Ortadoğu’da Kürtler ve Barış
Eyüphan Kaya

Ortadoğu’da Kürtler ve Barış

25/26 Nisan 2015 tarihlerinde Diyarbakır’da İnsani Yardım Vakfı(İHH) öncülüğünde “Ortadoğu’da Kürtler ve Barış” temalı uluslar arası bir çalıştay gerçekleşti.


Çalıştayda şu fikirler ön plana çıktı,


*Ortadoğu’da Arap, Fars, Türk ve Kürtler ağırlıklı olarak yaşamaktadır, ancak Kürtler diğer halklarla sorun yaşamaktadır, Kürtler İslam toplumunun bir parçası olarak tanınıp, hakları kendilerine tevdi edilip rahat etmedikçe diğer halkların rahata kavuşmaları mümkün değildir.


*Haçlı zihniyeti, Sultan Selahaddini Eyyübi’nin Kudüs’ü fethettiğinden buyanı Kürtlere karşı sinsi bir düşmanlık besleyip, sözde onlardan yana görünüp, kışkırtarak en büyük zararı Kürtlere vermektedir. Düşünceleri şu; Kürtler arasında terör ve anarşi çıkaracaklar, ancak bu isyanın liderleri ile iş birliği içinde olup, Patronları kendileri olacak.


*Kainatta güneş var, gezegenler var, yıldızlar var, her biri kendi mecrasında hareket ettiği için bir ahenk içinde canlılığını sürüyor, insan vücudunda bir çok element var, elementlerin biri yok edilirse hayatta hastalık başlar, dolayısıyla Allah’ın yarattığı bir halkı görmezden gerek rahata kavuşacağını düşünen varsa rüya görüyor, bizim bir birlerimizin haklarına sahip çıkarak karşılıklı tanışmamız lazım bunun Allah’ın emri olduğunu unutmayalım. Hem baksanıza Avrupa sıkıntıya düşen bir topluluğa milyar dolarları vererek ayakta kalmasını sağlıyor, doğu batı Almanya’nın birleşmesi için Almanya milyarlarca Eouro harcamadı mı?


*Kürt kardeşlerimize sahip çıkak boynumuzun borcudur. Dış Türklere istediğimiz Türkçe eğitim hakkını isterken neden öz vatanlarında kendilerine Kürtçe eğitim hakkı olarak istemeyelim. Dolayısıyla Kürtçe üzerinde bütün yasakların kaldırılması ve eğitim dili olarak Kürtçenin kullanılmasına imkan verilmelidir. Ayrıca Kazakların yaşadığı bölgeye Kazakistan denildiği zaman neden sorun oluşmuyor da Kürtlerin yaşadığı bölgeye Kürdistan denildiği zaman neden sıkıntı olsun? artık bu küçük endişeleri bertaraf etmenin zamanı geldi de geçiyor.


*Selahaddini Eyyubi Kudüs seferini düzenleme arifesinde Amid’e gelmiş, Amid kadınları ondan randevu almışlar, talepleri şuymuş; –Biz bir şişe gül suyu sıktık sana emanet vereceğiz Kudüs’ü şerifi fethettiğinizde bu gül suyu ile yıkayacaksınız. Salahaddin Eyyubi çok heyecanlanır, bu aynı zamanda fethin müjdesi gibi, bu şişeyi canımın bir parçası gibi muhafaza  edeceğime söz veriyorum demiş ve emaneti aynen kullanmış bu gül suyunu suya katarak Kudüs-i şerif’i o gül suyuyla yıkamıştır.


*1962-64 yıları arasında Suriye 100 binlerce Kürdün Hüvviyet cüzdanını iptal etti, vatandaşlık hakkını ellerinden aldı, adına kayıtlı olan malı onlardan aldı Arap’lara dağıttı böyle bir zulmü bir millete yaşatmaya kimin ne hakkı var.


*İsviçre hava yollarında Almanca, Fransızca, İtalyanca üç dille anons yapılıyor, üstelik her seferinde başka bir dille başlanıyor anansa, gerekçesi ise  hiçbir  dilin diğerinden üstünlüğünün olmadığını ortaya koymak için. Çünkü İsviçre halkı bu üç dille konuşuyor. Vicdanın sesine kulak verince böyle adil uygulamaları emrediyor.


*Devlete sesleniyoruz, Adaleti dağıtmakta korkmasına gerek yok, adalet huzur ve mutluluğun alt yapısını hazırlar. Kürt cenahına sesleniyoruz, AB, ABD size sinsi birere düşman olduklarını unutmayın! onların aldatıcı planlarına kulak vermeyin ve demokratik ölçüler içinde mücadelenizi verin, hakkınıza kavuşacaksınız. İslam toplumunun bir parçası olduğunuzu unutmayın.


*Her insan ikrama layıktır, yüce Allah Hz. Ademe ruhundan üflediği gibi anne karnındaki cenine de ruhundan üflüyor. Dolayısıyla bu mükaddes varlığın canına kıymaya kimin ne hakkı var? ciddi bir nefsi müdafaa durumuna da kalınmadıkça. İman etmeyenler iman edenlere teslim edilmemiş mi? Müminler diğer inançlara mensup kimselerin haklarını korumakla yükümlü değiller mi? Hem bir hasta doktora gittiği zaman doktor güzel sözle onu dinleyip tedavi ettiğine göre iman etmeyenlerin ruhen hasta olduğunu kabul etsek, neden hemen eleştiri ile üzerlerine gidiyor onlara saldırıyoruz, tam tersine onlara ilgi gösterip hakkı hakikati onlarla paylaşmakla yükümlü değil miyiz?


Asır suresinde yüce Allah buyuruyor ki, “asra and olsun ki bütün insanlık zarardadır! Ancak İman edip ameli Salih işleyenler ve hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç”. öyleyse biz bu dört vasfı hayata alanlardan olalım.


……….

Daha nice fikirler dile geldi yazı uzamasın diye kaleme almadım. Ancak sadece bu kadarı dahi beni heyecanlandırdı desem inanın. Bir anda kendimi küçük bir Türkiye içinde hissettim. .Barışın ne kadar kolay olduğunu fark ettim, yeter ki ölçü İslam olsun.


Sizden de katkı ve dua bekliyorum. Yarınımızın başarı ve huzuru bu barışın gerçekleşmesinde saklıdır desem inanın.


Mutlu ve huzurlu günlere.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
Siverek'te Yangın Korkuttu
Siverek'te Yangın Korkuttu