PKK’NİN YAPTIKLARI, YAPAMADIKLARI: HENDEK VE ÖZGÜRLÜK

Ali Gölsoy

PKK’NİN YAPTIKLARI, YAPAMADIKLARI: HENDEK VE ÖZGÜRLÜK
Advert

Bir işi başarma kabiliyeti olduktan sonra, onu yapmak için niyet de gereklidir. Niyetin yanında bir de imkan lazımdır.

PKK’nin iki şekilde özgürlük sorunu vardır. PKK’nin kararlarında, fiiliyatında özgürlük sorunu, diğeri de çağdaş normlara göre özgürlük anlayışının olup-olmaması sorunu bulunmaktadır.

İdeolojisi, mücadele seyri içerisinde oluşan yapılanması, ilişkileri itibariyle PKK; Kuzey Kürdistan halkından ziyade, başka odakların tesiriyle kararlar almakdır. Bu odaklar Türkiye’deki bazı marjinal sol gruplar, dolaylı yollardan Ankara’nın baskısı, PKK’nin müttefik olduğu çevrelerin tazyikleri, talepleridir.
Rojava’nın özgürlüğü üzerinden koparılan kıyametin psikolojik değeri anlaşılır bir şeydir. Kırk yıldır somut bir toprak parçasında egemenlik kuramayan PKK için Rojava önemlidir ve iyi bir propaganda aracıdır.

Rojava’daki coğrafi, demografik-beşeri gerçeklik, konunun olduğundan farklı yansıtıldığını, abartıldığını göstermektedir. Ödenen bedel ile elde edilen netice arasındaki orantısız durum herşeyi açıklar mahiyettedir.

Örnek verirsek; Peşmerge’nin bir an önce Kobani’yi terk etmesini isateyen PKK, bu durum gerçekleştikten sonra, Kobani’yi koruyamamış ve buraya sızan İŞİD unsurları, yüzlerce vatandaşı vahşice şehit etmiştir. Buna ilişkin soruşturma ve yapılanlar hakkında Kürdistan halkının bir bilgisi yoktur.
Rojava ile bağlantılı olarak; Kuzey’de hükümeti zorlamak, belki de Kanton benzeri bir gelişmeye yol açmak için ‘Özyönetim’in ‘Özsavunma’ ile beraber yürürlüğe konulduğunu bilmemizde fayda vardır.

‘Hendek’ diye şöhret bulan bu gelişmenin Kürdistan halkının bir bütün olarak hayatını ve hayata dair olanları sabote ettiği gerçeği bir yana; bu işin Rojava’yı da aşan, PKK’nin Suriye’deki müttefiklerine yardım kapsamında ve bununla ilgili bir hamle olduğu da bilinmelidir.
Türkiye’nin Kürdî ve Kürdistanî kazanımlara karşı içine düştüğü anormal durum, Suriye’de takındığı tavır, İŞİD ve benzeri yapılara sağladığı imkanlar belki PKK’nin tavrını anlaşılır kılabilir.
Lakin, siaysetin zoru başarmak olduğu ve vekalet savaşlarının Kürtlere zarar verdiği düşünüldüğünde, PKK siyasetinin Rojava, Suriye ve Kuzey’deki ‘Özyönetim’, ‘Özsavunma’ ve ‘Hendek’ pratiğinin kârdan ziyade zarar getirdiği de görülmektedir.
PKK, Kürdistan’ın maslahatını ; Suriye, Ortadoğu ve
ideolojik maslahatına kurban etmiştir. Şöyle ki; Suriye’nin parçalanması, Esad’ın düşürülmesi Suudi, Türkiye ve İsrail’in lehine iken; İran ve Rusya’nın aleyhinedir.

Haliyle İran’ın aleyhine olan şey , Bağdat’ın, Lübnan Hizbullahı’nın, Türkiye’deki Alevi-Sol’un, Kemalistlerin, bunlara yakın duran İslami kesimin ve
PKK ile müttefiklerinin de aleyhinedir.

PKK, aleyhe olan bu durumu, saf değiştirerek avantaja dönüştürebilir ve Barzani, Erdoğan, ABD saffında yer alabilirdi. Lakin PKK’nin tarihi, iç dengeleri, ideolojisi, söylemi buna imkan vermedi, veremedi.

AKP ile yürütülen ‘Çözüm Süreci’nin somut adımı; PKK silahlı unsurlarının Kuzey’den yani Türkiye siyasi sınırlarından çekilmesi, Kandil’e, oradan da Rojava’ya geçmesi ve Rojava’da PKK’ye alan açılmasıydı.
Rojava’nın PKK’ye teslimi için; bu yapının tepeden tırnağa değişmesi, müttefiklerini ‘satması’ gerekirdi. PKK bunu başaramadı, ya da bu başarılabilecek bir şey değildi.
Bu değişime anacak Öcalan öncülük edebilirdi ve AKP Öcalan’a alan açmadı, açamadı. Zaman geçtikçe de PKK bahaneler üretti, dananın kuyruğu tekrar koptu.

PKK, siyaseten elde edebileceğininin pek azını Hendek’ler üzerinden elde etmeye çalışıyor. Aslına bakarsanız, PKK zaten elinde olanı tekrardan satın alma gibi bir çelişkinin içindedir.

Şu haliyle Kuzey Kürdistan’daki yüzlerce belediye fiilen özerk olarak hatta onu aşan boyutuyla
‘hukuktan bağışık’ bir şekilde faaliyet göstermektedir. Bu hukuktan bağışık olma hali; hizmet etmediği halde belediyeleri elinde tutma, halka hesap vermeme, yolsuzluklar gibi durumları ifade ediyor. Aynı şey Türkiye’deki diğer belediyeler için de geçerlidir.

Kürdistan’daki Diyarbekir, Mardin ve Van’ın Büyükşehir olması ve bu üç ilin DBP’de olması da tarihi bir fırsattır. Bununla bağlantılı olarak HDP’nin kazanımları da şiddetin gölgesinde özyönetimi, özsavunmayı, hendeği manasız kılan gelişmelerdir.

Tüm bunları nazara aldığımızda, PKK’nin hendek siyasetinin Rojava, Rojava’nın da Suriye meselesiyle ve dolayısıyla yürtülen 3.dünya savaşında seçilen taraf, taraf olmanın getirdiği yükümlülük ile ilgili olduğunu görüyoruz.

Kuzey Kürdistan halkının maslahatı bu denkleme ve göreceli olarak ‘yanlış’ siyasete kurban gitmiştir. Bu yanlışın göreceli olması da AKP’nin Suriye siyasetinin yanlışlar içermesi, Kürtlerin kazanımlarına karşı En Nusra ve sonrasında İŞİD’le işbirliği yapmasından kaynaklanmaktadır.
PKK’nin konumlanması AKP’ye, AKP’nin konumlanması da PKK’nin siaysetine ‘haklılık’ kazandırmaktadır. İki taraf da haklı olunca savaşın devamından başka seçenek kalmıyor.

Barışın olabilmesi için iki tarafın da haklı olmaktan çıkması ve ittifak etmesi gerekir. Türkiye-PKK ittifakı ise iki tarafı da aşan bir boyuta, uluslararası boyuta sahiptir. AKP’nin yeni müttefikleri olan Kemalistler, MHP vs buna izin vermeyeceği gibi; PKK’nin müttefikleri olan iç ve dış çevreler de buna izin vermez.

Öcalan üzerinden tekrar ‘doğru yola’ veya ‘İslam bayrağı’ altında bir araya gelmek de zor gözükmektedir. Zira İslam bayrağını İŞİD eline geçirdi ve bu bayrak ile çok çirkin işler yaptı .
Yani İslam Bayrağı’nın imajı kirletildi. Bunda AKP’nin emeği de inkar edilemez.

Haber Diyarbakır

Ali Gölsoy
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Motosiklet Pikapa Çarptı: 2 Yaralı
Motosiklet Pikapa Çarptı: 2 Yaralı
Kendi İsminin verildiği Okula Kitap yardımı yaptı
Kendi İsminin verildiği Okula Kitap yardımı yaptı