İslam  - Ulema - İnsanlık ve Bi´atçılar
TABİP MİRALAY

İslam - Ulema - İnsanlık ve Bi´atçılar

  " Eğer hakikat onların keyiflerine/ hevalarına tabi olsaydı, gökler, yer ve içindekiler ifsat olur / mahvolur giderdi…” (Mu'min´un Suresi 23: 71)

 

 

Kutsal Kitab ; Kuran´a göre insan heva ve heveslerinin kölesi olmuş durumda . Çok kişi Kuran´a uyacağı yerde nefsani arzularının esiri olarak ,  Kuran´ı kendine uydurmaya çalışırlar . Hani cahillerin meşhur   bir sözü   vardır  , tarih boyunca nesilden nesile devr edilen ; " Kitabına uydurma " , insanoğlu bu hak din nuzül olduktan sonra , yönetici ve alim geçinen kesimler tarafından kitabına uydurdular , ortalıkta gezen yorumlar , fıkıh adı altında yazılan koca koca külliyatlara bakıldığında öyle bir sonuca varılır .

 

İnananların çoğunluğu ,   kitaba uymak yerine ,  kitabına uydurmayı öncelik tanıyıp dayatmaya giderler .

 

İnsan fıtratı tabi olmak yerine  , uydurma eğilimiyle bahaneler üreterek piyasalara hakim olma , mücadelesini  verir aynen şeytanın kibri onlarda hasıl olmuştur.

 

Bugün insanlığın geldiği noktaya baktığımızda kitabına uydurma kalıblarıyla , bencillik , egoizim , ahlaksızlık , rüşvet , haksızlık , kıtal , insan hayatını hiçe sayan davranışlar   ,  hakikati ayaklar altına alarak ,   haksızlıkları   örtbas etme adına heva ve heveslerinin , esiri olanlar mutlaka , kitabına hem uydururlar hemde minareyi çalıp kılıfınıda hazırda tutarlar . Hakkın sesini kısıp ,  batılın arkasında koşarak , hurafeleri , bid´at ve çöl kanunlarını hakikatlerin yerine alternatif olarak hak diye satarlar millete , okumayan , araştırmayan bir toplum olduğunda da onlarda buna müstehaktırlar .

 

İndirilmiş olan   hak dine değil , uydurulan dine iman ederler . Dini öyle masallaştırdılar ki Kuran´a alternatif   yaldızlı ve muhalefet   cümleleri nefislerinin istedikleri şekilde   yaydılar . Kendi kafalarında oluşturdukları dini hak din olarak iman edin dediler ; Yüce Allah , " Onlar  rahiplerini    Rab edindiler   " ayetiyle buna dikkat çekmesine rağmen , dikkatlerini vermediler , ama nefislerinin hoş gördüklerinide hem kendilerine Rab olarak taptılar hemde taptırdılar .

 

Uydurulan dinde hem şiddet , kıtal , kuralsızlık , nefsin esareti , uçkurluk , haksız kazanca kadar ne ararsanız vardır ,  ellerinde kılıf mutlaka bir bahaneyle kendilerini aklamada ise geri durmazlar .

 

İnsanı  aklayan tek merci  Allah´u Ekber´dir o dinin takipçileri asla değildir . İnsanın asıl vazifesi kulluktur  ,   başkalarını kendine kul ettirmek değildir . Bilinçle beslenen bir akıl kulluk ,  vazifesinde heva ve heveslerinin  değil yüce yaradanın buyruklarına iman eder .

 

Allah adına karar veren merciler  ,  birgün   naçizane bedenleri toprakla   bütünleştiğinde o zaman onlar Allah´a hesab vereceklerdir , o gün ne makamlar , kurumlar , koltuklar , yaldızlı sözler onlara yardım edemeyecek ve " VIP salonlarında " ayrıcalıklarla özel muameleye tabi olamayacaklardır . O gün herkes aynı yerde konumsuz , makamsız olarak  hesap verecektir . O gün asla hiç bir gizlilik sümen altı edilmeyecek ,  hepsi aşikar olacaktır , o gün bahaneler geçersiz olacaktır .

 

Uydurulmuş  dini meşrulaştırmak fenomen oldu tarih boyunca , insanın olduğu yerde zaten sorun vardır , insanoğlu sorunun ana temelidir . İnsan birşeyi meşrulaştırmak istese  , mutlaka yapar , zorlanmaz bu kapasiteye sahip bir canlıdır . Egoizim insanı , insanlıktan çıkarıp hayvanlaştırıp ; Ehseni tekvim´den  , esfele safiline düşürür . Aynen şeytanın düştüğü konuma getirir insanı , hiç bir can taşıyan asla dokunulmaz değildir herkes dokunulmazdır .

 

Vahiy dininin yerini , uydurulmuş din aldı .

 

İnsanın görevide indirilen kitaba uymaktır , kitabına uydurmak değildir.

 

Vahiy ve akıl birbirini tamamladığında , hurafeler o zaman tedavülden kalkar .

 

Din bilakis kaynağından  öğrenilmesine rağmen çok insan kaynağa yöneleceğine ,  başkalarının anlatımını din olarak algılayıp veya evhanesinde , çevresinde , gördüklerini tatbik ederek araştırma , sorma , sorgulama , ihtiyacını duymaz . Bugün ki İslam aleminin en büyük sorunuda budur. Halbu ki İslam medeniyetinin   kuruluşu ve yükselmesinde sorgulama , bilime hizmet , akletme yatıyordu . Koca karılara iman eden , her söylediklerini kutsayıp amenna diyen bir toplum karşımızda duruyor acı,  ama gerçekde budur. Bazı kesimlerde nakilci olup bin yıl önce yazılan metinleri kutsayarak taklidi imanla , yazılanlara iman edip bunu da amentü haline getirirler .Çünkü bin yıl önce yazılan  metinler hem imanına , hayatına yön verir . Düşünme ihtiyacı duymadan , araştırmaya yönelmeyip kabullenmeyle , özellikle fıkhi konular başlı başına sorunludur bin yıl önce yaşayan toplumun şartlarına göre verilen fetvalar bin yıl  sonraki topluma uydurulmaya çalışmakla kalınmıyor ,  itiraz edildiğinde direk tekfircilikle suçlamalar yöneltip reddiyeler veriliyor buna da din deniliyor .

 

İslam medeniyetinin yükselmesinin temelinde düşünce vardı,  kendine has geliştirilen bir  ekol vardı , tekfircilik yoktu , başka ulusların düşünceleri ilimle çelişmedikçe islam boyasıyla boyanıp insanlığın ortak aklının düşünceleri olarak yer buluyordu ve bilimsel  doruklada , edebiyata , mimariye yansıtılıyordu  .

 

Günümüzün islam dünyası  ölü toprağa dönüşmüş  durumdadır . Daha kendi aralarında birlik yokken her ülke ideoloji ihraç ederek fitne ve fesatlık çıkararak  Allah adına konuşarak ,  fetvalar vererek  batı dünyasının birer piyonlarına dönüşerek , iktidar ve güç elde   etme  adına yerel haçlılara dönüşmüşlerdir  , İslamın adı kalmış  geride , icraatı ise askıya alınıp  liderler birer kukla ve tanrısal ve tapınılan birer putlara dönüştürülmüştür.

 

Din , iyiliği emretmesine rağmen , salih bir imana sahip olun telkinlerini tavsiye ederken , din adına kötülük yapmak , buğz etmemek ,  mazlumun karşısına dikilip , zalimden yana olup , müstekbirlerin  istemlerini hayata geçirmek ,  normal bir hale gelmiş günümüzde .

 

Kuran´dan ayetler okuyanlar ise emre tabi olacaklarına insanlara siz  bize  tabi olun derler  ,  kendilerine ise kılıf ararlar . Din adına konuşurlar ama ameli salihe gelincede tam tersini yaparlar . Medya´da vur patlasın çal oynasın Ramazan eğlenceleri adı altında fahşiyatı gözler önüne sererler . Sonradan gösteriş  adı altında alınlarını secdeye götürüp reklam yapmaktanda geri kalmazlar.

 

Emri bil -  marufu  başkalarına söylerken kendileri ise münkerlikte sınır tanımazlar . Hz. Allah  adına konuşurlar , timsah gözyaşları adı altında masallar anlatırlar . Devleti kutsarlar ama ölümlere    alkış tutup ses çıkarmazlar . Ahlaksızlık diz boyu olur ,  onlar devlete bi´at etmek imanın şartlarındandır derler , Hz. Muhammed  adına konuşurlar ama onun kutlu hayatını kendilerine örnek almazlar .

 

Arkasından ise biz ıslah edicileriz derler , nefislerini ıslah edemeyenler başkalarını ıslah etmek için meydanlarda cirit   atarlar . Ayetleri  kendi devletlerinin kutsiyeti adı altında manalandırırlar Hz. Allah´a iftira atarlar .

 

Devletinin birer memuru   ve   eri olmak  için dini beş paraya satarlar . Devletin  resmi hutbelerini minberlerde okurlar ama puthanelerde ise çıkmazlar . Dini devletin bekası için kullanırlar  , ırkçılıkta ise sınır tanımazlar  , insanlıktan  bahsederler ama insan onurunu ayaklar altına alırlar , liderlerin peşinde   giderler birer kapı kulu bekçili şarlatan olurlar , Hz. Muhammed´in ise peşinden  gitmezler , ama onun adınıda eksik etmezler minberlerde .

 

Vahiy , insanın     ıslahı  için yüce yaradandan bir hediyedir insanoğluna ,  rahmandır , vahiyi kendi  ellerinin tersiyle  itenler ise  ,  ıslah olmak yerine ifsatı seçerler , iradeyi hiçe sayarak  aklı arka plana atarlar . Siz   bize tabi olun düşünmeyin ,   biz  sizin yerinize konuşuruz derler , insanları sürü yapıp kendileride çoban olmaya özenirler , arkasından ise devletin bekası için sürüleri feda etmek meşrudur fetvalarını yayınlarlar ,  karşı çıkış olduğunda ise fitnecilikle  suçlarlar , çoban olduklarında ise memur olduklarını dile getirirler , yöneticilerin iki dudağı  arasında çıkan kelimelere    kulak asarlar  , ama Allah´ın Kelamına ise kulaklarını kapatırlar , kelamı sadece minberlerde ve hutbelerde okurlar amele geldiğinde ise yapmazlar .

 

Hakikatı gizlerler , gizlemekle kalmazlar çiğnerler . Kuran´ı ölülere   indiğini  zannederler , yaşayanlara sadece iyi birer vatandaş olun , ırkınızı üstün görün derler ,   buna da din derler , uydurulmuş  dini , indirilmiş din diye pazarlarlar , marketing´de ise birer tüccar olarak  görevlerini yerine getirirler . Allah´a hamd û sena edeceklerine , atalarının barbarlıklarıyla övünürler , devlet kurduk devlet yıktık propagandasıyla hava  atarlar .

 

Allah´a ortak koşmakta ise yarışırlar , müşrikizmi normalmış gibi yayarlar . Sapıklıklarını kader ile açıklayarak (En’am 6/148).

 

İslam  dini referansını Rabbani metodtan alır . Rabbani metodun tek bir hedefi farklı insan kitlelerini  kucaklamasıdır . Her kesime yaşam hakkı tanıyıp , bir arada selam kavramıyla yaşamayı önplana çıkarır . Modern dönemlerde ortaya çıkan " İslami - Hareketlere " bakıldığında bunları görmek mümkün değildir .  Toplum arası ayrımcılık , tekçilik dayatmasına gidilmesi    , harekettten  çok tekçi bir düşüncenin dayatılmasıdır . Allah´ın Resulü " Medine Devletini " kurduğunda , " Medine Vesikasıyla " her  kesime , inanca , cemaatlere yaşam hakkını tanımıştır , zorlamayla dine davet asla olmamıştır , dinin görevi tebliğtir , isteyen inanır isteyen inanmaz zorlama yoktur " Kafirun Süre´siylede "  açıklanmıştır . İnsanlar birbirini tekfir edeceklerine , birbirinin inancına saygı duyarak bir arada yaşayabilirler , saldırı olduğunda meşru haklar gizlidir ve kullanılır eğer öyle yaklaşımlar ve saldırılar yoksa bir arada yaşama dustürunu tavsiye eden Allah´u Ekber´dir.

 

İslam tarihinde  heterotik akımlar hep olagelmiştir , tekfircilik , aşırıcılık ve yönetim adına , iktidar olmak için , kendi aralarındaki savaşların hiçbirisinin Rabbani metodla  alakasıda yoktur. Pratikte bunu yapan  " Sünneti Seniye " olarak gösteren Allah´ın Resülüdür . Muhammedi ( S.A.W) metod çiğnenerek , ayaklar altına alınarak ,  kendi iktidarları için meydanları inletenler , insan kasapları olmuşlardır . Din adınada takiyye yaparak kendilerini haklı çıkarma yoluna başvurmuşlardır . İslam´ın temel yapısı " Vasat " yoldur günümüzdeki karşılığı ise " Muhafazakarlıktır " Mevcut olan dokuyu muhafaza ederek,  toplumla bir arada yaşayıp ,  bunun aksini yaptığınızda , ırklarınızı övdüğünüzde , ırkçılık yapıp , dilleri , kültürleri yasakladığınızda o zaman  Allah adına aldatan ve Allah´ın ayetlerini çiğneyenler olarak sizin faşistlerden bir farkınızda kalmaz  .

 

Hz. Muhammed´in  vefatı sonrası ortaya çıkan döneme bakıldığında iktidar mücadelesinde İslami bir hareket yoktur , eski Mekke Müşrik sitesindeki ailelerin islam adı altında iktidarı ele geçirme ve darbe girişimleridir . Zaten " Cemel ve Sıffin´de " bu amaçla organize edilip Ümeyye oğullarının  arka planda iktidarı ele geçirmesiyle sonuçlanmıştır . Devam eden  iktidarlarda aynı yolu benimseyip koltukları , makamları , politik erkleri için iç savaşlarda " Müslüman  müslamının " kanını dökmüştür   , Bu gibi hareketlerin " İslami Hareketle " uzaktan yakından alakaları olmamakla beraber İslama mal etmekte saflıktır ve art niyettir. İslam  referansını  Kuran´dan alır , iktidarların makamlarından asla almaz . İslam öğretisi  referansını Muhammed´i (s.aw.) metodtan alır  pratikte yaşanılanlardan .

 

Müslüman devletlerin sorunu ırkçılık , tekfircilik değildir , bilimsel , ahlaki normları , adaleti tesis etmeleridir. Zengin , fakir ayrımı yapma değildir , alın terini koruyup  ekonomik buhranlara çözüm üretmeleridir , diyanet adı altında dini tekelleştirme asla değildir dini özgür bırakıp tabi olmalarıdır , din adı altında iktidarlarını kutsama değildir ve yine Hz. Muhammed´in Medine vesikasında " Medine İslam Devleti " ibareside asla olmamıştır , mevcut olan kavramları , kendi ürettikleri manalarla ortaya atarak kavram karmaşasına yol açmışlardır . Hareketlerde bereket görüleceği yerde kasaplar türemiştir .

 

İslam peygamberinin  herkese tanıdığı haklar  günümüzde çiğnenmiştir . Irkçılık üzerine kurulan devletler  ,  yerli halkın katilleri olmuşlardır ve diyanet kurumuylada bunu savunmuşlardır . Kadını eve hapseden islami hareketler  , islam peygamberinin kadına tanıdığı ve " İlim tahsil eden mu´min ve mu´minelerin " ilahi buyruğunuda ayaklar altına alarak olmayan bir soruna yol açarak , erkek egemenliği adı altından eski arap cahiliye kültürünüde İslam " mış " gibi yansıtmışlardır . Başörtüsünü  bayraklaştıran gruplarda  tarihte Kuran sahifelerini mızraklara takan kesimin metodlarını kullanarak ,  Başörtüsünü başka mecralara yönelterek "  başları kapalı , kıçları ulu orta " bir nesil oluşturup bunuda ırkçılıkla boyayıp başörtüsünü bile kendi emelleri   için iktidara   yürümenin ve hakim olmanın takiyyesi olarak kullanmışlardır . Başörtüsü modaya dönüştürüldü , ekonomik bir pazarla cinsellik objesi olarak teşhir edildi.   Bunu yapanlarda zamanında pak islam dinini kendi emelleri için kullananlar oldu.

 

Sonuç ; İslam  ama hangi İslam ( ! ) , Din ama hangi Din ?

 

Ulema ama hangi Ulema ! .

 

Devlet ama nasıl bir devlet anayasası , çoğulculuğa dayalımı yoksa tekçiliğemi ! .

 

" İnned dîne indellahîl Îslam "

 

**

 

Tabip  Mîralay  Kavarij el - Kurdistanî

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek Belediyesinden İmar Planında Keyfi Uygulama
Siverek Belediyesinden İmar Planında Keyfi Uygulama
(GÜNCELLENDİ) Siverek'te Silahlı Kavga: 1 Ölü 2 Yaralı
(GÜNCELLENDİ) Siverek'te Silahlı Kavga: 1 Ölü 2 Yaralı