Advert
Advert

Cemaat/Cemiyet/Tarikat ve Bireysel Olarak Vazifemiz

Bediüzzaman: ''Biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programımız, evvela kendimizi, sonra milletimizi idamı ebediden ve daimi, berzahi hapsi münferitten kurtarmak ve vatandaşlarımızı anarşilikten ve serserilikten muhafaza etmek ve iki hayatımızı imhaya vesile olan zındıkaya karşı Risale-i Nur'un çelik gibi hakikatleriyle kendimizi muhafazadır.'' (Tarihçe s. 853)

Cemaat/Cemiyet/Tarikat ve Bireysel Olarak Vazifemiz
Mehmed Kehtawî
 
Cemaat/Cemiyet/Tarikat/parti vs. oluşumlar insanların hayatına hizmet için öyle olup öyle kalması gereken birlikteliklerdir.
 
Bediüzzaman, ''Biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programımız, evvela kendimizi, sonra milletimizi idamı ebediden ve daimi, berzahi hapsi münferitten kurtarmak ve vatandaşlarımızı anarşilikten ve serserilikten muhafaza etmek ve iki hayatımızı imhaya vesile olan zındıkaya karşı Risale-i Nurun çelik gibi hakikatleriyle kendimizi muhafazadır.'' diyor. (Tarihçe s. 853)
 
Buna göre birinci hedef ebedi hayatlarını kurtarmak. Bu hedef istikametinde hizmetlerin dünya hayatına bakan neticeleri ise anarşiliğin ve sersemliğin önüne geçip huzuru temin etmektir. İnsanları iman eksenli bir ahlak donanımı ve ibadet disipliniyle yaşanan bir hayat anlayışına sahip kılmak esastır. Cemaatlerin ticaret, siyaset ve hele devlet idaresi gibi dünyevi işlerle doğrudan bir alakaları olamaz.
 
Cemaatler, tarikatler, dernekler, vakıflar vs. ise zaten paylaşmak için vardır. Kendi uhdelerinde olan manevî güzellikleri insanlığa aktarmak ve paylaşmak onların varlık nedenidir.
Kişi herhangi bir cemaate, cemiyete veya tarikata mensup olabilir. Bu gayet normal.
Cemaat mensubiyetiyle beraber kendi adına istediği partide siyaset yapabilir, hatta yeni parti bile kurabilir, bu da normal.
 
Ancak topyekün bir cemaatin veya cemaat ileri gelenlerinin siyasi konulara siyasi parti gibi el atması normal değil.
Şayet siyasete girilecekse, cemaat olarak değil parti olarak (partileşerek) girilmelidir. Çünkü cemaat bir siyasi parti değildir.
 
Keza bir cemaat siyasete girecekse kirli siyaset oyunlarını (mecburen) kurallarına göre oynamalı ve zararlarını da göze almalıdır.
 
Bu arada, siyasî faaliyet içinde olmamak eksiklik değildir. Herkesin siyaset yapması da gerekmemektedir. Bir ülkedeki dindar/muhafazakâr kesimi temsil eden bir siyasi parti varsa müminler siyasî bakımdan tamam demektir. Mevcut parti yetersiz görülüyorsa yeni parti açılır, siyaset yapılır.
 
Bizim işimiz Allah yolunda dinine diyanetine bağlı, ahlâklı, temiz bir nesil yetiştirmek, bozulan toplumsal yapıyı yeniden inşa ve ıslah etmek” deniyorsa -ki cemaatlerin aslî vazifesi budur- o zaman hükümetle rakipleşecek düzeyde siyasî yapılanmaya girişilmemelidir.
 
Zamanında Hz. Ali taraftarı olduklarını iddia eden bazı topluluklar, aslında Hz. Ali'nin tarafında değildiler. Onun yanında gözükmeleri sırf Hz. Ömer'e düşman oldukları içindi. Hakikatte ikisine de dost olmayan bu tür gruplar sürekli fitneyi körüklediler. Cemaat, cemiyet ve tarikatlar üzerinden fitneyi körükleyen nice insanlar vardır.
 
Siyasi iktidar, devlete hükmetme erki olan iktidarını kimseyle paylaşmaz. Şayet paylaşırsa iktidar olamaz. Tarih bunun sayısız örneği ile dolu.
 
Cemaat/cemiyet/tarikat/parti vs. oluşumlar ters düştüğü siyasi otoriteye "Yezid" demeyi biliyorsa;
Hz. Hüseyin ve çevresindekilerin uğradığı katliamın bireysel düşmanlıktan değil siyasi sebeplerden kaynaklandığını da bilecektir...
 
Tarihî köklerimizde bugün tekrar okunması ve ders çıkarılması gereken iki çok önemli ibret levhası var kanaatimce:
 
1. İki Müslüman grubun kanı dökülmesin diye maslahat gereği hilafetten vazgeçen Hz. Hasan...
 
2. Yaptıkları kabîle milliyetçiliği yüzünden bütün Ümmet'in nefretini kazanan Emevîlerin tarih sahnesinden çok kısa denebilecek bir sürede silinip gitmesi...
 
Bu iki sistem birbirine karıştırılırsa çatışma kaçınılmaz olur. Şu anda yaşadığımız sanırım bu.
 
Maddi güç ve sayı çokluğunun, yanıltıcı ve sahte bir dev aynası olduğunu bir defa daha anlamış bulunuyoruz...
 
"Bizden başka herkes yanlış" şeklindeki ucub tavrının sonunun felâket olacağını kestirmek zor değil...
 
Daha önemlisi, bu hayırsız sonuç bütün Müslümanları da ilgilendiriyorsa -ki ilgilendiriyor- doğacak maddî ve manevî felâketin faturası ne dünyada ne de ahirette ödenebilir...
 
Cemaat, cemiyet ve tarikat adına siyasî faaliyette bulunmak, siyasî partilerle pazarlıklar içine girmek, devlet içinde kadrolaşmak, iktidara ortak olmaya çalışmak gibi faaliyetlerin tamamı iman ve Kur’ân hizmetiyle tam bir tezat teşkil etmektedir.
 
Kucağına itildiğimiz kaos, fitne ve güvensizlik ortamının müsebbiblerine önce bir Müslüman sonra da bu ülkenin bir vatandaşı olarak hakkımı helâl etmiyor ve onları Mahkeme-i Kübra'ya havale ediyorum.
 
Şeytan fazlasıyla ilim sahibiydi. Câhil olduğu için değil kibirli olduğu için dalâlete gitti.
 
Demek ki ilim tek başına hidâyete götürmüyor. İlimle beraber irfan, ihlas, istikâmet ve tevâzu gibi hasletler de gerekiyor.
 
Yine bundan anlıyoruz ki; aczini bilen câhil, istikâmeti tutturamayan âlimden evlâdır.
 
soran, öğrenmek için sormuyor,
 
söyleyen, hak namına söylemiyor,
 
dinleyen, anlamak için dinlemiyor,
 
kimse enaniyetini, kibrini, hasedini bir tarafa bırakmıyor.
 
Kendini beğenmişlik, eninde sonunda kırılması mukadder olan aldatıcı ve hayali bir dev aynasıdır, bunu böyle bilmek gerekir.
 
Ölü bir köpeğin cesedinde bozulmayan dişlerin güzelliğini gören; sürekli kendi kusurunu müdrik olarak nefsini sorguladığı halde başkalarının kusurlarını örterek iyi ve güzel yönlerini görmeye çalışan; İslâmî irfan ve nezâketten her geçen gün biraz daha uzaklaşıyoruz...
 
Sonuçta irfan, edep ve nezâketten yoksun, kendi idrâk ettiği kadarını dinin tamamı ve tek doğrusu zanneden kaba-saba, had bilmez, freni patlak, nâdan ve nobran tipler türüyor
 
İnsan bazen yaşadığı hale çok üzülür ama üzerinden zaman geçip istikbale doğru yol alınca "mazide olanların bir hikmeti varmış" diye idrâk eder ya...
 
Aynen öyle olacak inşaallah.
 
Rabbim aczimizi idrâk edeceğimiz, istikâmeti bulacağımız, bizi hâlis kılacak ilim nasip eylesin cümlemize.
Mehmet Güllüorman
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
Valiler Kararnamesinde Şanlıurfa Valisi değişti
Valiler Kararnamesinde Şanlıurfa Valisi değişti