O Çocuklar da Bizden!
Ramazan Çetiner

O Çocuklar da Bizden!

Olay: “Çok değil. Daha birkaç hafta önce bir gencimizin uyuşturucuya bulaştığı için kaybettiklerini, yıkılan dünyasını, gördüğü eziyeti, dışlanışını, günahkâr edilişini gördüm. Müdahale etmek istedim. Bastonum vardı yanımda. Kendimi Süleyman sanıp asayı yere çaldım. Pür dikkat kesildi topluluk, bana. Sonra birebir iletişimler kurdum orda bulunan farklı roller ile. Ve aslında temel sorunun iletişimsizlik olduğunu, kontrolsüz hareketlilik olduğunu fark ettim.”

 

Ve uyuşturucuya düşen gençleri dinlediğimde, onların sigara içenlerden bir farklarının olmadığını gördüm. “Sigara ile uyuşturucu bir mi şimdi hoca?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, öyledir. Bütün alışkanlıklar hazza hitap eder. Ve teslim olduysak hazza kan bile bağımlılık yapar. Bu sebeple alışkanlıklara karşı farkındalık oluşturulmalı. Ve bu vakalarla karşılaşıldığında onlarla nasıl iletişim kurulacağına önemle dikkat etmek gerekir.

 

Toplum olarak bir suça, illete bulaşmış olana nasıl yaklaşıyoruz sizce?

 

Önce bileniyoruz. Haber ediyoruz. Galeyana getiriyoruz kendimizi. Saldırıyor, linç ediyoruz kurbanlarımızı... Bir sunak suretini alan kurbanlarımız. Kim bunlar ve ne istiyoruz bunlardan? Ne kadar tanıyoruz onları? Ne zaman dinledik, dertleştik onlarla? Yapmıyoruz... Kazanmak istemiyoruz. Bir gün ışığı olma ihtimali varsa da o karanlık dünyalarına kapatıyoruz günü. Almıyoruz aramıza...

 

İnsanız... İnsan olduğumuzdan sosyal yaşamı temellendirdik ilk insandan bu yana. Habil'le Kabil'i kavgaya tutuşturan o mücadele ve ölüm... Ve kin ve nefret. Zalim olmayı, ezmeyi seçtik hep. "Öldürmeyeceksin!" derken bütün ilahi kaynaklarda ilah; tıkadık kulaklarımızı, sağıra oynadık. Zulmü gördüğümüzde sustuk, bakmadık. Unuttuk zulme karşı konuşmayı... “Ayranımız dökülmesin”den bugünlere geldik böylece... Ne güzel ne mutlu bize. Aferin bize! Biz, büyükler olarak ne yaptık gençlerimiz için? Hangisine söz hakkı verdik? Bence hiçbir şey yapmadık. Ve onları saldık izbelere...

 

Gençlerimizi yitiriyoruz hanımlar, beyler! Onları bir daha kurtaramayacak kadar teslim ediyoruz karanlığa... Uyuşuyor çocuklarımız, uyuşturuyorlar adını duymadığınız zehirlerle. Müdahale etmiyor, “etmiş rahatlığı” ile davranıyoruz. Onların elini tutmuyoruz. "Bir insanı kurtarmak" da bütün insanlığı kurtarmak sayılmaz mı? Öldürmek sayılıyorsa kurtarmak da sayılabilmeli...

 

Gençlerimizi uyuşturucu belasından korumalıyız. Onları aydınlanmış, yolunu bilen, hedefine odaklanmış göreve hazır bireyler kılmalıyız. Ve bu yüzden küçük kademelerden büyük makamlara, üst kademelerden esnaf dükkânlarına elimizi bu taşın altına koymalıyız. Ve bize dokunmayan bu zararlı mikrop ve mikroplara sessiz kalmamalıyız. Kapımız dışında olana sessiz kalmak, bizi "bizden" eder.

 

Genç neslimizi koruyacağımız o güzel mücadeleye davet ediyorum sizleri... Onlara anlayışla, muhabbetle yaklaşın. Size güvenebilsinler. Hırpalamayın, küçümsemeyin onları. Onlar, pırıl pırıl gençler. Onları uyuşturucu batağından kurtarmalıyız. Onları kurtarmak hepimizin boyun borcu olmalı.

 

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum...

 

 

Şair Ramazan Çetiner

Kasım 2017, Gelibolu

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek’te Zihinsel Engelli Öğrenciler Hem Eğlendi Hem Eğlendirdi
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup
Siverek'li Öğrencilerden Şehit Annesine Mektup