SUR DEDİLER SÜRÜNDÜM GÜÇ DEDİLER GÖÇTÜM
Emin Bayraktar

SUR DEDİLER SÜRÜNDÜM GÜÇ DEDİLER GÖÇTÜM

Vatansızlık ne kadar da acı

Allah'ım bu sürgün kaçıncı

SUR dediler, süründü yine

Yok mu bunun care ilacı ?

 

Sırtında azığı

Ayağında çarığı

Güç dediler, göçtü yine

Geride bıraktı tası tarağı

Kimsenin gelmiyor mu yazığı?

                             SUR DEDİLER SÜRÜNDÜM GÜÇ DEDİLER GÖÇTÜM

Ey SUR! Ey anam, ey babam, ey yuvam! Beni koruyamayacaksan sen nasıl SUR'sun? Sana nasıl SUR diyeyim? Sen artık kalın bir duvar değil, sen damarlarımdan akan kansın! Bana ev, bana mesken, bana yuva, bana yurt olamayacaksan sana nasıl güveneyim? Duvarlarının arkasına geçip, başımı yastığa bırakıp nasıl gönül rahatlığıyla uyuyayım? Sokaklarında çocuklar neşe içinde oynamayacaksa sana nasıl döneyim? Nasıl arkamı  döneyim sana, önümde hendek, önümde enkaz varken? Küçelerinde seyyar satıcılarının sesi duyulmayacaksa sana nasıl ses vereyim, nasıl ses olayım, nasıl bağrıma basayım seni? Bağrım açık, bağrım yanık, bağrım kan ter içindeyken o serin ayranlarından o serin taş eyvanlarında nasıl kana kana içeyim?

Hatırlar mısın? Gençliğimde, elinde silahlarıyla, ağır postallarıyla sokaklarımızı, evlerimizi, yuvalarımızı bastılar; mahremiyetimizi çiğnediler. Elimdeki bu tesbihler gibi, karın altında, buzun üstünde sıraya dizdiler. Buz tutmuş suyun içine yün yıkar gibi daldırıp çıkardılar, daldırıp çıkardılar. Sonra SUR dediler SÜRÜNDÜM, süründük. Sen gördün bunu. Sadece sen gördün!

Aradan yıllar geçti, artık bir ayağım çukurda derken, Muhammed'i özlerken yine birileri elinde silahlarıyla bastılar evlerimizi, sokaklarımızı. Sokaklarımız kan gölüne döndü, evlerimiz harabeye. İbadethanelerimiz yakıldı, cemaatsiz kaldı. Sonra özgürlük dediler,  ayırdılar bizi birbirimizden kazdıkları hendeklerle. Ben hendekleri " hendek savaşı"ndan bilirim, ama böyle bilmezdim. Müslüman'a mezar olmamıştı benim bildiğim hendekler.

Öz savunma dediler, ama savunmasız kaldım, savunanım da çıkmadı. Kaldım bir başıma. Başım! Ah dertli başım!

Özgürlük dediler ama kendi evimde, kendi sokağımda, kendi SUR’umda, kendi vatanımda ölme özgürlüğünü tanımadılar bana, bana bunu çok gördüler. Beni apardılar yurdumdam, beni kopardılar toprağımdan, mezarlarımdam, atalarımdan. Sen bunu da gördün.

Özgürlük dediler,öz savunma dediler, yönetim dediler, GÜÇ dediler, GÖÇÜYORUM. Toprağımdan koparıldım, ölüyorum.

Simdi geride gülüşler yarım kaldı, herkes dilsiz. Çığlıklar kulaklarımda çakılı kaldı, herkes sağır. Bakışlar yaralı kaldı pencerelerde, kimse görmez oldu.  Gönül kırıklığı upuzun ve dörtnala. Şimdi Sana elveda, belki yine gelirim, bekle beni. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şanlıurfa'da Arazi Anlaşmazlığı: 2 Ölü
Şanlıurfa'da Arazi Anlaşmazlığı: 2 Ölü
Siverek'te Okullar Arası Anlamlı Yardımlaşma
Siverek'te Okullar Arası Anlamlı Yardımlaşma