SUR HALKINA BİR LAZIMSA BEŞ VERİN
Eyüphan Kaya

SUR HALKINA BİR LAZIMSA BEŞ VERİN

Fakirliğin gözü kör olsun, ister ilmi fakirlik, ister tahsil düşüklüğü, ister mal fakirliği her biri diğerinden beter!

Baksanıza hendek ve barikat, bu özelliklere sahip kimseler arasında yer buldu.

Boşuna mı demiş Resulu Zişan(s.a.s);”Fakirlik nerdeyse küfre dönüşüyor”

Unutmayalım bir semtin, ilçenin veya bölgenin halkı cahil ve fakirse birinci derecede sorumlusu devlettir.

Eğer devlet bu vatandaşlara medeni bir tarzda ulaşır, bilgili, yetenekli dünyası mamur hale getirseydi, belki bu günkü acıları çekmeyecektik.

Dünyada devlete, millete en pahallıya mal olan iyi yetişmemiş vatandaş kitlesidir.

Nitelikli insan her duyduğuna inanmaz, duyduğunu muhakeme eder, doğruluk derecesini araştırır, medeni cesarete sahip olup yanlışa hayır demesini bilir.

Sur halkı bunu yapamadı, birçok açıdan zayıf olan bu garip vatandaşımız gelen musibete hayır deme gücünü kendinde bulamadılar. Başlarına gelen bu musibet yüzünden;

*Evlerinden oldular, düşünebiliyor musunuz çoğu bin bir türlü zorlukla anca alabildiği evleri bu gün yok oldular.

*Eşyalarından oldular, ben yirmi yılda bir türlü ev eşyamı tamamlayamadım benim gibi yıllarca gayret edip her seferinde evine bir eşya alan vatandaşlarımızın eşyaları da yok artık.

*Eğitimden oldular, bu sene çocukları düzgün bir eğitim göremediler ve bunun sıkıntısı çocuklarında iz bırakacak maalesef.

*Mağdur olup sokaklarda kaldılar, her ne kadar akrabalarında ya da namusait bir yerlere yerleşseler de çoğu perişan vaziyetteler.

Onun için diyorum ki “Sur halkına bir lazımsa beş verin” bu maddi katkı uzun zaman bu mağdur, mazlum vatandaşlarımızı mutlu etmeye yetmeyecek ama teselli açısından fena değildir.

Diyarbakır eski belediye başkanlarından Nurettin Dilek zamanında yol projesi gereği bazı evler şehitlik semtinde istimlak ediliyor, ederinden fazla bir değer evlere biçilince, biri soruyor; başkanım bu evler bu kadar etmez, Başkanın cevabı çok manidar, “hele dur kardaş hele dur, ben bu kış günü bu vatandaşın evini yıkımışım, bir de bunun psikolojik yönü var,  hakkını helal etsin gerisi önemli değildir.”

İte mesele bu, insanları evleri bombalarla, tank toplarla yıkıldı bir de işin bu boyutu var dostlar.

İşin acı tarafı bölgesel siyasetin menhus aktörleri bu garibanların halini soracağına “neden evlerini terk ettiler, kalsalardı da daha fazla ölselerdi” dercesine akıl almaz bir yaklaşımla bunlara husumet besliyorlar.

Ya belediyeye ne demeli bu mağdur Sur halkına yardım eli uzattıklarına hiç şahit oldunuz mu? Bunları not etmek lazım. Yerel seçimlerde bunları yüzlerine vurmak lazım.

Evet geçici olarak evlerini terk edenlere aylık 1000TL verilmesi normaldir. Ancak uzun erimli bir çare değildir. En kısa zamanda bu mağdur insanlara kalıcı konutlar yapmak lazım. Konutlarına yerleştikten sonra da her evden bir kişiyi istihdam etmek lazımdır diye düşünüyorum.

Ya şu kendini bilmez kimi sosyal yardımlaşma dayanışma memurlarına ne demeli. Vatandaştan bir güler yüz esirgeyen bu memurları da aslında sürgün etmek gerektiğine inananlardanım.

İnsanlara hizmet etmek için devletten maaş alan kimi memurlar vatandaşa karşı yüzünü ekşitmelerine, seslerini yükseltmelerine ne hakları var. Bence sadece bu konuda sorumluluğunu üstlenmeyen memurlara yol vermek lazım. Çünkü devlete ayak bağı oluyorlar. Özellikle bölgemizde devleti değerden düşüren en önemli neden bu değil mi?

Devlet vatandaşına ödeme yapıyor, memur bunu öderken sıkıntı oluşturuyorsa bunu sorgulamak lazım.

Dert büyük bu kadarıyla yetinelim.  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup