Advert
Advert

QAZÎ MUHAMMED´İN KÜRT ULUSUNA WASÎYETİ

Yazarımız Tsbip Miralay yazdı

QAZÎ  MUHAMMED´İN  KÜRT  ULUSUNA  WASÎYETİ

" Û keseko cehdê Home di yenî kiştiş tera mevajên merdê . Nê yin  goneyî û hê Homê  xo hetî d ´ riziqîyenî . " Sûrê Elî - Îmran :169 ( Kirdkî )

 

" Und meine ja nicht , diejenigen , die auf Allahs Weg  getötet worden sind, seien ( wirklich) tot. Nein ! Vielmehr sind sie lebendig bei ihrem Herrn und werden versogt  " . ( Elmanî )

 

" Allah yolunda öldürülenleri sakın " ölüler " saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar."

 

20.ci yüzyılın  başında  1900 ´da  cennet  vatan  Kurdistan´da  Mahabad şehrine  hakkın nûru zuhur etti . O nûr  geleceğin " Komarê Kurdistan ´ın "  ilk  reisî cumhuru olacak  ve  halkı  için kendini  kurban edecek  Qazî Muhammed´di. Ataları  gibi soyluydu , adaletten şaşmayan  ehli-vicdan sahibi,   haktan gücünü alan  Kurdistan´ın zorlu dağlarında bir Berfîn gibi  doğup dikenli güller içinde  gulistanda yükselen  mehtaptı . Tewazu ve vakar sahibi olarak  Mahabad´ta  halkın gönlünde yeşeren  gönüller sultanıydı . Yüreklerdeki nakşi  cihandı , inci inci  Nakşi-bend´tiydi.

Atalarına  yakışacak bir şekilde  halkı için  can atan  , mücadele azmiyle  önce kendini aydınlatan  , yürekleri fetheden  , gücünü  önce rabbinden sonra da halkından alan  " Reîs´ul  Kurdistan " ´ın  ilk dewlet başkanıydı .

" Kurdistan  nisfe cihan est  eger  parsek /farslar  nêbaşed "  sözünü  Kurdistan dağlarına  nakş eden  gönül erbabıydı . Deşte Peşawa´nın  komşusuydu . Agirî gibi  yüceydi  dawasında ,  Cudî gibi  vakarlıydı , Amed  gibi  sağlam  ayaklarını yere basan  köklü  sutundu ,  Himalaya gibi  yüceydi  ,  zorluklara  karşı  gögüs geren  hakkın  terazisiydi  ,  Kadı´ydı ,  nefsini dizginleyen  , egosunu ayaklar altına alan  , adab-ı muaşeratta mümtazdı ,  tac´tı  ,  4  parçanın  payitaxtıydı ,  kükremiş  arslanlar  gibi  kendini müdafaa eden  soysuzlara karşı  hakkı dile getiren  Danyal´dı . Hz. Musa gibi  halkına  önder olan  ,  Harûn  gibi  yardımcılara sahip olan  ,  Karûnlara , Hamanlara , hainlere , Firavunlara ve yandaşlarına  karşı dimdik  ayakta  duran  Tûr-î Sîna´da  emirleri tatbik eden  Kurdistan´ın  yegane  welîsiydi  . Îbrahimi  duruşa sahip olan  Azer´lerin kalbine korku salan  " Pût şikestanî  "  Muhammedî´ydi.

47 yıllık  hayatında  yüzü  gülmeyen  ceddi  Selahattin  Eyyûbî  gibi  bir ahlaka sahipti . Korku  nedir bilmeyen  ,  tarihin derinliklerinden  gelen  eşsiz  bir  asalete  sahipti . Hainlere bile yaşam hakkı tanıyan  belki birgün hakkı görürler  diyen bir  sabırla yoğrulmuştu , asla kardeş  kanının dökülmesini istemeyen  habil ve kabil gibi olmayın  diye wasiyet eden  vahiyle  beslenen  kul´du . Rabbine karşı  kulluğunda taviz vermeyen Hz. Fakirullah´tı. Asla  düşmana  güvenmeyin  , aldanmayın , onlara kanmayın  size bal ikram etselerde  bilin ki içinde zehir vardır  diyen  Allamê-î Kübra´ydı .  Ceddi  Saîdî  Kurdî gibi  Darûn Nedve mahkemesinde  tek başına kendini savunan  eşsiz  bir hatipti . Şêx´hi  Şêx Seîd  gibi  düşmandan aman dilemeyen  "  Ya  İstiklal  Kurdistan  Ya Şehadet  " diyendi,  ceddi  Seyid  Rıza  gibi  sizin  yalanlarınıza  baş  eğmedim  diyen  bir kahramandı .

Kadı Muhammed 22 Ocak 1946 tarihinde Çarçıra meydanında, mahşer günü gibi kalabalık bir ortamda Kürdistan Cumhuriyetini ilan etti. Bu olaydan tam 20 gün sonra, 11 Şubat 1946 tarihinde Kürdistan Milli Meclisi (KMM) toplantısında hükümet şöyle teşkil edildi:

1) Kadı Muhammed : Cumhurbaşkanı   2) Hacı Baba : Başbakan  3) Mustafa Barzani : Genelkurmay Başkanı  4) Seyfi Kadı : Kolluk Kuvvetleri Komutanlığına .

Aynı Gün Kürdistan Millet Meclisi (KMM) Kürtçe dili devletin resmi dili olarak kabul etti, aynı zamanda "Ey Raqib" Kürdistan Marşı ve bayrağı seçildi, bayrağın şekli de böyle idi: üstte kıırmızı, ortada beyaz, altta yeşil, onların üstünde de yirmibir köşeli, sarı bir güneş vardı.

Bir süre sonra basın yayın örgütlenmesi yapıldı ve 10 Ocak 1946′da yayın hayatına başlamış olan Kurdistan dergisinin yayına devamına ve Kurdistan adlı resmî bir gazetenin çıkarılmasına karar verildi. Kürdistan Milli Meclisi, aldığı kararlar ile eğitim alanında iyileştirme kararı aldı ve genel ve zorunlu ilk öğretimi tesis eden yasalar çıkardı. Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi. Kültürel çalışmaların önemini vurgulayan meclis, ilk olarak iki Kürt şairin, Hejar ile Hêmen’in şiir kitaplarını devlet matbaasında bastırdı. Kısa bir süre içerisinde Kürt okulları kuruldu ve Kürtçe eğitime başlandı. Hawar ve Hilale adıyla iki yeni dergi yayınlandı. 10 Mart’ta ise Sovyetlerin göndermiş olduğu bir verici istasyonu ile Mehabad Radyosu yayın yapmaya başladı.

Ve Şehadat :

Sovyetler 9 Mayıs'ta İran topraklarından çekilince 17 Aralık'ta İran ordusu Mahabad'ı işgal ederek Mahabad Cumhuriyeti'ni yıktı. 31 Mart 1947'de Cumhurbaşkanı Kadı Muhammed, Başbakan Hacı Baba Şeyh ve Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Kadı, Cumhuriyetinin kurulduğu yer olan Çarçıra Meydanı'nda asılarak idam edildi.

 

Ey  Çarçıra !

Sen şahidsin  , şehadetlere , idamlara ,  yalancılara , zehirli bal ikram eden  munafıklara , esfele safilin  soysuzlarına .

Ey Mahabad !

Şahid ol  , ciwanlara , kahramanlara ,  direnişçilere ve vatan için  canını feda eden  3  fidanlara .

Ey  Hurşid !

O gün  mahsun  oldun , boynu  bükük  kaldın , gökkuşağın  o gün  acılar içinde kıvrandı , o gün sevincin kursağında kaldı , tav´ın bile  aydınlatmadı  ,  gönüller  öksüzleşti ,  özgürlük ateşi  fetret dönemine girdi .

Ve  elbette  birgün !

Ve üç nesil sonra  ansızın bir şafak  vakti  tîj doğdu  Hêwler´de ,  güneş  sevinçler içinde yeniden  yeşertti  , Berfînler  çoğaldı  dört bir taraftan , laleler  Kanîzar´la  kuşattı  Sûrla  , Agirî  tüm haşmetiyle yeniden  ûmud  verdi  ,  Xanî´nin  ruhu şad edildi  ,  Mela yê  Cizîrînin  şîîrleri  yürekleri mesûd etti   " Ey av  "  stranları  aktı  nehir oldu  taştı  birikti deryalarda  " Heremê  Kurdistan " doğdu  , yeniden küllerinden  ,  Anka zamana inad yeniden  vejinleşti  ,  vadiler  coştu , vahalar  yeşillendi  , Kurdistan   dağlarında  " Ya şehadet ya mirin "  stranları dillerde  yekleşti .

Gitti  Kurdistanın  nadide gülü , rabbine tebessüm ederek  , hakka doğru yol aldı , korkusuzca , kendini feda etti  halkına .

Boyun eğmedi fûruslara ,  yüreklerine bir hançer  gibi indi  direnişi  , acemler  korkuyla  bel bağlamışken  ingiliz ve sovyetlere o ise rabbine  boyun eğdi .

Dilinde mübarek kelam  " Ve axirû dawena enilhemdû lillahî rebbil alemin "  , surûrî inkilabest  hetanê  azadî  Kurdistan  dedi.

Özgürlük ateşi  Mahabad´ta  yükselirken  fevc - fevc  , burclarda dalgalandı  " Alaya Kurdistan "  .

Teyrên ebabiller  , siccin  atarken  partların başına  , yürekleri korkuyla dolmuştu  Sasanların .

Yalan  ve takiyye  , hayatlarının  temelini oluşturdu Axamenişlerin  , Ekrad  ise  cesaretle nam saldı Awrupa´da .

Papa  3.cü Urban bile  korkuyla  titrerken  Medlerin torununa karşı  başlattı  Haçlı  seferlerini .

Şêx´ul Ekber  Qazî  Muhammed  elinde  şimşirî  adalet  , ceddi  Selahaddin gibi  cengten cenge koşarken  , haşhaşinler  tir tir titrerken  .

Kurdistan dağlarında  Keyanlar  saf - saf  düşman ordusuna karşı  birlik oluştururken  , ecnebiler  yalanlar üzerine taktiklerle  yemin billah ederken  , Kürt korku nedir bilmeden mahkemede  kahramanca  savunurken  mazlum halkını ,  kabil´in torunlarının yürekleri  kararırken  .

Ya Rab  !

Kabul eyle  kutlu şehadeti , aman  verdirme  zalimlere ve paganlara , senin adına yalan yemin eden  fûruslara , o  yalanlarını  qasemlerinde boğdur onları ,  firavun ve awenesi gibi  , karun gibi  geçir yerin dibine  dillere destan olsun  onların mel´anetleri  kawmî  lût gibi .

Kurdistan´ın  nadide üç fidanı , kanlarıyla   beslediler  hakkın ağacını , o ağaç filiz verdi  Herem´de  ,  korkuyla  titretti acemleri  .

Ba gibi  esti  bahoz oldu  dönüştü  tayfuna , dört taraftan  şaşkın ördekler gibi  ,  başladılar  yalanlara , şeytan oluverdiler  alemde  , alem bile dar geldi onlara .

Şehadet , şehadet surûrî inkilabest  ,  pût şikestanî Qazî Muhammed . İbrahimî  duruşla  azerlere  karşı , halkını  aydınlattı  kahramanca , Agirî  gibi yüce oldu  ,  Dîyar-î  Gutî´de destanlaştı  ,  bereketle  doğdu  Heremê Kurdistan  , duayla  rahmet yağdı  , Kurdistan dağlarında .

Çarçıra  şahid oldu  o güne  , melekler  o gün lanet etti fûruslara  .

 

1946’da kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurucusu Qazî  Muhammed, 30 Mart 1947’de İran / Fars devleti tarafından, Doğu Kürdistan’ın Mahabad kentinde, Çarçıra Meydanı’nda idam edildi.

 

Kürdistan   Cumhurbaşkanı   Qazî  Muhammed'in kızı: "  Babam, İran / Fars  ordusunun halkı katletmemesi için teslim oldu. Böylece katliam gerçekleşmedi. Annem sürekli kendisine,   Barzani ile Sovyetler'e git, kurtul "   diyordu.  Babam ise anneme dönerek,  "  Hatırlıyormusun 22 Ocak'ta halkı hiç bir zaman yalnız bırakmayacağıma ant içmiştim. Senden rica ediyorum, tarih beni kişiliksiz birisi olarak yazmasın. Ben Kürtlerin şerefini düşmanlara peşkeş etmeyeceğim! Simkoyê Şîkak, Şêx Seîd, Seyîd Riza, Şêx Mehmudê Berzencî'nin mücadelesi yenildi. Bu önderler şehit düştü, fakat mücadeleleri yaşıyor. Ben öleceğimi biliyorum, ancak sorun değil, İran / Fars  devleti bütün Kürt kinini benden çıkartsın. Ancak Kürdistan'daki bir tavuğun ağzının bile kanamasını istemiyorum''

 

Aynen  bir Îsmaîl gibi teslim oldu  , şekke düşmeden , tökezlemeden ,  nefsine yenik düşmeyip  ve canının  derdine düşmeden .

 

22 yıl önce  Şêx  Seîd´te  kıyama  kalktığında  hanımı  ona  " Ya Seîd  bizi  kimlere bırakıp  gidiyorsun demişti , Pîrê Pîran  Şêx  Seîd  ;  Ya  hatun  bugün  ben kıyama  kalkmasam  tarih  beni  yargılayacak  gün  bugün içindir  ,  her fani gibi bende  öleceğim  ama  Ulusum ve  Dawam için cephede  çarpışarak , kıyam ederek  bu uğurda  canımı  feda ederek  kutlu yolda  yürüyeceğim , eğer  başaramazsam  elbette bir gün torunlarım  intikamımı alacaklardır  ,  sizi  Allah´a  emanet ediyorum  ve  kıyam için  yola çıkmıştı "  22 yıl sonra  Qazî Muhammed´in  hanımına  söylediği  söz ve Qazî  Muhammed´in de  hanımına  verdiği  cevapta aynıydı  " .  Bugün  tarih  ikisinede  minnettardır  onların  açtığı  direnişle  , kanlarının  bereketiyle  , Kürtler  adım adım  haklar  elde edebildi  ,  şehid olmak  asla  kaybetmek  değildir  önemli olan  ona layık olabilmek  ve gelecek  nesillere  Çıra  olup  onlara  rehber olabilmektir.  Çarçıra  bereketle  toprağa  yeniden  ruh verdi  ,  Heremê  Kurdistan  , Çarçıra´nın  rahmetiyle  dirildi  .  Mücadele  filizlendi  ,  nice baharlar gelip geçti ama  Serhıldan  ateşi  asla sönmedi  , lav oldu  ,  taşlaşan  toprağa yeniden  can verdi  ,  derya oldu  , okyanuslara aktı ,  Mezrê Botan´da  zikredildi  ,  Zapla  , zapt etti  ,  Sûrla   Sayda oldu  , alemle göndere çekildi  .

 

Barbar  İran rejimi 31 Mart 1947 yılında Çarçıra meydanında ; Cumhurbaşkanı Qazî Muhammed,

Başbakan Hacı Baba Şêx ,Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Qazî ´yi idam etti .

 

İngilizlerin  ihaneti ve  Farslara  verdikleri  imtiyazla , Sovyetlerin , Farslarla antlaşmasıyla  Mahabad  düştü  o gün . Qazî  Muhammed  kendini  feda etti  eğer teslim olmasaydı  o gün  ve günlerce  oluk oluk  Kürt  kanı akacaktı , Kürtler katliamdan  geçirilip  belkide yok olma aşamasına  geleceklerdi oralarda, Farslar  tüm kinlerini  3  kutlu  reyberlerin üzerinden  aldılar  .  Farslar  verdikleri  sözde durmadılar  tarih boyunca  birer  yalan makinası  olarak takiyye adı altında  kendilerini   izhar ettiler  öyle bir kimliğe sahiplerdirler ki dünyanın neresinde  olurlarsa olsunlar fark etmez  aynı  karektere ve kötü şöhrete sahiplerdir .

 

Ya Rabbi  !

 

Kürtleri  , Farsların şerrinden  muhafaza et  , onlara  olanak  verme  , yeryüzünde fitne fesat çıkaran bu  topluluğu yerle bir et  . Mazlum  Kürt  halkının   ahını  onlardan çıkar , iki yakaları  bir araya  gelmesin  . 

 

Qazî  Muhammed’i öne çıkaran en önemli olay ise 22 Ocak 1946 tarihinde İran Kürdistan’ının Mahabad kenti Çarçıra Meydanı’nda ‘Mehabad Kürt Cumhuriyeti’ni ilan etmesi olmuştur.

 

22 Ocak 1946'da  Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildikten sonra 13 üyeli Bakanlar Kurulu oluşturulur. Ardından parlamento yemin töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Qazî Muhammed, ardından şu duayı yapar: “Allah'ım, sen şahitsin ki senin yolunda elimden gelen her şeyi yapmışım. Allah'ım, şahitsin ki bu millete hizmet etmekle hiçbir şey esirgemedim ve endişem olmadı. Bu dünyada ve kıyamette mazlumların intikamını zalimlerden al, benim bildiğim kadarıyla bu hep böyledir. Her şeyden haberdar olan Allah'ım,  bütün mazlumları ve Kürt milletini de zalimlerin boyunduruğundan kurtar.”

 

Atalarına  yakışacak  bir şekilde  duayla başladı  " Kutsal  Mahabad  Kürt  Cumhuriyetini " ilan ederken . Önce Rabbine  hamd û sena  etti . Mahşeri  kalabalıkla  herkes can kulağıyda  dinledi onu . Hep bir ağızdan  amîn sesleri  göklerde yankılandı . 22 Ocak 1946,  modern Kurdistan tarihinde  mihenk taşı olarak  tarihe ve Kürt  hafızasına  kaydedildi  o gün . O gün  özgürlük  daha da anlaşılır  oldu  devlet kurumuylarıyla  . Devlet  olmanın sevinci  Kürtlerde  yeni bir tarih yazdırırken  komşu devletlerde ise  hüzün vardı  . Korku  onların iliklerine kadar işlemişti  , yürekleri  kararmıştı  ama Mahabad´da ise  bereketle gün doğmuştu . Güneş  o gün  tüm haşmetiyle  o kadar  güzel  doğmuştu ki  dağlarda bile  kuşlar  ötüşleriyle  ,  güller ise  renga reng  renkleriyle  genizleri  ferahlatan  kokularıyla  ruhlara  yeniden  canlılık  katmıştı .Horozlar  sevinçle  sabahın ilk ışıklarıyla  ötmüşlerdi , geyikler o gün barış  içinde can kulağıyla mahşeri kalabalığa  hayran kalmıştı . Köpekler  o gün sedekna demişti  . Kurt ile kuzunun  barış  içinde bir arada  yaşayacakları altın  dönemin  geldiği için  sevinçliydiler .  O gün  Ahura Mazda  , Mahabad´ı  kutsamıştı , Qudsul  Kurdistan da ise  Mithra´nın  Nûru doğmuştu . Ehriman ise o gün kara hançerler  içinde  dîyarı zulumatla  kahrından kudurmuştu kendini  karanlığa haps ederek . Yezdan  rahmetiyle kuşattı , matbaalar  rönesansı taşıdı , medrese ve okullar  aydınlanma çağını  halkın içine yaydı , anadilde  eğitimle  yeni kuşaklar yetişti , çayda , bayırda , dağlarda " Textê Reş " omuzlarda  birer seyyar okullara  dönüştü , artık  okuma yazma seferberliği başlatıldı  .

Îzed , şeref  verdi  , şerefeler nûrla doldu . Tek bir hülyası  bir Kürt önderi olarak  halkına  hizmette kusur etmemekti . Önce  Hakka , hakkıyla bir kul olarak sonrada  halkına  ama  emperyalist  devletlerde boş durmuyordu  masa başlarında  pazarlıklar sürerken  Kürtler yeniden kaderlerine terk edildi . Rabbine  tebessüm ederken  o kutlu  Rehber  ,  zalimlerin kahr olması için ve mazlum Kürt  halkının önünde ki tüm engellerin ve barikatların kaldırılması için  önce rabbine  sonrada  Kürtlere  bel bağladı , kaçmayarak  son nefesine kadar  meydanları terk etmeyerek  hanımına  verdiği  sözde  ve rabbiyle münacattaki  nîyazında asla  sözünü  yemiyerek gerçek bir önder olduğunu  ispatlayarak  tarihe  altın harflerle ismini yazdırarak  . Önce nefsinin  Qadı´sıydı  sonrada  halkının , egoyu ayaklar altına  almıştı .

Ya Rab !

Hüseyni  kurbanı kabul eyle  . onun  kutsal kanının  hatırına  zalimlerin oyunlarını  başlarına yık . Acemleri , Etrakları , Bedewileri yerin dibine batır . Bel´amların  dualarını  yüzlerine vur onları çarpsın , zülümle abad olanları kahr eyle , senin  adını  hakkıyla yad etmeyip  senin adınla  aldatan  bel´amların  yüreklerine felç  indir .

 

Hazreti  Allah , Kürtleri  Şîî şeytanlarının şerrinden , fitnesinden , bozgunculuğundan muhafaza etsin. Şîîler/Farslar  yeryüzü  toplulukları içinde  bire bir Yahudî karekterli  bir  topluluktur  yan spermayla  oluşturulmuş  , şeytanın  yeryüzünde  cismani ve cinsi bir yansımasıdırlar . Tanrıyla  pazarlık yapacak  kadar   yeryüzünde tescilli iki  topluluk vardır 1) Farslar   2) Yahudiler  , ilginç  olanda  bu iki topluluk  orjin değil sonradan  var edilen topluluklardırlar  .

Ya Rab !

Kürtleri  acemlerin şerrinden  muhafaza et . Devletlerini başlarına yık . Bir daha da  bellerini doğrultmasınlar  .

 

" Barzani’den Qazî Mihemed mesajı "

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Qazî Mihemed’in idam edilişinin yıldönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı.

Mesud Barzani, mesajında “Senin, (ölümsüz) Barzani’ye teslim ettiğin bayrağın altında onurlu ve başı dik yaşamaktayız’’ dedi.

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Qazî Mihemed’in idam edilişinin 69’uncu yıldönümünde kişisel Facebook hesabından bir mesaj yayımladı.

Barzani mesajında ‘‘Qazi’nin şehadetinin 69’uncu yıl dönümünde, onun ve özgürlük yolu şehitlerinin pak ruhuna binlerce selam olsun. Ve Qazî’ye diyoruz ki; Bizler senin (Nemir) Barzani’ye teslim ettiğin o bayrağın altında bugün başı dik ve muzafferiz“ ifadelerine yer verdi.

Programı birleşik Kürdistan olan ve Güney Kürdistan'ın Musul, Kerkük, Hewler, döneminde İran'ın egemenliğindeki Kürdistan parçası için özerlik mücadelesi veren 'Jiwavewey Kûrdistan' (Kürdistan'ın dirilişi) örgütü içinde kısa sürede liderlik vasıf, yetenek ve ahlakıyla önderlik konumuna yükselir.

Sovyetlerin İran'ı işgalinden doğan yönetim boşluğundan yararlanmak için örgüt feshedilir ve yerine, Kürdistan Demokrat Partisi –KDP- kurulur.

12 Aralık 1945'te Azerilerin özerkliklerini ilan etmelerinin ardından 22 Ocak 1946'da Mahabad Çarçıra Meydanı'nda Qazî Muhammed'in öncülüğünde, Mahabad halkı, tüm Kürdistan parçalarından misafirler, KDP yöneticileri, aşiret liderleri ve Peşmergeleriyle Mele Mustafa Barzani'nin de hazır bulunduğu toplantıda Kürt ulusal bayrağının göndere çekilmesi, Milli marş Ey Raqip'in okunması ve dualar eşliğinde Mahabad Kürt Cumhuriyeti ilan edilir.

 

Kısa sürede anayasa ve hükümet çalışmaları tamamlanarak 11 5ubat 1946'da 30 üyeli ulusal parlamento'nun ilk toplantısında Qazî Muhammed Cumhurbaşkanı seçilir. On üç üyeli Bakanlar Kurulu oluşturulur: Başbakan ve Bakanlar Kurulu Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Savaş Bakanı, Eğitim, Sağlık Bakanı, Dış işleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı, Ekonomi Bakanı, Tarım Bakanı, Ticaret Bakanı, İç işleri Bakanı, Adalet Bakanı, Çalışma Bakanı, Haberleşme Bakanı.

 

Irak işgalindeki toprakların direniş önderi Efsanevi ulusal kahraman Mele Mustafa Barzani de hizmet olarak Genelkurmay başkanlığına layık görülür.

 

Genç Kurdistan Cumhuriyeti'nin başındaki tarihi lider Qazi MUHAMMED, kuruluş merasiminde o gün şu şekilde yemin etti:

 

Parlamento yemin töreninde Cumhurbaşkanı Qazî Muhammed -Bugün Güney Kürdistan'da dalgalanan- Kürdistan bayrağıyla süslenmiş kürsüde yeminini eder:

"Allah'ın büyüklüğü, Kuran-ı Kerim'in kutsallığı, ülkem ve bayrağım üzerine ant içiyorum ki, kanımın son damlasına ve son nefesime kadar, canımla ve malımla, özgürlük yolunda bayrağımızın göklerde dalgalanması için çalışacağıma söz veriyorum."

Tarih  boyunca Kürtler  mensup olduğu  inançla  kutsal kitap üzerine yemin içip  dürüstlükte emsal oluşturdular  dünya halkları içinde . Yine  dünya  halkları içinde  kutsal kitap üzerine yemin içip göreve başlama çok ülkelerde ve inanç mensuplarında da vardır . Amerika´da göreve başlayan cumhurbaşkanı  İncil üzerine yemin eder , Yahudiler  Tevrat üzerine , Reya Heq Kürtleri ise Heq üzerine , Êzidî  Kürtleri  Kitabê Reş / Kitabe Cilwe  üzerine , Yarsanlar  , Yezdan ve Serencam üzerine  yemin ederler  . Türkler ise  Irkçılık  üzerine varlığım  türk ırkına armağan olsun  aynen  yahudilerin tarihte  milli tanrı ilan ettikleri Yahwe  gibi ama Kürtler  ise mensup olduğu  inançları üzerine  temel olarak yemini sadıka ile başlarlar ve yeminlerinin  son damlasına kadar arkasında dururlar  , Qazî Muhammed´de  iman ettiği  Allah´ın  kutsal kitabı olan Qur´an-ı  Kerim üzerine yemin eder  ve  son nefesine kadar da yemininin  arkasında  durarak şehadete  yürür , Acemler ise  takiyye adı altında  yemin  - billah ederler  aynen çöl arapları gibi  yeminlerinde   asla durmazlar  , yalan atarlar  sanki Qur´an-ı Kerim´de ki Munafıkun  Süresi  , Acemler , Araplar , Türkler  için nuzul oldu desek mübalağa etmiş  olmayız  gerçekten  Teslis / Tribade / Üçleme  bu üç ırkta toplanmıştır  baktığımızda ve tarihte  buna şahid olarak  bizlere  tekerrür ettirircesine  takdim ediyor  .  Burda  yalan , ikiyüzlü , verilen sözlerin  ve vaadlerin yerine getirilmemesi  aynen şeytan gibi  yalan atarak  ortaya çıkar  bunu yaptıklarında da  kutsal kitap üzerine gereksiz yemin ederek  Allah adına aldatan zümre  oldukları gözler önüne serilir .

Zerwana yemin olsun ki ;

Ahura Mazda  şahidimiz  olsun ki  , kanımızın son damlasına kadar  Hakka  ve halkımıza  hizmette kusur etmeyeceğimize .

Ehrimana  karşı  durup kanımızın  son damlasına  kadar  savaşacağımıza . Ehriman yandaşlarına karşı  amansız bir mücadele yürüteceğimize  Yezdan adına  qasem ediyoruz.

Xwedê Ekrad´ı  kutsasın , onları  zalimlerin şerrinden  muhafaza etsin , şerlileri  Kurdistan´dan def etsin , Xwedî bizlerin  yegane sahibidir.

Homa Teala  mazlum  Kürt  halkını  üçlü teslisçilerden  korusun .

Yeryüzünde fitne çıkaran  yalan yere  yemin eden  Dîn adına tekel oluşturan , Acemlerden / Farslardan , Araplardan  , Türklerden ,  Kürtleri  koru ya rab .

 

Siyasetin, aydınlanmanın merkezi haline gelmeyi başaran Mahabad Kürt cumhuriyeti, bir yıla sığmayan ömrüne ulusal miraslar bırakacak birçok kapsamlı eylemler sığdırır.

Başkenti Mahabad olmak üzere Uşnu, Miandoap, Serdest, Bane, Sagiz, Senendec şehirlerini kapsayan Kürt Cumhuriyetinin Resmi dili Kürtçedir. Okullarda eğitim Kürtçe ders kitaplarıyla ve Kürtçe verilir.

Kürt devletinin günlük ve aylık resmi yayın organı 'Kürdistan' yayınlanmaya başlar. Hawar, Hilale (kadın dergisi), Agir, Gelawêj, Nıştiman dergileri yayınlanır.

Kürtçe radyo yayınları yapılır. Kürt dili ve edebiyatının gelişimi için Edebiyatçı şahsiyetler desteklenir. Bu program çerçevesinde eğitim için yurtdışına öğrenciler gönderilir.

Son  Kürt Mîrliği  olan  Cizirî Botan Hükümeti´de. o dönemde Almanya´ya Kürt öğrenciler gönderir . O dönemin koşullarında  Cephane üretimi , Barut fabrikalarına kadar  inşa edilir ve üretime ağırlık verilir . Osmanlı , İran/Farslar , İngilizler ve Ruslar büyük bir korkuya  kapılır  Cizirî Botan Hükümetinin  faaliyetlerinden  dolayı .

Mısıra kadar  diplomasi yürütülür  akabinde de  19.cu yüzyılın  sonunda  Kurdistan  Gazetesi  Kahire´de basılır , tarihsel olarak  Botan Mîri Bedirxan  döneminde ki diplomatik  ilişki neticesindedir ki yine  Mısır  Kürt sorununda  diğer  arap devletleri  gibi  anticilik yapmamıştır desteklemiştir  yeri gelmiş Kemalist  Cumhuriyet  bürokrasisini ayaklar altına  almıştır ,  Nemir Mele Mustafa Barzanî´de  bu  ilişki üzerinden  Kahire´ye gitmiştir .

 

Zengin aileler Cumhuriyete bağış yapmakla yükümlü tutulur. Vergiler ve aidatlar düzenli toplanır. Halka yiyecek ve gıda yardımı yapılır.

Kürdistanlı Yahudi ve Ermenilerin kültürel, milli ve dini hakları temin edilir.

Tarih boyunca Kürtler  kendi içinde  fakiri koruyup ve kollamada muazzam bir imece usulüyle dillere destan  iz bırakmışlardır  dünya tarihinde . Muhafazakar  bir toplum olarak yaradandan dolayı  tüm inançlara kapılarını  açmışlardır Heremê Kurdistan sınırları  içinde yaşayan  etnik ve  inançsal azınlıklara  tüm hakları verilerek tarihsel Kürt karekterini , devletsel kurum  ve yapısını  tüm dünyaya gösterip , güçlü devletler bile hayretler içinde  parmaklarını  ısırarak övgülerle  Heremê Kurdistan  hükümetini takdir etmişlerdir ki buna  Vatikan´da dahildir . Yine azınlık  olanlara öğretim ve anadilde eğitimde  ekonomik destek sağlanılmıştır , Suriye , Türkiye , İran´la kıyaslayacak olursak utanç bir tablo ortaya çıkar , türkiyede bile Kürtler  resmi olarak  tanınmaması , suriyede ise kimliksiz oluşları  ve iranda da Kürtfobiliği ve göstermelik olarak bir kaç saat radyo yayınıyla ne kadar iki yüzlü  bir politika dayattıkları ortadadır . Günümüzde bile Heremê Kurdistan´da  fakir olan tüm ailelere yiyecek , erzak ve maddi yardım  bizzat  Kurdistan  Hükümeti tarafından  sağlanılır .

 

İşgal amacını tamamlayan SSCB'ın İran'dan çekilmesiyle İran devleti yeniden eski işgal topraklara yönelir. 16 Kasım 1946'da saldırı ve talanların sonucunda Azerbaycan İran'a teslim olur.

 

İngiltere'nin desteĝindeki İran, bütün gücüyle saldırır. SSCB söz verdiĝi silah sözünü yerine getirmeyince, tüm direniş yollarını deneyen cumhuriyet, Qazî Muhammed'in önerisiyle, halkın düşman katliamına uğramaması için düşmanla anlaşma/teslim kararı alır. Qazî Muhammed'in kardeşi Sadr Qazi, düşman güçlerinin Generali Humayuni'ye, Mahabad'ı barışçı yoldan teslim etmeye hazır olduklarını bildirir. Humayuni, kendisi şehre girerken, Barzanilerin orada bulunmaması şartıyla kabul eder.

Çünkü  Barzanîler  o günün şartlarında teşekküllü  Kürt Ordusuna sahiplerdi  , güneş batmayan imparatorlukla övünen İngilizlere karşı şanlı ve destansı bir direniş  göstermişlerdi  . İngilizler  bunun  öcünü almak için bilinen  tarihte ilk kez  savaş  uçaklarıyla  Kürt yerleşim  alanlarına  bombalar yağdırmakla kalmayıp  kimyasal  kullanarak´da  sivil Kürtleri soykırımdan  geçirmişlerdi , Fars cellatlarının  Barzanîler  orda  bulunmama  talebi  korktuklarındandı  tarihten  gelen  destansı  Kürt direnişinden  kaynaklanıyordu .

General Mele Mustafa Barzani, Anlaşma kararıyla ilgili olarak cumhurbaşkanı Qazî Muhammed ile görüşür. Başkanı selamladıktan sonra kızgın bir şekilde: " Kararınıza çok teessüf ederim. Ben çok üzgünüm. Durumu gözden geçirerek kararınızı değiştirmenizi rica ediyorum. En doĝru karar, İran ordusu ile savaşmaktır. İyi biliyorum ki, teslim olmanız halinde sizi idam edecekler. Şah'ın sözlerine inanıyorsanız hata yapıyorsunuz. Ona inanmayın." der.

 

Cumhurbaşkanı, Barzani'ye cevaben : " Evet biliyorum, doğru söylüyorsun, ama artık geç. Kardeşim Sadr, Tahran'dan benim için söz aldı. Hiç kimseye zarar vermemek şartıyla teslim olmayı kabul ettik… Ben yalnızım ve kimsem yok." der.

 

Bunun üzerine derin hüzne gark olan General Barzani " Bizimle birlikte kal. Biz Barzaniler olarak tek ferdimiz kalıncaya kadar sana hizmet ederiz. Bir damla kanımız kalıncaya kadar seni koruruz. Sen herhangi bir kişi değilsin. Sen bir halkın önderisin. Eğer bizimle birlikte kalırsan dünya halkları Kürt halkının önderini koruduğunu öğrenmiş olur. Biz İran ordusuna vurmak için eğer Allah yardım ederse uygun bir fırsat kollarız. Eğer ölürsen kemiklerini saklarız." der.

 

Qazî Muhammed gözyaşlarını tutamayarak şöyle konuşur: " Kürt halkının kazanmasını ve istemlerini senin komutan altında elde etmesini diliyorum. Allah'a and ederek senin Kürdistan'ın kurtuluşu için savaşım vermeni öneriyorum."

 

O gün moğol  talancıları  Kürtleri arkadan hançerlediler moğolun  torunlarıyla  birleşerek  , Kürtlerden hınçlarını almak  için  Timurleng  gibi  acımasızca saldırdılar  aynen Nadir Şah  gibi  acıma nedir bilmeden  eşkiyalar  orantısız  güç kullanarak , merhametten yoksun bir şekilde  . Attila  gibi fırsat kolladılar  Mahabad´a saldırmak için  Asoka bile savaşın  acımazlığını  görüp  yola gelmişti  kendini  davasına adayarak ama bunlarda  dava  adamlığı yoktu , yalan  her taraflarında  bir lav gibi  ateş  püskürtüyordu . Baba - Oğul - Kutsal  ruh  olarak  kimyaları birleşmişti , teslisle  dîn pazarlayarak  , şeytan  suretine bürünerek  , lotussuz  narsistlikle  , kendilerini beğenip  kaos oluşturmak için  zamana  bile arkalarını  dönerek , Qazî  Muhammed  tüm bunların olacağını  biliyordu  ya Hüseyin gibi yezid soysuzlarına tek başına direnip  kendini feda edecekti yada  ordan ayrılıp  Kürt  katliamını  sinesine çekecekti  ama  keşful esrarla , " The Fall " olan  Farsları  iyi tanıdığında  Hüseyince direnişi seçti , tağutlara , zalimlere , bel´amlara  karşı  durup haykırarak  , Farsların Gaugemaladan beridir gelen  Kürtfobisi ve kinini çok  iyi biliyordu bu sebeple  Barzanînin  naçizane teklifini  red etti . Birden  uyukladı  bir ses ona  hitap ederek  " Ya  Qazî ne bekliyorsun  gel artık  "  feda et kendini  o soysuzların  kini ancak  öyle söner , Farslar  tarihleri boyunca  hep  Awrupa´dan yana  oldular  şimdide  onlara bel bağladılar  senden sonra  Farslar  o kadar nemrut gibi  azgınlaşacak ki  devrim adı altında  100.000´lerce  Kürdü katledecekler . Birden uyandı  " Ey  nemir Barzanî  davayı  omuzlayacak  olan  sensin  gün gelecek  senin  evladın  Alaya Kurdistan´ı  dalgalandıracaktır  , azgın , taşkın  firavunlara karşı  ince bir  siyasetle  Şah - Mat´ı  gerçekleştirecek olanda  sizlersiniz  , bu  kutsal  bayrak  sana emanet  asla adaletten  şaşma , halkına  önder olarak  , teslim olma  benim teslimiyetim  halkımın  felahı ve selameti   içindir  onların  yaşamaları  ve zalimlerin katliam yapmamalarındandır , yolun açık olsun  uzun bir yol var önünde  gün gelecek  seni kovanlar  ayaklarına  kapanacaklar  aynen  Hz. Muhammed´de  Mekke´den  kovulmuştu  ama gün geldi Mekkeliler  ona  boyun  eğdi  o gün Bağdat´ta  sana  boyun eğecek  , Kürtlerin asaletini  görecekler  ama asla onlara  kanmayın  zalimlerin sözlerine güven olmaz  dedi . "

Kürt Cumhuriyeti'nin bayrağını Barzani'ye, "Alın, bunları size emanet olarak veriyorum" diyerek teslim eder. Vedalaşmadan önce General Mustafa Barzani'yi uzun uzadıya kucaklar.

Ve General Barzani aldığı emir üzerine yüreği buruk, gözleri yaşlı bir şekilde peşmergeleriyle Mahabad'ın dışına çekilir.

Düşman kuvvetlerinin, General Barzani'nin Mahabad'ı terkinden emin olmak için gönderdiği öncü güçlerden sonra sonsuz bir kibirle 17 Aralık 1946 yılında Mahabad'a girmesiyle, Kürt cumhuriyeti son bulur ve Kürt toprakları yeniden işgal edilmiş olur.

O gün  Bel´am´da  sonsuz kibirle  zalimlerden yana olmuştu , Hz. Yuşa´ya karşı  dünyaya tapmıştı ama Hz. Allah  bel´amı yerin dibine batırdı  .

General Barzani'nin tüm ısrarlarına rağmen Mahabad'ı terketmeyen Qazî Muhammed ve hükümet üyeleri tutuklanarak yargılanırlar.

Dört gün süren mahkemede Qazî Muhammed dört saatlik uzun bir konuşma yapar ancak mahkeme görevlileri bu konuşmayı birkaç satırla tutanaklara geçirirler.

Tutanaktan bazı bölümler:

 

" Mahkemede Qazî Muhammed İran devletininin siyasetine ve işleyiş biçimine saldırdı ve ' Ben Tahran devletine ve başkanına karşıyım! Sesimi yükseltiyorum; Biz değil siz suçlusunuz! Ülkemizi istila edip bize saldıranlarsınız.' dedi."

 

" Sizlerin tutuklanıp yargılanması gerekirken, gelip kendi evimizde, öz yurdumuzda beni tutuklayıp hapsediyorsunuz. Bu olanlar işgalci tüm devletlerin yaptıklarının aynısıdır. Devlet halkın kendi temsilcilerini seçip meclise göndermesini engelliyordu. Eğer devlet Kürtleri hain görüyorsa bu yöreyi bırakın da kendi işlerini kendileri görsün."

 

Rus devlet arşivlerindeki bazı tarihi belgelerde ise şöyle yazılıyor;

 

" Qazî Muhammed tüm yargılanma süresince korkusuz, cesaretli ve başı dik konuştu. Pişmanlık duymadı. Ve hiç baş eğmedi. Askeri mahkemenin tüm savlarını reddetti ve İran devletinin anayasayı ayaklar altına aldığından Kürtler silahlandı ve mücadele verdi dedi. Yabancı bir devletin kışkırtmaları sonucunda ayaklanmaya giriştikleri iddialarına kızgınlıkla yanıt verdi. Siz gerçekleri anlamıyorsunuz. Kürdistan'da demokrasiyi gerçekleştirme çabalarına ben başladım. Yabancı bir güç beni buna zorlamadı. Bu konudaki çalışmalarda halkımdan güç ve cesaret aldım. Bana istediğinizi yapabilirsiniz ama halkımı rahat bırakın, baskı yapmayın."

 

İran Devleti, 'Komünist SSCB Müslüman topraklarını işgal edip Müslüman İranlıları katlederken onlarla işbirliği kuran vatan hainleri' karalamasıyla Kürt liderlerinin Kürt halkı nezdindeki itibarlarını zedelemeye çalıştı

 

Amerikalı diplomat William Eaglaton'un ' Mahabad Kürt Cumhuriyeti 1946' adlı kitabında; " Sovyet vesayetinin altına girdiği yolundaki iddialara gelince Qazî Muhammed sonuna kadar katıksız bir Kürt milliyetçisi kaldı ve kimsenin komutasını kabul etmedi. Sayıları parmakla sayılacak kadar az bir grup dışında bütün arkadaşları da böyleydi." diye yazar.

 

Askeri mahkemede bulunmasına izin verilen ırkçı İranlı yazar ve gazeteci H.Süleyman sonradan mahkeme notlarını ve gözlemlerini kitaplaştırır. Qazî Muhammed'in savunması ve mahkemedeki cesur ve mantıklı tavrını kitabında itiraf eder:

 

" Mahkeme başladığında Qazîleri gördüm. Seyfi Qazî ve Sadri Qazî bu koşullarda bile Qazi Muhammed'e çok saygılıydılar. Qazî'den sonra sanki ondan izin alıyorlardı oturmak için. Tutuklu bulundukları yerde yediklerinde, konuştuklarında ve namaz kıldıklarında bile bu tavırları vardı. Üçü de yurtseverlik ve milliyetçilikleriyle övünç duyuyorlardı. Özellikle Kürtlük konusuna ilgi duyup mutlu oluyorlardı."

 

" Onların ihanetinden söz edildiğinde Qazî Muhammed, kendine özgü bir sakinlikle ancak kin dolu bir tavırla karşı çıkar ve 'Burası benim yurdumdur! Kürdistan toprağı babalarımın ve dedelerimindir. Ben bundan nasıl vazgeçebilirim!' der."

 

Askeri mahkemenin Qazî Muhammed'i savunması için atadığı subay Serwan Şerif anlatıyor.

 

" Mahkemede yazılı bir belgesi olmadan dört saat konuştu. Mantık ve bilgisiyle herkesi kendisine hayran bıraktı. Qazî öylesine dürüst ve fedakârca konuştuki mahkeme üyelerinin hiçbiri sözlerine engel olamadı ve kesmedi. Tümünün ilgisini topladı. İran yasalarını hepsinden iyi biliyordu. İran'ın dış politikasını en güzel şekilde yorumluyordu. Aslında mahkeme Qazî' yi yargılamadı. Qazî mahkemeyi yargıladı. Qazî doğrudan doğruya ve korkusuz bir şekilde sürdürürdü konuşmasını; ' Bu mahkeme yapay ve sahtedir. Ulusal ve halkçı bir mahkeme değildir çünkü halk kendi çocuklarını yargılamıyor. Mahkeme başkanı ve mahkemeniz, iyi biliyoruz ki, işgalci bir devletin arzusunu yerine getiriyorsunuz. Biz ise yaptıklarımızdan asla pişman değiliz. Millet ve vatan hiyanetini kesinlikle kabul etmiyoruz' "

 

Mahkeme heyeti Qazî Muhammed'e birçok küstah suçlamalar yöneltir. Bunlardan biri Mele Mustafa Barzani'nin Mahabad'a gelişi suçlamasıdır. Qazî Muhammed büyük bir iftiharla bu suçlamayı kabul eder; "Mele Mustafa Barzani, Kürdistan'a gelen bir yabancı değildi ve değildir. Hiç kimse onu getirmemiştir. Kürdistan her Kürd'ün evidir, şartlar öyle gerektirmiş ve o da evinin bir bölümünden diğer bir bölümüne geçmiştir."

 

Bir diğer küstah suçlama ise Kürt bayrağının varlığıyla ilgilidir. Yine aynı iftihar ve ulusal gururla kürt bayrağının varlığını kabul edip düşman bayrağını redderek şöyle der: " Bu davranışın, senin ahmaklığını ve şuursuzluğunu gösterir. Çok iyi bilin ki hakaret etmek için hiçbir zaman eliniz Kürdistan bayrağına yetişmeyecektir. Bir gün gelecek o bayrak, şu anda yargılandığım mahkeme binasının üstüne dikilecek ve dalgalanacaktır!"

 

Mahkeme başkanı Qazî Muhammed'e karşı sert üslup kullanır ve hakaret etmeye başlar. Kızgınlığından Qazî Muhammed'e karşı 'Kürtler köpek sıfatındandır' der. Bunu üzerine Qazî Muhammed ayağa kalkarak, şu cevabı verir:

 

"Köpek, şerefsiz, utanmaz ve namussuz sizsiniz ki halka ve yasalara karşı hiçbir sınır tanımıyorsunuz. Namussuz! Sonuç olarak sen, senden önceki namussuzun verdiği kararı infaz edebilirsin. Ondan fazla elinden hiçbir şey gelmez. Ben suçsuz olduğuma inanıyorum ve çoktan beri bu yolda ölmeye hazırım. Milletimin özgürlüğü için ölüyorum ve şerefli ölümden de onur duyuyorum. Bunu kendim için Allah'ın bir rahmeti olarak görüyorum."

 

Sonra hâkim, Savaş Bakanı Seyfi Qazî'ye yönelik bazı tehditler etmeye başlayınca, o şöyle haykırır:

 

"Artık biz yaşamdan da maldan da vazgeçmişiz. Eğer sen beni bir iğne ucu kadar cesaretlenip rencide etmek istersen (elini yumruk yapıp Albay'a göstererek) bu yumrukla dişlerini ve başını kırarım, sonuç olarak bizim de beklediğimiz ölümün ötesinde bir şey yok."

 

Yapılan göstermelik mahkemeden sonra, idam kararını imzalamaları istenir ancak Qazi'ler mahkeme kararını imzalamazlar. Hatta Qazî Muhammed'in etkisinde kalan ve kendisine hayranlık duyan askeri mahkemenin atadığı avukat da imzalamaz ve ordudan atılır.

 

Mahkeme kararından sonra Qazîler ayrı hücrelere alınır ve görüşmeleri engellenir.

 

31 Mart 1947'de gece saat 23.00 de hücrelerinden alınıp asker dolu bir kamyonla Çarçıra'ya götürürler.

 

Vasiyetini yazmakla görevlendirilen molla Sıddık'a yönelir ve "yaz! Kürt milleti bilsinki, ben yaşamımın son nefesine kadar onun vefakâr evladıyım!" der. Bir subay " Bu boş sözleri bırak da çoluk çocuğun için varsa bir vasiyetin onu söyle, molla onları yazsın." diyerek küstahça konuşmasına müdahalede bulunur.

 

Qazî Muhammed, "Çoluk çocuğum Kürt milletidir! Senin gibileri yabancıların uşağı ve oyuncakları olduğu için böylesi şeyleri anlamazlar. Evi yıkılası, kaç dakikam kaldı? Söylediklerimin yazılması gerekir. İslami şeriat böyle der öyle olmazsa bu Rafızî (!) molla sıddıkı niye getirdiniz!?" diyerek Kürt önderliğine yakışır cevabıyla küstah subaya haddini bildirir.

 

Bu sözlerden sonra kalemi eline alan Qazî Muhammed vasiyeti kendisi yazar.

 

İki vasiyet yazar. Biri halkına diğeri ailesinedir.

 

Ailesine yazdığı vasiyetinde de halkına hitaplar vardır.

 

"Elimdeki tüm olanaklarla karşı çıkıp savaşsaydım belki de yenilmezdik ancak Mahabad'ın harap olmaması, yıkılmaması, halkın kırıma uğramaması için savaşmamayı seçtik. Elimdeki vasıta ve olanaklarla Mahabad'tan kaçabilirdim. Konuşmalarımda Mahabad halkına söyledim. Eğer kaçsaydım Tebriz'de olduğu gibi talan ve kırımların olacağını biliyordum. Halka açıkladım. Olasıdırki beni tutuklar ve öldürürler ama halkın namusunun kirlenmemesi ve talan edilmemesi için kaçmayacağım ve kendimi size kurban edeceğim dedim. İşte ben sözümde duruyorum. Tarihte böylesi özveri azdır; sizin de zorunlu olduğunuz şeyler var. Benim aileme ve tuttuğum yola sahip çıkmanız gerekir. Öcümü almalısınız. Halkımın uğruna fedakârlık yaptığım için başım dik ve mutluyum."

 

İdamından önce namaz kılma ve ibadetlerini yapma isteği kabul edilir. İki rekât namaz kıldıktan sonra, darağacının önüne gitmeden evvel kıbleye doğru bakar ve iki elini havaya kaldırarak yüksek bir sesle dua etmeye başlar:

 

"Allah'ım (!) Şahitsin ki senin yolunda elimden gelen her şeyi yapmışım. Allah'ım (!) Kendin de şahitsin ki bu millete hizmet etmekle hiçbir şey esirgemedim ve endişem olmadı. Allah'ım (!) Bu dünyada ve kıyamette mazlumların intikamını zalimlerden al, benim bildiğim kadarıyla bu hep böyledir. Her şeyden haberdar olan Allah'ım (!) Bütün mazlumları ve Kürt milletini de zalimlerin boyunduruğundan kurtar."

 

Kürt halkına seslenerek; " Satılık İran devletine güvenmeyin. Verdikleri sözlerin hepsi yalandır. Bizi kandırdılar. Mücadelenizi bırakmayın. Yaşasın kurtarılmış Kürdistan!"

 

İdam edilmeden önce mendil ile gözlerini bağlamalarını sert şekilde reddeder ve seslenir; " Hainlerrr! Ben halkıma ve vatanıma karşı utanılacak bir şey yapmadım ki gözlerimi kapatmak istiyorsunuz! Ben yaşamımın son dakikasında başı dik olarak sevgili vatanımın ufuklarına bakmak istiyorum. Karanlığı nasıl parçaladığını hoşlukla ve kalbimle görmek istiyorum. Ben ulusumun fedakâr bir çocuğuyum ve şimdi de öyleyim. Yaşasın Kürt halkı! Yaşasın Kürdistan'ın kurtuluşu! Özgürlük hiçbir zaman yok edilemeyecektir. Siz bir Muhammed öldürüyorsunuz, ama Kürtlerin içinde yüzlerce Muhammed var! " dedikten sonra ebedi saadete, ölümsüzlüğe hicret ettiler Seyfi Sadi ile birlikte!

 

Seyidxan Humayun (Cumhurbaşkanı Qazî Muhammed'in danışmanı): " O günlerde her şey bizim denetimimizde gelişiyordu. Gece ve gündüz demeden yarına bırakacağımız eserleri yaratmak için çalışıyorduk. Qazî Muhammed, bizim dışımızda da genç-yaşlı demeden herkese danışıyordu. Ben o dönemde çok genç olmama rağmen, bir işi yapacağı zaman bana da danışıyordu. Qazî Muhammed, bazı geceler yırtık elbiseler giyip, cebini de çekirdek doldurarak halkın arasına karışıyordu. Gündüz olduğu zaman halkın ne istediğini bize aktarıyordu."

 

Monir Qazî (Qazî Muhammed'in kızı): " Babam, İran ordusunun halkı katletmemesi için teslim oldu. Böylece katliam gerçekleşmedi. Annem sürekli kendisine, ' Barzani ile Sovyetler'e git, kurtul.' diyordu. Babam ise anneme dönerek, ' Hatırlıyor musun 22 Ocak'ta halkı hiç bir zaman yalnız bırakmayacağıma ant içmiştim. Senden rica ediyorum, tarih beni kişiliksiz birisi olarak yazmasın. Ben Kürtlerin şerefini düşmanlara peşkeş etmeyeceğim! Simkoyê Şîkak, Şêx Seîd, Seyîd Riza, Şêx Mehmudê Berzencî'nin mücadelesi yenildi. Bu önderler şehit düştü, fakat mücadeleleri yaşıyor. Ben öleceğimi biliyorum, ancak sorun değil, İran devleti bütün Kürt kinini benden çıkartsın. Ancak Kürdistan'daki bir tavuğun ağzının bile kanamasını istemiyorum' dedi."

 

Kürtlerin Medar-ı iftiharı olarak aziz naaşlarının bulunduğu mezarı ziyaretgâha çevirilen Pêşawa Qazî Muhammed, yardımcıları ve tüm Mahabad şehidleri ulusal tarihimizin onurlu ve kahraman sayfalarında her zaman gururla, dualarla yâd edilecektir.

 

" Mahabad Kürt Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanı Hacı Sımail Ağa Elhanzade"

Mahabad Kürt Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanı Hacı Sımail Ağa Elhanzade, İran devletinin Qazi Muhammed’i aldattığını söyledi.

Mele Mustafa Barzani’nin İran’ın sözlerine güvenmediğini aktaran Hacı Smail Ağa, “Barzani Qazi’yi devlete güvenmemesi konusunda uyarmasına rağmen Qazi aldandı” dedi.

Hacı Smail Ağa Elhanzade, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

Qazi Muhammed ile ne zamandan beri tanışıyordunuz?

Biz yüz yıla yakın bir süredir ailecek tanışıyoruz. Daha önce de benim dedem ve Qazi Muhammed’in babası Qazi Ali arasında sağlam bir dostluk vardı. Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da Qazi Muhammed’e destek olduk. Qazi de dost canlısı bir insandı ve her zaman yardımcı olurdu. Kardeşi Sadr da öyle biriydi. Bizim Sablağ’ta her türlü sorunlarımızı onlar çözerdi.

Sizin “Jekav” derneğiyle ilişkiniz nasıldı?

Jekav deneğiyle sağlam bir ilişkim vardı. Üyeleriyle olan ilişkim bir siyasi partiden çok Kürtlük çerçevesineydi. Derneğin çıkardığı Vatan dergisinde de “ Piştiwan” ismiyle yazılar yazıyordum. Kürt yazarı ve şairi Hejar hocam da derneğe destek verenlerdendi.

Qazi Muhammed nasıl cumhuriyetin başına geçti?

Rusya, bu görev için onu en uygun kişi olarak gördü. Sahip olduğu konumu dolayısıyla toplum içinde tanınıyordu. Sevilen biriydi. Aynı zamanda siyasi bir şahsiyetti.

Siz nasıl bakan oldunuz?

Mele Mustafa Barzani, babam Mahmut Ağa’nın yanına geldi. Barzani’yle aralarında iyi bir dostluk olan babama, “Ben sizin de bu hükümete katılmanızı istiyorum. İki oğlunuzu Sablağ’a götürmek istiyorum” dedi. Babam da Barzani’ye, “Senin uygun gördüğün bizce de uygundur” yanıtını verdi. Sablağ’a gittik. Hükümet kurulduğunda bana da bir bakanlık verdiler.

Ne hizmetler yaptınız?

Birkaç yolun haritasını çizdik. Sürekli yolları takip ediyorduk. Bir gün bir köprüde çatlak konusunda şikayet aldık. Qazi Muhammed köprüyü bizzat kendisinin de görmek istediğini söyledi. Köprüde korkulacak bir sorun olmadığını gördük. Cumhuriyetin kısa ömrü, plan ve programlarımızın hayata geçirilmesine izin vermedi.

Mele Mustafa Barzani’nin cumhuriyetteki rolü neydi?

Mele Mustafa’nın birçok rolü vardı. Ama özellikle askeri olarak çalışıyordu. Bununla beraber bir muhalefet olsaydı Mele Mustafa hemen çözerdi. Qazi’den sonra o vardı. Yetenekli biriydi, çok çalışıyordu. Qazi Muhammed de onun işlerine karışmıyordu.  Qazi Muhammed adına yapılan bir çok işe Mele Mustafa imza atmıştı.

İran’la ilişkiler ne boyuttaydı?

Qazi bir kere toplantı için Tebriz’e gitti. Ertesi gün Newroz’u resmi tatil ilan edilip edilmemesi için biraraya geldik. Akşama doğru dönen Qazi Muhammed Newroz’un Kürtler’in bayramı olduğu söyledi ve Kürdistan Cumhuriyeti kamu kurumlarında resmi tatil ilan etti.

Cumhuriyet döneminde İran Hükümeti’ni destekleyen bazı aşiretler vardı. Hangi aşiretlerdi?

Mamış aşiretleri onlardan biriydi. Aşiretin bir bölümü devletin yanındaydı, diğerler ise cumhuriyeti destekliyordu. Kısacası zorla destek veriyorlardı. Bir toplantıda üyelerden biri “Sayın Önder, bazı aşiret üyelerini öldürmeden işlerimiz yoluna girmez” demişti. Önder Qazi ise buna karşı çıkarak aşiretlerin Kürt ve dost olduğunu hatırlatmıştı.

Kürdistan Cumhuriyeti nasıl yıkıldı? Qazi nasıl gözaltına alındı?

İran Ordusu Kürdistan’a geri geldi. Qazi Muhammed ve onu destekleyenler ordu komutanı Humayuni’yi karşılamak için Miyandaw’a gitti. Aynı günün akşamı Hamamyan köyündeki babamın evine gittiler. O akşam Tahran Radyosu Qazi Muhammed’in teslim olduğunu açıkladı.

Neden İran Ordusu’na karşı herhangi bir savunma yapılmadı?

İran Devleti Qazi Muhammed ve kardeşi Sadr Qazi’ye herhangi bir zarar vermeyecekleri konusunda güvence vermişti, söz vermişlerdi. Devlet, Önder Qazi’yi aldattı, o ise verilen sözlere inanmıştı.

Peki Mele Mustafa nasıl yakalanmadan gidebildi?

Daha önce Şah tarafından İran’a davet edilen Mele Mustafa’ya “Silah bırakırsanız hayatınız korunacak ve işlerinize karışılmayacak” sözünü vermişlerdi. Mele Mustafa da “Mahabad’a gittiğimde cevabımı veririm” demişti. Ama Barzani Şah’ın sözlerine inanmadı ve gitti.

Mele Mustafa, Qazi Muhammed’e gideceğini haber vermemiş miydi?

Barzani’nin Qazi Muhammed’e, “Ben daha çok tecrübeliyim. Gidelim. Verilen sözlere inanma” dediğini duymuştum. Ama Qazi Muhammed bu konuda Mele Mustafa’nın sözlerine kulak vermedi, çünkü devlet onu aldatmıştı.

Qazi Muhammed, Sadır Qazi ve Seyfi Qazi idam edildiğinde Kürt halkı neden bir tavır sergilemedi?

Ordu cadde ve sokakları kuşatmıştı. İdam sessizce gerçekleştirildi. İnsanlar çok üzgündü ama çare yoktu, yapacak bir şey yoktu.

Cumhuriyet yıkıldıktan sonra bakanlarına ne oldu?

Devlet hepsini yakalayıp hapse attı.

Siz neden yakalanmadınız?

Ben büyük bir aşirettendim. Devlet Elhanizade aşiretini karşısına almak istemedi. Bu nedenle beni yakalamadı. Ama rahat bırakmadılar beni; Damugan bölgesine sürdüler. Yıllar sonra Bokan bölgesine geri döndüm.PORTRE  / Hacı Smail Ağa Elhanzade ( 1)

 

" Qazi Muhammed  Gözümün nuru Mele Mustafa Barzani"

 

Qazi Muhammed, Sedr Qazi ve Seyfi Qazi’nin mahkemeleri konusu ile ilgili yazılar iki akım iki damar üzerinden gelişir. Birinci damar, Kürt tarihinin bu en önemli olayını çarpıtıp olayın kahramanlarının Kürt düşmanlarının çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini iddia edebilmek için onların mahkeme dosyaları ile vasiyetlerini gizlenmesi, kuşkusuz güneş üflemekle sönmediği gibi, elekle de elenmez. Qazi Muhammed’in mahkeme savunması, Kürt milletine ve inancına özgürlük mücadelesine olan bağlılığın kanıtıdır.  Düşmanlar şerefli sahifelerimizi kirletmek için çevirdikleri dolaplar hakikat ve gerçekler karşısında hemen etkisizleşmektedir. İkinci damar ise, gömülmek istenen gizli gerçekleri ortaya çıkaran bin bir zorlukla şevkle bize bu hakikatleri ulaştıran Kurdistan Cumhuriyetinin yıkılmasından kaynaklanan felaketleri ve cumhuriyeti yıkan politik entrikaları, Qazi ve arkadaşlarının şahadetini Kürt milletinin gözleri önüne serenlerin bize aktardığıdır.  (Yüzbaşı Kiyo Mers Salih, İran ordusunda aylık yayını Mehname’nin bir muhabiri ve yazarıdır. Kiyo Mers Salih mahkemenin her safhasını sonuna kadar takip edip kaydetmiştir. Bu zat’ın tutanakları İran şah’ın en güvendiği şahsiyetlere kurumlarına ulaştırılmıştır. Daha sonra mahkeme tutanaklarını deşifre ettiği için rütbesi söküldü ve hapse atılmış ve Mehname’nin de yayını durdurumuştur. Kiyo Mers Salih cezaevinden tahliye olduktan sonra 1947’de yayınlanan Mehname’nin 75. Sayısında mahkeme safhalarını yayınlamıştır. )

Qazî  Muhammed iki noktada  suçlanır " Kürt ve Kurdistan  davasından  dolayı  ve  Düşmanla işbirliği yapmaktan ! " . Tarih boyunca  Farslar  hep  ecnebilerle  işbirliği  yapmıştır , müslüman topluluklarla değil yetmezmiş  gibi  tarih boyunca hep Kürtlerle savaşmışlardır  , Kürtlerin vatanı olan Kurdistanı  işgal ederek  hemde devşirmeler  bunu yapmıştır  yine  aslen Fars olmayıp  Keşmirden  gelip  Fars diyarına yerleşen  ve Fars Ulusçuluğunu  dînle bütünleştiren  Kürtler kafirdir diyen  Humeyni´de  devrim sonrası  yüzbinlerce  Kürdün katili olarak tarihe geçmiştir  aynen suni atası olan Şah İsmail´in yolunu takip ederek  bunu yapmıştır . Fars çöllerinden  gelip  vatan cennet Kurdistanı işgal edenler  utanmadanda  suçlamalarla  ne kadar ikiyüzlü olduklarını  gösterirler ki düşmanla işbirliğinden  kasıtlarıda  " Mele Mustafa Barzanı´dir " . Korkuları  o kadar iliklerine işlenmiştir ki  Wasiyeti bile yazdırmamak için  bin dereden su getirerek engel olmaya çalışmışlardır ki  Qazî  Muhammed ´e bile ,   tarihe  geçecek olan  wasiyetini tüm  engellere rağmen  yazarak  " Kürt Ulusuna karşı  son  wasiyetini yazarak ders ve ibretler alacak şekilde  miras olarak bırakmıştır " .

 

Birinci bölüm Qazi ve arkadaşlarına yüklenilen idam kararı verilmesine neden olan suçlamaları içermektedir. 12 madde içinde Qazi Muhamed üç suçlama hariç diğerlerini ret etmiştir.

Kurdistan cumhuriyetini savunma bakanı ve Cumhurbaşkanı yardımcısı Seyfi Qazi’ye (Muhammed Hüseyin Xan Seyfi) yüklenen suçlar üç noktadadır.

Sedr Qazi’ye (Ebulasım Sedr Qazi) yüklenen suçlar ise dört noktada üzerindendir.

Qazi Muhamed suçlandığı altıncı madde ise; yabancılara izin vererek İran topraklarına girmelerine yol açması konusundadır. Bu maddede yabancı olarak kast edilen Mustafa Barzani’dir.

Qazi Muhamed: benim için Mele Mustafa yabancı değildir. Her şeyden önce o bir Kürttür, kimse de buraya davet etmemiştir. O kendi ülkesi olan Kurdistan’ın bir parçasından bütün Kürtlerin yurdu olan Kurdistan’ın bir başka parçasına evini yükleyerek taşımıştır vesselam…

Albay Rıza Niko Zade çantasından kırmızı, yeşil ve beyaz renkli, üzerinde orak- çekiç şekli olan bir bez parçası çıkararak Qazi Muhamed’e göstererek “bu senin hükümetinin bayrağı değimliydi” diye sordu ve bayrağa tükürerek ayaklarının altında çiğnemeye başlar. Qazi ona dönerek; “Birincisi, o Kurdistan bayrağı değildir. Bizim bayrağımızda orak-çekiç yoktur. İkincisi davranışın senin akılsız, idraksiz ve şuursuz bir kişi olduğunu göstermektedir. Emin olun sizin o bayrağı ayaklarınızın altında çiğnemeniz için elinize geçirmeniz mümkün değildir. Kurdistan bayrağı bir gün şu anda içinde beni yargıladığınız binanın tepesinde dalgalanacaktır. Ben Kurdistan bayrağını Mele Mustafa’ya teslim ettim. Mele Mustafa onu; dağdan dağa şehirden şehre, ülkeden ülkeye gezdirerek yine Kurdistan’ın yükseklerinde dalgalandıracaktır. Emin olun o gün gelecektir, çaresi yok bunun."

 

Sovyetlerle beraber  Kurdistanı talan  eden Farslar ve İngilizlere  Kurdistan  petrollerini peşkeş çektiren  Acemler  , Suriye´de  Kefere Ruslarla beraber  Çiyayê Kurmancı  bombalayan  Acemler , Sovyetlerin çekiç  ve orakını bilmelerine rağmen   Qazî Muhammed´e  sosyalist  arması suçlamasıyla  ne kadar densiz  , munafık olduklarını  gösterdiler  yine geçen sene´de  Qazî Muhammed´e İngiliz  ajanı  diyen bu yaratıklar  bilmiyorlarmıydı  Mahabad´ın  düşüşü için ingilizlerle yatağa  girip  Kurdistan petrollerini  ingilizlere  rüşvet olarak  verip  ingiliz desteğiyle  Mahabad´a girdiklerini yine Tahran´ın  kontrolünde olan  devşirme  Pkk  yöneticileride  Kürt katili Humeyninin  çoçuklarından  aldığı  emirler doğrultusunda  devşirme Pkk  yöneticileri kendi web sitelerinde  Qazî Muhammed  ingiliz ajanıdır  yalanına  başvurmuşlardır  yine  Kurdistan tarihinin  gelmiş  geçmiş  en büyük  Kürt  katili , zalimi , barbarı  , kendini tanrı ilan eden  yüzbinlerce sivil kürt kasabı olan Pkk´nin  emanetçi  başı olan  Apo´da  efendileri türklerin  propagandası olan  Şêx Seîd´te  ingiliz ajanıdır ahlaksızlığında  bulunarak bilgi kirliliği yaymıştır  muridleri  arasında  (Sümer  rahip devleti saçmalama kitabında ) bilmezlermi bu densizler  ingilizlerin desteğiyle  türk kemalist devletinin kurulduğunu ve her  platformda yazılarında  kendinin  bir numaralı  ajan olduğunu ilan eden  Kürtlerden  Öc-Alan  barbarın  itirafları  ortadayken  , acemlerde  pak ve şerefli bir hayata sahip olan  Qazî Muhammed´e  , kominist  suçlamasını  getirmeleri  onların ne kadar  esfele safilin  Neandertal  türü  , türün son  temsilcileri olduklarını unuttuklarını . Tîj û  Şêr  tarih boyunca  Kürtlerin  sembolu olduğunu bilen bu  ajanlar  bugün çekiç ve orakın  gölgesi altında  Kürt Kasabı olarak  , Kurdistanı  talan ederek  büyük bir yıkımın mühendisleri olarak  ortalıkta  volta atıp  birer  barbar gibi  saldırmak için emir beklediklerini  tüm dünya görürken  birer  laklakçı  olarak emaneten  savaş  yürütüp  Sûr - Cizre - Hakkari - Silopî  gibi Kürt şehirlerini  ,  Tahran - Şam - Bağdat - Moskowa - Ankara  adına  yerle bir ettikleri  ortadayken  .  Hz. Allah  Kürtleri çekiç  ve orakın  gölgesinden bile muhafaza  ettin  , çekiç ve orak  birer  haçlı  sembolü olarak Kurdistana  yıkımdan başka bir  şey getirmedi  ve ajanlardan oluşan  Kürt kasaplığından  başka .

 

Mahkeme başkanı Eta, Qazi Muhammed’e Mele Mustafa’nın bazı özelliklerini sinirlenmeden ve doğru olarak konu dışı olarak anlatmasını isteyince, Qazi “siz kendiniz onun bir yabancı olduğunu söylediniz. Onu bir yana bırakınız, bu konu mahkemenin yetkisi dışındadır” dedi. Başkan ısrar edince “Mele Mustafa ile ilgili ne söyleyebilirim, belki onunla ilgili ön yargılı olduğumu düşünebilirsiniz” diye konuşmak istemedi. Ancak başkan ısrar etti. Bunun üzerine Qazi; “Ben Mele Mustafa’nın tüm özelliklerini size anlatamam, sizin de bunu istediğinizi, sizin hasımlarınız arasında böyle bu özelliklere sahip birinin olmasını istediğinizi sanmıyorum” diyerek kaçamak bir cevap verince başkan  tekrar ısrar etti. Qazi bunun üzerine sözlerine devam etti: “Sadece büyük insanların sahip olduğu yiğitlik, kararlılık, büyük yetenek, şefkat, mertlik ve korkusuzluk gibi birkaç özelliğinden bahsedebilirim. İslam’ın ilk dönem kahramanlarına benzeyen büyük bir imanla dolu bu büyük kahramanı size tam olarak anlatabilmem mümkün değil” diye devam etti. Qazi’nin bu sözleri mahkemede bulunan herkesi büyük bir şaşkınlık ve hayrete düşürdü. O sözlerin etkisini büyük şair Şadi-i Şirazi’nin şu beyiti ile pekiştirdi.

Her ançê xoban hemê darend

Ew bi tenha dared

“O tek başına verir, bütün hayırseverlerin verdiği kadar”

Diyalog ilginç bir şekilde devam ederken konu yine Mele Mustafa Barzani’ye geliyor…

Sonra Muhammed Hüseyin Seyfi Qazi’ve Sedir Qazi’nin yargılanmasına geçilir.

Tufan diniyor ve Tarih yeniden yazılıyor

Bu kez düşman değil de dost! Evet, gerçek, belki de haklılık! Fakat. Uygun değil. Halk arasına karışmış etkin şahsiyetler, nüfuzlu kişiler, tutuculuğu kışkırtan ve yayan, engeller çıkartan,  akılları karıştıran, her yerde parmağı olan kişiler, genellikle bazılarına (bizlere) karşıdırlar.’Din” çarkının da “kural gereği! “iktidar”ın  “himayesiyle”,”para”nın yardımıyla ve avamın safderunluğuyla, Şimdi de İslamcılar, (Türklerin, Farsların, Arapların, İslamcıları, )  yani “Firavun’un sihirbazları,“bu üç cephede de parmakları vardır”. Onların planları suikastle, suçlamalarla, hile ve söylentilerle, kâfir damgası vurmakla, düşmanlık ve yalanlarla. Sözlerinin halk üzerindeki etkisi etkisiz hale gelene kadar.

Kürt halk önderlerinin, insanlar nazarındaki imajını değiştirmek, halkın değişmez mütevellilerinin, baki kalması, yani, Ankara, Tahran, Şam’a kadar bir sorun çıkmadan işlerini sürdürebilmeleri için Firavun’lara zemin hazırlamaktır. Bu kutup’u azamlar birbirlerinden bazı ayrılıkları olsa da, Kürdistan Önderlerimi,  ezmek için “tek millet” olurlar.

Türk, Fars, Arab, ”Kutsal teslis”in Şeyh Ubeydullah ile başlayan Kürtleri perişan edildiği günlerde, Kürdistan aynı zamanda İngilizlerle ciddi bir mücadele içerisindeydiler. Bu üçünün her biri Tanrı temsilciği ve akrabalığın ayrıcalığına sahiptirler. Tarihte böyle bir akıma ters bir akımın da olacağı muhakkaktır. Çünkü tarih, insan gibi, toplum gibi çelişkili bir gerçekliktir, çelişkiler bütünüdür. İnsanoğlunu bozulmaya ve parçalamaya sürükleyen bu pislik, cinayet, çıkar ve cehalet akımının yanında, insan kalmayı savunan, insan ve toplumunun koyunlaşmasına izin vermeyen, tarlaya saldırıp ürünü yağmalayan, tahıl ambarını boşaltan sonunda öylesine aç gözlü olurlar ki, sadece oynamak için paraları çalıp Kumbaralarında biriktirirler. Artık yemek ve doymak için değil de, sürekli büyüyen ve anormal şekilde gelişen dişlerini dinlendirmek için her şeyi çiğnerler, yırtıcı kurtlarla, hileci tilkilerle ve hırsız farelerle mücadele eden bir akım da vardır. Kimdir onlar?

Yalnızca adı fark ediyor, Bazen imam, bazen efendi, bazen zengin, yanlarında bazen büyücü, bazen müneccim, bazen bilge, bazen sufi, bazen rahip, bazen molla, bazen filozof, bazen şair, bazen fakih, bazen din âlimi, bazen ideolog, bazen sosyolog, bilim adamı ve sanatçı.     

Her asırda bazen bir tufan kopar, bazen bir taşkınlık. Bunlar birbirine biraz yaklaşınca, bakıştıklarını görürüz, fakat çok az, geçici, bir anlık ve sonuçta hiçbir yararı olmayan bir bakışma. Zaten hiçbir zaman birbirlerine ulaşamamışlardır. Hatta bunların bir an omuz omuza yürüdüklerini, aynı safta yer aldıklarını, bir geçitte tesadüfen de olsa birbirlerine temas ettiklerini görmemişizdir. Rotalar belirli, renkler somut ve her şey apaçık. Herkes nerede olduğunu, düşmanın kim olduğunu, dostunun kim olduğunu, sebebin ne olduğunu, hangisinin suçlu olduğunu, cellâdın, şehidin, hakkın ve batılın nerede olduğunun, kıblelerin nerede, yönlerin nasıl olduğunu. Ama o gece…

31 Mart gecesi

Ruhu, yalnızca tek boyut kanmış ve tek sofradan beslenen tüm varlığı tek direk üzerine kurulmuş bir çadır olan kişinin aç ölmesi suya kanmadan can vermesi ya da hafakanlar basması için bir kıtlığa bir tufana ihtiyacı yoktur. Ve ben, ölümümün yasını tutuyorum, gönlümde tüm umutların katledildiği bir gece var. Ve ben, Çarçıra meydanının tanığı ve geriye bıraktıklarımın esaretinin şehidi. Ve ne elem verici bir kader! Ders vermem, yazmam ve konuşmam da! Güneş altında meydan, utanç renginde bir gökyüzü, kimsesiz ve dert yüklü bir bulut altında, bir hayalet ya da bir heykel, kanlar içinde dikili bir heykel, dost ve düşman darbeleri arasında bir örs, yaralı, kanlı, kırık, suskun, inancını olduğu gibi korumaya çalıştı tüm gücüyle. Tarih geçidinin başında durmuş, geçen her neslin yolunu kesiyor ve onları şöyle korkutuyor:  "Köpek sizsiniz, siz şerefsiz ve hayasızsınız ki insanlara, insanların hak ve hukukuna riayet etmiyor, yasalara, usullere saygı göstermiyorsunuz. Onun için de saygıya müstehak değilsin. Şerefsiz olduğun için sadece senin gibi bir şerefsizin verdiği idam kararını onaylayabilirsin. Bu pislikten başka bana hiçbir şey yapamazsın. Ben, kendimi uzun süre önce milletimin özgürlüğü için feda etmeye hazırlamıştım, onun için de bu sorumluğu gönüllü olarak üzerime aldım. Kendimi bu dava için feda etmiş bulunuyorum, onun için de üzerime atmaya çalıştığınız suçlardan ve iddialarınızdan korkmuyorum. Ben milletimin özgürlüğü için ölüyor, bu Allah’ın benim için verdiği bir nimettir ve bununla onur duyuyorum. Bu şerefli bir ölümdür. (2)

Birdenbire bu anlamlı ve “varis” in derin ziyareti beynimde alevleniverdi. Qazî Muhammed  hitapla, - sana, bana hepimize- Selam sana ey Allah’ın seçkin kulu, Selam sana ey Nuh’un varisi, Allah’ın peygamberi Selam sana ey İbrahim’in varisi, Allah’ın dostu.

Garip! Çarçıra sahnesi birdenbire gözlerimin önünde yeryüzü genişliğinde yayılıverdi, Qazî Muhammed in komutasında, Fırat ve Dicle’nin kıyısında durmuş, üç kişilik bir saf tarih boyunca uzanıverdi. Başı,  “dünyada insan türünün ortaya çıkışı” ile başlıyor ve sonu ahir zamana kadar, tarihin bitimine kadar devam eden bir saf.

Öyleyse bu bayrağı, elden ele emanet ederek insanların, rehberlerin ve insanlık tarihinde adaletten yana olan tüm özgür Kürdistan milletine teslim etmiştir. İşte ölüme ve bayrağı tüm nesillere bırakmak için gittiği bu son anda, gelecek asırlara haykırır, "Allah'ım (!) Şahitsin ki senin yolunda elimden gelen her şeyi yapmışım. Allah'ım (!) Kendin de şahitsin ki bu millete hizmet etmekle hiçbir şey esirgemedim ve endişem olmadı. Allah'ım (!) Bu dünyada ve kıyamette mazlumların intikamını zalimlerden al, benim bildiğim kadarıyla bu hep böyledir. Her şeyden haberdar olan Allah'ım (!) Bütün mazlumları ve Kürt milletini de zalimlerin boyunduruğundan kurtar."     

  “Acaba bana yardım edecek biri var mı?” Tarihte birdenbire bir olay oluveriyor, Yine bir Nuh tufanı! yeryüzündeki her şeyi kökünden söküp atan bir sel! Milletler birbirine yaklaşmış, sınırlar kaldırılmış, duvarlar yıkılmış, burçlar dize gelmiş, zindanlar vîran edilmiş, zincirler kopmuş, zafer ve kurtuluş heyecanı, devrimin kabaran yarası, minarelerden yükselen tarih boyunca tüm milletlerin söylemekten korktuğu nurlu bilgiler.“Tevhid, adalet, eşitlik, özgürlük, Allah’tan başka bir ilaha yapılan medhü senanın, Allah’tan başka bir umudun, dayanağın, korkunun reddi!.” “Bir iktidar sahibi olan her güçlü, toplumu ezer, toplumu yıkıma ve çöküşe sürükler. Toplumun gerçek değerli kişilerini aşağılar, gerçek adi kişilerini ise, güçlendirir ve onlara saygınlık kazandırır.” “Allah’ın kitabında anlatılan bu haberleri hiç bilmezler, hiç anlamazlar. Bu ayetlerde kendilerinin uydurdukları hurafelerini, heves ve çıkarlarını görürler. Allah’ın ayetlerini değiştirirler, bozarlar; Allah’ın yoluna set çekerler. İnsanların mallarını yağmalarlar. Allah’ın kitabını yüklenirler, ama bundan hiçbir şey anlamazlar, bununla amel etmezler. Bunlar, kitap taşıyan eşeğe benzerler, üzerinde birkaç kitap olan bir hayvan!” Bunlar için hiçbir kurtuluş çaresi yoktur. Bunlar köpeğe benzerler. Onlara saldırdığın zaman havlarlar, dil uzatırlar. Bıraktığın zaman, onlarla uğraşmasan bile, yine havlarlar ve dişlerler!!! Kim bilir bu adın, midesinde ne cinayetler, ne pislikler, ne nefret uyandırıcı sertlikler ve çirkinlikler insanlığın utandığı gizlediğini, bu vahşi canavarın ne kanlar içtiğini?

Asurların vahşi sürüleri -köleleri ve mağlupları omuzlarına kadar diri diri toprağa gömüp böylesine korkunç bir arazi üzerinde at koştururlardı- tarih suskun mezarlığından harekete geçerek Dicle ve Fırat’ın kuzeyinden aşağılara doğru inerler. Dicle ve Fırat’ın yeni gürültüsü, Tahran’ın kulağına varmıştır. Firavun’un din adamları ve sihirbazlarının imametiyle, onun önünde ve arkasında, “Yusuf’un kurtları” “cihad ve zekât yoluyla düşman ve dostlardan emdikleri kanlarla kudurmuş” onu beklemekte. Ve yine her zamanki aynı teslis, üç tanrılı din: camii, güç, altın ve sahtekârlığın, politika, ekonomi ve “dinin ortak şirketi”. “Türkler Farslar, Arablar” “kılıç, altın ve tesbih” üçlüsü. Tarihin başlangıcından itibaren insana egemen olmuş düzen, tüm gerçek peygamberlerin içinde yittiği bu uğursuz üçlü, “kölelik”, “yağma”, “uyutma” tılsımı. Tarih eşeğinin ayağındaki köstek, özgürlük, eşitlik ve bilincin katledildiği alan, bilginin, aşkın, imanın ve eşitliğinin mezarı “Çarçıra”.

Şimdi, “din sanayine sahip olanlar”, Ankara’dan Tahran’a, Şam’a kadar, yeni takva elbisesi dikmekle meşguldürler, Kadılar, cemaat imamları, müftüler, fakihler, müfessir ve hadisçiler, bilgeler ve alimler, zahidler, akli ve nakli ilmi adamları, cin ve periler arasındaki Ayetullahlar, minber, mihrap, mescidler.

 “O”nun, tüm bu cehaletin ve kötülüklerin kurbanı olan “O”nun büyük ve güçlü simasına bakmaya korkuyorum. Ayaklarına bakıyorum; dimdik duruyor. Yüzlerce darbeye dayanabilmiş bir vücud. Korkarak ve heyecandan titreyerek yukarıya doğru kaydırıyorum gözlerimi. Şimdi iki kolu da düşük. Bir eli, insanın yenik düştüğünün bir simgesi olarak aşağı doğru, fakat avuçları sımsıkı sıkılmış, tutmaya çalışıyor. Kalbimi acımasızca sıkıyor bir pençe. Gizli dişler öfkeyle ısırıyor yüreğimi. Yüreğimde yakıcı bir duman vuruyor başıma ve gözlerimi yakıyor. Büyük bir azap veriyor bu acı bana. Bir heyecan, bir sevinç gözlerimi yaşartıyor. Gözyaşlarımın dalgasında titreyen karanlığın belirsizlik tozu kayboluyor ve aydınlanıyor. Okunaklı yüz hatları seçebiliyorum. Tüm bu acıları, tüm bu trajedileri sadece bir yüzde, mazlumca yaşamı boyunca insanın tüm acılarını anlatan bir yüzde, bütün bu acıları görmek ne kadar dayanılmaz bir şey! Gurbetin, yalnızlığın ve acının bir timsali olarak meydanda boy salmış ve tarih geçidinin başına dikilmiştir. Tarih boyunca, Adem’den kendisine kadar, yeryüzünün “üç tanrısının”  çekiçleri altındaki, dost ve düşman darbeleri altındaki bir örs gibi. Onun garip yüzüne ikinci kez bakıyorum. Suskun ve tanıdık bakışlarla, hüzün dolu bir bakışla bakıyor. Öylece suskun bakıyor, öylece suskun duruyor. Ben buna tahammül edemem!

 Kimdir bu adam? Derdi nedir?  Bu insanlar niçin yalnız?  Neler yaptı? Neler çekti? Söyleyin bana! Adı nedir? Kimse cevap vermiyor bana! Tufan diniyor ve tarih yeniden yazılıyor.

 

Qazî  Muhammed  Karun kadar  zengîn değildi , şehadet şerbetini içerken  aynen ceddi  Şahen Şah Selahaddin Eyyûbî el- Kurdî gibi  fakirdi dünyalık  hiç bir şeyi yoktu . Aynen  ikiside   İslam  peygamberi Hz. Muhammed gibi  bir hayata sahiplerdi .

 

Hz. Süleyman gibi , Süleyman Mabedine ne sahipti ne de onun elinde ki güce ama onun  en büyük gücü ve dayanağı önce rabbine sonra da halkından alıyordu   gücünü .

 

O Makedonyalı İskender gibi  büyük  toprak parçalarına hükmeden  değildi  o seçilmiş olup  kendi topraklarında hüküm süren  birisiydi.

 

O  Nemrud ve Firavunların tahtını  titreten  Doğunun ve Batının  üstünde güneş gibi parıldayan namlı bir  Aryalıydı , asildi , soyluydu ,  tevazu ve vakar sahibiydi , rabbine şükreden  bir kuldu , süper  güçlere  boyun eğmeyen  Hz. Yuşa´ydı , Bel´amların kalbine korku salan Rüstemi Zal´dı . Mem gibi  axa aşık  Zîn idi.

 

Hamanlara , Azerlere la diyen  , şeytanın bile haya  ettiği  kutlu bir zattı . Acemlerin yüreklerini titreten  Şikakiydi , İngilizlerin tahtını  sarsan  Şêx Mehmudî Berzencî idi .

 

"  Qazî Muhammed´in kişiliğine dair ve Mahabad Kürt Cumhuriyetin´de ilkler "

 

Çok kişi belki merak etmiştir baştaki " Qazî < Kurdî  telaffuz , türkçe " Kadı " arapça  ise " Kadi " kelime  kök olarak arapçadır müslüman tüm  hakların hem diline girmiştir hemde müslüman topluluklarda yaşayan  diğer  etnik inançların lisanınada . ( Konumuzla ilgisi olmamakla beraber Dersîm yöresinde " El - Kajiye "  türküsü var ve çok kişi bu kavramı yanlış yorumlamışlardır nedeni ise  Dersîm Reya Heq / Alewî  inancındandır " Qazî / Kadı " orda olması mümkün değildir  hatasına girmişlerdir halbu ki kelime orjin olarak  Qazî´dir . O dönemde Kadı  var orda kelime analizinde inançsal bakış olmaz  )

Qazî ; İslam  dîninde " Yargıç " anlamına gelir mahkemede , görevi  mahkeme başkanı olup karar verme maktul veya  suçlu , suçlanan , delilleri gözden geçirme vesaire , İslam tarihinde ve diğer müslüman  bölgelerde bu kavram  yerine göre geniş anlamda kullanılmıştır . Kadı  ; İslam ilimlerinde , Fıkıh´ta temel bilgilere sahip olmakla beraber uzman  olmalıdır , günümüzde Hakim ve Hukukçuların en üst kurul başkanına denk gelir o dönemde  bölgelerde sözü geçerli olan mahkemelerde yargı önünde  tek erk konumundaydılar Ana Mahkeme Başkanı olarak .

Kadi ; kök  olarak " Kdy ) " Yargıç "  anlamına gelir < Kada < " Yargıladı "

Qazî Muhammed´e bu ünvanda ordan gelmedir  görev alımında mahkeme başkanı olarak ki kadim bir gelenektir ünvanla  veya baştaki işiyle  anılma  bu kural  günümüzde hala da geçerlidir hem devlet kurumlarında hemde halk içinde .

Osmanlılar  İstanbul´u feth ettiklerinde ondan önce yoktur  ilk  Kadı  atamasınıda  günümüzde Anadolu yakasında kalan " Kadıköy´e "  yapmışlardır ve Kadıköy ismide ordan gelmedir . Kadı + köy  ; Osmanlı döneminde Kadı hem huukukçu , hem mahkeme başkanı , heyet başı hem kentten  sorumlu yetkili memur hem belediye başkanı , kent sorunlarıyla ilgilenen kişi hemde toplanan  vergileri merkeze aktarma  görevi  geniş kapsamlı donanımlı  bir memurluk  daha doğrusu Sultan´ın tek merci makam sorumlusudur , kurum olarak´da Osmanlı Hanedanında Şêy´ul İslam´a  bağlıdır . Örneğin ; Kazasker " Ordu Yargıcı "  Kaz + Asker  vesaire .

Qazî Muhammed İslam bilimlerini  Kürt Medresesinde okuyarak bitirir . Dedesi Kadı Kasım ve babası Kadı Ali´dir kendiside bu Kadı geleneğini devam ettirmiştir  Kurdistan  toplumunun içinde . Kadı  günümüzde  Dinayet işleri başkanına denk gelir , İslam tarihinde ise Müftü´ye ( Müftü  kavramı Tc´de ise  kavram ve yetki olarak kısıtlanmış bir kelimedir)

Çok iyi derecede Kürtçe / Soranî , Arapça, Farsça ve Türkçe; orta seviyede İngilizce, Fransızca ve Rusça biliyordu. Günümüzde ise  Kürt liderlerine ! baktığımızda  daha kendi anadillerini bilmiyorlar  acı ama gerçek bu .

Babasının yerine Kadı olarak göreve başlamadan önce Mahabad Vakıflar Müdürü olarak görev yapıyordu. 1945 yılının ikinci yarısında kısaca “Komele” olarak bilinen “Komeley Jiyanewey Kurd” Cemiyetine katıldı. Bu cemiyet şu üç cepheden oluşuyordu:

1)Kadı Muhammed ve Kürdistan âlimlerinden oluşan “İslamî Cephe "

2)Batı burjuvazisinin etkisinde yetişen “Seküler Cephe”

3)Kürt Aşiret reisleri cephesi.

1945 yılında kurulan Kürdistan Demokrat Partisi’nin kuruluşunda etkin bir rol oynadı. Bu parti 8 maddelik şu programla halkının huzuruna çıktı:

Ortadoğu´da ilk kez  Demokrat kavramını ortaya atıp  gerçek Demokrasiye dayalı  bir sistemle ön plana çıktılar Kürtler  , günümüzde ki sahte Demokrat / Demokrasi  kavramının  arkasına sığınarak değil , her bir Kürt bireyi  vatandaş olarak fikrini ifade etme hürriyetine sahipti günümüzde ki devletler Demokrasi derler  ama tüm ipler  onların elindedir Demokrasiyi kelime olarak aldatma ve iktidara gelmede bir sıçrama tahtası olarak kullanırlar . Tarihte gerçek Atina  demokrasisi takriben  2500 yıl  sonra ilk kez  Kürtlerde  tatbik edilmiştir .

Ortadoğu´da ilk kez  Cumhuriyete dayalı devlet de yine Kürtler ilan etmiştir ki çok kişi TC ´der  değildir , Cumhuriyet  halkın desteğiyle kurulur herkes özgürdür , hür irade sahibidir ama Tc´de bunları görmek mümkün değildir  halada öyledir  . Kürt tarihinde hem Demokrasi hem  Cumhuriyet ilk kez Mahabad´ta ortaya çıkmıştır ve tatbik edilmiştir . Demokrasi  , Kürt  aklında Muhafazakarlığa denk gelir , Cumhuriyet ise özgürlüğe ,  seçilmeye , seçtirmeye , seçime , özgürce adaylığa  .

1)İran Sınırları içerisinde otonom bir Kürdistan,

Mahabad Kürt Cumhuriyeti / Komara Kurdistan .Kurulduktan 11 ay sonra yıkıldı .

2)Kürt mıntıkalarında Kürtçe anadille eğitim,

Kitaplar basıldı , matbaalarda  Komar´ın gazeteleri , eğitime önem verme .

3)Kürt bölgelerindeki mülkî amirlerin bölge halkı tarafından seçilmesi,

Genelde mülki amirler Kürtlerden  oluştu .

4)Bölgedeki devlet memurlarının yine halk tarafından seçilmesi,

Kayırmacılık  yapmadan özgürce herkes bilgi ve yeteneğiyle torpille değil .

5)Köylülerle mülk ağaları arasında her iki tarafın da çıkarlarını gözetecek bir kanunun çıkarılması,

Toprak reformu ; Toprak ağaları ile halk /köylü ile bir araya gelme iki tarafın hakları ihlal edilmeden  ortak bir noktada menfaat gözetme

6)Azarbaycan halkı ve Süryani, Ermeni gibi azınlıklar arasında bir birlik kurulması için çalışılması,

Birlik hem kuruldu hemde onlara inançsal tüm haklar verildi , ama Azerîler ihanet etti .

7)Tarım, ticaret, eğitim ve sağlık alanlarında şartların düzeltilmesi için çalışılması,

Yeni kurulan  bir cumhuriyette ; Tarım , Sağlık , Hastane , Yol , Köprü  gibi devletin kurumlarını oluşturan  tüm yapı ve bakanlıkların oluşturup hizmette sınır  tanınılması

8) Kürt halkıyla birlikte İran’daki öbür halkların özgürlüğü için çalışılarak devletin de demokratikleşmesine katkıda bulunulması.

Merkezi hükümeti zorlama diğer ırk mensuplarıyla irtibata geçme destekleme , diplomasi  yürütme ve benzeri .

Ve  Cumhuriyetin kısa ömrüne rağmen elde ki tüm imkanlar seferber edilerek  tatbik edildi program .

Davasına  inandığı  gibi yaşadı son nefesine kadar ,  Qazî´yi , qazî yapan onun ahlakî duruşu , Kürt ve Kurdistan  davasıydı . 69 yıl sonra bile halada Kürt  toplumu içinde  tazeliğini  korumasının sırrı burda yatmaktadır , Acemlere ne aman diledi , ne de kendisini affetmesi için yakardı o iman dolu kükremiş bir arslandı , arslanı terbiye eden Danyal´dı , o asasız Musa´ydı , halkının rehberiydi , gönüllerde yer edinmiş bir önderdi , gökyüzünde parıldayan Şira  yıldızıydı  o göklerin  kuşağıydı , Kurdistan´ın  Berfîn´iydi , Gulistanda lalezar´dı , gönül makamında ise Kanîzar´dı .

 

" Şehîd Pêşawa  Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti "

 

İki vasiyet yazar. Biri halkına diğeri ailesinedir.

Ailesine yazdığı vasiyetinde de halkına hitaplar vardır.

Îdam edilmeden  önce wasiyet  yazmayı  arzular ama  tüm  isteğe rağmen  engellenmek istenir , îmani  güçle karşı  durar ve eline " Kalemê Sor´u " alarak  tarihe ve Kürt halkına seslenerek  wasiyetini yazar , maalesef  zalim bin muaviyenin  torunları olan acemler  aynen  yezid gibi hakka yüzlerini dönerek  ehriman  yoldaşlığıyla anadilinde  yazılmasını kabul etmeyerek egemen işgal güçlerinin  dili olan farsça yazmayı dayatarak  wasiyetini farsça yazmak zorunda kalır . Bu  wasiyetini Nechul Belağayla kıyasladığımızda muazzam ve mükemmel bir belagat ve  hatiplik  görülür. Çünkü  hitabeti güçlüydü  kendisinin  , ikna etmede , gönül kırmadan insanları  kendine hayran bırakan bir  seciyeye sahipti , halim ve selim  , latif bir  ahlakı  vardı . Allah ve Resulu  ondan razıydı ve Kürtlerde ondan hoşnuttu . Dar´ul Beka´ya intikal etmeden  önce bir kahraman ve arslan yüreğiyle  acemlerin  gözlerinin kapatılmasını red ederek karşı çıkarak kendi  halkının yüzüne bakarak , gülümseyerek , mutlu bir şekilde alnı  açık olarak ruhunu Rabbine teslim eder . O gün  Çarçıra  boynu bükük mahzun olmuştu , ateş kıvılcımları fetret devresine  yatmıştı ama nûr tüm ihtişamıyla yürekleri aydınlatıyordu . 21 Adar´da  toprağa  yeniden hayat vermek için hayat ağacı 21 nişanla  her tarafta parıldamak üzere pusuya yatarak  istiklal û istikbal  yakındır müjdesini  yeşertiyordu  yüreklerde .

 

" Artık düşmanlarınıza aldanmayın, Kürdlerin düşmanları hangi ulustan ve guruptan olurlarsa olsunlar, düşmanlarımızdırlar, merhametsizdirler, vicdansızdırlar, size acımazlar. Sizi birbirinize kırdırırlar, yalan dolanlarla, para-pulla sizi karşı karşıya getirirler."

 

Bağışlayan ve Yüce Allah'ın adıyla / Binavê Xwedayê Dilovan û Mîhrîban.

 

Ey Kürd halkı!

Değerli kardeşlerim!

Zulüm ve baskı gören halkım!

Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Allah aşkına artık birbirinize düşmanlık etmeyin, sırt sırta verin, zorba düşmana ve zalimlere karşı durun. Kendinizi düşmana bedava satmayın.

 

Kürd halkının düşmanları çoktur, zorba ve acımasızdırlar. Her halkın, ulusun başarı sembolü, birliktir, işbirliği ve dayanışmadır. Birliğini sağlamayan, uyumu olmayan her halk, her zaman düşmanın baskısına maruz kalır, ezilir. Kürdlerin, yeryüzünde yaşayan öteki halklardan eksik bir yanı yoktur. Hatta siz yiğitliğinizle, fedakârlığınızla, baskıdan kurtulan halklardan daha ileridesiniz. Düşman, işinin gerektiği kadarıyla sizi ister ve işi bittikten sonra size hiç acımaz, sizi hiç affetmez. Düşmanlarının baskısından kurtulan halklar da sizin gibiydiler, ama onlar kurtuluş için birliklerini sağlamışlardı. Yeryüzündeki tüm halklar gibi artık siz de ezilmeyin. Birlik olursanız, birbirinizi kıskanmazsanız, kendinizi düşmana satmazsanız, siz de kurtulursunuz.

 

Kardeşlerim,

Artık düşmanlarınıza aldanmayın, Kürdlerin düşmanları hangi ulustan ve guruptan olurlarsa olsunlar, düşmanlarımızdırlar, merhametsizdirler, vicdansızdırlar, size acımazlar. Sizi birbirinize kırdırırlar, yalan dolanlarla, para-pulla sizi karşı karşıya getirirler. Kürd halkının düşmanları içinde en zalimi, en mel'unu, en Tanrı tanımazı, en acımasızı Acem (İran)'dır. (İran) Kürdlere yönelik her türlü suçu işlemekten geri kalmaz, tüm tarihi boyunca Kürtlere düşman olmuş, kin gütmüştür, gütmektedir. İsmail Ağa'yı (Simko), kardeşi Cevher Ağa'yı, Mengur'lu Hamza Ağa'yı ve daha nicelerini, Kuran'a yemin ederek kandırdılar, kalleşçe öldürdüler. Onlar, Acemlerin kendilerine iyi davranılacağına dair Kuran üzerine ettiği yemine safça inandılar. Bugüne kadar olan tarih boyunca hiç kimse, Acemlerin sözlerine sadık kaldıklarını, Kürdlere verdikleri sözü tutup vaatlerini yerine getirdiklerini görmemiştir. Küçük bir kardeşiniz olarak size diyorum ki, Allah aşkına, birbirinizi tutun, birbirinize destek olun. Emin olun ki, eğer Acem size bal veriyorsa mutlaka içine zehir katmıştır. Acemlerin yalan vaatlerine, sözlerine kanmayın, eğer Kurana bin kez el basıp söz verse de amacı sizi kandırmaktır, hile yapmaktır.

 

Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Diyorum ki size doğru yolu göstermek için elimden gelen her şeyi yaptım, canla başla mücadele ettim, bu uğurda gevşek davranmadım. Şimdi de size diyorum ki artık Acemlere inanmayın, onların Kuran'a el basarak verdikleri söze inanmayın. Size nasihat ediyorum ki yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız, malınız onlara helaldir.

 

Benim verdiğim söz "Sizi kötü kalpli düşmanın eline bırakıp gitme" değildi. Ben geçmişimizi ve Acemlerin söz vererek, hileyle kandırıp yakaladığı, öldürdüğü büyüklerimizi çok düşündüm. Onlar her zaman aklımdaydılar ve ben hiç bir zaman Acemlere güvenmedim. Ama onlar buraya (Mahabad) dönmeden önce, yolladıkları mektuplarla, elçi olarak gönderdiği ünlü Kürd ve Farslarla, Acem devletinin, Şah'ın kendisinin kötü amaçları olmadığına, Kürdistan'da bir tek damla kan akıtmayacaklarına dair söz verdiler. Onların verdikleri sözün neticesini şimdi siz kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Eğer aşiret reislerinin ihaneti olmasaydı, onlar kendilerini Acem hükümetine satmasaydılar, bunlar da bizim ve Cumhuriyetimizin başına gelmezdi.

 

Sizlere nasihatim, vasiyetim odur ki; çocuklarınızı okutun. Eğitim dışında, bizim diğer halklardan hiç bir eksiğimiz yoktur. Halklar kervanından kopmamak için okuyun, okumak düşmana karşı en etkili silahtır.

Emin olun, bilin ki, eğer uyumunuz, birliğiniz, eğitiminiz iyiyse, düşmana karşı zafer kazanırsınız. Benim, kardeşimin ve amcaoğullarımın öldürülmesi, gözünüzü korkutmasın. Amaçlarımıza ulaşana kadar daha bizim gibi birçok kişi, bu yolda öleceklerdir.

Eminim ki bizden sonra da başka kişiler riyakârca aldatılarak ortadan kaldırılacaktır.

Eminim ki bizden sonra birçok kişi, bizden yetenekli ve bilinçli de olsalar, Acemlerin kurduğu tuzağa düşecekler. Ama umut ederim ki bizim ölmemiz, bağrı yanık Kürtlere, ibret olur, ders alırlar.

Size bir diğer vasiyetim de şudur: Halkın mutluluğunu, iyiliğini isteyin. Halk sizin yardımcınız olursa, eminim ki siz de Allah'ın yardımıyla başarıya ulaşırsınız. "Sen niye başarıya ulaşamadın" diyebilirsiniz. Cevap olarak diyorum ki, "Vallahi ben başarılı oldum. Ben halkın ve vatanın uğruna malımı, canımı veriyorum. Bundan daha büyük bir başarı, nimet olur mu?" İnanın ki ben her zaman Allah'ın, onun resulü, halkım ve vatanın huzuruna yüz akıyla çıkacak bir ölümü istedim. Bu, benim için bir zaferdir.

 

Sevdiklerim,

Kurdistan tüm Kürdlerin evidir. Her evde, ev sakinlerine bildikleri iş verilir. Artık ötekilerin kıskanma hakkı yoktur. Kurdistan da böylesi bir evdir. Eğer siz birisinin bu evde çalışabileceğini biliyorsanız, bırakın çalışsın.

Onun işine taş koymak olmaz artık. Sizden birisinin omuzlarında büyük sorumluluklar olmasından, yerine getireceği, sorumluluk duyacağı bilinenlerin payına büyük işler düşmesinden ve onun da bu işleri yapmasından üzüntü duymak olmaz. Emin ol ki Kürd kardeşin kindar düşmandan daha iyidir. Eğer omuzlarımda büyük sorumluluk olmasaydı, ben bugün darağacı altında olmayacaktım. Birbirinize karşı tamahkar olmayın. Bizim emirlerimizi yerine getirmeyenler, sadece emirleri yerine getirmemekle kalmıyorlardı, bize tam bir düşman gibi davranıyorlardı. Şimdi onlar çocukları arasında ve derin uykudalar. Biz kendimizi halkın hizmetçisi olarak gördüğümüz için, halka hizmet ettiğimiz için darağacının altındayız ve ben son saatlerimi vasiyetimi yazarak geçiriyorum. Eğer omuzlarımda büyük bir sorumluluk olmasaydı, ben de çocuklarımın arasında, derin uykuda olurdum. Oysa ben şu anda ölümünden sonra yapmanız gerekenler konusunda nasihatlerimi yazıyorum. Ve eminim ki eğer sizden biri benim sorumluluğumu almış olsaydı, şimdi o darağacı altında olacaktı. Allah'ın rızasını almak için, halkının hizmetkârı olan bir Kürd olarak, omuzlarımdaki sorumluluk gereği aşağıdaki nasihatları ediyorum. Umud ederim ki, şu andan itibaren dersler çıkarır, nasihatlarıma uyarsınız, Allah'ın yardımıyla düşmana karşı zafer kazanırsınız.

 

1- Allah'a, peygambere (Allah'ın selamı üstüne olsun) ve Allah'ın yanında olan her şeye inanın, iman edin, dini vecibeleri yerine getirmede güçlü olun.

2- Aranızdaki birlik ve uyumu koruyun, birbirinize kötülük yapmayın, özellikle sorumluluk ve hizmet alanında tamahkâr olmayın.

3- Düşmanın sizi aldatmaması için, eğitim seviyenizi yükseltin.

4- Düşmana özellikle Aceme inanmayın. Çünkü Acem birkaç açıdan sizin düşmanınızdır. Dininizin, ülkenizin, halkınızın düşmanıdır. Tarih ispat etmiştir ki Kürdler aleyhine sürekli bahane aramıştır. En küçük suçlarda dahi Kürdleri öldürüyorlar, Kürdlere karşı her türlü suçu işlemekten geri kalmıyorlar.

5- Bu dünyada, birkaç günlük ve önemsiz bir bir yaşam uğruna kendinizi düşmana satmayın, çünkü düşman düşmandır, düşmana güvenilmez.

6- Birbirinize, siyasi, maddi, manevi ve namus alanlarında ihanet etmeyin. Çünkü hain, Allah'ın, insanların huzurunda suçludur, ihanet döner haini vurur.

7- Eğer sizden birisi, ihanet etmeden işini yapıyorsa, kendisine yardımcı olun, kıskançlık ve tamah için kendisine karşı durmayın, ya da Allah göstermesin onun hakkında yabancıların ajanı olmayın.

8- Bu vasiyetimde cami, hastane ve okullar hakkında yazdıklarımın yerine getirilmesini talep edin, bunlardan yararlanın.

9- Diğer halklar gibi baskı ve zulümden kurtulmak için mücadele etmekten geri durmayın. Dünya malı önemli değildir. Eğer vatanınız varsa, özgür ve serbestseniz, o zaman her şeyiniz var demektir, malınız, mülkünüz, devletiniz, ülkeniz, saygınlığınız da olacaktır.

10- Allah'a olan can borcu dışında, kimseye borcum olduğunu zannetmiyorum. Ama eğer az ya da çok, borçlu olduğum birisi çıkarsa, ben geriye çok mal-mülk bıraktım, gidip varislerimden borcunu istesin.

 

Birbirinizi tutmadığınız müddetçe başarılı olamazsınız. Birbirinize zulüm etmeyin. Çünkü Allah zalimleri çok erken yok eder. Zulüm ortadan kalkacak, bu Allah'ın sözüdür, Allah zalimden intikam alır.

 

Bu sözleri kulağınıza küpe edeceğinizi umud ediyorum. Allah sizi düşmanlarınız karşısında zafere ulaştırsın. Sadi'nin buyurduğu gibi:

 

Amacımız nasihatti, yaptık.

Sizi Allah'a havale ettik, gidiyoruz.

Halkının ve vatanının hizmetçisi Qazî MIHEMED

 

 

 

" WESYETNAMEYA QAZÎ MIHEMED / Komeleya Ehmedê Xanî " Kurmancî "

 

Binavê Xwedayê Dilovan û Mîhrîban.

Gelên Kurd! Xwîçk û birayên minên xoşewîst!

Birayên ku mafên we talan bûye û hûn di bin zext û zorê de nin! Ez ê di dawiya jiyana xwe de, çend şîret û amojgarî pêşkêşî we bikim.

 

Ji bo xatirê Xwedê êdî neyartiya hev nekin! Bibin yek, li hember neyarê zordar li ser piyan bin û tu carî xwe nefiroşin wan! Neyar wexta ji we re dilovane dixwaze ku ji we sûd wergire. Eger na, tu carî dilê wan bi we naşewite. Di her fersendê , ji bo berjewendiyên xwe yên qirêj xwe digehînin we û bi navgîniya we digehin armancên xwe. Neyarên gelê kurd gelek zalim û bêrehm in. Nîşana pîroziya her neteweyî, yekîtî û hevkarî ye. Ev nîşana pêşîyên we ne. Ji bilî vê rewşê, ev gel tune dibe û di bin destê bîganeyan de, dîl dimîne. Ey gelê Kurd! Hîç tiştekî we ji yên gelên cihanê ne kêmtir e. Belkî dilêrî û xireta we ji yên gelek gelên ku gehiştine azadîya xwe, zêdetir e. Ew jî, ku niha ji penceyê dijmin xilas bûne, rojekê wek we bûn. Lê ew bûn yek û gehiştin azadiya xwe. Ji vê pêde êdî ji destê wan miz negirîn û nebin neyarên hevûdu da ku hûn jî, wek gelên cîhanê bigêhin azadiya xwe. Dema hûn li hember hev neyartî û çavnebarî nekin, hûnê bikaribin azadiya xwe bixin destê xwe. Gelî biraderan! Êdî bi fend û fêlên neyar nexapin. Neyarê kurd, ji kêjan nîjad û neteweyê be dîsa neyar e, bêrehm û bêwîjdan e. Tu carî dilê wan bi kurdan naşewite. Wan bi hev dide qir kirin û kuştin. Tu neyar ji neyarê kurdan bêrehimtir û ji Xwedê netirstir tune.

Hemû bêdadî û nemirovahiye li hember kurdan rewa dibîne. Di kûrahiya dîrokê de li hember kurdan tim bi edxemî û neyartî tevgeriyaye û tevdigere. Tu carî li hember kurdan durust nebûye, çend soz û peyman daye hemû ji bo lêp u xapandinê bûne. Ez wek birayekî we yê biçûk ji we re dibejim: Ji bo xatire Xwedê, pişta hev bigirin. Dema neyar ji we re qenciyekê bike baş bizanın ku ew dê jehr bi we bide xwarin û eger hezar car bi quranê sond jî bixwe dîsa ew we dixapîne.

Ez di dawiya jiyane xwe de şîret li we dikim, bila di bîra we de be ku ji bo bextewariya we çi ji destê min hat min texsîr nekir. Dîsa dibêjim: bila hûn bi lêpên neyar nexapin, ew bi Xwedê, pêxember û bi roja heşrê ne bawer in.

Di çaven wan de çiqas kurd hene, eger çi misilman jî bin, tawanbar u sucdar in; kuştin û tunekirina wan rewa ye. Me ji bo xwe xenîmet dihesibînin. Soza me ne ewbû ku ez biçim, we di nav pencey neyar de bihêlim, lê min gelek caran ji we re got: Neyarê felbaz gelek mezinên me bi dek û lêp dîl girtine û kuştine. Ji ber ku di qada şer de bi we nikarin, fend û felan bi kar tînin. Ez wan baş nas dikim. Şah û rayedarên wî bi şandina name û mirovên xwe peyman dan ku em nahêlin dilopek xwîna tu kesi birije û dilşikestî be. Lê hûn niha vê encamê dibînin.

Eger serekên ‘eşiran xiyanetî nekiribûna û xwe nefirotibûna xwermenda Şah, hûn û komara me rastî vê çarenûsê nedihatin. Niha gotina min ji we re ew e ku bila cîwanên we bixwînin. Çimkî ji bilî paşde mayîna perwerdehiyeê tu tiştê me kurdan ji yên din ne kemtir e. Di vê cîhanê de çekê zanîstiyê ji hemû çekên din bi bandordartir e.

Baş bizanın ku dema hûn yekgon û hînkirî bin, hûnê cîwan û li ser neyar serkeftî bin. Divê hûn ji kuştina min, bira u pismamê min netirsin. Dibe ku di vê rêyê de hîn gelek kes şehîd bin da ku bigehejin mirazên xwe, bawerim ku piştî min jî gelek kes bên kuştin.

Ez bawerim ku gelek kesên ji min xwendatir jî, dê bikevin dafa wan. Lê, dê kuştina min ji we re bibe dersa fêreyê (îbretê). Ji Xwedê alîkarî bixwazin. Dibe ku hûn ji min bipirsin û bibêjin: Tu ji bo çi biserneketî? Wek bersîv dibêjim: Ez bi Xwedê sond dixwim ku ez serkeftî me. Çi ji we qençtir û hêjatir e ku mirov di rêya gelê xwe de ser, mal u canê xwe gorî bike? Min her tim dixwest ku ez dema bimirim li hember Xwedê, pêxember û gelê xwe rûsipî bim. Ev mirin ji bo min serkeftin û pirozî ye.

Delal u xoşewistên Min!

Kurdistan mala hemû kurdan e. Çawan ku her endamê malê ji bo parastina we berpirsiyar e û yek ji yekî çavnebori nake, Kurdistan jî wisa ye. Eger we dît ku kesekî berpisyariyek hilda ser milê xwe, bihêlin bila encam bide, kevir neavêjin karê wî, alîkariya wî bikin bila ji bo vî karî serperiştî bike. Bizanin ku birayê we yê Kurd, ji her kesi dilsojtir e. Eger min berpirsyariya mezin hilnedaba ser milê xwe , ezê niha ne li ber sêdarê bûma. Ji bo vê yekê divê ez bîhnteng nebim. Ew kesen ku bi gotina me nekirin û li hember me rabûn, niha li mala xwe û di nav nivînê xwe yê germ de bi rihetî radikevin. Lê em ji bo xizmeta gel niha li ber sedarê ne. Eger min jî ev berpirsiyariya giran nedaba ser milê xwe, ez ê jî niha wek wan di xewa şêrin de bûm a. Ev şireta ku ez niha ji we re dibêjim jî, ji bo ku ez ji dahatûya we xwe berpirsiyar dibinim. Eger hevalekî din ev berpirsiyarî daba ser milê xwe niha di cîhê min de wê ew li bin sêdarê bûya. Ji ber vê ez bextewar u kefxweş im.

Niha ez ê wek kurdeki dilsoj u xizmetbexşê gel, çend amojgari ji bo we bêjim, li hemû gotinên min baş guhdar bin. Hêvîdarim ku di pêşerojê de, ev gotinên min pêşiya we ronahî bike û hûn bi ser kevin:

1- Baweri bi Xwedê (c.c.) bi pêxember (s.x.l) û bi her tiştên li cem Xwedê bawer bikin, baweriya xwe bi Xwedê bînin, hem ji bo peywîrên olî têbikoşin û bi hêz bin.

2- Yekîtî û hevkariya xwe biparêzin, xerabiyê bi hev nekin, li hember hev bîhnteng nebin, nemaze li hember berpirsiyarî û xizmeta gel.

3- Radeya zanist û têgehîştina xwe bilind bikin da ku neyar nikaribe we bixapîne.

4- Qîma xwe bi neyar neynin, nemaze bi ‘Ecema bawer nekin. Dîrok govane ku ew bi gelek delil û burhanan neyarê we, ola we, gele we û welatê we ye. Ew li hember we li pey bafika ne. Ji bo tiştên hêsan dikarin we bikujin û biryara cezayên giran bidin we.

5- Ji bo çend roj jiyana vê cîhanê mebin xulamin neyar û mefroşin wan. Çimkî neyar neyare, pê bawerî nabe.

6- Li hember hevûdu di hêla siyaset, can û mal de xiyanetê nekin! Çimkî xiyanetkar li bal Xwedê û gel tawanbar û bênirxe. Bizanin ku xiyaneta xaîn vedigere ser xwediyê xwe.

7- Eger kesek ji we bêîxanet xizmet kir, ji wî re bibin alîkar. Mebe ku hûn bibin asteng û sîxurên biyaniyan.

8- Hûn tu carê ji serhildan û tekoşînê paş de neminin! Da wek hemû gelen din hûn jî, ji koletî û dîlîtiyê rizgar bibin. Malê dinê bênirx e. Eger hûn bikaribin welatekî serbixwe û azad bixin deste xwe û mal û axa wî bibe êwe, hingê wê her tiştê we hebe.

9- Ez ji bilî mafê Xwedê ji tu kesî re ne deyndar im. Lê eger kesekî doz kir ku mafekî wî kêm yan zêde li cem min maye, min têra wê yeke li pey xwe mirat hêlîştiye. Bila ji mîratxwerên min werbigre.

Heta hûn nebin yek hûn bi sernakevin. Li hember hevûdu zordarî û zilmê nekin. Xwedê pir zû zordarî û zordaran tune dike. Ev mizgîniya ku Xwedê gotiye : ‘’Xwedê tolê ji zalima distîne’’

Ez hêvîdarim ku hûn ê va gotinê min bidin ber çav. Xwedê we li hember neyaran serkeftî bike.

Her wekî Şêx Se’dî gotî:

Muradî me nesîhet bûd û guftim

Hewalet ba Xuda kerdim û reftim

Wate:

Mebesta me nesîhet bû û me got

Me hûn spartin Xwedê û em çûn.

Xizmetbexşê gel û welêt.

Qazî Mihemed.

 

İnsanı yoktan var eden  Hz. Allah´a hamd û sene olsun .

Tarih boyunca işgal güçlerine boyun eğmeyen , tarihte nam salmış muazzam bir dîroka sahip olan Kur´un  sahibi Kurdistan´ın  mazlum evladları . Araplar dışında İslama giren  ilk halk olan kahraman ve cengaver aziz Kürt milleti .

İman ettiğiniz İslama asla menfaatle değil  Hz. Allah´ın  son  dîni olan  " İnned dîne îndellahîl islam ´a "  gönülden teslim olmuş ve nice alimler çıkaran ve hizmette kusur etmeyen mukaddesat için  hiç çekinmeden ölüme giden ve kutsal davası için  binlerce başını veren  asla zülme boyun eğmeyen , mazlumdan yana olup zalimlere karşı  tek bir yürekle  hareket  eden  Kurdistanın mümtaz  Kürt  halkına .

Sizler   Sultan Selahaddinin  yegane torunlarısınız . Onun davasına , karekterine , düşüncesine  yakışacak bir şekilde  hareket eden  asla şek duymayan  " Kurî Şêr´in "  maliki olan  benliğiniz özgürlük ateşiyle  yanan  yeniden  dirilen  Adar´ın  , Berfîn´iyle  burc - burc  Sûrlara  hakim olan  Meder´in  biricik  evladları , Madik´in  direniş ruhuna sahip olan  Arya  milletinin birer  fertleri olan  Ekradlarsınız .

Sizin yegane  gücünüz  tarih boyunca  zülme başkardırmakla , zalimlerin kalbine korku yaymakla ülkeniz olan Kurdistanı  korumaktan geldi .

Beko Awan´lara  la  diyerek  , Mem gibi  Zîn´e  sewdalanarak  kendinizi bugünlere getirdiniz .

Göklerde  parıldayan Alayla , gönülleri ferahlatan ışınlarla , toprağa  hayat veren  genimle , gönül köprüsü  kuran  elmalarla , meydanlarda  gowendlerle , özgürlük ateşinin  etrafında dönen  perwanelerle ,  sizler    denbêjlerin  ezgin dengleriyle  , dağlarda  yankılanan  goranlarla , dîlanlarda kilamlarla  yürekleri şa eden  bağlılığınızla  Kürt milletinin medar-ı iftiharı olan  dost ve düşman tarafından  takdirle  karşılanan  , ihtiramlarla yad edilen  , destanlar  yazan  , kahramanlık  türkülerini  yüreklerde nakş eden  su gibi  aziz  millete  Kurdsunuz.

Ey  bugünlerde  zulüm gören  kardeşlerim , artık  hayatımın  son demlerini yaşıyorum , tarih boyunca  kendi evimizde bizlere huzur vermeyen bu  zalimlere  asla boyun eğmeyin. Allah adına yalan atan acemlere  asla  itibar etmeyin , güvenmeyin  onlar takiyyede  dünya literatürüne geçmiş  , yalanlarla  parmakla gösterilecek  Orta Doğu´a tek bir  halktır. Tarihinizi asla unutmayın dün  devşirme olan Şah Îsmaîl´de  takriben 15 yıl boyunca  Kurdistan´da  taş üstünde taş bırakmadı ,  kaosla  milyonlarca  Kürdü katletti . Kürtler yok olma aşamasına geldi  direnişle yeniden anka gibi  küllerinden doğdular ,  düşmanlarınızın  oyunlarına gelmeyin  vaadlerine kanmayın  sizin inanç  farklılığınızdan dolayı  ikilik çıkarıp fitne ortaya  atacaklar  , lehçelerinizden  dolayı  sizi inkar edip birliğinizi  bozacaklar  asla oyuna gelmeyin , aklı selimle hareket edin  onlarla  diplomatik , bürokratik , politik  mücadele edin ,  Şah Îsmaîl´de  Kurdistana geldiğinde  inanç  farklılığı  ayrımı  yapmadan  Kürtleri katletti , unutmayınız ki  komşu işgalci  devletler olan Araplar , Türkler , Farslar´da  aynısını  yaparlar  inançlar  Allah´ındır  vatan ise  hepinizindir , vatanı  korumak müdafaa etmek hepinizin  boynunuzun borcudur , borcunuzu  ödemek ise şereftir , şeref  elmas gibi parıldayan sönmeyen  kütlesel  bir enerjidir  cihan döndükçe , xor doğdukça  şerefli ölüm  kapınızda olsun . Vatanınızı  başkalarının postalları altında çiğnetmeyin , her milletin  devleti vardır  sizinde  topraklarınız ve vatanınız Kurdistan var  , bağımsızlık  için  savaşın  birbirinize namluları  doğrultmayın zaten düşmanlarınızda bunu istiyor  sizden , kendi aranızda kamplaşmaya  gidip  başka milletlerin xulamları olmayın , ideolojik  çatışmayla  gereksiz yere enerjinizi ve insan kaynaklarınızı  heba etmeyin  , tarihten ders alın , canlı  örnek benim  beni umarım  anlarsınız , kemale erip  olgunca düşünerek  ona göre hareket etmenizden umutluyum ne olursa olsun birbirinize düşmanlık  yapmayın .

Sedekna , sedekna , sedekna ya Rab . Sen şahidimsin  ya rabbel alemin .

 

Ey Kurdistanın  yiğit evladları !

Nefsim yedi kudret sahibi  olan Allah´a  qasem ederim ki , sizler  birbirinize destek olmadığınızda köstek  olursanız tek tek avlanırsınız çünkü düşmanlarınız  sizi  tatlı  sözlerle  , yalanlarla avlamak için hazırdır , vaadlerle sizlere  makam ve mevki sözleri vermek için baldan zehirli  sözcüklerle  sizleri  oyuna getirecekler . Kurdistanın  yiğit evladlarını  tek tek ölüme gönderdiler  acımadan  , merhamet nedir , acıma duygusu nedir akıllarına  getirmeden . Sizin  cedlerinizin  ilk devletini yıkan yine  bu acemler /farslar oldu . Tarih boyunca katliamlar yaptılar  size nefes aldırmadan , hakkı , hukuku ayaklar altına alarak  yobazca saldırdılar  . Devrimden sonra  Kürtler dışında tüm  gayri müslimlere  devletçe hak tanıdılar  , onlara gereken itinayı gösterdiler  ama  Kürtler  Kafirdir  fetvasını  yayınlayan Humeyni  arkasından  "  İbne  hakları  deklarasyonunu imzalayarak  İbnelere bile hak tanıdı " , ama  Kürtlere  , Kürt  olduklarından dolayı  bu hakkı tanımadılar , Şafîî Kürtlerin  camilerini  yıkarak onarılmalarına  ve açılmalarına izin vermediler , Lübnandan devşirme  arapları getirerek  İran Kurdistanında büyük katliamlar  yaptılar  , İslam´dan bahsettiler  ama İslamî  hükümlerin  tek  bir insanıî  paragrafını  Kürtler için hak ve hukukta tatbik etmediler . Kürtler  kükremiş  cengaverler gibi meydanlarda savaştılar  ama masa başında ise kaybettiler .

 

Ey aziz Kürt milleti ! 

Bu saatten sonra  masa başında haklar  nasıl talep edilir , diplomasi nasıl yürütülür  konusunda kendinizi yetiştirin , uzmanlar çıkarın içinizde,  asıl  kazanım  meydanlarda değil  masa başlarındadır , Kürtler bu konuda  zayıftır sizin zayıflığınız  düşmanlarınızın ellerini güçlendirmiştir tarih boyunca artık  tarihi tersine dönüştürme zamanı gelip geçiyor . Düşmanlarınız  sizinle  cesaret edip  zafer kazanamadığından  dolayı  maddiyatla sizleri satın alarak  sizi birbirine kırdırarak  güçlerinizi heba ederek  ve son  vuruşla  sizleri tasfiye eder  tarih buna şahidtir  unutmayınız ki  ceddiniz  Mîre  Botan  Mîr Bedirxan  , Osmanlıya diz çöktürdü  , mevki ve makan için  düşmanla işbirliği yapan  Bedirxan´ın  öz yeğeni  Yezdanşêr , osmanlı saflarında  Mîr Bedirxan´la savaştı  sonu ne oldu  Yezdanşêr´in bir hiç  kaybeden  kim Kürtler ve son Kürt Mîr´liği / Krallığı tarih oldu ve o gün Kürt  sorunu tarihsel olarak  başladı  ve not düşüldü  1847 ´de  ,  kazanan kim Osmanlı Hanedanı , Yezdanşêr  ihanet ederek  Kurdistan Mîrliğinin hem yıkılmasına  sebep oldu hemde Kurdistan devletinin  işgal edilmesine  , bizim tarihimiz  ibretlerle doludur  , tarihten ders  ve ibret  alın  artık yeter  tarihi  tekerrür ettirmeyin .

Acemler  asla tek bir Allah´a iman etmediler , kerbela faciasının  arkasına sığınarak  500 yıldır Kürt Milletine  kerbela üstüne kerbela yaşatırlar . Allah´a şirk koşarak  İmamları  yeryüzünde Allah´ın  temsilcisi  olarak gösterirler , İmamları  yanılmaz , günah işlemeyen tanrısal varlık olarak  ilan ettiler   aynen Hristiyanlar gibi teslise iman ederek  . İmamları , Yahudilerin  Yahwesi gibi  milli tanrı ilan ettiler  yeryüzünde , Muaviye  Qur´an sahifelerini  bayraklaştırdı iktidarı için  Acemlerde Hz. Ali´yi bayraklaştırıp  iktidar oldular  , milletleri asimile ederek sentez bir acem  ırkını ortaya çıkardılar  , şeytana bile külahları ters giydirecek bir karekterle , dilleri aynen çengelli yılan gibi zehir saçar hakkı  dile getirirler ama  hakkı ayakları altında çiğnerler , Allah´tan bahsederler ama şirk koşarlar , İmamlardan bahsederler  onları  yeryüzünde Tanrının temsilcisi olarak  reklamını  yaparlar  neye iman ettikleri bile belli değildir. Acemler  tarih boyunca asla verdikleri sözlere  sadık kalmamışlardır , Ebu Cehil bile  bunlardan daha ilkeliydi  Hz. Muhammed´e düşmanlık yaparken ne için  yaptığının bilincindeydi  ama  Acemlerin Kürtfobisi  ve kini ise  düşmüş şeytandan daha beterdir  Kürtlere   , şeytan insanlığın  düşmanıdır ama Acemler  ise sadece Kürtlere düşmandırlar  , Hıristiyan  alemine  hayrandırlar  tarih boyunca onlarla beraber  hareket etmişlerdir  bugün Acem  iktidarıda  Rusların güdümünde olan  bir devlettir  .

Hilelere kanmayın , sözlere  iman etmeyin tek bir Allah´a iman edin ona bel bağlayın  , Acemler , Türkler , Araplar sizin topraklarınızı  işgal eden  , işgalci  güçlerdir  asla onlarla yola çıkmayın , onlarla temasa geçip  kendi benliğinizden kopmayın .

Sedekna , sedekna , sedekna ya Rab . Sen şahidimsin  ya rabbel alemin .

 

 

Ey aziz  kardeşlerim !

Kürtlerin   diğer halklardan  geri kalan yanı yoktur . Çocuklarınızı okutun , birer bilgin  olsunlar , önce kendi tarihlerini öğrensinler , kürtlerin farklı inançları hakkında bilgi sahibi olsunlar , Kürt  adet ve gelenekleri hakkında  temel bilgileri olsun .Sosyal   konulara eğilsinler , tarihleri hakkında  kendi araştırmalarını yapsınlar , oryantalistlerin  yazdıklarının  etkisinde kalmasınlar , arkeolojiye merak salsınlar , kazı yapsınlar  tarihe ışık tutsunlar , tarih bir milletin  geçmişte  yaşanılan  bütünüdür geleceğe köprü kurmasıdır .

 

Ey  aziz  Kürt milleti !

Atalarınızın  hakkında  bilgi sahibi olun , onlara saygıda kusur etmeyin , onların  tarihte bıraktıkları izler ve çalışmalar konusunda  kitaplar yazın , seminerler düzenleyin , tanıtıcı  etkinlikler  yapın her millet yapar  sizde yapın  geri kalmayın .

Dilinize önem verin , mutlaka çocuklarınızla  anadilde konuşun başka dilleri öğrenmeleri için de teşvik edin , çok çalışın , çalışkan  olun , kendinizi geliştirin , yerinizde oturmayın , faal olun , aktivleşin .

Önce kendinizi sevin , milletinize hürmet gösterin , aile hayatına önem verin , çocuklarınıza  terbiye kurallarını öğretin birer ahlak abidesi olsunlar  başka milletler  gıptayla baksın  size   , gururlu olun , kötülükten  kendinizi alıkoyun , zamanınızı  boşuna harcamayın , zaman  nakittir , değerlidir  , zamanı boşa geçirmek  insanın  hayatında  eksiklik oluşur .

Hayatı anlamlı kılan sizin yaşama  kattığınız değerlerdir , değerlerden yoksun bir  hayat  gereksiz ve lezzetsizdir. Kendi  aranızda adaletli olun , vicdan sahibi olun , merhametten  yoksun olmayın  asla fırsatçılığa meydan vermeyin . Büyükleri sayın  küçükleri sevin , nerden  geldiğinizi iyi bilin  , boş yere tartışmalara girmeyin , zaman kaybıdır .

Bilgi  en büyük silahtır , o silaha kim sahip olursa  açılmayan tüm kapıları açar  anahtar  gibi girmediği yer kalmaz . Bilgi cehaleti ayaklar altına alır bilinçli bir toplum inşa eder .

Bilinçli bir toplumda refah vardır , huzur ve mutluluk  . Mutluluğun olduğu yerde  yeryüzü cenneti oluşur , akan nehirler  insana  ferah ve felah  getirir , felaketlere  panzehir olur.

Bilgi  düşmana karşı  en büyük  etkin silahdır ,  düşmanlarınız sizin bilgisizliğinizden  sizleri  kamplara ayırarak  avlarlar , av olmayın  , avcı olun .

Uyumlu birer Kürt olursanız , düşmanlarınız  hizaya gelir , ellerinde ki en büyük  fitneyi  alırsınız ve fitne ateşinin içinde  yakarsınız , kül edip bir daha da  yığınla bir araya gelmezler  , Kaleyi  sağlam kılan Sûrlarıdır , o zaman bilgide  sizin ruhlarınızı koruyan birer Sûr û Saydadır .

Amaç ve gayret etmede birbirinizle yarışın , hayatın  bir amacı olduğunu asla unutmayın .  Amaç  sahibi olun  araç olmayın .

Birbirinize hakkı  tavsiye edin haktan şaşmayın , birbirinizle  güzellikler içinde  imece  usulüyle  hareket edin ,  hareketinize bereket katın , doğruluktan  şaşmayın ,  taraf olmayın  haktan yana olun . İthal ideolojilerden sakının , ideolojiler birer  zehirli mantardır ,  beyne yerleştiğinde  , beyinde yuva edinir , tümor gibi beyni esir alır  .

Vatanperwer olun , hakperest olun , mewanperest olun , nekes olmayın ,  egoist asla olmayın .

Allah´a imanda  asla şek duymayın  . Dîn bir toplumun  temelidir , dînsiz bir toplum  çürümüş bir ağaca benzer .

Sedekna , sedekna , sedekna ya Rab . Sen şahidimsin  ya rabbel alemin .

 

Ey  Medlerin  torunları !

Kurdistan sizin evinizdir , ailenizdir , gulistanınızdır , lalezarınızdır , zorluklara karşı  dirilen  Berfîninizdir , kökleri  toprağın  altında kökleşen hayat ağacıdır , dalları  5 parçaya yayılan   kendi bağrında beslenen  kutsalınızdır.

Kurdistan  hepinizin evidir , bereketli  sofranızdır . Onu beslemek , inşa etmek  yeniden  cennet bahçesine çevirmekte sizin elinizdedir .

Öncelikle  evinizi  işgalcilerden temizleyin , onların  zehirli sözlerine asla güvenmeyin , güveniniz birbirinize karşı olsun.

Birbirinizi kardeş  bilin , kıskanç olmayın , paylaşmasını bilin , fakirleri  gözetin , yaşlılara saygıda kusur etmeyin , hastalara bakın .

En büyük  zengînlik  gönül zenginliğidir , maddiyatı biriktirmek değildir , ekonomik kalkınmaya öncelik tanıyın , üretimde işbirliği yapın , ürünlerinizde birinci kalite üretimle  ön planda olun ,  taklitlerden sakının herşeyin  özü ve orijinali  makbuldur .

Omuz  omuza verin , birlik olun , sorumlu davranın , sorumluluktan   kaçınmayın , gereksiz yere kindarlık beslemeyin birbirinize , kin insanın içini kemiren  bir hastalıktır , sağlıklı  düşünmeyi engeller o zaman  da gereksiz yere kendinize engeller çıkarmayın , engeller aşılmak içindir takılmak için değildir.

Herşeyden önce ilahî - rızayı gözetin ,  halkınızın menfaatlerini ön planda tutun .

Asla umudunuzu yitirmeyin ,  ümitvar olun . Umud  insan ruhunu besleyen , tetikleyen  , insanı hayatan bağlayan bir köprüdür.

Kurucu unsur olun , yıkıcı olmayın , yıkmak kolaydır , onarmak ise  zorlu ve meşakketlidir.

Nasihatlere kulak verin , hak  söz nerde gelirse gelsin alın .

Allaha  itimat edin o ölmez bakidir .

Hiç ummadığınız anda  mutlaka darlıktan felaha erersiniz .

Sizlere son nasihatlerimdir  bu sözler , bir daha da dünya gözüyle artık bir araya gelemeyeceğiz  , wasiyetimi  okuyun , idrak edin , düşünün okuyun , anlayın o zaman  ne dediğimi çok iyi anlarsınız , mazlumun dostu yoktur unutmayın  zalimlik  günümüzde moda olmuş . Tarih boyunca bu böyledir , insanlık  var olduğu müddetçe bu çark devam edecektir , değirmen suyla döner , devlette  diplomasiyle ayakta durur . Değirmenin  sahibi vardır  eğer sizde devlet olmak istiyorsanız o zaman  vatanınıza sahip çıkın her millet gibi .

Ölüm yok oluş değildir aksine yeniden  diriliştir . Sizin dirilişiniz  vatan cennet  Kurdistan´la olur .

Sedekna , sedekna , sedekna ya Rab . Sen şahidimsin  ya rabbel alemin .

 

1) Sizi yoktan var eden , size hayat bahşeden , size  konuşma yeteneğini veren , size doğru yolu gösteren  Hz. Allah´a  her daim hamd û sena edin .Dara düştüğünüzde size şah damarından  yakın olan O´dur. Nefsinize yenik düşmeyin . Kabil´de nefsine yenik düştü , nefsani arzuları şeytanî telkinle birleşti ve kan döktü . Öfkeyle  hareket etmeyin , öfke anında  nîyazda bulunun öfkeniz geçer , kul olduğunuzun farkında olun . Allah´a  sonsuz  iman edin , sağlam bir itikada sahip olun . Allah adına aldatan şarlatanlardan uzak durun , onların sözlerine  inanmayın . Çünkü insan  şeytan suretine bürünmüş bir canavardır , içinde ki egosu onu insani tüm  hislerden arındırıp birer  yok edici silaha çevirir öyleleri zayıf bir iradeye sahiptir , iradesi güçlü olan insanlar  ayaklarını sağlam yere basan dağlara  benzer . Her acemin içinde bir canavar  yatar . Canavarlara karşı  uyanık olun .

Tüm Kürt inançlarının  temelinde Allah´a iman vardır  , farklı inançlara sahip olsalarda  . İnançlar  yaşamak içindir , toplumsal  mutabakatta  buhranlara çözüm bulup  barışın tesis edilmesini  tavsiye eder. Vatanı  namus olarak  gösterir  , yaşanılan bir vatan özlemini ortaya serer. Vatan sevgisi  inançtan gelir  , inançla bütünleştiğinde  adalet olur , haksızlıklar ortadan kalkar  ve yeniden yaşanılan bir  alem  özlemini giderir. Güçlü bir imana sahip olursanız  , düzenli orduları  toz duman edersiniz  , tarihte sizin atalarınız  bunu  meydanlarda ispatlamıştır , Saîdî  Kurdînin veciz ifadesiyle "  Ey Keyanların  kahraman torunları " der.  İmanî  güç  sizi zorluklara karşı koruyan bir kalkandır . Zülme asla boyun eğmeyin  yeni Kerbelaların önünde engel olun , aldanmayın , aldatmayın , olduğunuz gibi görünün  , göründüğünüz gibi olun  farslar gibi takiyyeci olmayın , munafıklık alemeti taşıyanlardan  uzak durun ve onlarla  dirsek temasa geçmeyin .

Leked xeleknel însanê fî ehsenî  tekwim  yolundan ayrılmayın , dört elle sarılın , Sümme redednahû esfele safilinlerden  uzak durun  asla onlarla yola çıkmayın  onlar sizin hayrınızı  istemez  , şerden başka  sizlere bir şey vermez  .

Şehadet  , şehadet  surûrî inkilabest .  Hurriye  vatanul  Kurdistan . Parolanız olsun .

 

2) Birlikten kuvvet doğar .Ayrılıktan ise nifak ve kolay lokma olma. Kürtlerin en büyük  temelsel sorunu birlik olamamalarıdır. Bu da onları düşmana karşı zayıf kılar . Düşman  , Kürtlerin birliğini asla istemez  . Birlik  kötülüğü def eder , başkalarına  boyun eğmeyi  , kendisi için var olmayı ön plana çıkarır . Birlik   uyumlu olmayı ve sorumluluk  aşılar  insana ve topluma , birlikten yoksun olan topluluklar asla  kalıcı zafer elde edemezler.

Bibin yek  , çekirin  yekitî , biwazen azadî , waştişe şima  wa  Kurdistan  bo .

 

3) Kürtlerin en büyük  zayıf noktası eğitimdir , eğitim seviyesi  düşük bir toplum diplomaside zayıftır , kandırılmaya meyillidir . Eğitim  seviyesi yüksek  bilinçli  bir toplum ise dengeleyici   bir hamleyle  ve  başarıyla  düşmanlarının  sözlerine kanmaz , önce tartar  , düşünür , müzakere yapar  ondan sonra  kurula getirir  ulusun menfaatleri için hangisi uygunsa kararını bildirir , acele etmez , sabırla  hareket eder. Eğitim seviyesini yükselten bir toplum ideolojiye  taparcasına  kendini kaptırırsa  özünden kopar  başkaları  için enerji harcar kendi toplumunu gözden çıkarır . Öz  kendi  ruhu  olmadıktan sonra  , fikir kendi  vatanının  bütünlüğünden yana olmadıktan sonra , düşünce başkalarına ait olduksan sonra  o zaman öz benlik haktan  gayrı düşer . Hem  bilgili olun hemde kendiniz , kendinize ait olun başkalarına değil . Siz  , siz olun başkaları asla olmayın . Nice topluluklar tarihte  başkaları oldular ve tarihten silindiler . Ötekileşmeyin , öte  olmayın  , bedenen , ruhen ,  fikren kendiniz olun .

 

4) Acemlere asla  güvenmeyin eğer size tanrı var deselerde akan sular durar onlara inanmayın , mutlaka arkasında zehirli oklar  gelir , hançerler  kan kusar , huzur  kaçar ,  adalet  ayaklar altına alınır , vicdan körelir , insanlık utanır . Acem denildiğinde  Kabilin yaptıklarını  hatırlayın  , Yusufun kardeşlerini , Samirinin  buzağını ,  Gaugemalayı , atalarınızı , Madikin akıbetini , Sasanların zülmünü ve gavatlığını  hep hatırınızda tutun . Eğer şeytanın cismani  suretini  görmek isterseniz  Acemlere bakın . Acemler  asla sizin hayrınızı istemezler ,  sizin yegane düşmanınızdırlar , günümüzde Heremê Kurdistan  azadî  cenginde  en büyük  düşmanlık  yapan  önünüze engeller çıkaran  Acemlerdir  .  Acemler  tarih boyunca Kürtlerin en büyük düşmanı olan  toplulukturlar  . Sizin  topraklarınızı  gasp eden acemlerdir , Medleri yıkan onlardır , sizi topraklarınızda  katleden  Acemlerdir , Şah İsmaîl  Kızılbaş  terör  ordusuyla  sizleri katliamdan geçirdi , o kadar terör estirdi ki  Kürtlere  dünya dar geldi . Terörü  devlet  politikası adı altında  tatbik ettiler  aynen Alamût  terör  örgütü  gibi kan kusturdular  Kürtlere  .  En ufak  suçtan dolayı bahane arayarak  Kürtleri katlederler  ,  Şafîîliği  yasaklayarak  , şîîzimi  yayarak  kürtlerin inançlarına hakaret edip yok sayarak  yasaklamalar getirirler  ama  öbür yandan ise " İbnelere  ameliyat  hakkını  tanırlar "  Ehli - Beyt  maskesi adı altında  mersiyeler dizerler  arkasından ise  kan  dökerler , Kürtleri katlederler ,  Kürdüm  dediklerinden  dolayı  son 1,5  yıldır  1000´lerce  Kürt idam edildi  acemler tarafından. Tarihte  acemler  tek bir ulusu kendilerine rakip görmüştür oda Kürtlerdir , Kürtler dışında  rakip  gördükleri ve düşman olarak  katlettikleri hiç bir  topluluk yoktur  yeryüzünde . Moskow  kefereleriyle beraber  Kürtleri katletmek için  işbirliği  içindedirler  , Stalinden  , Nerondan , Maodan  , Mussoliniden geri kalan yanları yoktur , insanlık düşmanı  bir topluluk olarak  sinsice  , nil timsahları gibi  zehir saçarlar  .

 

5) Dünya  hayatı geçicidir . Hiç bir canlı sonsuza kadar yaşayamaz  , mühletle gelir doğar , büyür , gelişir  olgunlaşır ve terki alem eyler. Zaman dolduğunda  ne sadiseler  geri alınır ne de ileri . Zaman bile  sınırlıdır  sonsuz değildir  aynen insan hayatı gibi gece ile gündüz gibi devri alem yapar  insanda öyledir . Üç günlük dünya için  kendinizi satmayın  , kiralamayın , başkalarına  hizmet etmeyin  tek bir  hizmet  ulusunuza ve  sizin ülke menfaatinize olsun . Aile yaşantınıza  ,  bilgi edinmeye  , pekiştirmeye ve gelecek  kuşaklara  örnek eserler bırakarak  hizmet  edin  , elbirliğiyle , imece usülüyle , fikirsel olarak birbirinize tanışarak  unutmayınız ki  akıl  , akıldan üstündür  , her insan düşünsel olarak  aynı değildir , bedensel kuvvette öyledir , duygularda .

Asla  düşmana güvenmeyin ağızlarında kuş tutsalarda , tatlı  sözler söyleselerde  o tatlı  sözlerin altında  zehir vardır , tuzaklar kurulmuştur , hamleler gizlidir hiç ummadığınız anda  hayatlarınızı  perişan eder , şehirlerinizi başınıza yıkarlar . İdolunuz hemberaberlik olsun , omuz  omuza verecek şekilde ,  birlikteliğiniz daim olsun , nefsinize hükm edin , egonuzu kontrol edin  terbiyeyle , büyüklük asla taslamayın , sivrisinek  küçüktür ama yetenekleri ise kocamandır , kaba  kuvvet asla çözüm değildir , aklı selim her zaman  kazanmıştır , sağduyu nicelerine rehber olmuştur . Aklınız  rehber olsun , iradeniz  direksiyonunuz olsun .

 

6) Hangi fikre , zikre , düşünceye sahip olursanız olun birbirinize asla ihanet etmeyin . Dürüstlük ve  doğruluk  namustur , ihanet ise  namusun ayaklar altına alınmasıdır , kişilik  bozukluğudur. Sağlam ve sarsılmaz  karektere  sahip olun . Dağlar  gibi yüce  agaç kökü  gibi  dayanıklı olun . Hain  hem  Allah´ın  düşmanıdır hem nefsinin hemde kendi  toplumunun . Hain fiziksel olarak  bu dünyadan ayrılsada  asla  iyilikle yad edilmez , anılmaz  , kötü olarak damgalanır  tarih boyunca  . İhanet  döner  gelir  sahibini bulur aynen Bumerang gibi  boynunu  vurmakla kalmaz  ibreti  alem olarak  sergiler  . 

 

7) Kendi ulusu için  hizmette  bulunanlara  destek olun köstek olmayın gereksiz yere suçlamalarda bulunmayın . Destek  olamıyorsanız  engel çıkarmayın , düşmanla  işbirliği  yapmayın  o zaman köşenize çekilin  bu daha hayırlıdır . Ben yapamıyorum  diye  kıskanç olmayın  her insanın kendine has kapasitesi  vardır . Kıskançlık  göze çekilen mildir ,  kardan  çok zarar  verir  insana ve başkalarına . Başka milletler için ajanlık  yapmayın  birbirinizi jurnallamayın , kendi  milletinizin birer  hizmetkarı olun  , ulusunuzun xulamı olun  başkalarının değil , ezbenî bilincine  sahip olun .

 

8) Benden sonra wasiyetimde  yazdıklarımı yerine getirin Camîler inşa edin , Hastaneler ve yollar , köprüler  alt yapılar , Okullar , Medreseler , bunları egemen güçlerden talep edin çekinmeyin  yer altı zenginlik kaynaklarını  sömüren  acemlerdir  onlar  Kürtlerin  malı ve zenginliğidir.

 

9) Benden sonra asla  köşenize çekilmeyin , aktif olun , baskılara  gögüs  gerin , zülme boyun eğmeyin . Mücadeleden asla geri  durmayın  ne olursa olsun  hem siyasal hemde silahsal mücadele  verin ikisini birleştirerek  düşmanlarınızı  zayıflatın , yetenekli olanlara  yol açın  onlara engel çıkarmayın  destekleyin , diplomasiyi iyi öğrenin zor durumda kendinizi bırakmayın . Dünya malı dünyada  kalır , fakirleri gözetin , malınızı vatanınızın  özgürlüğü için  harcayın .  Devletiniz  yoksa  özgür değilsiniz  birer angaryasınız eğer  devletiniz varsa birer özgür yurttaşsınız . Özgür bireyler  özgür devletle  var olur . Devletiniz  varsa ruhunuz özgürdür o zaman herşeye sahipsiniz , tasarruf sizin elinizde olur , malınız  size ait olur , mülkleriniz tecavüze uğramaz  , gasp edilmez  , devletinizin  koruması altında olur  . O zaman birer  saygın  fert olarak  diğer uluslar tarafından  takdir edilirsiniz  , taktiri hak edin  , ilahî takdire  boyun eğin  ama kaderimizdir deyip  mücadeleden vazgeçmeyin ,  sizin kaderiniz  özgür  Kurdistan´dır .

 

10) Herkesin Allah´a can borcu vardır , bendenizin  olduğu  gibi , hayatım boyunca  hak´dan  , adaletten , hukuktan , hakikattan şaşmadım . Kendi ulusum  için var oldum , canımı  ortaya koydum , mevki ve makam  peşinde asla koşmadım , gecemi  gündüzüme katarak   mücadele ettim , mekik dokudum  , görüşmeler  yaptım , diplomasi yürütttüm  . Fakiri  kolladım , sahip çıktım  hem Kadılık  döneminde hemde  " Reîs´ul Kurdistan " makamında  ,  halkı  organize etmek için  eğitime  destek verdim teşvik ettim ,  kitaplar bastım . Sahip olduğum  mal ve mülk benim şehadetimden  sonra  wasiyetimde belirtildiği şekilde  yerine getirilsin  . Rabbime  doğru giderken alnı  ak  , yüzü nurlu bir şekilde  tebessüm ederek  , amenna ve sedekna diyerek teslim olarak  , hayatım  boyunca saygı ve sevgide kusur etmedim  . Her  önder gibi  halkımın menfaatlerini gözettim ,  hain ve ihanet edenlere  yaşam hakkı  tanıdık  gün gelir hak yolu bulurlar  , dönüşüm yaparlar  , öldürmekle bir yere varılmaz .Kimseye  borcum yok  eğer  varsa  varislerimden  alsınlar  , helallik  dilesinler , sizi Allah´a  emanet ediyorum  şehadetimden  sonra  asla  üzülmeyin  biz bir  ölürüz binlerce doğarız  ,  yaşam  ağacını kanımızla  suladık  tarih boyunca , dağlar  bizim  meskenimiz  , yurdumuz ,  welatımız , kutsalımızdır. Yaşadığımız  topraklar ise  " Axa Dayîkan  Kurdistan´dır "  , istan gibi  dimdik  asimana yükselen  sutunlardır ,  stand olurlar  dönüşürler  " Çil  hestûn´a "  zülmün bağrına  hançer  gibi saplanırlar  , zalimlerin  yüreklerini ağızlarına  getirirler  . 

" Kam  vano Kurd merd o !  Kurd  zindiwaro , wahîrê  welatê  xwu yo . Xwedê yê axa welatê Kurdistan e "

Em in  em  tornê Peşawe Qazî yê Muhammed  .

Gayemiz  sonraki gelecek  çocuklarımıza ve torunlarımıza  nasihat etmekti . Tarih  bir toplumun  geleceğidir , amacım  tarihe not düşmek  ve  hatırda  tutmaktı ,  nasihatlerime  iyi kulak verin , ders  alın , dersler çıkarın , hayatınız  boyunca  çok şeylerle karşılaşacaksınız  , uyanık  olun , hazır olun  her an  , her saniye  ,  adımlarınızı  sağlam atın yere bastığınızda  , kükremiş  arslan  gibi  ıraklarda duyulsun  namınız ,  sahipliğiniz .

Sizi  ,  bizleri yoktan yaratan ve var  eden " Rabb´ul  Alemine " havale ediyor  .

" El- Leylet´ul  hubla "

Kurdistan  halkının  hadimi  ve neferi Seyda yê  Pêşawa  Qazî Mihemmed (R.A)

 

" Son söz "

Uçtu kuş  kafesten  ,  ufukla  beraber gözden kayboldu .

Dağlar  o gün  üzüntüden  kahr oldu . Kuşlar  matem  havasında ötmez oldular .

Yel esmez oldu . Yürekler burkuldu ,  gitti  Kurdistanın  nadide gülü  . 

Güller  o gün açmaz oldu , bülbüller  ötmez oldu .  Horozlar mahzun oldu  .

Çarçıra  utancından  yerin dibine battı . Adar  , adırın  içinde  kıvılcımlarla  yükseldi  asimana .

Burclar o gün  sûrların içinde  sukût  eylediler. Güneş o gün  hüzünlüydü  , Kesk û Sor û Zer  esir  oldu  ,  ejderhalar  o  gün  kan kustu  Mahabad´a.  Ordu  geri çekildi  , uzun  yürüyüşle .

 Acemler  tavşanlar gibi  adım  adım ilerlediler  korkudan  .

Kükremiş  arslanlar gibi  gözü  açık  meydanda  Qazî Muhammed  . (R.A)

Ya Rab !

Ne korkunç  bir gündü  o gün .  O gün  Mahabad  düştü  , Kurdistan   sustu , prangalara  vuruldu  ,  sönmeyen özgürlük ateşi  meşalelerle  her tarafa  yayıldı  . Dehhakın  torunları  sözlerini yediler  .  Yalan yere yemin ederek  ,  parsekler  kurdular düzmece  mahkeme  kabilce  kan kustular  , kutsal Kurdistan´da.

Ya Rab !

Kabul eyle  sadık kulunun  şehadetini  ,  merhametinle kuşat  abdını , rahmetinle  kutsa Kurdistanı ,  kahr eyle  Kurdistan düşmanlarını , alemlere ibret  et  onların  mel´anetlerini  .

Mazlumların ahını çıkar  onlardan Ya Rab ! .

Zalimleri  kahr û perişan  eyle Ya Rab !

Zülmün içinde onları boğ  Ya Rab !

Ve axirûnû  dewanê enilhemdû lillehî rebbîl  alemîn .

Şikir ma ra , ef û mexfîret to ra .

Xizmet  ma ra , dayîş  to ra .

Ya  Homayê ma wo pîl !

Dişmenê ma Kurdan  qehr û perişan biker . Va sarê xo berz nêkerî . Tûfan sarê înan di  wa qêm nêbo.

 

 

 

Kaynaklar .

Vikipedi ; Kadı  Muhammed

Qazi Muhammed idam edilişinin 69'uncu yılı / Osman İçli-İLKHA

Barzani’den Qazî Mihemed mesajı / ilke haber web sitesi

Mahabad Kürt Cumhuriyeti Lideri Qazî Muhammed'in Şehadeti'nin Yıldönümü / NerinaAzad

KİM NE DEDİ? – İran Şahı, Qazi Muhammed, Mele Mustafa...Röportaj / Rudaw

Qazi Muhammed: Gözümün nuru Mele Mustafa Barzani/ Hüseyin Siyabend Aytemür / ilke haber  web sitesi

Nişanyan sözlük ; Kadı ve Kazasker maddesi .

Kadı Muhamed vasiyetini Kürtçe yazdırmak ister / Prof. Dr. Kadri Yıldırım - Siirt24/Haber

WESYETNAMEYA QAZÎ MIHEMED / Komeleya Ehmedê Xanî

 

(1) 1911’de Doğu Kürdistan’ın Bokan kentinin Hamayan köyünde doğdu. Babası Mahmud Ağa Dibukri aşiretinin lideriydi. 1946’ta Mahabad’da kurulan Kürdistan Cumhuriyeti’nin Ulaştırma Bakanı’ydı. Kürdistan Cumhuriyet yıkıldıktan sonra Damugan bölgesine sürgün edildi. Yıllar sonra memleketine dönen Haci Smail, Bokan’da ikamet ediyor.

(2) Mahkeme Hakimi Niko Zade Qazî Muhammed'e karşı sert üslup kullanır ve hakaret etmeye başlar. Kızgınlığından Qazî Muhammed'e karşı 'siz Kürtler köpek özelliklerini taşıyorsunuz' der. Bunu üzerine Qazî Muhammed ayağa kalkarak, yukarıdaki cevabı verir.

 

 

 

Tabip Miralay
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Menfaatçilerin Kurbanı Olan Siverek
Menfaatçilerin Kurbanı Olan Siverek
AK Parti İlçe Teşkilatında Bayramlaşma
AK Parti İlçe Teşkilatında Bayramlaşma