HER CAN BİR EVREN
Mehmet Pala

HER CAN BİR EVREN

“Biz Hangi Dünyada Yaşıyoruz” adlı kitabında insanın biricikliğine, hikâyesine, özgünlüğüne ve bir evren olduğuna vurgu yapıyordu


Abdülkerim Suruş. Karşımızda duran her cana bir et yığını olmadığını… Bir makine/alet olmadığını… Kullanılacak bir vasıta olmadığını… Bir insan olduğunu bizlere hatırlatan, Sayın Suruş’un bahsini ettiği ”inanın bir evren oluşu” yaklaşımıdır. İnsanı sahip olduğu hikâyesiyle beraber biricikliğini önemseyen bir bakış, insana karşı daha hassas olur. İnsanı muhterem/saygın bir varlık olarak dikkate alır. İnsanı kişisel ihtiraslara, örgütsel bencilliklere, devlet tanrısına kurban etmez.


Kâinat, uzun zaman süreci içinde farklı tarihi merhalelerden geçerek bugünkü şeklini almıştır. İnsanda ilk yaratılışından, annesinin karnındaki macerasından bugünkü haline gelişine kadar uzun ve farklı süreçler yaşamıştır. Bu süreçler insanın kişisel hikâyesinin belirginleşmesinde etkili olan süreçlerdir. 


Anne karnına düşerken ki anne ve babanın içinde bulunduğu ruh hali, anne karnındaki dokuz aylık serüveni, anne karnında anneye çektirdiği sancılar, babanın bekleyişi, doğum sancıları, âleme âlem beklerken dayı, amca, hala, teyze, dede, nine vesaire ilgili akrabaların endişeli koşuşturmaları insan denen evrenin hikâyesinde altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken ayrıntılardır.


Bebek olur sevilir, el üstünde tutulur, elden ele kapışılır, an be an büyür. Geceleri uyku ana babaya haram olur. Süt ister yarısında gecenin. Uyuyanların uykusuna hançer olur hıçkırıklı ağlayışları. Anne der, bapa der, ilk dişini çıkarır ve ısırır elinin ayasını. Ateşlenir ateş olur yüreğini yakar ananın babanın. Bir bakarsın ki yerde emekleyen bebiş ayaklanmış ilk adımlarını atmış. Bir heyecan bir heyecan halası, teyzesi ilk adımına köstek kesmeye koyulmuşlar. Yürürken ayakları çakşaşmasın, engellere takılmasın ve dosdoğru yürüsün… İçin hedik yapmışlar, civanları koşuşturmuşlar…


İnsanın kişisel hikâyesinin her anında asırlarca anlatılacak iç hikâyeler, bu hikâyelerin kahramanları vardır. Sevinçler, hüzünler, acılar, mutluluklar, kızgınlıklar, başarılar, hayal kırıklıkları, cesur ameller, derin korkular, hayaller ilmek ilmek örer bu hikâyeyi. Bu hikâyenin mutlu sonla bitmesi için seherlerde göğe açılmış avuçlarda, seccadeye dökülen gözyaşlarında içli duaları vardır anaların. Bu hikâyenin giriş, gelişme ve sonuç kısmının en güzel şekilde oluşması için hayalleri vardır babanın.


Bu hikâyenin en acı tarafı ise sonradan yazılacak beyaz sayfalarının yırtılmasıdır. Hikâyenin giriş kısmından sonra gelişme bölümünde hikâyenin sonuçlanmadan bitirilmesidir. Daha evlenmeden… Mürüvveti görülmeden hikâyenin son bulmasıdır.

Açmamış gonca gül misali dalından koparılıp toprağa salınması gibi.


Biz Ortadoğu’nun hikâyesi hep yarım kalanları…


Hani “insan mikrocosmos, küçük evren” idi…


Hani “bir insanın ölümü bir âlemin ölümü” idi…


Hani “bir insanı yaşatmak bir evreni/insanlığı yaşatmak” idi…


Hani ”insanın yaşama hakkı kutsal” idi…


Nedir canımızı ve kanımızı bunca ucuzlatan… Hikâyelerimizi acılarla donatan nedir?


Hangi inançtır, hangi ideolojidir, hangi amaç ve maksatlardır hikâyemizi hazin bir şekilde sonlandıran?


Bizleri yaşatmaya güç yettiremeyen, duaları ve hayalleri kalbinden vuran bu inanç, ideoloji ve yaşama gayeleri niçin vardır?


Hikâyeleri yarım bırakan, kalan tertemiz sayfaları yırtıp atan savaş tanrılarına dur demenin sorumluluğunu hisseder kalbi olanlar. Hikâyenin mutlu sonla bitebilmesi için anaların duası, babaların hayali olur vicdanı diri olanlar.


Uyku girmez gözüne canlar toprağa düşerken insan olanlar.


Hiçbir devlet, hiçbir örgüt, hiçbir toprak, hiçbir sınır insandan daha değerli değil ki hikâyesi yarım kalsın. Anasının yüreğine kor ateşler düşürülsün. 


Yeter artık… Edi bese…


Bu kan dursun…"

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup