Advert
Advert
BİR 28 ŞUBAT HATIRASI 2
MEVLÜT BAYRAKTAR

BİR 28 ŞUBAT HATIRASI 2

Reklam

İlkyazım ne zorluklarla aldığımız tefsir çalışmaları özerindeydi.

Bu yazımda 28 Şubat’ın bizde nasıl his edildiğini ve bu his edilmesinden dolayı bu kitapların başına gelenleri yazacağım.

28 Şubat’ın yaşanması ile beraber tüm ülkede olduğu gibi Siverek’te de soğuk rüzgârlar esmeye başlamış, birçok önder denen insan ya tutuklanmış yâda bir kenara kaçmıştı.

Müslüman olmak, hele, hele bilinçli Müslüman olmak büyük bir suç olarak görülüyordu. Köyde çalışmalarımızdan rahatsız olan birçok kişi için ise bu olayların olası sevindirtmişti

Bir yıkım başlamıştı âdete, dava adamları ağaçtan düşen dutlar gibi dökülüyor ve gittikleri cemaat ve ortamları tanımaz oluyorlardı.

Daha önce ibadet ve sakallarından öve, öve bitiremeyenler bir, iki gün içerisinde sinek tıraşı olmuş ve artık ibadetlerinden bahs etmez olmuşlardı.

Evdeki özene bezene alınan kitaplar, tefsirler ve hatta Kur’an ı Kerim nüshaları bir gecede çöplere atılmıştı. İnsanların gözleri öyle korkutulmuştu ki kitaba yaklaşılmaz olmuştu.

Kimin evinde kitap ve dergi yakalanıyordu ise adeta çok büyük bir silah yakalanmış gibi yargılanıyordu

Biraz medya, biraz dedikodu gazeteleri ortalığa galeyana getirmeye başlamıştı

Ben o zaman 17,18 yaşlarındaydım ev kitap doluydu ve babam huysuzlanmaya başlamış, bu kitapları en kısa zamanda evden çıkarmamı istemişti

Elim kitaplardan olmuyordu. O kadar emekle aldığımız kitapları ben nasıl yok edebilirdim?

Birçok kişi ve hatta arkadaşlar dahi tüm kitapları yakma taraftarıydı, ama ben kabul etmiyordum

Bazı köylüler ve arkadaşlar “ bakın” diyorlardı “ sizler birer çobansınız, bu kadar kitap ve tefsir sizde ele geçse direk sizler örgütten sayılacak ve hapsi boylayacaksınız. Her yerde ihbarlar oluyor, eğer size de ihbar olsa (ki her an basılmayı bekliyorduk) kurtuluşunuz olmaz.

Bizim arkadaş ortamında da kopmalar olmaya başlamıştı, birçok kişi selam dahi vermez olmuştu

Birkaç kişi kalmıştık

Oturduk ve son kararı vermeye çalıştık

Son günlerimizin gündemi yalnızca eldeki kitap ve tefsirleri ne yapalım?

Yine birçok kişi “ yakıp kurtulalım” diyordu “ ortam sakinleşince yine alırız”

Ama o kadar emekle aldığımız kitapları bir kibrit çöpü ile yakmak vicdanıma sığmıyordu.

Ve nihayet bir ağabeymizden çok güzel bir tavsiye çıkmıştı, buna göre; şehirden alacağımız kalın naylon bidonların içine kitapları sıkıştırıp yerin altına gömecektik.

Hemen diğer gün şehre gidip iki tane naylon bidon alarak köye gelmiştik.

Raflarda sergilediğimiz tüm kitapları bahçeye taşımız ve bahçenin belirli iki yerine o bidonların saklanacağı şekilde çukurlar kazmıştık.

Ve o bidonların içine kitap ve tefsirleri yerleştirdik. Kapaklarını iç lastikleri ile sıkı, sıkı kapattık ve bize yol gösteren, bizi aydınlatan tüm kitaplarımız, tefsirlerimizi, Kur’an ı Kerimlerimizi yerin altına gümdük

Herkes rahattı artık, suç unsuru olan tüm kitaplardan kurtulmuştuk! Ne garipti adeta tekrardan 1923 ler yaşanıyordu, İslami ne varsa suç olan bir dönem

28 Şubat Siverek’te ilk başlarda çetin geçmesine rağmen daha sonraları yumuşadı, insanlar özerinde ki baskılar düşündüğümüzden az oldu. Ara sıra yapılan operasyonlar ve tutuklamalar haricinde çok sıkı geçmiyordu.

Kitaplarımız 5 aya yakın yerin altında kaldı ve yavaş, yavaş ortalık sakinleşmeye başlamıştı, arkadaşlarımızla toplandık ve kitaplarımızı yerin altından çıkarmaya karar vermiştik ve hemen karar verir vermez kazma kürek alarak çıkarmaya başladık.

Bir, bir bidonları çıkardık ve sonra sıkı, sıkı bağladığımızı sandığımız kapakları açtığımızda şok olmuştuk.

Sıkı, sıkı bağladığımızı sandığımız kapakların narasından içeriye su sızmış ve tüm kitaplarımız ıslanıp, küf olmuştu

Hepimiz olduğumuz yere çükmüş ne yapacağımızı şaşırmıştık, çünkü gözümüz gibi sevdiğimiz tüm kitaplar ıslanmış ve küf olmuştu, öyle bir küf ki kokusu metrelerce uzağa gidiyordu. Bizim en çok üzüldüğümüz o kadar emek ve cefa ile satın aldığımız ettefsiril hadis in küflenmesiydi

Daha sonra kitapları damların özerinde kurutmaya karar verdik, hangilerini kurtarsak kardır dedik ve kitapları bir ağabeyimizin evinin damına çıkardık, dam topraklıydı ve güneşte parlıyordu bir iki gün içerisinde de birçok kitabın kuruyacağını tahmin ettik.

Uzun uğraşlar sonucunda kitapları kurumaya bıraktık ve herkes evine çekilmişti. Olacak ya, o koca 28 Şubat içerisinde köyümüze geniş kapsamlı bir baskın düzenlenmemişti ve kitapları damın özerine kurumaya bıraktığımızın gecenin sabahında azan vakti askerlerin köyün çevresini sardığı haberi yayıldı ve gerçekten sabah kızıllığı aydınlandığında tüm köyün çevresinin sarıldığını ve tüm evlere teker, teker arama yapıldığını gördük.

İlk defa o kadar korktuğumu hatırlıyorum, çünkü yüzlerce ıslanmış kitap damın özerinde kurumaya bırakılmıştı, dam bembeyaz görünüyordu kitaplardan. Oraya yetiştiklerinde kolayca görünecek ve bizim bu kitapları buraya koyduğumuzu kolayca öğreneceklerdi.

Çaresiz şekilde içeri girdim, sonradan öğrendim ki o bütün kitapları bir ağabeymiz ve eşi sürüne, sürüne tüm kitapları bir çuvala koymuş ve bir samanlıkta saklamışlardı.

Tüm köy arama yapılmış ama o kitaplar bulunmamıştı

Kitaplar ise büyük bir bölümü kullanılamaz hale gelmişti.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
PKK 23 yaşındaki öğretmeni Şehit etti
Valiler Kararnamesinde Şanlıurfa Valisi değişti
Valiler Kararnamesinde Şanlıurfa Valisi değişti