Kayıp Özgürlük

Dilek Azad Yazdı

Kayıp Özgürlük

"Özgürlük" bir kelime içinde ne kadar çok şey barındırır!

Bunu özgürlük için feda edilen milyonlarca canın heba edilmesinde öğreniyorsun. Nedenini, niçinini sorguladığın zaman anlıyorsun birçok şeyi.

Lise kitaplarında geçen Şeyh Saîd’in, annemin anlatıları dışında bir şeyin anlatıldığını öğrendiğim zaman kimliğimi sorguladım. Kim olduğumu ne olduğumu üniversite yıllarında öğrendiğim zaman gecikmişliğin acısını hissettiğim genzimde, öldürülen her çocuğun, evlat acısını çeken her annenin, bedenleri parçalanmış her gencin çığlıklarını, özgürlük haykırışlarını duydum.

Evet, biz kimdik? Dalları kopartılan bir ağaç!

Her bir parça dört devletin elinde yakılan bir odun parçası misali.

Yanmaktan kendimizi alamadık, bir kaynaktık yakanlar için.

Yanarken çığlık atanların sesine kulak asmayan milyonların hesap gününde karşılarına dikilecek bir vicdandık aslında.

Kimdik biz?

Medeniyet havzasında meyve veren bir ağaç, Ehmedê Xanî'mizle, Melayê Cizîrî'mizle, Mela Huseynê Bateyî'mizle, Feqîyê Teyran'ımızla ve daha birçok şairimizle biz vardık ve biz Kürt'tük.

Türk değil Arap değil Fars değildik.

Acılarımız vardı dengbêjîlerle söylediğimiz, sevinçlerimiz vardı zılgıtlarla duyurduğumuz.

Bir medeniyetin yok edilişinin çocuklarıyız biz.

Melez kültürler, melez kimlikler doğdu içimizden bir parçalanmışlığın senfonisiydik. Özgürlük, her milletin kaderini tayin hakkıydı ve biz bu kaderden mahrum edilmiş millettik.

Ulus-devlet süreci içerisinde üretici olmaktan çıktık çünkü daha büyük bir sorun olan varoluş kavgasında bulduk kendimizi.

Biz vardık ötelerde değil, herkesin yanı başında olan kanlı coğrafyanın evlatlarıydık.

Halepçe'nin çocukları, Zilan'ın haykırışları, Roboski'nin ekmek kavgasıydık.

Medeniyetten mahrumiyete bir özgürlük türküsünün kulakları çınlatan sözlerin öz sahipleriydik.

Evet, özgürlük neydi bizim için?

Herkes için geçerli olan bu kavram Kürtlerde anlam kaymasına uğramıştı. Başkasının diline, kültürüne, devletine, milletine ait olduğun kadar özgür olmuştun.

Başkasına tanınan bu hakkı istediğin an idam sehpasında sallandırılır, cansız bedenin bir sokakta zırhlı aracın arkasında sürüklenir, bedenin bir kurşun kurbanı yada parmaklıklar olur ecelin.

Ne demişti Peygamber "Sizden biriniz, kendisi için arzuladığı şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz." Kardeşlik naralarının malzemesi, süslü cümlelerin yegâne tüketicisiydik.

Unutulan ama unutmayan acı ölümlerin ev sahibiydik.

Dilek Azad

Dilek Azad
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
mirsad yıldız     0000-00-00 Süper yazmışsınız ellerinize sağlık ☺
hasan yaman     0000-00-00 Isteeee biz buyuzz
hasan yaman     0000-00-00 Ellerine saglik guzel insan
Osman Mert     0000-00-00 tek kelimeyle işşşşte budur
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bıçakçılar Bayram mesaisine başladı
Bıçakçılar Bayram mesaisine başladı
Siverek'te Kurbanlıklar Pazara İndi
Siverek'te Kurbanlıklar Pazara İndi