Mesneviyi Nuriye Risalenin Özüdür
Eyüphan Kaya

Mesneviyi Nuriye Risalenin Özüdür

Mesneviyi Nuriye Risalenin Özüdür

Okumak, okuyabilmek galiba bir insan için en önemli bir meziyettir.

Bir söylentiye göre Rusya’da 90’lı yıllarda gerçekleşen ihtilâlın kansız olmasının asıl nedeni, insanlarının çok kitap okumasından kaynaklanıyormuş. Öyle ki pazarda sebze satan yetmişlik ninenin bile elinde kitap var.

Yüce Dinimizin özüne baktığımız zaman ilk emri “Oku” olmasına rağmen İslam toplumu pek okumuyor, maalesef. Tabi bizim insanımızın da okuma alışkanlığı pek az. Kıraathaneleri kahvehane yapmamızın sebeplerinden biri de bu olsa gerek.

İslamiyet’le müşerref olan bir Alman doktorun ifadesiyle, ”Okumamak Allah’a isyandır”. Bu ifadeyi duyduğumdan bu yana her gün okumaya çalışıyorum, ama az ama çok...

Bir kaç yıl önce bir okuma programına katılmıştım, dört günlük akıcı  bir programla günde ortalama dört-beş saat kitap okuyorduk. Okuduğum kitabın adı “Mesneviyi nuriye” idi.

Bu kitabı okumaktan müthiş keyif aldım, mutlu oldum, manevi bir neşe kazandım. Tüm dostlarıma tavsiye ederim. Bu nitelikli kaynak kesbi ve vehbi ilmin ışığında İmani meselelere öyle bir katkı yapıyor ki insani manen uçuruyordu.

İnsana, “İyi ki İman edenlerdenim, iyi ki bu kitabı okudum” dedirtiyor. Üstat Bediüzzaman’ın sahip olduğu ilmin farkını ortaya koyuyor.

Asrın müceddidi konumunda olan Seid-i Nursi, İslam dünyasına İlahi bir lütuf olarak gönderilmiş, görevlendirilmiş tıpkı Mekke’de dünyaya gelen Hz. Muhammed’i (S.A.V.) Medineliler bağrına bastığı gibi, bölgesinin insanı dışında başka başka kimseler O’nu sahipleniyor, dünya O’nu arıyor.  Kürtler ise daha yeni yeni O’nu anlamaya, kavramaya çalışıyorlar.

Hemen hemen her hafta muhtelif eserlerini dinleyerek günümüz meselelerinin tahlilini alırken daima İmanı kavi tutmanın önemini ön plana çıkarıyor.

Üstat Bediüzzaman biliyor ki İman olmadığı zaman insan bir “kof” haline geliyor.

Ancak ben hiçbir kitabını sonuna kadar okumamıştım, bu okuma programı sayesinde Mesneviyi Nuriye’yi okudum, iyi ki okumuşum. İmani meselelere o kadar açıklık getiriyor ki insan İman denizinde ram oluyor.

İnsanın dikkatini kâinatta olup bitenlere çekiyor, bu olup bitenlerin, kıyametin birer provası olduğunu ispatlıyor.

Bu kâinatta olup bitenleri irdeleyerek, kâinatın tek sahibinin Allah olduğunu itirazsız açıklayarak insanı tatmin ediyor.  Öyle ki, her şey  “Ondan başka illah yoktur“ diye bas bas bağırıyor.

Maşallah.

Peygamberimizi öyle bir anlatıyor ki, halk tabiriyle “insanın ağzı açık kalıyor”.

Bu kâinatın, O’nun hatırı için yaratıldığını düşününce insan büyüklüğünü tasavvur edemiyor.

Şairin ifadesiyle;

Muhammed beşerün

La kel beşer,

Lakin kel yakuti

beynel hecer. (*)

Misali anlatıyor Resul-i Ekremi,

Yüce Allah’ın yaratılış tarzını o kadar güzel anlatıyor ki,  Kur’an’ın ifadesiyle, İslam karşıtı kimselere dahi sorsan yer ve göğü kim yaratmış diye, inanmadıkları halde “ALLAH” diyecekler.

Yeryüzünde Allah’a bağlı olarak yaşayan insanların nasıl da mutlu ve mesut olduklarını, diğer insanların nasıl da sıkıntılı ve buruk bir hayat yaşadıklarını anlatırken, Allah’ı zikir etmekle kalplerin huzur bulduğunu müthiş örneklerle anlatıyor ve Kur’an’ın ifadesiyle “Başınızda bir sıkıntı varsa Allah’a doğru kaçın, kurtuluş oradadır” diyor.

Kelam-ı qedim olan Quran’ı anlatırken nefis o kadar sıkışıyor ki ‘Evet evet, yeter yeter, gerçekten bu kitap Allah’ın kelamıdır’ deyip teslim oluyor. İnsanın Qur’an’a bakış açısı değişiyor, bağlılığı artıyor. Bu nurani kitap, hem daha çok seviliyor hem daha çok okunuyor ve kale alınıyor.

İnsanlar arasında birer manevi hastalık olan,

Yeis,

Ucup,

Gurur,

Su-izan,

Gibi marazların olduğunu ve bunları yenmek gerektiğini, bu hallerin insanı nasıl da değerden düşürdüğünü dile getiriyor Bediüzzaman. Mesneviyi Nuriye adlı eserin, 68-78. sayfalarını okursanız farkı fark eder, kendinize gelirsiniz. Tıpkı benim gibi.

Bu manevi hastalıkların her biri ayrı bir bela olduğu için dikkat çekmek münasebetiyle birer satıra aldım.

Dua etmenin önemine vurgu yaparak, duanın insana kattığı değeri dile getiriyor.

”De ki: Duanız olmasaydı Rabbim size ne değer verirdi?” Ayeti Kerimesi’ni düstur alarak açıkladıkça açıklıyor. İnsanı mest ediyor.

Allah’a Hamd-Şükür etmenin ayrıcalığını, değerini anlatıyor. Kuvvet ve kudretine teslim olmanın önemine vurguda bulunuyor. Bunu, “Biz Allah içiniz ve O’na döndürüleceğiz” ayetiyle teyit ediyor.

Hangi birini anlatayım bilmem ki. Merak ediyorsanız alın bir Mesneviyi Nuriye, benim gibi sabırla, metanetle okuyun. Eminim maneviyatınız olgunlaşacak, insani değerinizin kalitesi artacak ve yaşamdan ayrı bir zevk alacaksınız. Çünkü ben bu hazzı duydum.

İnsan bir kere dünyaya gelir; her bir şeyi yapmaya, her kitabı okumaya zamanı yetmez. O zaman öncelik sırasına dikkat etmeli, ona göre yapması gereken işi seçerken, okuyacak kitabı da ona göre tercih etmelidir.

Hepinize selam eder, geçici ve ebedi hayatınıza mutluluklar dilerim.

(*) Muhammed beşerdir, ama beşere benzemiyor.

Taşlar arasındaki yakuta benziyor.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek’te Vatandaşlar Kaldırım İşgaline Tepkili
Siverek’te Vatandaşlar Kaldırım İşgaline Tepkili
Belediye Yönetiminin Hizmetlerle İmtihanı!!
Belediye Yönetiminin Hizmetlerle İmtihanı!!