Advert
Advert
KARNEDEKİ KIRIKLAR KALPLERDE KIRIKLARA SEBEP OLMASIN
Viyan Bermal

KARNEDEKİ KIRIKLAR KALPLERDE KIRIKLARA SEBEP OLMASIN

Reklam

Geçen Cuma günü öğrenciler karnelerini aldı. Kimisi elinde birkaç belge kimisi sadece karneyle evlerine doğru yola koyuldular. Evde bekleyen velilerin tepkileri çocukların karnelerindeki notlar ile şekillendiği için karnesi kötü çocuklar bir ezilmişlik psikolojisi yaşıyor ne yazık ki.

Tanık olduğum üzücü birkaç olay nedeniyle bu konuya değinmek istedim. Muhakkak ki anne babalar çocuklarının başarısına en çok sevinecek, başarısızlığına en çok üzülecek kişilerdir. Ama karnedeki notlara göre çocukları aşağılamanın, incitmenin, kırmanın mantıklı herhangi bir gerekçesi olamaz.

Eğitimde kullanılan ölçme araçları öğrencilerin gerçek bilgisini yansıtmamaktadır eğitim bilimleri uzmanların üzerinde özellikle durduğu konu da şudur zaten. Biraz açarsak; Bir çocuğun matematik dersinde ‘SIFIR’ alması onun gerçekten matematik bilgisinin sıfır olduğunu göstermez(!) Çocuğun ruh hali, hazırlanan soruların zorluk derecesi(Pj) , Ölçme aracındaki hata, Planlayıcıdan kaynaklanan hatalar vb. Bütün bunlar bir bütündür hal böyle olunca hazırlanan ölçe araçları hiçbir zaman öğrencideki mevcut potansiyeli tam olarak yansıtamamaktadır. Ayrıca bireysel farklılıklara da burada dikkat çekmekte fayda var matematiğe ilgisi olmayan çocuğun matematiğe aşırı ilgi duyan bir çocukla aynı başarıyı göstermesi zaten beklenemez kaldı ki ilgisi hayli yüksek olan çocuğun aldığı puanlar da gerçekte var olan bilgisini tam olarak yansıtmaz. Uzun uzun eğitim sistemindeki problemleri anlatmayacağım hepimizin malumu zaten ama daha önemli bir konu olan veli tutumlarının çocuklar üzerindeki etkisini irdelemekte fayda var Çünkü en iyi eğitim sistemi bile veli tutumu sakatsa çöker ilerleyemez.

Senede iki defa dönem sonlarında her dersin ayrı ayrı ortalaması alınarak karnelere yansıyan puanlara göre velilerin çocuklarına karşı tutumlarının değişmesi yanlıştır. Karneye baktıktan sonra Kimi veliler çocuklarını aşağılayıcı ifadeler kullanırken, kimileri bu başarıyı başka çocuklarla kıyaslayarak çocuğunda bir aşağılık kompleksi yaratmakta (Karneye yansıyan puanlar aslında onların da anne babalık puanları olduğu da ayrı bir konu tabi)

Veliler kendi çocuklarının hep en iyi olmasını isterler tabi bu çok doğal bir arzu ama buna karşı kendileri ne yapmakta asıl mevzu bu. Olumsuz veli ve öğretmen tutumları Çocukluk ve ergenlikte şekillenen kişilik özellikleri üzerinde onarılmaz tahribatlar açabilir. Ders durumundan ötürü aşağıladıkları çocuk bir sonraki dönem sahte karne ile üzerindeki baskıyı azaltma yöntemine başvurursa bu çocuğun ayıbı mıdır velinin mi? Sanırım cevap açık; elbette çocuğu bu noktaya getirmiş olan velinin ayıbı, eksiğidir. Birkaç derste düşük not almak toplumsal dengeyi sarsmaz hatta etkilemez bile ama sahte belge çıkararak üzerindeki baskıyı kaldıran çocuğun yarın büyüyünce daha büyük sahtekârlıklar yapma riski hayli yüksek bu yapılan sahte karne ileride çok daha büyük enkazlar yaratır. Üzerinde durulması gereken konu çocuğun X dersinden aldığı puan değil velinin çocuğuna karşı tutumunun çocuğun gelişimini, kişilik yapısını, psikolojisini nasıl değiştirdiğidir. Unutulmaması gereken bir diğer noktada şudur ki; Çocuğun ders başarısı öğrenci-öğretmen-veli-okul koşullarının bütününden etkilenen bir bağıl değişkendir.

Toplumda yaygın olan bir diğer kanı; Sayısal derslerde durumu iyi olan öğrencilerin çalışkan, zeki sözel derslerde başarılı olanların ise tembel ve zekâ seviyelerinin düşük olduğudur.

Çoğumuzun yaptığı hatadır karneye bakarken çocuğun sayısal derslerine bakmak o dersler düşükse diğerlerini pek önemsememek oysa her kişinin farklı zekâ türlerine sahip olduğunu bu yüzden ilgilerin de bu yönde evirileceği gerçeğini ıskalamaktayız. Bilişsel yetenekleri Gökkuşağına benzetebiliriz örneğin bazı insanlar resim alanında başarılı iken bazıları fen bilimlerinde bazıları da müzik alanında daha başarılı olabilir. Matematik dersinden 100 alan öğrenci Edebiyat dersinden 100 alan öğrenciden daha zekidir daha başarılıdır kanısı yanlıştır.

Gönül isterdi ki her çocuk kendi ilgi ve istekleri doğrultusunda bir eğitim-öğretime tabii tutulsun ama ne yazık ki şu an ki sistem bireysel farklılıkları pek dikkate almamakta.

Peki, ne yapmak gerekir;

Çok tozpembe hayaller kurmayacağım mevcut düzende çocuğun sadece ailede eğitim görmesi ne yazık ki meslek edinmesi için yeterli olamamakta çocuk ilerde hayatını ikame ettireceği bir mesleğe ihtiyaç duymakta. Bu yüzden derslerinde iyi puanlar alıp gireceği yerleştirme sınavlarında başarılı olması gerekmektedir. Bunu sağlamanın en etkili yolu şüphesiz okul-aile ve öğrenci arasında kurulan bağdır. Bu üçlü arasındaki bağ kuvvetlendikçe çocuktaki potansiyel artarak açığa çıkacaktır. Çocuğun başarısız olduğu durumlarda da bu başarısızlığı sadece ona yıkmadan eksikliklerini birlikte belirlemek ve ona özgüven aşılmak gerekmektedir. Kendine inancı sağlam bir çocuk arkasında dağ gibi duran kocaman bir dertsek ile koyulduğu yoldan anlının akıyla çıkacaktır.

Sevgili veliler!

Karnedeki kırıklar çocuğunuzun gönlündeki kırıklardan daha önemli değil. Çocuklarınızı başkalarıyla kıyaslamayın hepsinin farklı olduğunu unutmayın. Hayallerinizi onların üzerine giydirmeyin bu şekilde kendi egonuzu tatmin ederken çocuklarınızı mutsuzluğa mahkûm edebileceğinizi unutmayın. Onlara sarılın, isteklerini ve ilgilerini göz önünde tutarak bu zorlu yoldan beraber alınızın akıyla çıkın.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek'te Zırhlı polis aracı devrildi: 6 yaralı
Siverek'te Zırhlı polis aracı devrildi: 6 yaralı
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti