SAVAŞIN ÇOCUKLARI.
Med Reşiyan

SAVAŞIN ÇOCUKLARI.

SAVAŞIN ÇOCUKLARI.

Ben on sekiz yaşındayım adım Azad Kürdistan'da yaşıyorum.

Azad kelimesi özgürlük anlamına gelir ve ben ismimin özeliklerini taşımıyorum. Çünkü hiç bir anlamda, hiç bir konuda özgür değilim.

Her şeyden önce korkmadan, endişelenmeden, yeni güne uyanabilecek miyim? Kaygısı yaşamadan huzur içinde uyumak istiyorum.

Güne tank, top, tüfek, mermi, ateş çemberi altında sindirilmiş, bastırılmış, öfke dolu gözlerle değil güneşin doğuşunu seyrederek, gülümseyerek başlamak istiyorum.

Her gün yanı başımda çığlık atan masum çocukların, anaların, babaların feryat figanlarını, gözümün önünde haince, hunharca öldürülen çaresiz, güçsüz, savunmasız gariban insanları görüyorum ve kendime sadece şu soruyu soruyorum.

Neydi bu insanların günahı yarab !!! Suçları Kürd olmak mı?

Yaşadığımız evler harabeye dönmüş, duvarların her yerinde Ağır silahların atışları sonucunda meydana gelen kocaman deliklerle karşılaşmak mümkün.

Eşyalarımız kullanılmayacak durumda, evlerimiz abluka altında,

Çatışmalar devam ediyor ve bizler panik içinde nereye saklanabiliriz, nasıl hayatta kalabiliriz düşüncesiyle ailelerimize sarılıyor, battaniyelerin altına gizleniyor varsa güvenli bir yer kendimizi o şekilde korumaya çalışıyoruz.

Evet ben yaşamak istiyorum diğer bütün insanlar gibi !!!!!

Hayal kurmak istiyorum, geleceğe dair umutla bakmak istiyorum, kendi kaderimi özgürce yönlendirmek istiyorum.

Başkalarının himayesi altında kalmadan, yönetilmeden, yaşama hakkıma dokunulmadan güvenle kendi topraklarımda özgürce başım dik yürümek istiyorum.

Batıda yaşayan bir çocuğun sahip olduğu haklardan bende yararlanmak istiyorum....

Her şey den önce anadilimle eğitim görmek istiyorum bu masumane talep bir çocuğun, bir insanın en temel hakkı değil midir?  Kendimi en iyi ifade edebildiğim, kekelemeden dilim sürçmeden doğru bir şekilde düşüncelerimi dile getirdiğim dil anadilimdir.

Ayrıca okullarımızda kapanmıştır öğretmenlerimiz bizi ölüme, yalnızlığa, terk etmiş bütün yaşanan bu haksızlığa sessiz kalmayı egoist tavırlarla arkalarına bakmadan bu kadar olumsuzluğa tepki göstermeden bölgeden ayrılmayı kendileri için bir çözüm olarak görmüşlerdir.

Oysaki onlar birer eğitimci olarak daha farklı bir tutum sergileyebilirlerdi. Bu konuda direniş gösterebilirlerdi.

İnsan haklarına başvurabilirlerdi, kamuoyu oluşturabilirlerdi.

Ama ne yazık ki onlar bizleri ölüme terk ettiler insandan saymadılar. Haklarımıza sahip çıkmadılar. Bu davranışları tamamen toplumsal bilinçten arındırılmış bir yaklaşımdı bana göre...

Bugün bir çok insanımız toprağını, evini, doğup büyüdüğü bölgeleri terk etmek zorunda bırakılmıştır. Çoluk, çocuk, yaşlı, kadın demeden sırtına bavulunu alıp aç, sefil, perişan yollara düşmüştür.

Elinizi vicdanınıza koyun ve bir nebzede olsa kendinizi o insanların yerine koyun...

Devlet her gün o bölgeleri teröristlerden arındıracağız, sonuna kadar mücadele edeceğiz diyor.

Ve şu an bölge insansızlaştırılmış durumda bu insanlara zarar vererek mi güvenli bir ortam yada huzur sağlamaya çalışıyorlar.

Sizler buna güven yada huzur mu diyorsunuz bölge kan gölüne dönmüş her gün kan ağlıyor insanlar...

Diğer taraftan kazılan hendekler, barikatlar sonucunda çıkan bu gerginlik yaşamı büyük bir felakete sürüklüyor, içinden çıkılması zor labirenti andırıyor. Bu vahşi uygulamalar açıkçası içler acısı bir durumdur, insanlarımızın yürekleri parçalayan isyanı dayanılacak gibi değildir.

Hendek kazarak öz yönetim sağlanamaz bu tamamen yanlış bir yöntemdir. Kendi eliyle kendi halkına zarar vermektir, ölüme sürüklemektir, devlet terörüne davetiye çıkarıp bir nevi katkı sunmaktır burada Kürd halkının can güvenliği söz konusudur onun için bütün bunlar göz önünde bulundurulmalı ve bu kirliliğe, çatışmaya bir an önce her iki tarafta son vermelidir. Bir halka insanlık dışı muamelede bulunmak, kargaşa ortamına zemin oluşturmak bunun için her türlü çirkefliğe başvurmak hiç kimseye fayda getirmez...

Bu uygulamalar ırkçı, çağ dışı, faşist, barbar bir yöntemden başka bir şey değildir. ..

Ekonomi tamamen çökmüş, esnaf kepenk kapatmış hayat tamamen durmuş iş alanları felç durumdadır.

Halk bu vahşetin bir an önce son bulmasını ve normal yaşamlarına geri dönmek istiyor...

Devlet bu insanların güvenliğini, yaşam alanlarını koruma altına almalıdır. Bu sorunların giderilmesi için barış ortamı oluşturulmalı, silahlar her iki taraflı susturulmalı, bundan zarar görenler oradaki savunmasız halktır. Bunun çözümü şiddet, kan, gözyaşı, acı savaş değildir. Devletin görevi insanların yaşam alanlarını cehenneme çevirmek olmamalı, aksine demokratik yollarla hak, hukuk çerçevesinde bir yol izlenmelidir...

Yaşama hakkına, yaşam alanlarına kastetmek anayasal suçtur ve kimsenin başkasının haklarını elinden almaya yok etmeye, ortadan kaldırma gibi bir yetkisi olamaz bütün insanlar eşit doğar ve eşit yaşamalıdır. Buda ırk, cins, dil, kültür, mezhep gözetilmeden her insanın en doğal hakkıdır..

 

Medine Kerpiç/

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler