Ben ve Ölüm
MEVLÜT BAYRAKTAR

Ben ve Ölüm

Çökmekte olan gençliğimin, bir kış ayında Azrail’in sesine teslim olmuşum. Ömrümün ışıkları yarı yanıp sünmekte, loş odaların kokusu sarmış beni, aydınlatamıyorum artık, yürüyemiyorum.

Arzular, sevmeler hepsi boş artık….

Kalbimin damarlarında kan geziniyor, ne tuhaf sanki ölüm ve yaşam arasında bir Araf’tayım.

Sarıyor beni geçmişimin kirli izleri, sarmalıyor beni kırdığım kalpler, ağlattığım gözler.

Yalnızlığı tercih ediyorum, Araf’ta yalnız değilim ben.

Sonra kendimi yorgun bir savaşçı olarak görüyorum bir savaş meydanında, eli kılıç tutmuş zırhlarını giyinmiş bir savaşçı. Nice gençler ölüyor çevremde, nice komutanlar bağırıyor ‘kalkın savaşın’ diye, ölüye bile emir verenler var.

Yeşil gözlü sarı saçlı bir asker beliriyor karşımda, yüzü toz duman, zoraki yürüyor, bakışları bakışlarıma değiyor ve bana ‘ bu gencecik yaşımda sizin savaşınızda ölmek istemiyorum’ diyor.

Sonra koşuyor cenk meydanında çarpışıyor, kayboluyor. Milyonlarca gencin amaçsız savaşlarda kaybolduğu gibi

Yıllarca böyle oldu, başkaları adına ölmeler, başkaları adına öldürmeler. Hiç birbirlerini tanımayan yığınların birbirini katl edilmesi de böyle oldu.

‘Otur konuşalım, tartışalım’ denmeden savaş meydanlarında cenge düşen gençler.

Kim suçlu kim haklı bakılmadan… Ölenler, öldürenler

Nedense hep öfke dolu içimiz, arayamıyoruz iyiliği güzelliği. Oysaki herkeste bir iyilik cevheri var, dost olunabilecek bir cevher.

Ve ben savaş meydanında yorgun bir savaşçı.

Odamın loş ışıkları yanıp sönüyor

Azrail’in nefesini duyuyorum… Ensemde geziniyor.

Acıyı kutsayanlar var, acı üzerinden geçinenler ve insanlara acıyı tattırıp kendileri mutlu olanlar var dünyamda.

Biz hep saf olduk, saflığımla insanları kırdık, saflığımızla kandırıldık, hep başkalarını kendimiz gibi gördükçe savaş meydanında yalnız kaldık, hep yürü diyenler Uhud dağının arkasından nasıl kaçtıklarını gördük.

Artık savaşları barışlarla bitirme zamanı, herkesin kendi evinde ölme zamanı. Onun için ben kılıcımı bırakıyor ve ışıkları yanıp sünen evime geçiyorum.

Artık savaşmayacağım! Bilginiz olsun. Beni soracak olan olursa, ben evimde ölümü bekliyor olacağım. Ölüm beni beklemiyor olacak.

Ben acıyı, acı beni biliyor, kırdığım kalpler her gün beni soruyor.

Yeni bir sayfa yeni bir başlangıç desem de, ölüm ensemde gezinip duruyor. Ölüm bir misafir gibi gelip usulca yanaştığı zaman, kalp gözleriniz açılıyor, buyur ediyorsunuz. Korkmuyorsunuz, endişelenmiyorsunuz nefesinizde geziniyor ölüm, nasıl korkarsınız?

Her gün olan şey değimli, her gün kaç kişiyi gömüyoruz, haberdarmısınız? Hep kendimizi avutuyoruz ‘o öldü’ diyoruz, bir gün ‘O’ kişinin bizimde olacağımız kesin.

Ölümler dolaşıyor, çiğ tutmuş yüzüme, bir kış akşamının loş ışıklı evimde

Çökmekte olan gençliğimin kışında buyurgan ediyorum ölümü.

Hoş geldin ölüm

Mevlüt Bayraktar

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
İhtiyaç Sahibi Öğrencilere Kırtasiye Yardımı
Siverek'te Yangın Korkuttu
Siverek'te Yangın Korkuttu