SOSYAL KIRILMA VE UZAKLAŞMA

Yazarımız Şahin Doğan yazdı: 'Sosyal Kırılma Ve Uzaklaşma'

SOSYAL KIRILMA VE UZAKLAŞMA
Advert

 

Son günlerde bir polemiktir aldı gidiyor. Yedi haziran seçimlerinden sonra Türk İslamcılar HDP‘ye oy veren muhafazakâr Kürt seçmene‘’ Kardeşim Marksist, Leninist sol bir partiye hatta ve hatta ‘lgbt’lilerin de saflarında bulunduğu bu oluşuma nasıl destek verirsiniz, diye belden aşağı vurmaya başladılar.


Muhafazakâr Kürtlerde ‘’Düne kadar oy vermeyi haram sayıyordunuz. Tek tipçi, kafatasçı, Roboski katilleri, kan emici vampirler, kafa kesici barbarlara siz nasıl oluyor da faşist devlet zihniyetine oy veriyor, onları içinize sindirebiliyorsunuz.’ diye Türk İslamcıları köşeye sıkıştırdıklarını düşünüyorlar. Sosyal ortamlarda duyduğum ve okuduğum hiçbir yorumda her iki gurupta bir birini ikna edemedi.

 

Yedi haziran seçimleri, Şeyh Said ve dava arkadaşlarından sonra kuzeyli Kürtlerin büyük bir çoğunluğunu sağcısı solcusu, Alevi’si Sünni’si, Müslim’i gayri mislimi, aynı çatı altında toplaması bakımından bir milat sayılabilir.

 

Sosyolojik tahlillere fazla girmeden ki zaten işimde değil, Kürtlerin tek çatı altında birleşme algısını güçlendiren bazı olayları hatırlatmak istiyorum.

 

Hatırlayanımız var mı? 28 Eylül 2009’da Lice’ye bağlı Şenlik Köyü’nde 14 yaşındaki Ceylan’ın güvenlik güçlerinin attığı havan mermisi sonucu parçalanmış bedeninin annesine teslim edilişini. Bu merminin Ceylan’ı öldürmek veya parçalamak için atıldığı kanısında değilim. Lakin sonraki gelişmeler bu korkunç olaydan daha vahim. Minik Ceylan için köye bir savcı gitmiyor. Karakoldan olay yerine gitmesi gereken savcı ve doktor yerine, bir imam ve eline fotoğraf makinesi tutuşturulmuş gariban bir köylü gönderiliyor. Dünyada ilk kez karakolun kapısında hastanede çalışan bir temizlikçi ve adliyede görevli bir memur onlarca parçaya ayrılmış minik bedende şipşak, otopsi yapıyor. Annesinin karakol önündeki ağıtlarından ve ailenin dövülmesinden bahsetmiyorum bile.

 

28 Aralık 2011’de devlete ait uçaklar 34 sivili bombalayarak katletti. Bunlardan 19’u daha çocuktu. Bölge diken üstündeydi. İnsanlar devletten bir özür, Müslüman Türk kardeşinden de sokaklara inip Gazze için gösterdiği kenetlenmeyi bu acı olay için göstermesini bekliyordu. Ama olmadı. Ne özür geldi ne de kardeşlerinden bir kınama. Aksine el birliği etmişçesine olayı aklamaya koyuldular: Suç işlendiğinde teşekkür edilmez ya, kaçakçılar, hırsızlar, eden bulur edebiyatı. Bunlar yetmiyormuş gibi yapılan olayın haklılığını göstermek için emri verdiği iddia edilen komutana hizmetlerinden dolayı üstün başarı madalyası verildi.

 

Nihayetinde Şengal ve Kobani. Resmi rakamlara göre Türkiye’de 13 milyon Kürt var. Gerçekte bunun 20 milyon olduğunu söylemek abartı sayılmaz. Kobani’nin Ankara’yla ne alakası var söylemi Kürt şehirlerine gencecik cenazeler geliyorken bomba etkisi yarattı. Kuzeyli Kürtler devletin bu anlam verilmez tutumu karşısında öfkelerini gizlemiyorlardı artık. Başbakan Davutoğlu’nun ‘Kobani’ye selam olsun‘ söylemi sadece manşetlerde kaldı.

 

Yaşanan olaylar bölgede bir gaz kaçağına neden oluyordu. Atılan her adım kaçağın hacminin büyümesine ve sıkışmasına sebep oluyorken bölgede ciddi kırılmalara sebep oluyordu. Artık Kürtlerin çoğunda şu kanı oluşmuştu’ devlet riyakâr davranıyor, ölümüze dahi saygıları yok’. Yaşanan gelişmeler bölge insanının bağrında kapanmaz yaralar açıyordu. Barış, kardeşlik söylemleri oy toplamak ve iktidar olmak içinmiş hissi hasıl olmaya başladı muhafazakâr seçmende. Nitekim bu söylemlerinde yanılmadıklarını 8 Haziran sabahı gazete manşetlerinden okudular: Hainsiniz. Yaklaşık 13 yıldır destekledikleri cenahtan aldıkları bu hakaret kehaneti gerçekleştiriyordu. Kürtler ve Türkler geri dönülmez bir kırılmanın eşiğindeydiler.

 

Esasen Kuzeyli Kürtlerin ve bilhassa muhafazakârların HDP’ye oy vermelerindeki neden partinin sosyal devlet anlayışı, eş başkanlık pratiği, tüm din ve mezheplere saygıyı referans alan çizgisi yada ‘lgbt’ li adaylar değildi. Ekonomik kalkınma veya asgari ücretin arttırılacağı hiç değildi. Gerçekte bu toplumsal kırılmanın tabii neticesiydi. HDP ve AK Parti'nin okuması gereken sonuç budur.

 

Kürtlerin büyük çoğunluğunun oyunu almış HDP bu bilinçten uzaklaşırsa sonu devletin diğer partileri gibi olmaya mahkûmdur. Muhafazakâr halk, sayıları bir elin parmağını geçmeyen marjinal Türk soluna kurban edilmemeli ve süratle Kürtlerin kendi gerçeğine dönülmelidir

 

Evet, yazının başında dile getirdiğimiz Türk ve Kürt muhafazakârların bir birini suçlamalarına gelirsek; ’’yanlış soruya doğru cevap verilmez.’’


Şahin Doğan


Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler