110 Yıllık Çınar Cemile Nine
MEVLÜT BAYRAKTAR

110 Yıllık Çınar Cemile Nine

Gazeteci arkadaşım Cuma Sarı ile birlikte Şirinkuyu mahallesinde 110 yaşında olduğu söylenen Cemile isminde bir ninenin olduğunu haber aldık. Bizde ninenin haberini yapmak ve gerçekten bir asır yaşamış insanı görmek için ninenin yaşadığı eve gittik.

Dile kolay 110 yıldan fazla bir ömür yaşamak, Osmanlıyı görmek, Cumhuriyetin kuruluşuna şahitlik etmek, Cumhuriyet döneminde isyanlara tanık olmak. Evet, işte ziyarete gideceğimiz nine tüm bunların canlı tanığıydı.

İçeri girdiğimizde bizi 70 yaşlarında Cemile ninenin oğlu Mehmet amca karşıladı, doğruca ninenin bulunduğu odaya götürdü. İlk başta 110 yıl yaşamış bir çınarla karşılaşmak nasıl bir duygu olduğunu düşünmeye çalıştım ama pek anlayamadım, odaya girip Cemile nineyi gördüğümde o duyguyu aldım.

Yüz yıl, yüz on yıl, söylenmesi dahi insana zor gelen bu telaffuzları işte abide gibi duran ninemiz yaşamıştı.

Nasıl bir şeyle karşılaşacağımı da pek kestiremiyordum. Yatağına uzanmış yatalak, tüm ihtiyaçları yakınları tarafından karşılanan biri olarak hayal etsem de, odaya girdiğimde yatağında oturmuş ve ellerinde tesbihle zikir çeken biri ile karşılaştığımda şaşkınlığım bir kat daha arttı.

Cemile nine düşündüğümün aksine 110 yıllık çınar gibi dimdik ayaktaydı. Bizi görünce tebessümle karşıladı, hal hatırımızı sordu, sağlığı ve her şeyi yerli yerindeydi.

Oğlu bizim gazeteci olduğumuzu ve kendisini televizyona çıkaracağımızı söylediğinde, adeta on beşlik genç kız gibi utandı, ‘ yapmayın’ dedi.

Biz kendisine sağlıklı bir çekim yapacağımızı, uygunsuz kanallarda yayınlamayacağımızı söylediğimizde, birazda olsun sakinleşti ve çekim yapmamızı kabul etti ama zaman zaman ‘bu yaştan sonra bizi televizyona mı çıkaracaksınız? Ayıptır’ diyordu

Bizler çekime başladığımızda nine yavaş yavaş açıldı, konuştukça konuştu. Bize Cumhuriyet dönemi, askerlerin köy baskınlarını anlattığında o eski korkularını adeta yine yaşamıştı. ‘Oğul’ dedi, ‘askerler köyleri evleri bastıklarında, bizler kaçacak delik arıyorduk, öylesine korkuyorduk ki anlatamam’ diyordu.

Ben neler görmedim ki, bir an sustu ve irkildi, 60-70 yıl önceki tarihe gitti adeta. ‘Ezan’ dedi, ‘bir zamanlar ezan yerine camilerden düdük çalmaya başlamışlardı. Adnan Menderes kalktı, ezanı aslına göre okuttu ama onun bunu yapması canına mal oldu’ dedi.

Asırlık nine açıldıkça açılıyor ve tarih kokan sözleri ile bize de görmediğimiz, yaşamadığımız bir tarihi yaşatıyordu. Cemile nineye genliğinde nasıl yaşadığını, hayat koşulların nasıl olduğunu sorduğumuzda, her bir çizginin bir tarih olduğu elini kaldırarak havada salladı.

‘Eskiden hayat mı vardı?’ dedi. ‘Yokluk diz boyuydu, yokluk yanında zulümlerde çoktu vardı’ ve sustu. Birden parladı adeta, dudaklarından zor çıkan sözleri, birden gör bir şekilde çıktı. Bu zamanın insanlarına isyan edercesine “Şimdi böylemi?’ dedi, ‘İnsanlar rahat, istedikleri gibi yaşıyor, giyiniyor, geziyor, o dönemde insanların başlarında puşu bırakmadılar, kimin başında puşu varsa alıyor ve yakıyorlardı. Şimdi ki insanlar yaşamasını bilmiyor, şükretmesini bilmiyor, birbirlerinin boğazlarını sıkmaktan, bir birlerinin kuyusunu kazmaktan güzel yaşamasını bilemiyorlar.’ ‘Oysaki’ dedi ‘ Şimdi hayat çok rahat ve güzel’

Bir derin nefes çekti ve belki de son yıllarda duymadığım bir çift söz söyledi. ‘Ah ah’ dedi, ‘Dünya xewş bu, ez zu pîr bum.’ ‘ Dünya güzelleşti ama ben erken yaşlandım’ dedi.

Bu sözleri beynimde adeta bir balyoz etkisi yaptı. Yüz on yıldan fazla bir ömür yaşamış bir insan ve halen dünyaya doymamış bir his. Cemile nine belki de akrabalarından onlarca insanı kaybetmişti, dile kolay 110 yıl ama halen, erken yaşlandığını söylüyordu.

Bu sözleri karşısında Kur’an’ı kerimde geçen insanın Ahiret gününde hesaba çekileceği zaman dünyada çok az kaldığını söyleyen ayetler aklıma geldi. “O, kıyamet günü sizi çağıracak, siz de hamd ederek O'nun çağrısına uyacaksınız ve kendinizi, yeryüzünde pek az bir müddet kalmışsınız sanacaksınız. (İsra 52)

“Aralarındaki konuşmaları biz herkesten daha iyi biliriz. O vakit içlerinden en aklı başında olanları ise: “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. (Ta-ha 104)

“Sanki gündüzün sadece bir saati kadar, dünyada kalmış gibi olurlar. Bu gelmiş geçmiş ve gelecek toplumlar için bir tebliğdir.( Ahkaf-35)

Ve bunlara benzer birçok ayet aklıma geldi.

Çekimlerimizi yaptık, Cemile nineden eskiye ve yeniye dair birçok söz ve tavsiyeler dinledikten sonra ninenin evinden ayrıldık, ama onun söylediği o son söz devamlı aklıma geliyordu. Bir gün geçmesine rağmen “Dünya xewş bu, ez zu pir bum” sözü hep beynimde yankılandı.

Evet, Cemile nine haklısın gerçekten dünya bir göz açıp kapama kadardır, bin yıl yaşasak ta yaşantının sonuna geldiğimizde, o koca hayat karşımızda bir saat gibi duracak… Sen bunu en iyi şekilde bize anlattın, yüz on yıl yaşamana rağmen, yaşantının az olduğunu söyledin ve bunu bize kendi örnekliğinde gösterdin.

Ama Cemile nine maalesef biz bunu anlayamıyoruz, belki birkaç gün daha senin bu sözünü etkisinde kalacağım ama daha sonra yeryüzündeki milyonlar gibi, yaşantımı hayatın akışına bırakıp sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayacağız.

Allah sana daha uzun ve sağlıklı bir ömür versin Cemile ninem.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
Siverek'te Yangın Korkuttu
Siverek'te Yangın Korkuttu