Ne Yapıyoruz Beyler!
VURAL KALMAN

Ne Yapıyoruz Beyler!

Tartışma, karşıdakinin duygu, düşünce ve görüşlerini değiştirmeyi veya yenilemeyi, karşıdakini etkilemeyi amaçlayan bir konuşma biçimidir. Birbirine karşıt düşüncelerin belli kurallar çerçevesinde birbirini çürütmesi amacına dayanır.


 Hepimizin bilindik tanımı bu.


Ama ne yazık ki biz ne yapıyoruz, tartışmayı karalama ve lekeleme olarak anlıyoruz galiba.


Ahlaklı ve seviyeli tartışamıyoruz. Tartışmayı sorun çözmekten çok bir lekeleme ve suçlama aracı olarak küllemiyoruz.


Görüşlerimizi anlatmaya çalışırken adabı unutuveriyoruz.


Çok çabuk sinirlenip, çok çabuk hakaret edebiliyoruz.

Kendimizi çokbilmiş sanıp, bizim gibi düşünmeyenlere hakaret edebiliyoruz. Sadece kendi Fikirlerimizin daha doğru olduğunu sanıyoruz.


Empati yapmak yerine karşımızdakini yeriyoruz, kırıyoruz.


Adaptan uzak, eğitimden uzak, toplumların sosyal yapısına bakmadan hemen hemen herkesi suçlayabiliyoruz, sırf bizim gibi düşünmedikleri için.


Bir sorunu  çözmenin yolu sorunu anlamak değilimdir?


Biz sorunları anlamadan çözmeye  çalışıyoruz.


Bu saldırgan tutum ne yazık ki toplumun tüm kesimine yansımış ve sorunları tartışmayla çözmekten çok kavgayla, yaygarayla, gerginlikle çözmeye çalışıyoruz.

Hepimiz özgürlükler olmadığı için, ifade özgürlüğü olmadığı için yakınıyoruz.


Demokrasi ve demokratlıktan söz ederiz ta ki bizim fikirlerimize aykırı fikirler olduğunu gördüğümüzde, duyduğumuzda demokratlık kimliğimizden sadece geriye kalan hakaret ve lekeleme, toplum olarak en iyi yaptığımız şey bu olsa gerek.


Siyaseti hayatımızın merkezine aldığımız için, sosyal sorunlarımızı bile kavgayla çözer duruma gelmişiz.


Ticaretimizi bile bizim gibi düşünenlere yapıyor ona göre tutum sergiliyoruz.


Eğitimciler, esnaflar, avukatlar, işlerini yaparken kendisi gibi düşünenlerle çalışmak istiyor, kendileri gibi düşünenlerin sorunlarıyla ilgilenmek istiyor.

Ne yazık ki artık dürüst oluşumuz, doğruları söylememiz, gerçekleri anlatmamızın toplumda yeri olmuyor.
Eğer aynı fikri, aynı düşünceyi, aynı siyasi düşünceye  sahipsek doğruların da pek bir anlamı olmuyor.
Ahlak, liyakat, dürüstlük, demokratlığın bir anlamı kalmadı artık.

Geçici heves uğruna, birilerine yaranmak adına, gerçeklerden kaçarak yalanlara mahkûm olmak, toplumu bir yere getirmez; tam aksine gelecek olan nesili bile yalancı ve riyakâr bir nesil olarak yetiştirdiğimizin farkına varalım.
Tartışmak sorunların gerçek noktasına inmek demektir.


Kavga değildir, hakaret değildir, lekeleme değildir,


En güzel fikirler farklı seslerden çıkar.

Eleştiri bile yapacağımız da eleştiriyi hakaret etme anlamında anlıyoruz.


Birilerine hakaret etmeyi marifet sanıyoruz.


Çözüm önerileri getirmekten çok insanları nasıl lekeleyebiliriz derdine düşüyoruz.


Saygı kelimesini sadece bizimle aynı fikirde olanlara karşı yapılması gereken bir düşünce olarak anlıyoruz.


Bir toplumun demokrat bir yapıya ulaşması için her aykırı fikrin düşüncenin rahatlıkla, özgürce ifade edilmesi  gerek.


İşte saygı o zaman gösterilmesi gereken bir düşünce.


Herkes herşeyi düşünebilir, âmâ bizim gibi olmak zorunda değildir. Kimse bizim savunduğumuz düşünceleri savunmak zorunda değildir.

Vural KALMAN

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
Siverek'te Yangın Korkuttu
Siverek'te Yangın Korkuttu