türbe ve mezarlarda yatan insanlara farklı bir keramet yükler. Halk içinde o yer inancın en dolu yaşandığı yerlerden biridir. Yatan kişinin ruhunun dolaşıldığı düşünüldüğü için burada kötü alışkanlıklar yapılmaz mesela; etraf kirletilmez, müzik dinlenmez, etrafında taharet ihtiyacı giderilmez, ziyarette bulunan ağaçlar odun olarak eve götürülmez, alkol, sigara vs kötü alışkanlıklar tüketilmez. Eğer bunlar yapılırsa şeyhin bunu yapan kişileri halk arasında ‘çarpar inancı’ vardır. Ve burada dua etmek gerekir.

Bölge  Halkının Mezarlık, Türbe ve Ziyaret İnancının İslamiyetteki Yeri ve Değerlendirilmesi

Bu konuyu en çok tartışan gündeme getiren kişi Ahmet İbn Teymiyye’dir. O, eserlerinde, bu tür uygulama ve inançları “şirke sebep olan” fiiller olarak değerlendirmiştir. Teymiye Allah’tan başkasına, kabirleri başında veya uzaktan peygamberlere ve salih kullara dua edip yalvarmanın, yıldızlara yalvarmakla aynı olduğunu ve bu fiilin “şirk” olduğunu savunur. (İBN-İ TEYMİYYE 1986)

İslamiyetten önce, şefaatçi olacak kişiler yorumlarla ortaya konulmuş İslamiyet in gelmesiyle melekler, peygamberler, sahabeler, şehit, evliya vs. genişletilerek İslami üslup getirilmiştir. Bazı Araplar bunları hurafe ve batıl diye ortadan kaldırmıştır.

 

Türkiye ve diğer Türk ülkelerinde yaygın olarak İslamî motifler içerisinde sergilenen şeyh, seyyid ve baba gibi sıfatlar alan din ulularını ziyaret olgusunun kökenini biz, Türklerin ve Kürtlerin  en eski geleneksel dönemlerinden itibaren uygulandığını, tahmin ettiğimiz zamanlara kadar dayandığını söyleyebiliriz. Adıyaman ve Şanlıurfa çevresinde bu olgu özellikle de daha da yüksektir. Ortam buna müsaittir. Şanlıurfa  var olan bu inançlar Adıyaman’da var olan inanç için bir parçadır diyebiliriz. Geleneksel Türk inancında, ziyaret olgusu yaygın olarak bilinmekte ve uygulanmak-taydı. Bu, ata mezarlarını, kutsal yer ve suları ziyaret biçiminde gerçekleşmekteydi. Türk ülkelerindeki mezar ziyaretleri, evli-ya menkıbeleri ve destan edebiyatının gelişmesiyle doğru orantılı olarak gelişen ‘veliler kültü’ ve ‘adak ve ziyaret dindarlığı’ (GÜNAY ve GÜNGÖR, Başlangıçtan Günümüze Türklerin Dini Tarihi 1997) ağırlıklı olarak geleneksel Gök Tanrı inanç ve uygulamalarının özelliklerini taşımaktadır. Gelişen bu külte paralel insanlar her yerde olduğu gibi burada da veliler kültü, adak ve ziyaret dindarlığı ön plana çıkmıştır.

 

Buradaki ziyaret maksatlarını başında kötü olayları engellemek, iyilik dilemek ve evliyanın şefaatini ummak amacıyla yapılan evliya mezar ziyaretleri, doğrudan doğruya İslam öncesi ata mezarlarını ziyaret olgusuyla birlikte, ıduk yer-sub anlayışıyla da açıklanabilir. Kutsal yer ve su inancını ifade eden ıduk yer-sub deyimi, eski Türkler arasında önemli bir yer tutmaktaydı. Ferdilikten toplumsallığa, yani özelden genele doğru yaygınlaşmasından dolayı toplumsal bir olgu olan ve İslamî motiflerle yapılan ziyaretler gibi, ıduk yer-sub törenleri de kendi başına toplumsal bir özellik taşımakta idi ki, her boya ait muayyen bir kutsal yer var olmakla birlikte, boylardan oluşan ulusun da ortak kutsal yer ve suları vardı. Buralarda insanlar hakanın önderliğinde toplanıp kurbanlarını takdim eder (59 TÜBAR-XVI-/2004-Güz/Türk Medyasının Halk İnanışlarına Bakışı... )

Burada çocuğu olmayan evli kadınlar, çocuk sahibi olabilmek için yukarıda bahsettiğimiz rit ve ritüelleri yaparak evliya mezarlarını ziyaret etmektedirler. Yine burada yaygın olarak, gidilecek yere sağ-salim ulaşmak ve aynı şekilde dönebilmek için evliya mezarını ziyaret edip orada dua etmek, sadaka dağıtmak gibi uygulamalarda bulunmanın kökenine yine, taşları yığarak oluşturulan öbek demektir) kültünde rastlayabiliriz. Burada onlar taşları yığarak ve bez parçası bağlayarak, kurban keserek, rakı saçarak ve dua ederek yolculuklarını yada gidecekleri savaşlarını kutsarlardı. (İNAN 1972) Günümüzde uygulanan bu inancın temeli de buraya dayanmaktadır.

 

Mezarlık, türbe ve bazı ziyaret yererine yapılarak kendi kültür fenomenlerinin birleştirilmesiyle yapılan bu inanç türleri Türkiye de birçok farklı fonksiyonlar etrafında toplanır. Bunları ayrı ayrı değerlendirmek yerine üçünde bir konu çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Çünkü bunlar aynı düşünce ortamından çıkıp aynı kültür süzgecinden geçirilmiştir. Bu kavramların üçü de İslam kültürüne aittir. Her ne kadar bu inanç bu bölgelerde yaşansa da bu gibi ritüelleri bu şekilde değiştirerek kullanmak esas İslam inanç ve esaslarına büyük bir zarardır. İncelediğimiz bazı kaynaklarda bu konu üzerine ciddi bir şekilde eğilim yoktur. Bu da bu konunun basit bir konu olduğunu ortaya atma tarzında bir girişimdir. Amacımız bu yörede var olan inançları halkın daha bilinçli kullanması için bu makalenin dikkate alınmasıdır.

SONUÇ

İslamda, ilk başlarda yasaklanan ancak daha sonraları ise Müslümanların bilinçlenmesi Kur’an ve sünnete bağlılıklarının pekiştiği anlaşılınca Hz. Peygamber tarafından serbest bırakılan kabir ziyareti, müteahhir dönemlerde çok farklı sebeplerle bir çok bid’atleri içine dahil etmiştir. Kabir ziyareti, sonradan Müslüman olan halkların daha önceki inançlarının da etkisiyle islamda var olan “kabir ziyareti” anlayışından büyük oranda uzaklaşmıştır. Bu alanda yaptığımız röportaj da bunu desteklemektedir.

Yaptığımız röportajlarda Kahta halkının kabirleri ziyaret ederken çocuk sahibi olmak, şifa bulmak, bela ve musibetlerden korunmak gibi bir takım şeyler temenni ettikleri görülmektedir. Ziyaret esnasında belli başlı ritüeller uygulanmakta ve ziyaret esnasında temenni edilen şeylere ulaşmak için bir takım kuralların da ihdas edildiğini görmekteyiz. Yapılan ritüellerden, kabrin etrafının tavaf edilmesi gibi islamda var olan bazı ibadetlerin buraya aktarılması da halkın bu inançlara sahip çıkmasını sağlamaktadır.

Geçmişte ve günümüzde İslam  ülkelerinde yaygın olarak, halk arasında görülen ve değişik ritüellerin sergilenerek çeşitli amaçlar için yerine getirilen din büyüklerinin kabirlerini ziyaret olayı, yapılan alan çalışmaları ve gözlemlerden anlaşıldığına göre, halk tarafından “İslam dışı” olarak görülmemektedir. Bilakis onlar, bu tür davranışları “dinî” olarak nitelemekte, inanmaktadırlar. Bu tür uygulamaları yapanların çoğusu, yaptığının islama aykırı olduğunun farkında değildirler. Ayrıca bu kişilerin yaptıkları uygulamalarla islamiyete zarar vermenin aksine Allah’ın rızasını gayet muvafık olan bir iş yaptıklarını düşünmektedirler. Ayrıca gözlemler sırasında kaydedilen “Ey Allahım! Burada yatan habibin, filancanın yüzü suyu hürmetine...” sözü, hem Türkiyedeki  müftüler hem de diğer Müslüman ülkelerdeki din bilginlerinin, bu tür uygulamaları yapanların “müşrik” olduğu şeklindeki suçlamaları doğrulamamaktadır.

Mehmet Kehtavi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup
Öğretmen Servisi Kaza Yaptı: 10 Yaralı
Öğretmen Servisi Kaza Yaptı: 10 Yaralı