Mistik Olmaya Ne Dersiniz?

Yazarımız Vural Kalman'dan sıra dışı bir yazı 'Mistik Olmaya Ne Dersiniz?'

Mistik Olmaya Ne Dersiniz?
Advert

Sanat, dünyayı dünya yapmamıza yardımcı olur; onu taşımamıza. Onu güzelleştirir bir de.

 Kentli ve eğitimli gözüyle bakınca cahil kalmış görünen birisi, aslında çoğunlukla emeğiyle geçinmek için mücadele eden ve çok kısıtlı koşullarda yaşayan birisidir. Onun için temel bilgi hayatta kalmanın bilgisidir. Bu noktada son derece donanımlı olmak zorundadır. Başka şansı da yoktur. Ama ufkunu kendi yaşamının dışına doğru geliştirilecek olanaklara sahip değildir. Bunun daima bilincindedir, mütevazıdır. Sınırlarını bilir. Bu yüzden cahillik ayıplanamaz. Cahillik aşağılanamaz. Cahillik ile dalga geçmek suçtur. Çünkü cehalet emeğin sömürüsünün yol açtığı en büyük yoksullaştırma biçimlerinden birisidir. Açlık gibidir. Yiyecek ekmeği olmama halidir.

 

Aptallık ise elinde bilgilenme, araştırma, sorgulama olanakları olduğu halde sırf konforunu bozmak istemediği için yavan düşüncelere teslim olma halidir. Edindiği mesleki, sınıfsal, kültürel, siyasi ya da yaşından gelen bir statünün sebep olduğu sabit bakış açısını değiştirmek için hiçbir zahmete girmeyen kişilere mahsus, çoğunlukla kibre eşlik eden yavan düşünce ya da ufuksuzluk halidir.

Bu anlamda insan ruhunun ve eylem alanının anlamlı,  zengin kılacak somut veya soyut çok boyutlu içli bir sanatsal zemin var etmelidir.

  Toplumsal tüm katmanların dışında var olan,  dışında tutulması gereken,  evrensel bir ahlaki ilkeler doğrultusunda yol almamıza yardımcı olan sanat. Kültürel değerleri güzellikle,  sevgiyle,  incelikle yoğurtup yaşam haline getirmemiz gerekir.  Bireylerin  'aptallıktan uzak tutulması,  yaşam biçimlerinin içini sanatla  doldurması bizce gereklidir.

 

Bugün gençliğin veya yetişkinlerin çoğu şeyden uzak olduğunu kestirmek zor değil. Çoğunlukla ithal düşünceler,  ithal tipler yani moda ve ezber söylem ve yaşamlar yaygın maalesef.  Mağaza duvarlarında ruhunu unutan sayısız genç var maalesef. Teknolojik bir aygıt olarak çoğu yetişkini  esir alıp dünyayı bir kâr marjı olarak algılayan sayısız yetişkin... İnsanların bir zombi gibi her şeyi tüketmesi, içini boşaltması,  doyumsuz bir iştahla emmesi her şeyi vahim bir hal almaktadır. Sanatsal ruh-zihin tüketen değil her zaman üreten ve sevgi yanıyla sarılandır her şeye. Her sabah yeniden durmadan sevgiyi,  dostluğu,  güzellikleri sanatsal-Edebi yanımızla üretip var edebiliriz. Eğer sizde bu içi boşaltılmış ve mağara duvarlarına çarpmaktan,  yalnızlıktan,  tatminsizlikten yorulduysanız; yüreğinizin sesini yeniden duymaya çalışın derim.  Yeni bir melodiyle.  Yeni bir tabloyla,  emeğin güzelliğiyle,  bir şiirle yeniden tanışalım...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Hatipoğlu     2017-11-18 Yüzyıllardır toplumları köleleştiren güçler, onların psikolojileri üzerine de kapsamlı çalışmalar yapmışlardır. Genellikle insanların umutsuzlukları, kederleri ve gözyaşlarının, tıpkı çocuklar gibi küçük bir oyuncakla zevke dönüştürülebileceğini bilirler. Ve o oyuncak ne kadar ihtişamlı bir şekilde giydirilirse, renkleri ne kadar canlı olursa çocuk için de o kadar çekici olacaktır.'
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup