Geçmişe Bakınca Anlıyor İnsan
MEVLÜT BAYRAKTAR

Geçmişe Bakınca Anlıyor İnsan

Reklam

Hayat su gibi akıyor…

Geriye acı, keder ve anılar kalıyor

Aslında biz dünyanın ortasında duruyoruz desek de

Hayat bildiği gibi akıyor

Gençlik çınarımızdan, sonbahar yaprakları düşüyor.

 

Hec Xıdır köprüsüne daldı gözlerim

Nice sular akmış, ayakları bastonlu köprünün altından

Gölgelendiğim Kanlıkuyu ağacındaki koca ağacın altında

Nice kor yürekli insanlar durmuştur

Nice gerçeklere şahittir bu ağaç.

 

Hayat su gibi akıyor ya

İnsanda akıyor sonuna doğru

Dün çocuktuk bugün büyük

Yarın yaşlı, öbür gün bir ölü…

 

Çocukluğumun kapılarını aralamak istiyorum

Elimi uzatıp tutmak

Bir kenarından yakalayıp yine yaşamak…

 

Ne güzel oynardık yaşıtlarımızla

Köyün dar sokaklarında şen şaksak gecelerimiz vardı

Avucumuzda hep tuttuğumuz güzel umutlarla

Gülüşlerimiz gecenin kapkaranlık sessizliğini yırtardı.

 

Hele hiç unutmam ne kadarda severdim Siverek ekmeğini

Nanı Suk derdik

Ne güzel bir tadı vardı bizim için, elimize aldığımızda ne büyük bir mutluluk

Nanı sukı (Çarşı ekmeği) belki haftada yâda ayda bir görürdük ama

Yediğimizde dünyalar bizim olurdu.

 

At arabasıyla giderdi babam şehre

Gitmeden önce güzel bir tıraş olur, daha sonra hiç yanından ayırmadığı cep aynasına bakar

Ve bıyıklarını düzeltirdi

Sekiz kaşeli şapkasını takar ve bana ‘ Torê Suk’ra çiçî bîyar’ (sana şehirden ne getireyim? derdi)

İlk aklıma gelen ‘Nanê Suk û şekero nahakin’ (Çarşı ekmeği ile nohutlu şeker) derdim

Sonra beklemeye koyulurduk

Baba ne zaman gelecek diye

Dam çıkar ‘yarme’ dediğimiz yerden babımın at arabası ne zaman çıkacak diye merakla beklerdik

80’lı yıllardan kalmış eski dürbünle yolu hep beklerdim, ‘yarmeden’ bir at arabası çıktığında, heyecanım bir kat daha artar babamın gelişini dört gözle beklerdim.

Bazen erken gelir bazen geç, bazen gece karanlık olur gelirdi ama gelirdi…

Hiçbir zaman gözlerimi yarı yolda bırakmadı,

Ne zaman geldiyse en büyük hediye olan çarşı ekmeğini unutmazdı.

 

Sonra bir güneş gibi doğardı babam, at arabası üzerinde bir saate kadar yol almıştı,

Hele hele kış günlerinde eve gelene kadar üşürdü,

Elleri tutmazdı, atın semeresinin ipini tuta tuta üşürdü elleri

At arabasını ailece karşılardık, hemen tezekten soba tutuşturulur

Başköşeye oturtulurdu.

Ben ise at arabasında ne var ne yok onları yoklardım.

Babam cebine koyduğu nohutlu şekerleri anneme verir

Annemde herkese eşit şekilde dağıtırdı

Daha sonra arta kalanı da gelin olduğu zamanda alınmış ceviz ağacından yapılmış sandıkta saklardı.

 

Çarşı ekmeğimi o özene bezene yarın ki sabah kahvaltısında yenmek üzere saklanırdı

Ekmek geldiğinde yarın kahvaltıda çay ile çarşı ekmeği garanti olurdu

Ben ise bayramlık elbisesini giyecek çocuk gibi

Akşamdan sabahı beklerdim

En büyük mutluluktu kahvaltıda çay ile çarşı ekmeğini yemek…

 

Ne güzeldi o günler ve ne güzeldi o heyecan

Kaldı mı ki böyle şeyler?

Kaldı mı o tertemiz mutluluklar?

İşte ben öyle bir mutluluğu özlüyorum

Akıp giden sular gibi ben artık o mutluluğa el salıyorum,

Çünkü artık gelemez o günler, gelmez o heyecan

Hayat su gibi akarken

Biz yalnızca seyrediyoruz

 

Mevlüt Bayraktar

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Minik Elif Muay Thai Türkiye Şampiyonu
Minik Elif Muay Thai Türkiye Şampiyonu
Siverek'te Necmettin Yılmaz İçin Gıyabi Cenaze Namazı Kılındı
Siverek'te Necmettin Yılmaz İçin Gıyabi Cenaze Namazı Kılındı