ERDEM FARE YEMEKTİR
Süleyman Tunç

ERDEM FARE YEMEKTİR

İtibar onur şeref ve manevi değerlerin önemsendiği kişinin kadir ve kıymetinin mal mülk ve saltanatla ölçülmediği bir zamanda, köyün birinde adıyla şansıyla değil garibanlığıyla ön salmış Kasım adında bir adam yaşarmış.

 
Kasım’ın geleni gideni hiç eksik olmazmış, yolda kalana yardım eder açların karnini doyurur, İnsana insan olduğu için değer verirmiş.


Evine uğrayıp giden herkes Kasım’ın mertliğinden değerlere olan saygısından ve insan onur ve haysiyetine gösterdiği hassasiyetten bahseder ve methini verirlermiş.


Yine günlerden bir gün evinde misafir olup giden bir yolcu konakladığı handa başlamış
Kasım’ı methetmeye, iyilik ve hoşgörüsünü anlatmaya.


Bir insan o kadar mı anlayışlı olur, o kadar mı alçak gönüllü olur, o kadar mı mert, o kadar mı onurlu olur diye anlata anlata bitirememiş.


Derken kendinden emin kendi bölgesinde hatırı sayılır Abidin adında bir adam da bilmem kaçıncı kezdir ki bu güzel methiyelere şahit olmuş ki ilk başlarda duyulan saygı meraka daha sonra kıskançlığa dönüşmüş kendisinde.


Kendini tutamayıp sormuş adamlara ‘bu adam çok mu erdemli çok mu hassas insana çok mu değer veriyor insan onurunu ve haysiyetini çok mu düşünür’ diye sormuş.


Sorduğu herkesten tüm sorulara gayet emin bir şekilde ‘evet’ cevabini almış


Derken Abidin nefsine yenik düşmüş ve Kasım’ı test etmeyi kafasına koymuş

 
’Ben ne yapıp etmeliyim ki. Kasım’ın bu değeri hak etmediğini insanlara göstermeliyim’ deyip kafasında cin bir plan hazırlamış.


Elçiler gönderip Kasım’ı eş ve dostuyla beraber yemeğe davet etmiş, Kasım’ın adına şanına ve kıymetine layık bir ziyafet hazırlamış, civar köylerden de ne kadar hatırı sayılır kişi varsa onları da yemeğe davet edip âdete herkesi şahit tutmak istemiş.


Koçlar kesilmiş yemekler hazırlanmış yüzlerce insanin hazır bulunduğu ziyafette her şeyden habersiz Kasım’da davete icabet anlayışıyla hazır bulunmuş.


Koca koca ikram tepsileri taşınmış bir bir dizdirilmiş ve her bir tepsinin ortasına da bir koç kafası konulmuş (ki bu kesilen koç sayısına da işarettir ve yemeğe çağrılanlara verilen değerdir ve aynı zaman da onu re etme göstergesidir)


Davetliler sofraya buyur edilmiş.


Başlamışlar yemekleri yemeye, bizim Kasım’da bir iki kaşıktan sonra, birde ne görsün pirinç tabağında farekuyruğu. ‘Aman Allah’ım’ demiş ‘bu fareyi kimse görmemeli bu kadar misafiri olan bir insan utandırılmamalı küçük düşürülmemeli’


Garibim Kasım bunu düşünürken, ev sahibi Abidin onu göz ucuyla süzüp ne yapacağını nasıl davranacağını merakla beklemiş.

 
İnsan onur ve haysiyetini itibar ve şerefini her şeyin üstünde gören Kasım ‘Bunu ortadan kaldırmalıyım’ demiş


Ve kocaman bir yufka ekmek parçasını farenin olduğu pirincin üstüne atıp lokmayı ağzına götürmüş başlamış cirk cirk diye çiğnemeye ve hiç kimseye hiçbir şey belli ettirmeden fareyi yutmuş ev sahibi Abidin manzara karşısında ter içinde kalmış, sınamaya çalıştığı kişinin karşısında kendini küçük bir çocuk gibi hissetmiş.

 
Her şeyden habersiz misafirler yemeğini doyasıya yemiş kenara çekilmişler, koca yürekli erdemli insanlık abidesi gariban Kasım’da hiçbir şey görmemiş fareyi yememiş gibi yemeğini sonuna kadar yiyip Allah’a şükür ev sahibine de teşekkür edip geri çekilmiş 


Dedik ya ev sahibi Abidin âdete enkaz neye uğradığını bilmez şekilde kendisine bir hallerin olduğunu sezen misafirlerine hitaben, “Ey Değerli misafirler hepinizin teşrifinden dolayı teşekkür ederim Allah hepinizden razı olsun, davetimin asil sebebi kibrimdi, benden daha fazla onu re edilen bir kişinin ismini duymaktan artik bıkmıştım ve o, onu re edilen kişinin aslında o değeri hak etmediğini hepinizi şahit etmek için böyle bir ziyafet verdim, işte o kişi’ deyip bizim Kasım’ın yanına gider. “Ben bu şahsın adını namını duymaktan bıkmıştım. Ve sizlerin bu adama verdiğiniz değeri bu adamın hak etmediği düşündüm ve gördüğünüz bu ziyafeti tertipledim, bu sahsın pirinç tabağının içine bir fare koydum, fareyi görüp çekilsin yemeği yemeyip beni hepinizin içinde küçük düşürsün diye plan yaptım ve bekledim. Aha gördüğünüz bu adam beni sizin yanınızda küçük düşürüp utandırmamak için onurumu ve şerefimi kırmamak için tabağındaki fareyi bir lokmada yedi. Siz bu adamı az tanımış az anlatmışsınız. Bu adam hepinizin şahitliğinde beni küçük düşürmeyerek en büyük, büyüklüğü yapmıştır  Bana onur ve değer vererek onurun en büyük örneğini göstermiştir. Siz değerli misafirlerimin huzurunda bu sahsın önünde saygıyla eğiliyorum ve müsaadesiyle” deyip Kasım’ın eline eğilir.  

 

Kasım’ın tüm çabasına rağmen Kasım’ın elinden öper.


Hem Abidin’in, hem de Kasım’ın gözleri dolar. Tüm misafirler neye uğradığına şaşırmışlardı ama hepsinin yüzünde bir tebessüm belirdi.


Kazanan insan onuruydu.

 
Kazanan değerler ve hassasiyetlere duyulan saygıydı.


Kazanan her ikisiydi birinin erdemi diğerinin itiraf Edebilme erdemiydi.

 
Evet, insan onurunu inciten her davranış insanlığın değer kaybıdır.


Bir insana yapılabilinecek en büyük zulüm eziyet ve işkencenin ötesinde onur kırıcı davranmaktır,


Törpülediniz her onur insanlığın tükenişidir.


Düşman bildiğin bir insani onursuzlaştıracağım diye, yaptığın onur kırıcı her davranış aslında kendi onuruna verdiğin değerdir.


Kötü ile iyiyi ayıran şey,  bir durum karşısında gösterilen davranış farklılığıdır.

 
Bizleri yanlışın karşısında güçlendirecek tek şey ilkeli davranmaktır.


Dünyanın neresinde olunursa olunsun dinler ideolojiler felsefeler ve Kültürler ötesinde evrensel değerler vardır ki bu evrensel değerlerin temelinde insanin sırf insan oluşundan dolayı onur Mukaddesatlığı vardır.


Bu mukaddesatlığa karşı yapılan herhangi bir ihlali, O dinin o ideolojinin, o felsefenin ve o kültürün değerleri, ilkeleri ve hukuku af edip aklasa da, evrensel kutsiyet asla af etmeyecektir.


Her şeyi bir ahenk içinde yaratan Allah hiçbir özneyi hiçbir nesneyi birbirinden bağımsız yaratmamıştır,


Tıpkı bir vücudun bütünlüğü gibi.
Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir gücün herhangi bir insan yada insan topluluğuna karşı onur kırıcı davranışlarını insan onurunun kutsallığı gereği doğru bulmuyor hiçbir şekilde gerekçelendirmiyor ve hiçbir şekilde kabul etmiyor ve unutmuyorum.


İstemeyerek ilave ediyorum ki ‘İnsan onuruna yönelik yapılanları, herhangi bir onur kırıcı davranışı, gerekçelendirerek aklayanlar evrensel bütünlük gereği o davranışlara maruz kalmalarını dilemek ve istemektir diyecek olsam da, yinede demiyorum.


İnsan onuru kutsaldır, hem de her şeyin üstündedir. Hatta ve hatta yaşama hakkının bile üstündedir.


Ve Allah insani insan onurundan haberdar insanlarla hasretsin diyorum.

 

Süleyman Tunç

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
ASIL HEDEF ERDOĞAN!
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler
Fettahlı'dan Siverek İçin Önemli Talepler