ÇERCİ U EŞKIYA
Süleyman Tunç

ÇERCİ U EŞKIYA

Benim meselem derin mesele derdi rahmetli Müslüm baba millet onu dinler anlamaya çalışırdı kimi ise kendini bulurdu onun avazı feryadında


Bizim de bir meselemiz var, hem derin, Hem yetim hem de, sahipsiz.


Ne kimse bizi anlıyor, ne de biz anlatabiliyoruz derdimizi.


An olur en yakınımız anlamaz bizi, Sırt çevirir bel vermez umut vermez bize.


Katık olmaz aşımıza, Pusu kurar hayallerimize, İşliğimizi ispiyonlar, Kabahatler hanesinde okunur adımız.


Yani meselemiz uzun


Tıpkı, çerçinin meselesi


Belki çerçi nedir bilmez metropol çocukları, Ancak dünyası çerçinin yükünden ibaret olanlar çok iyi bir çerçiyi.


Vakti zamanında bir garip çerçi varmış, Ailesinin rızkın çerçilikle sağlarmış atının iki tarafına astığı kasalarda zamanın ihtiyaçlarını koyup köy köy dolaşırmış, Çerçinin tek derdi geçimini namus dairesinde sağlamak, onur ve değerleri ile yaşamakmış.


Ne kimsenin malında gözü nede kimsenin meclisinde sözü varmış, malını değerinde satmak haki olanı almak en büyük idealiymiş.


Yine günlerden bir gün çerçi rızkı için yollara revan olmuş köyden köye dolaşmış
Ne kimseden alacağım var ne kimseye vereceğim bende olan benimdir rahatlıkla bir köyden bir köye giderken, Sütü bozuğun biri çıkmış garibim çerçinin karşısına.


“Bre adam buralarda ne gezersin” demiş bizim çerçiye


Çerçi de “ben rızkımın peşinde gariban bir çerçiyim ufak tefek bir kaç şey satar çoluk çocuğumun rızkını sağlarım” demiş ama demesi hiç fayda getirmemiş.


Eşkıya çerçinin tüm malına el koymuş


Çerçi feryat figan ederken eşkıya “sen başıma belamı olacaksın be adam”
Deyip çerçiyi de atın üstüne bindirip ayaklarını alttan bağlamış ellerini de atın semerine iyice bağladıktan sonra ceketini gömleğini ucundan köşesinden yırtarak çerçiye garip bir görünüm vermiş.


Atın başından çekip yola koyulmuş maksat çerçi yakında olan köylerden yardım çağırmasıymış.


Derken varmışlar bir köye, çerçinin gözleri parlayı vermiş yüreği umut dolmuş “tamam her şey buraya kadar” deyip başlamış feryat figana “imdat hayran kurban yardım ha yardım” derken köylü duyan adama doğru koşmuş.


Bizim eşkıya gayet sakin ve kurnaz mahmur mahmur yoluna devam ederken yaklaşan köylülere Çerçi “bu adam eşkıya malıma parama atıma el koydu bakın beni ne hale getirmiş belki de beni öldürecek Allah için peygamber için yardım edin bana” Deyip yalvarmış


Köylüler hiddetlenmiş “nasıl olur nasıl yapar” deyip eşkıyaya saldırmak özereyken
Eşkıya başlamış ağlamaya “ha ho ha ho benim biricik kardeşim sen bu halde olmayaydın da üstündeki ceketim de olmasaydı”


Köylü birden afalanmış “ne diyor bu adam bu işte bir gariplik var hele söyle adam bu ne hal bu adam ne diyor sen ne diyorsun”


Eşkıya filim fırıldağı iyi bilir


Timsah gözyaşları eşliğinde “Aha bu bakmaya kıyamadığınız adam benim kardeşim dağların başına vermesin Rabbim sizden uzak kafayı yemiş dilim varmıyor ama bildiğiniz delirmiş Ne dediği belli değil her şeyi kendisinin ki sanır şimdide beni tanımaz olmuş bana eşkıya diyor işte gördüğünüz gibi aynı ana babadan olan aynı tastan tabaktan yediği kardeşine eşkıya diyor ölseydim de bu günleri görmeseydim filan yerde bir ziyaret varmış oraya götürüyorum kardeşimi dua edin şifa bulsun”


Köylü sus pus


“Vah vah Allah yardım etsin” diyen diyene


Her ne kadar çerçi gözyaşları içinde başına geleni anlatmaya çalışsa da kimse inanmamış gariban çerçiye


Dönüp eşkıya olduğunu bilmedikleri adama “kusura bakma kardeş bir an senden şüphelendikleri hakkını helal et bize sana nasıl yardımcı olabiliriz onu şöyle bize”
Amacına ulaşmış olan eşkıya gayet sakin ve mütevazı bir üslupla “bir taş soğuk su verin bana yeter” Köylü koşup soğuk suyu getirmiş önce elleri ve ayakları bağlı çerçiye içirtmiş sonrada kendisi içip yola devam etmiş çerçi gözyaşları içinde umudunu yüreğine gömerek umut bir sonraki köy deyip eşkıyanın başını çektiği atın üstünde bir bilinmeze götürüvermiş.


Tam da bizi anlatıyor çerçinin hikâyesi


Hakkımız, hukukumuz, dilimiz, değerlerimiz, gelenek göreneğimiz, egemenlik hakkımız ve kısacası doğuştan sahip olduğumuz tüm insanı ve milli haklarımız elimizden alınmış iken feryat u figanımız duyulmuyor, anlaşılmıyor en basit hak hukuk talebimiz Rumluk ve Ermenilikle yıllarca özdeşleştirildi en masum taleplerimiz bölücülük ve terörizmle eşleştirildi tüm hak ve hürriyetimiz elimizden alınmışken hak talep eden sözcülerimiz hain terörist eşkıya bölücü sıfatlarıyla kirletildi idam sehpalarında mübarek bedenleri sallandırıldı bir mezar taşı bile çok görüldü çerçilerimize.

 


Şeyhlerimizi asan kel Ali’nin mahkemeleri ( istiklal mahkemeleri) nin mağdurlarına iadeyi itibarları ( İskilip li Atıf hoca Allah gani gani rahmet etsin ) verilirken bizimkiler hep unutuldu başka bahara kaldı sevdamız hep.

 


Evet bizlere kardeş edebiyatı ve timsah gözyaşı döken kardeş kılıklı eşkıyalar tarafından elleri ve ayakları bağlanmış tamamen masum ve insanca yasama haki talep eden, dini milli ve insanı değerleri onurluca ve özgürce yaşamayı talep eden mazlum masum ve hakkın referansıyla haklı bir milletin tükenmeyen hâkli umudunun âcizane sözcüsü yüz.

 


Varsın eşkıyamız bize ne yakıştırma yaparsa yapsın, ne isimler takarsa taksin,
Bir gün ama bir gün hakikat ve haklı olanlar anlaşılacak ve kazanacaktır, yeter ki halkımız delisini ziyarete götürüyorum diyen eşkıyayı dinlediği kadar bizi dinlesin o zaman her şey çok daha güzel olacak.


S Tunç

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler