Kürt Fobisini Yaşayanların Kaybettiği, Yaşanacak Bir Ortadoğuya Doğru...

Yazarımız Nurullah Tunç Yazdı 'Kürt Fobisini Yaşayanların Kaybettiği, Yaşanacak Bir Ortadoğuya Doğru'

Kürt Fobisini Yaşayanların Kaybettiği, Yaşanacak Bir Ortadoğuya Doğru...
Advert

Tarihsel süreç içerisinde bakıldığında savaşların ve insanlık kıyımlarının en yoğun yaşandığı bölgelerin başında Ortadoğu Coğrafyası gelmektedir.Dini,etnik,ekonomik,siyasi,jeopolitik öncelikler ise savaş ve çatışmaların temel sebeplerini teşkil etmiştir.


Ortadoğu'daki gelişmelerde gerek iç çatışmaların rolü,gerekse de dış güçlerin çıkar hesaplarının olması günümüze kadar tüm güncelliğiyle devam etmiştir.Kapitalist/emperyalist sistemlerin vazgeçemedikleri 'pasta payı elde etme' hesapları bir çok kaosun temel sebebidir.


Kurdistan Coğrafyası'nın dört devlet arasında parsellenmesi,Kapitalist Emperyalist sistemlerin işini kolaylaştırmış,içten çatıştırarak ve bölerek hedeflerine daha kolay ulaşmışlardır.


Sömürgecilerle anlaşarak Kürt Halkı üzerinden hegemonya kuranların başında ise Türkiye,İran,Irak ve Suriye devletleri gelmektedir.Kasr-ı Şirin Antlaşmasından Lozan Sözleşmesi'ne kadar Kurdistan Halkı'nın iradesine ipotek konulmaya çalışılmış,Kürt Halkı yok edilmek istenmiştir.


Kronolojik ve tarihsel süreci derinleştirmeden,DAİŞ merkezli gelişmeleri biraz irdelemek gerekmektedir.


Ortadoğu'da Kürt Halkı'nın bütünlüğünü bozmaya çalışanların biraraya gelerek sembolize ettikleri DAİŞ barbarlığı, öncelikli hedef olarak Kurdistan Coğrafyası'nı seçmiştir.Dolayısıyla "Lozan Antlaşması'nın 2015 yılındaki ruhu DAİŞ barbarlığıdır".


"Modern Lozan'ın" temsilcilerine karşı Rojava'da açığa çıkan ulusal ruh ve örgütsel birliktelik, Ortadoğu'da başta Türkiye olmak üzere birçok devleti rahatsız etmiş,kirli ittifakların devreye konulmasını tetiklemiştir.Bu ittifakların başını çeken AKP Hükümetinin binlerce tırla DAİŞ'e silah ve muhimmat göndermesi dünya kamuoyunca da bilinen bir realitedir.


Ortadoğu'da "Kürtlerin statüsü oluşmasın,mazlum Kürt Halkı barış ve özgürlükler içinde yaşamasın",diyenlerin başını Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Akp Hükümeti çekmiştir."Kobane düştü düşecek" söylemini iştahlıca ve sevinerek söyleyen Erdoğan,bunun cevabını 7 Haziran 2015 seçimlerinde sandıktan ağır bir yenilgi alarak görmüştür.


Kobane zaferinin Kurdistanda yarattığı sevinç; ulusal birlikteliğin 'demokratik psikolojik ruhunu' daha da güçlendirmiştir.Bu birlikteliği hazmedemeyen Erdoğan ise ,PYD ile YPG'yi terörist ilan etmiştir.


PYD ile YPG'yi terörist ilan eden Erdoğan,neden hala DAİŞ'i terörist ilan edememektedir?


PYD,YPG için Ortadoğu başta olmak üzere dünyada kapı kapı dolaşıp Kürtleri hedefe koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan neden DAİŞ barbarlığı için kılını kıpırdatmamaktadır?


Binlerce DAİŞ çetesini Türkiye'de besleyen tedavi eden Erdoğan ve AKP neden tek bir YPG'linin tedavisini yapmamaktadır?


*Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kürt fobisi tüm yakıcığıyla devam etmektedir.Oysa Rojava'da insanlığın onurunu kurtaranlar Kürtlerdir.Yine Rojava'da dünya halklarının onurunu da Kürtler kurtarmıştır.


Rojava Halk Devrimi'nin "Gre Spi'de" yarattığı destanla insanlık birkez daha kazanmıştır.İnsanlıkla barbarlık arasında yapılan tercihleri zaman en iyi şekilde ortaya koyacaktır.Gre Spi'nin YPG'nin eline geçmesinden sonra Erdoğan'ın canlı yayında PYD ve YPG'yi terörist diye tanımlayıp,DAİŞ çeteciliğiyle ilgili olumsuz tek bir cümle kurmamasını sizlerin takdirlerine bırakıyoruz.


DAİŞ barbarlığının Türkiye'ye giriş-çıkış kapısı olan Gre Spi'nin (Tıl Ebyed) YPG'nin eline geçmesi sonrasında kıyamet koparanların İŞİD'ten(DAİŞ) bir farkları kalmış mıdır?


PYD ile YPG'yi terörist ilan edenler Kürt fobisini yaşayanlardır.Kürt fobisini yaşayanların DAİŞ'in yanında durmaları ise insanlık açısından utanç vericidir.


DAİŞ barbarlığını destekleyenlerin neden 7 Haziran'da Kurdistan'dan silindiklerini irdemeleri gerekmez mi?


Rojava'daki devrim,Kobane'de ve Gre Spi'de yaratılan destanlar ile 7 Haziran seçimlerinin sonuçları birbirlerini besleyen,destekleyen ve güçlendiren tarihsel süreçlerdir.Bu süreçlerin temel belirleyici gücü ise büyük bir ferasete sahip olan ONURLU HALK gerçekliğidir.


*Kurdistan'ın dört parçasında ayağa kalkan onurlu bir halkın ortaya koyduğu ferasete,iradeye uygun politikalar üretmek ve yeni hamleler gerçekleştirmek acil bir zorunluluktur.DAİŞ barbarlığına karşı mücadele eden devrimcilerin ruhuna paralel olarak,siyasi,politik,sivil ve tüzel tüm kurumlar kendilerini yeniden yapılandırmaya tabi tutmak durumundadırlar.


Siyasi legal alanın yerelden genele doğru yeni bir inşaa yaşaması,önümüzdeki süreç açısından bir gerekliliktir.Ulusal ruh,demokratik işleyiş,halk iradesi,ideolojik duruş ve ilkesel tutum esas alınması gereken öncelikler olmalıdır.


GRE SPİ'de de zafer yazarak kazanan Kurdistan Halkları'nın onurlu mücadele bayrağını daha ileriye taşımanın tam da zamanı...


Selam ve saygılarımızla...

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler