ZOR YAŞAMLAR VE BU ZOR YAŞAMLARA ORTAK OLMUŞ BİR HAYAT
MEVLÜT BAYRAKTAR

ZOR YAŞAMLAR VE BU ZOR YAŞAMLARA ORTAK OLMUŞ BİR HAYAT

Siverek’in en modern caddesi diyebileceğimiz Hürriyet caddesinde yürüyen bir insan gelişmiş ve mutlu bir ortam görecektir. Koca koca dükkânlar, süslü püslü aksesuar dükkânları giyim mağazaları, bankalar. Hayat sanki orada atıyor ve orada yaşanıyormuş gibi.

 

 

Çok uzak değil hemen Hürriyet caddesinin yüz metre uzağındaki Camikebir mahallesinin o eski evlerinde hızlı akan modern hayatın tersi, sefalet, aç, evsiz barksız acı dolu hayatlar yaşanıyor.

 

Kimi kast ettiğimi beklide birçok okuyucu tahmin etmiştir ve o eki evlerde yaşanan hayatları görenler de hemen içimdeki kopan sızıyı da fark etmişlerdir.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse bende birkaç gün önce böyle hayatların şehrin merkezinde yaşandığını bilmiyordum. Bu dram dolu hayatları, acı yaşantıları çeken Suriye iç savaşından kaçıp Siverek’e sığınan Suriyeli kardeşlerimizin acı dolu yaşamlarıdır ve maalesef aylardır gözlerimizin önünde cereyan eden bu acı dolu hayatlara ben kaç gün öncesindendir tanık oldum.

 

Bizler Suriyeli deyince sokaklarda el açan ve dilenen insanlar olarak biliyoruz, her saat başı işyerlerine dadanan, sokaklarda el açıp insanlardan para dilenen insanlar olarak biliyoruz. Ama şehrin o karanlık dünyasında onurları ile hayatta tutunmaya çalışan, namusları ve şerefleri için yaşayıp aç kalmaya katlanan yüzlerce aile ve insanlar olduğuna tanık oldum

 

Ben burada o dilenen ihtiyaç sahipleri insanları kötülemiyorum, Allah onlara merhamet etsin ve hiç kimsenin ülkesine savaş gibi bir musibeti göstermesin. O dilenenler mecbur kaldıkları ve hayatta tutunmaya çalıştıkları için dilendiklerini bilmeli ve ayıplamamalıyız

 

Ben asıl konuma dönmek istiyorum onurlu duruşları ve acılı hayatları ile beni derinden etkileyen ve bunları görmeme vesile olan değerli gazeteci ve iş arkadaşım Şükrü Dolaş oldu.

 

Kaç aydır Belediye binasına gidip geldiğim ve çevrede gezindiğim halde acılı hayatlara tanık olmadım, ta usta gazeteci Dolaş’ın bana “ Suriye’den bir ailenin geldiğini ve bazı eşya ve gereçlere ihtiyaçlarının olduğunu” söyleyene kadar.

 

Bunun üzerine bende nazımın geçtiği ailelere ve kişilerden toplayabildiğim kadarı ile bazı gıda ve eşyaları toplayıp o ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırdık. Dramlı hayatları o zaman gördüm ve Siverek’in aslında Hürriyet caddesinde akan hayattan ibaret olmadığını anladım.

 

Camikebir mahallesinin o yıkık dökük evlerinde artık insanların yaşamasına söyle dursun birkaç saat oralarda oturmak dahi bizim için imkânsız olan o evlerde Suriye’nin bolluğundan kaçıp işte bu sefaleti yaşıyorlar

 

Evini ziyaret ettiğimiz ve yardım ulaştırdığımız dokuz nüfuslu bir aileydi. Bu ailenin başında anneleri duruyordu babaları ise Suriye’nin kirli savaşında hayatından olmuştu.

 

Bu aile, aile reislerini orada ölü bırakarak yanlarına üst ve başlarındaki elbiselerden başka hiçbir şey alamadan kaçmışlardı

Çocukların annelerindeki o dirayeti ve çocuklarının üzerindeki bekçiliğini, yokluk içerisindeki hayatları görünce, o zaman içimden bir hançer yediğimi zan ettim.

 

Hani acıyı his edersiniz ama anlatamazsınız ya,  hani acı çekersiniz ama çevre anlamasın dersiniz ya işte ben bunu his ettim.

 

Hele hele o evin küçük kızının “babamı neden orada bıraktık” söylemi yok mu, işte insanı derinden vuran sözlerdi onlar. “Baba gelmeyecek, baba artık sana şeker almayacak” kim bunu ona söyleyebilirdi?

 

Eşyaları bırakıp cadde ortasında o eski evlere ve Şükrü Dolaş abinin çevresini saran Suriyeli insanlara baktım. Günlerdir Dolaş’ın devamlı üzüntülü olmasını ve içinden çektiği acıları his ettim. Çünkü Şükrü abi aylardır bu insanların acıları ile acı çekiyor ve dertlerine derman olmaya çalışıyordu.

 

Suriyelileri suda boğulan insanlar, Şükrü abiyi de onları boğulmaktan kurtarmaya çalışan yüzme bilmeyen bir insan olarak canlandırdım gözlerimin önünde. Yüzme bilmediği halde suya atlamış ve o insanları kurtarmak için can havli ile çırpınan bir insan..

 

Tanık olmuşuzdur Şükrü abinin cebinde bazen sigara parası olmadığı halde gidip borç ederek onlara yardıma koştuğunu, evinde bir şey olmadığı halde cebindeki son parası ile yetim bir çocuğa ayakkabı aldığını. Suriyelilere yaptığı yardımlardan dolay cebinde beş kuruş kalmadığını, oğlunun ondan para istediği ama mahcup bir ses ile kendisinde para olmadığını iş yerinde tanık olmuşuz

 

Hele hele 13 yaşlarında bir kızın kendisinden televizyon istediğini, hem de ısrarla getirmesini söylediğini, ama elinde imkân olmadığını, o küçük kızın istekleri karşısında dolan gözlerini görünce bende usta gazetecinin neler çektiğini anladım

 

Dram dolu hayatları yaşamak var, bu hayatlara ortak olmak var. İşte Şükrü Dolaş abimiz onlarca kişinin yaşadığı bu dramlı hayatlara ortak oluyor.

 

Bu onurlu ve yardım severliğinden dolayı Şükrü abimizi tebrik ediyorum

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Öğretmen Servisi Kaza Yaptı: 10 Yaralı
Öğretmen Servisi Kaza Yaptı: 10 Yaralı
Motosiklette Koyun Var
Motosiklette Koyun Var