BAĞIMSIZLIĞA BEŞ KALA
ŞAHİN DOĞAN

BAĞIMSIZLIĞA BEŞ KALA

Dünya kamuoyu, Federal Kürdistan yönetimin Mesut Barzani liderliğinde bağımsızlığa kavuşacağını tartışıyor. Gerek Amerika, gerek Avrupa ve gerekse diğer dünya basınından yansıyanlar bağımsızlığın an meselesi olduğu yönünde.


Barzani’nin Arap dünyasına yaptığı gezilerden sonra, Arap liderlerden de bağımsızlığın destekleneceği yönünden güçlü sinyaller geliyor.


Uzak doğudan da bu minvalde açıklamalar yapıldı.


İsrail ve Yahudi lobisi Kürtlerin böyle bir talebi olması durumda bu talebi saygıyla karşılayacaklarını ve Kürtleri tanıyacaklarını belirtiler.


Kürt nüfusunun yarısından fazlasını barındıran Türkiye fiili olarak Kürdistan’ı tanımış durumda.


Peki, Kürdistan’ın bağımsızlığı dünyayı neden bu kadar ilgilendiriyor? Binlerce neden, alt başlık, üst başlık, yazılabilir. Bir o kadar strateji öne sürülebilir. Ama hiçbiri ekonomik gerçeklerin ve Kürdistan’ın jeostratejik konumunun önüne geçemez. Zengin doğalgaz ve petrol kaynakları… Tek başına Avrupa’nın doğalgaz ve petrol ihtiyacını yetmiş yıl karşılayacak kaynaklara sahip bir coğrafya… Bunun yanında gerek bölgedeki ve gerekse dünya süper güçlerinin orta doğuda nüfuz sahalarını artırmak istemeleri gerçeği.

Kürdistan’ın bağımsızlığına en pragmatik bakan taraf batı bloğudur. Tüm denklemeleri kar-zarar ekseninde çözen batının haklı ve kârlı gerekçeleri vardır.


Birinci dünya savaşında, petrol bölgelerini tüm Arap kabilelerden temizleyip sadece bir aileye vermeleri bunun açık bir göstergesidir. Enerji hatlarının güvenliği, istikrar, iyi ilişkiler, asgari düzeyde siyasi muhatap…


Bu çerçeveden bakıldığında, batının yaklaşımının tarihsel, dinsel ya da sosyal gerçekliklerden öte tamamen ekonomik olduğu görülecektir.


Irakta Şii milisleri hükümete getirirken, Yemen’de aynı mezhepsel gurubun yok edilmesinden memnuniyet duyabiliyorlar.

Suudi Arabistan ve petrol zengini diğer Arap ülkelerinin bakış açısı tarihsel ve mezhepsel perspektifleri gereğidir. İslam dünyasını ikiye ayıran Sünni ve Şii kanat…Siyasi egemenliklerinin devamını İslam coğrafyasındaki mezhepsel bölünmüşlüğe borçlu olan İran ve Suudi Arabistan…


İki binli yıllarla birlikte İran’ın hızlı yükselişi Sünni dünyada rahatsızlık yaratıyordu. Irak’ta hükümet olmaları, Kuzey Afrika’da kabiliyet alanlarının genişlemesi, Arap yarımadasında mevcut kralları devirme girişimleri bunun yanında batının İran’a uyguladığı ambargoyu esnetmesi Sünni Arapları Barzani’ye yaklaştırıyordu.


Peşmerge komutanının Arabistan’a yaptığı ziyarette Amerikan başkanlarına uygulanan protokolün kendisine de uygulanması bunun sinyallerini veriyor bize. Araplar İran’a karşı Kürtleri destekleyecekler. Yakın zamanda Arap liginden Kürdistan’ın bağımsızlığının tanınacağı yönde bir açıklamanın yapılmasını bekleyebiliriz.

İsrail cephesinden bakıldığında durumun İsmail, İshak peygamberlere kadar gittiğini görürüz. Arap Yahudi rekabeti… İsrail’in demografik olarak Ortadoğu coğrafyasında azınlık oluşu kendisine yeni müttefikler bulmaya zorlamıştır. Türkiye ile yaşananalar onları Kürtlere yaklaştırmada katalizör rolü üstlenmiştir.


Ayrıca İran İslam Cumhuriyetinin bazen fantezi sayılabilecek bazense gerçekçi tehdit ve politikaları… Geçen günlerde İsrail’in batıya şu çağrıyı yapmaya itiyordu. ’’Kürdistan’ın bağımsızlığını tanıyın.’’

Ve Türkiye.


Gerek nüfusunun üçte birinin Kürt olması, gerek tarihsel bilinçaltı, Türkiye’nin üniter yapısı, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren baskı, asimilasyon ve yok saymanın oluşturduğu reflekslerle tanımlanamayan Kürt meselesi…


Ak parti hükümetleriyle beraber Türkiye Kürt meseline bakış açısını değiştirdi. Kürtlere toptancı yaklaşmak yerine dört parça Kürdistan’ın her birine ayrı davranmayı esas aldı. Bu bağlamda Kürtleri temsil eden iki ana damar olan’’pkk-barzan’’ ikileminde Barzani’yi açık şekilde destekledi. Ekonomik gerçeklerle güçlenen bu rüzgâr ABD ve Avrupa’yı dahi rahatsız edecek boyutlara ulaştı.


2014’te Kürt petrol ve doğalgazının Türkiye denetimine geçmesini İşit ’in yönünü Erbil’e çevirmesi izledi.


Aslında Türkiye bu denge politikasıyla bir taşla çok kuş vuruyordu. Barzani’yle geliştirdikleri diyalogla kendi Kürt vatandaşlarına şu mesajı veriyordu. ’’Benim Kürtlerle hiçbir sıkıntım olamaz. Bizim derdimiz, Marksist-Leninist, aslında Kürt halkını temsil etmeyen terör örgütüyledir’’ Bu adımlarla Türkiye’deki Kürt siyasetini zayıflatıyordu.


Diğer taraftan Kürtlerin zenginliğine ortak oluyordu. Bugün Güney Kürdistan’ın fiziksel yapılandırmasında Türk firmalarının ezici çoğunluğu bunu kanıtlar niteliktedir.


Uygun şartlar sağlandığında Türkiye’nin bağımsız Kürdistan’ı tanıyacak ilk ülke olması muhtemeldir.
Esasen Kürtlerin birleşik bir Kürdistan’dan öte Bağımsız bir Kürdistan’a ihtiyaçları vardır.


Şu açıktır ki rüzgâr, bulutlar, nem yeni bir doğum için yeterli bileşenleri sağlamış durumda. Şimşeğin çakması an meselesi.


Bağımsız Kürdistan kurulmak üzere…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek Belediyesinden İmar Planında Keyfi Uygulama
Siverek Belediyesinden İmar Planında Keyfi Uygulama
(GÜNCELLENDİ) Siverek'te Silahlı Kavga: 1 Ölü 2 Yaralı
(GÜNCELLENDİ) Siverek'te Silahlı Kavga: 1 Ölü 2 Yaralı