İSLAMCI ŞÖVALYELER VE ŞİA ÜÇGENİ
Süleyman Tunç

İSLAMCI ŞÖVALYELER VE ŞİA ÜÇGENİ

Demedi demeyin!

Suriye'den kaçan ya da çıkmak zorunda olan cihatçıların yeni adresi Türkiye gibi görünüyor.

Batı'nın, İran'ın ve İsrail'in elinde birer oyuncağa dönen İslamcı savaşçılar

Lanetli ve hummalı bir aktör gibi gittiği her yere arkasından kaos ve savaşı götürüyor.

Yani saydığım güçler kime müdahale etmek istiyorsa müdahaleyi meşrulaştırmak için öncelikle bu güce bir sebep ve ortam oluşturuyor. Bu İslamcı gücün bulunduğu yere bomba yağdırmak ise meşru bir durummuş gibi süper güçlerce vurul-maktadırlar ve bulundukları coğrafyaya bir şekilde müdahil olmaktalar. Sorun ne? Eğer Türkiye istihbaratı ve derin devleti özellikle İran' nın oyununa gelirse bu gücü Kürtlere karşı kullanma gafletine düşecek ya da daha doğrusu planlanan bu ki bunun olma olasılığı hayli yüksek gibi PKK' ye karşı mücadelenin esas alındığı ve yöntemin teferruat olduğu gerçeği göz önüne alındığında İran ve ABD' nin emellerine hizmet edecek olan bu gafletin gerçeklemesi an meselesidir.

İlk olarak bakıldığında bir komplo teorisi gibi algılanan bu durumun

Türkiye halkının ve hükumet politikasının da buna müsait olduğu aşikârdır.

Benim şahsi fikrim ve temennimin ötesinde siyasi bir öngörü ve analiz olarak Türkiye'nin yapması gereken ya da yapmaması gereken şudur:

Türkiye cumhuriyeti tüm devletler gibi muhalif ya da ayrılıkçı gurup ya da örgütlerle savaşmak ve mücadele etmek zorundadır. Ancak bu mücadele silahlı mücadeleden çok asimilasyonuz siyasi ve sosyal olmalıdır. Silahlı mücadele hukuk ve etik çerçevede verilmelidir. Devlet aile ve aşiret mantığında olmamalı ve olaylara kan davası olarak bakmamalı ve mensubu dahi olsa en ufak ihlali genel anlamda zora düşürücü özelliğinden dolayı cezalandırmalıdır. Mücadelede asla ama asla devletin resmi ordusu dışında hiçbir güç müdahil edilmemeli bu güçlerin adına koruyuculuk dahil aşiretler, ağalar, şeyhler, jitem, derin devlet kontrgerilla veya herhangi bir örgüt müdahil edilmemeli, devletin meşruluğu gereği meşru savaş yönteminden taviz vermemelidir.

Demem o ki Suriye' den ya da başka yerden gelecek olan Çeçen Boşnak, Arnavut, Arap, Kürt, Türk ya da herhangi bir gurup ya da bireye Mücahitlik veya başka bir ad altında görev verilmemelidir. Aksi halde bireylerin refleksleri sonucu da ortaya çıkan organizeli ya da organizesiz güçler Adı konulmamış bir terör üretirler ki bu durum öncelikli olarak savaşın verildiği bölgeyi genelde de ülkeyi kaos ve harabeye dönüştürür. İki ay önce Çeçen bir gurubun Türkiye için savaşmaya hazırız açıklaması ülke adına bir artı değil bir eksidir ve devletin bu guruba yönelik herhangi bir yaptırım yapmamış olması ya da yapmışsa dahi bu kamuoyuna açıklanmamış olması başlı başına bu senaryoların belki de provasıdır.

Suriye' den çıkan yada kaçan İslamcı olsun ya da olmasın grupların yeri Türkiye değildir, Türkiye olmamalıdır.

Bu guruplar kesinlikle hiçbir şekilde barındırılmamalıdır. Aksi halde Siyonistlere ABD Rusya'ya ve İran’a davetiye çıkarılacaktır. Batı'nın İran'ı, nükleer dünyaya paydaş kabul etmesi İran’ın İsrail çıkarlarına dokunmamak kaydıyla Orta Doğu' nun hamisi olmasını kabul etmektir.

Taktir edersiniz ki herhangi bir coğrafya din ya da milletin hamiliğine soyunmak için öncelikle onların haklarını ya da çıkarlarına koruyabilecek güce sahip olmaktan geçer.

Şimdilik Türkiye komuoyusuyla Orta Doğu'nun hamiliğine aday olsa da ekonomik teknolojik askeri ve iç siyaset olarak buna hazır değildir. Yani kaç parmağını kaldırıldığının hiçbir önemi yoktur.

Evet, İran Türkiye ile oynuyor, tıpkı İşidi besleyip vahşice Suriye'ye saldığı ve arkasından da temizlenmesi gerekir, diplomasisini yürüttüğü gibi. Gelelim NATO’ya; NATO her ne kadar üye ülkelerin hamisi olsa da güçlünün güdümünde bir yapılanmadır. Ve Türkiye'nin yitirilen jeopolitik konumu NATO’nun Türkiye tutumunu da etkileyecektir. Peki, ne yapılmalı? Haddini bileceksin. Sınırlarını ve gücünü bileceksin.

Dış politikayı iç politikaya göre şekillendirmeyecek-sin.

Kesinlikle ama kesinlikle halkına hukuk dışı bir muamelede bulunmayıp PKK çatışmayı şehre taşıyor olsa dahi sivil alanda devlet olarak silah patlatmayacak-sın.

Bana mı ne oluyor. Tutun ki ben bir Tunuslu ‘yum ve iki ay sonra gidiyorum. Beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Ama bu ülkenin yani sizin ülkenizin yani yaşadığınız yerin durumunu böyle görüyor, böyle okuyor, böyle bir öngörü geliştiriyorum. İslamcı savaşçıların kullanıldığını duyduğunuz ya da gördüğünüz anda artık başınızın çaresine bakın. Çünkü lanetin olduğu yere deccal gelir.

Kalın selametle!

Nokta

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler