DEMOKRİTOS YA DA DEMİRTAŞ
Kafur TAYAR

DEMOKRİTOS YA DA DEMİRTAŞ

Kim Korkar Provokasyondan!

 

Demokritos sofrasına gelen incirleri yerken bir bal kokusu almış ve hemen bir araştırmadır başlamış kafasında, o güne dek incirlerinden almadığı bu koku nerden gelebilir diye.

Merakını gidermek için kalkmış sofradan, incirlerin toplandığı yeri görmeye gitmek istemiş. Sofradan niçin kalktığını anlayan hizmetçi kadın gülmüş: “Boşuna zaman kaybetmeyin, demiş; incirleri bal çanağına koymuştum toplarken”.

 

Demokritos'un canı sıkılmış bu araştırma fırsatını kaçırdığı, bir merak konusu elinden alındığı için. “Hadi be sen de”, demiş hizmetçi kadına, “Keyfimi kaçırdın; ama ben yine de bal kokusu incirde kendiliğinden varmış gibi nedenini araştıracağım”.

 

Şimdi sorarlar adama, sen bal kokusunun nerden geldiğini biliyorsun, neden vaktini ve enerjini böyle boş bir araştırmayla harcıyorsun? Sonunda bir kazanç umudu olmaksızın, seve seve böyle bir maceranın ardına düşüyorsun? Madem sende araştırma, inceleme ruhu var, bir şeyler üretme isteği var neden insanlık yararına çalışmıyorsun?

 

Şimdi Demokritos ile Demirtaş arasında ne fark var? Farkı, biri kendisini provoke ediyor diğeri ise halkı.

 

Şimdi seçmen sormaz mı Demirtaş’a. Sen bu kadar oy aldın, 80 milletvekili çıkardın. Ülkenin bu kadar sorunu varken, Kürt’lerin birikmiş bunca problemi dururken “ Seni başkan yaptırmayacağız” takıntısının peşine düşüp bunca güveni, bunca oyu boşa çıkardın. Bunca beklentiyi, bunca umudu beş paralık bir ihtirasa harcadı. Seçmenini hayal kırıklığına uğrattın. 

Sen ne yaptın! Peşinden bu kadar genç umudu, taze fidanı sürükleyip kalktın macera aradın. Şimdi avazın çıktığı kadar bağırıyorsun; kimse kulağını açıp seni dinlemiyor. Sokaklara çıkmıyor, artık provoke olmuyor.     

 

AK Parti ile işbirliği yapıp ülkenin kaderine şekil vermek varken, bu fırsatı kaçırdın; bu kangren olan yaraya çözüm bulmak dururken insanları sokağa çağırdın, evlere ateş düşürdün.

İnsanlar sana güvendi, sana oy verdi, sana şans tanıdı. Sen ne yaptın! Sana olan güveni boşa çıkarttın. Hendek kazıdın. Kürt şehirlerinin su şebekesini, kanalizasyon altı yapısını yenileseydin ya! İki damla yağmur yağdığında evleri, işyerleri su götürüyor.

 

Sen ne yaptın! Gittin Kandil’den emir aldın. Kürt şehirlerinde savaş başlattın; taş üstünde taş bırakmadın. İnsanlar evlerine aylarca bir lokma ekmek götüremediler. İşsizliğe, açlığa, yoksulluğa savaş açman gerekiyorken.

 

Kürt gençleri ölürken sen ne yaptın? Aldın eline sazı, çaldın ağustos böceği misali.

Sen ne yaptın! Suni bir güce taptın, ona sırtını dayandın. Gittin Türk solunun ipiyle kuyuya atladın. Belli ki kuyudan bir Yusuf olarak çıkmaktı muradın. Ama bir şeyi hesaba katmadın. Duası seninle beraber değildi Yakupların!

 

Sen ne yaptın! Kalktın insanları provoke ettin, sokağa çağırdın. 6-7 Ekim’de onca gencin canına kıydın, anaların yüreğine ateş saldın. Şehirleri ateş altında bıraktın, yaktın kül ettin.

Sen ne yaptın! Belediyelerine hizmet ürettirmen gerekirken gittin onları kayyuma kaptırdın.

Sen ne yaptın! Kan kaybettikçe saldırganlaştın ve en sonunda kendini tutuklattın.

Ey Demirtaş sen ne yaptın böyle? !

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şanlıurfa'da Arazi Anlaşmazlığı: 2 Ölü
Şanlıurfa'da Arazi Anlaşmazlığı: 2 Ölü
Siverek'te Okullar Arası Anlamlı Yardımlaşma
Siverek'te Okullar Arası Anlamlı Yardımlaşma