Advert
Advert
ASIL MESELE BURDA
VURAL KALMAN

ASIL MESELE BURDA

Reklam

Türkiye’de hiçbir meseleyi dinden, Müslümanlığa uygunluğundan, "kitaptaki yerinden" bağımsız olarak tartışamayacağız, görünen o.

 

Türkiye’nin gündemine mesele getirenlerin dayandıkları şey din.

 

Ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim, konuşmalar, yazılar dönüp dolaşıp buraya geliyor. İşte asıl mesele bundan sonra başlıyor.

 

Gerçekten dayanak alınan, referans verilen, otorite kabul edildiği söylenen din ile bildiğimiz gerçek Müslümanlık aynı şey mi?

 

Gerçek din nedir?

 

Gerçek Müslümanlık hangisidir?

 

Kuran’da gerçekte neler yazıyor?

 

Müslümanlık en fazla neyi önemsiyor?

 

Müslümanlıkta önemli olan söylem mi, eylem mi?

 

Hz. peygamberin “Din güzel ahlaktır” sözünü mü temel alacağız, yoksa ibadeti, söylemi esas tutan bir dini anlayışı mı?

 

İnsani ilişkileri ibadet, dine hizmet mi belirleyecek şahsiyet, kişilik, karakter mi? Hangisi daha önemli?

 

Artık bunun vuzuha kavuşması lazım. Bunlar göz ardı edildiğinde tartışmaların içerisinde sağlam bir yol bulup meseleleri çözüme kavuşturmak mümkün olmayacak.

 

Toplumun dine verdiği değer ortada. Bundan dolayı tartışmalarda dini referans olarak kullanan biriyle baş etmek neredeyse imkansız. Her ağzını açtığında merhametten, hoşgörüden bahsetmek mi daha Müslümanca bir tutum, yoksa muarızın bile olsa o kişiye haksızlık yapmamak veyahut yapılan haksızlığın önüne geçmek mi?

 

“Sırplar bize ne yaptıysa aynısını onlara yapalım” diyen Boşnak askere “Onlar bizim öğretmenimiz değil, yeryüzünün öğretmeni olmak için önce gökyüzünün öğrencisi olmak gerek” diyen bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in tutumu mu daha İslami, yoksa misliyle karşılık vermek gerek diyenlerin tutumu mu?

 

Kürtaj haramdır diyerek konuyu kestirip atan birinin tutumu mu daha insani ve daha islami, yoksa “Bu işler yasakla olmaz, esas olan bilinçtir” diyen birininki mi?

 

“Tecavüz sonrası doğacak çocuğu aldırmak haramdır, devlet bakar” demek mi daha İslami, yoksa “Durun Allah aşkına, binlerce çocuk sokaklarda sefil, perişan, devlet bunlara bile bakamıyorken onlara nasıl bakacak?” diyen birininki mi?

 

Uludere’de ölen o insanların acısını duyup sorumluların cezalandırılmasını istemek mi daha İslami, yoksa “O kaçakçılar da az kusurlu değildi” demek mi?

 

Mesela Hz Ömer dediğimizde niçin aklımıza sadece adalet geliyor? Hz Ebubekir dediğimizde niçin aklımıza sadece cömertlik, dostluk, merhamet geliyor? Niçin Hz Ali dediğimizde ilk aklımıza gelen ilim ve cesaret oluyor? Niçin Hz Osman dediğimizde aklımıza ilk müşfiklik, yumuşak huyluluk, efendilik geliyor? Niçin bu insanların kıldıkları namazları, yaptıkları camileri, dini söylemleri ile değil de kişiliklerinden kaynaklanan özellikleri ile hatırlar, onlarla gurur duyarız?

 

Bütün bunlar orta yerde duruyorken bugünlerde alınan tutumların tüm bunlardan farklı olması neyin göstergesidir?

 

Hangisi İslam?

 

Ortada belirgin bir tezat yok mu?

 

Tüm bu sorulara kim cevap verecek?

 

Kim bize ortalıkta olan din ile gerçek İslam arasındaki farkı anlatacak?

 

Kim halkın dine verdiği değerin tuhaf tuhaf işlere dayanak yapılmasının önüne geçecek?

 

Hangi aydın, hangi alim, hangi akademisyen, hangi kanaat önderi korkmadan, cesurca gerçeği haykıracak?

 

Kim bu toplumun Ebu Hanife’si olacak?

 

Hadi bakalım siz karar verin!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
Valiler Kararnamesinde Şanlıurfa Valisi değişti
Valiler Kararnamesinde Şanlıurfa Valisi değişti